Vergi
Mevzuatı, Tebliğler ve Yeni VDDK Kararı Işığında İnceleme
Özet
Sosyal güvenlik primlerinin gelir ve kurumlar vergisi
matrahının tespitinde gider olarak dikkate alınıp alınamayacağı hususu, uzun
süredir tahakkuk ve ödeme kavramları etrafında tartışılmaktadır. Mevzuatta açık
hükümler bulunmasına rağmen, uygulamada özellikle primlerin ertelenmesi,
yapılandırılması veya fiilen ödenememesi durumlarında gider yazma hakkının kapsamı
tartışma konusu olmaya devam etmektedir. Bu çalışmada, 193 sayılı Gelir Vergisi
Kanunu, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile 174
Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliği birlikte ele alınmakta; bu
düzenlemelerin ortaya koyduğu sistematik bütünlük açıklanmaktadır. Ardından,
Vergi Dava Daireleri Kurulu’nun (VDDK) konuya ilişkin kararının bu normatif
çerçeveyi nasıl yorumladığı ve uygulamada ne tür sonuçlar doğurduğu
incelenmektedir. Çalışma, söz konusu yargı kararının mükellefler, uygulayıcılar
ve vergi inceleme elemanları açısından yarattığı yeni durumu ortaya koymayı
amaçlamaktadır.
1. Giriş
Vergi hukukunda gider kavramı, ticari kazancın
tespitinde temel belirleyici unsurlardan biridir. Özellikle işçilik
maliyetlerinin önemli bir bileşeni olan sosyal güvenlik primleri, hem
işverenler hem de kamu maliyesi açısından kritik bir konuma sahiptir. Buna
karşın, sosyal güvenlik primlerinin hangi aşamada gider olarak dikkate
alınacağı sorusu, sadece muhasebe tekniği meselesi olmayıp doğrudan kanuni
düzenlemelerle bağlantılıdır. Tahakkuk esasının mı yoksa ödeme şartının mı esas
alınacağı konusu, uzun yıllar boyunca hem idari görüşlerde hem de yargı
kararlarında tartışılmıştır. Son dönemde VDDK tarafından verilen karar, bu
tartışmayı yeni bir boyuta taşımış ve uygulamada önemli sonuçlar doğurmuştur.
2. Gelir Vergisi, Kurumlar Vergisi ve SGK Mevzuatı
Açısından Sistematik Çerçeve
Gelir Vergisi Kanunu’nun 40/2. maddesinde, hizmet
erbabına ilişkin sigorta primlerinin gider olarak indirilebilmesi, bu primlerin
ödenmiş olması şartına bağlanmıştır. Hükümde yer alan “ödenmiş
olması” ibaresi, kanun koyucunun bilinçli bir tercihini yansıtmaktadır.
Bu düzenleme, tahakkuk etmiş ancak fiilen ödenmemiş primlerin gider yazılmasını
engelleyen açık bir kanuni sınır çizmektedir.
Benzer şekilde, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel
Sağlık Sigortası Kanunu’nun 88. maddesinin on birinci fıkrasında, “Kuruma
fiilen ödenmeyen prim tutarlarının gelir ve kurumlar vergisi uygulamasında
gider yazılamayacağı” açıkça hüküm altına alınmıştır. Bu düzenleme,
vergi mevzuatı ile sosyal güvenlik mevzuatı arasında doğrudan bir normatif bağ
kurmakta ve gider yazma hakkını fiili ödeme şartına bağlamaktadır.
174 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliği ise bu
kanuni çerçeveyi açıklayıcı nitelikte olup, sigorta primlerinin dönemine
bakılmaksızın fiilen ödendiği tarihte gider olarak dikkate alınacağını
vurgulamaktadır. Tebliğde, tahakkuk–ödeme ayrımı açık şekilde ortaya konulmuş,
tahakkukun tek başına gider yazma hakkı doğurmadığı belirtilmiştir.
Bu üç düzenleme birlikte değerlendirildiğinde,
kanun–tebliğ bütünlüğü içinde açık bir sistematik ortaya çıkmaktadır: Sosyal
güvenlik primlerinde vergisel gider yazma hakkı, tahakkuka değil, fiili ödemeye
bağlanmıştır. Bu sistem, kamu alacaklarının tahsilini güvence altına almayı
amaçlayan mali politik bir tercihin sonucudur.
3. Vergi Dava Daireleri Kurulu Kararının İncelenmesi
Vergi Dava Daireleri Kurulu’nun konuya ilişkin kararı,
yukarıda belirtilen mevzuat hükümlerini esas alarak değerlendirme yapmıştır.
Kurul, SGK primlerinin gider yazılabilmesi için fiilen ödenmiş olmasının zorunlu
olduğu yönündeki kanuni düzenlemeleri birlikte yorumlamış ve tebliğ
hükümlerinin kanuna aykırı bir genişletme içermediğini açıkça ortaya koymuştur.
Kararda, mükellefin prim borçlarının ertelenmiş veya
yapılandırılmış olmasının, gider yazma hakkı doğurmadığı vurgulanmıştır.
Kurul’a göre, ödeme yükümlülüğünün hukuken ileri bir tarihe bırakılması, fiili
ödeme gerçekleşmediği sürece vergi matrahında indirime konu edilemez. Bu
yaklaşım, tahakkuk kavramının tek başına yeterli olmadığı yönündeki yerleşik içtihadı
teyit etmektedir.
VDDK, ayrıca sosyal güvenlik primlerine ilişkin
gecikme cezaları ve gecikme zamlarının da gider olarak kabul edilemeyeceğini
belirtmiş, bu tutarların kamu düzenine ilişkin yaptırımlar niteliği taşıdığını
ifade etmiştir.
4. VDDK Kararının Uygulamada Yarattığı Yeni Durum
VDDK kararı, uygulamada özellikle üç önemli sonucu
beraberinde getirmiştir.
Birincisi,
primlerin yapılandırılması veya ertelenmesi halinde dahi, ödeme gerçekleşmeden
gider yazılamayacağı hususu kesinlik kazanmıştır.
İkincisi,
vergi incelemelerinde tahakkuk esasına dayanılarak yapılan gider yazımlarının
ciddi bir tarhiyat riski taşıdığı netleşmiştir.
Üçüncüsü ise, muhasebe uygulamalarında “180 Gelecek Aylara Ait Giderler”
hesabının kullanımının önemi artmış, prim ödemeleri gerçekleşene kadar bu
tutarların gider hesaplarına alınmaması gerektiği yargısal güvence altına
alınmıştır.
Bu yönüyle karar, sadece geçmiş uyuşmazlıkları
çözmekle kalmamış, ileriye dönük uygulamaya da yön vermiştir.
5. Sonuç
Ödenmeyen sosyal güvenlik primlerinin gider yazılıp
yazılamayacağına ilişkin tartışma, VDDK kararı ile birlikte büyük ölçüde
netleşmiştir. Gelir Vergisi Kanunu, Sosyal Sigortalar Kanunu ve ilgili tebliğ
hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, fiili ödeme şartının vazgeçilmez olduğu
açıkça ortaya çıkmaktadır. VDDK, bu normatif çerçeveyi esas alarak,
tahakkuk–ödeme ayrımını kesin çizgilerle belirlemiş ve uygulamada tereddüt
yaratan alanları daraltmıştır. Bu karar, mükelleflerin ve uygulayıcıların vergi
planlamasında daha ihtiyatlı davranmalarını zorunlu kılmakta; sosyal güvenlik
primlerinin vergisel etkilerinin dikkatle yönetilmesini gerektirmektedir.
Kaynakça
1. 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu,
06.01.1961 tarih ve 10700 sayılı Resmî Gazete.
2. 5510
sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu,
16.06.2006 tarih ve 26200 sayılı Resmî Gazete.
3. 174
Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliği, 19.02.1994 tarih ve
21854 sayılı Resmî Gazete.
4. Kocaeli
Defterdarlığı Gelir Kanunları Grup Müdürlüğü Başkanlığı,
10.10.2024 tarih ve E-93767041-120[931
084 0822]-186441 sayılı Özelge.
5. Mersin
Vergi Dairesi Başkanlığı,
11.04.2017 tarih ve 18008620-125[2017-721-1]-16071
sayılı Özelge.
6. İstanbul
Vergi Dairesi Başkanlığı,
28.04.2011 tarih ve B.07.1.GİB.4.34.16.01-KVK
8-387 sayılı Özelge.
7. Danıştay
3. Daire,
E.2019/1081, K.2021/6042,
(SGK primlerinin fiilen ödenmeden gider yazılamayacağına ilişkin karar).
8. Danıştay
3. Daire,
E.2018/5789, K.2021/6041,
(Sosyal güvenlik primlerinde ödeme şartının vergisel gider yazma hakkına
etkisi).
9. Danıştay
Vergi Dava Daireleri Kurulu,
(SGK primlerinin gider yazılmasında tahakkuk–ödeme ayrımına ilişkin karar –
karar metni esas alınarak yapılan değerlendirme).
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder