28 Aralık 2025 Pazar

Anonim ve Limited Şirketlerde Amme Borçlarına Karşı Ortakların Sorumluluğu

 

Özet

Anonim ve limited şirketlerin ödenmeyen vergi ve sosyal güvenlik prim borçlarından kimin sorumlu tutulacağı, özellikle ortaklık ilişkisinin sona ermesinden sonra yürürlüğe giren yapılandırma kanunları nedeniyle doktrinde ve yargı kararlarında tartışmalara konu olmaktadır. Bu çalışmada, şirket tüzel kişiliği tarafından, mevcut ortaklar ila eski ortağın ortaklıktan ayrılmasından sonra 6111 sayılı Kanun ve benzeri yapılandırma düzenlemeleri kapsamında yapılandırılan amme borçlarının, borcun hukuki niteliğini değiştirip değiştirmediği ve bu değişimin eski ortakların sorumluluğuna etkisi, Türk Ticaret Kanunu, 6183 sayılı Kanun ve Danıştay içtihatları çerçevesinde ele alınmaktadır.

 

Anahtar Kelimeler: Amme borcu, yapılandırma, eski ortak, 6183 sayılı Kanun, kanuni temsilci sorumluluğu.

1. Amme Borçlarında Tüzel Kişiliğin Birincil Sorumluluğu

Vergi ve sosyal güvenlik prim borçları, hukuki nitelik itibarıyla amme alacağıdır. Amme alacaklarının tahsilinde temel düzenleme 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’dur.

6183 sayılı Kanun’un 3’üncü maddesinde amme borçlusu; “amme alacağını ödemekle yükümlü olan gerçek ve tüzel kişiler” olarak tanımlanmıştır. Buna göre, anonim ve limited şirketlerde amme borcunun birincil muhatabı şirket tüzel kişiliğidir.

Bu ilke, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 10’uncu maddesinde yer alan kanuni temsilci sorumluluğu düzenlemesinin de sistematik temelini oluşturmaktadır.¹

2. Türk Ticaret Kanunu Açısından Ortakların Konumu

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’na göre, Anonim şirketlerde pay sahipleri, yalnızca taahhüt ettikleri sermaye ile sınırlı olarak sorumludur (TTK m.329). Limited şirketlerde ortaklar, kural olarak şirket borçlarından dolayı üçüncü kişilere karşı sorumlu değildir, ancak kamu borçları açısından özel düzenlemeler mevcuttur (TTK m.573).

TTK sistematiğinde, ortaklık sıfatı ile yönetim ve temsil sıfatı birbirinden ayrıdır. Bu ayrım, kamu borçlarına ilişkin sorumluluk rejiminde de belirleyici rol oynamaktadır.

3. İmza Yetkisi Olmayan Ortakların Amme Borçlarından Sorumluluğu

Danıştay içtihatlarında istikrar kazanan yaklaşım uyarınca, anonim ve limited şirketlerde sadece sermaye koyan, imza ve temsil yetkisi bulunmayan ortakların, şirketin ödenmeyen amme borçlarından doğrudan sorumlu tutulması mümkün değildir.

Nitekim Danıştay 9. Dairesi’nin 07.11.2018 tarihli ve E:2016/6774, K:2018/6733 sayılı kararında, imza yetkisi olmayan ortağın, şirket borçları nedeniyle ödeme emriyle muhatap alınamayacağı açıkça hüküm altına alınmıştır.²

4. 6183 Sayılı Kanun’da Sorumluluk Zinciri

6183 sayılı Kanun’un 35 ve mükerrer 35’inci maddeleri, limited şirket ortakları ve kanuni temsilciler açısından ikincil ve üçüncül sorumluluk rejimini düzenlemektedir.

Bu çerçevede sorumluluk sıralaması şöyledir;

Şirket tüzel kişiliği,

·         Kanuni temsilciler (A.Ş.’lerde yönetim kurulu üyeleri, Ltd.’lerde müdürler),

·         Tahsil edilememe şartlarının gerçekleşmesi hâlinde limited şirket ortakları.

Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulu’nun E:2013/1, K:2018/1 sayılı kararı da bu sıralamayı teyit etmekte, ortaklara yönelinebilmesi için amme alacağının şirketten ve kanuni temsilcilerden tahsil edilemediğinin somut olarak ortaya konulmasını zorunlu kılmaktadır.³

5. Yapılandırma Kanunlarının Borcun Hukuki Niteliğine Etkisi

6111 sayılı Kanun ve sonrasında çıkarılan yapılandırma düzenlemeleri, yalnızca ödeme kolaylığı sağlayan teknik düzenlemeler değildir. Bu kanunlar ile,

·         Borcun vadesi,

·         Faiz ve fer’î alacaklar,

·         Ödeme şartları

yeniden belirlenmekte ve borç yeni bir hukuki statüye kavuşturulmaktadır.

Danıştay 9. Dairesi’nin 18.12.2017 tarihli ve E:2016/14436, K:2017/9642 sayılı kararında, yapılandırılan borcun, yapılandırma tarihindeki hukuki duruma göre değerlendirilmesi gerektiği açıkça ifade edilmiştir.⁴

Bu bağlamda, eski ortağın ortaklıktan ayrılmasından sonra şirket tarafından yapılan yapılandırma, eski ortak açısından yeni bir sorumluluk doğurmaz.

6. Eski Ortakların Yapılandırma Sonrası Borçlardan Sorumluluğu

Ortaklık ilişkisi sona ermiş bir kişinin;

·         Yapılandırma sözleşmesinin tarafı olmaması,

·         Borcun yapılandırma ile yeni bir ödeme planına bağlanması

nedeniyle, yapılandırma sonrası doğan ihlallerden sorumlu tutulması, hukuki güvenlik ve belirlilik ilkeleriyle bağdaşmamaktadır.

Bu yaklaşım, idarenin görüşlerinde de karşılık bulmuştur. Maliye Bakanlığı Gelirler Genel Müdürlüğü’nün 05.04.2004 tarih ve 014913 sayılı yazısında, yeni ortakların yaptığı matrah ve vergi artırımlarından eski ortakların sorumlu tutulamayacağı açıkça belirtilmiştir.⁵

7. SGK Borçları ve Emekli Maaşlarına Haciz Meselesi

Vergi borçları nedeniyle şirket ortaklarının veya yöneticilerinin emekli maaşlarına haciz konulması mümkün değildir. SGK borçları bakımından ise uygulamada farklılıklar bulunmakta olup, Yargıtay 21. Hukuk Dairesi’nin 15.04.2014 tarihli ve E:2014/3597, K:2014/7919 sayılı kararında, emekli maaşlarının korunmasına yönelik bir yaklaşım benimsenmiştir.⁶

Sosyal güvenlik prim borçları nedeniyle şirket ortakları ve kanuni temsilcilerin emekli maaşlarına haciz uygulanıp uygulanamayacağı hususu, uzun süre Yargıtay daireleri arasında görüş ayrılıklarına konu olmuştur. Bu içtihat farklılığı, Yargıtay Büyük Genel Kurulu’nun 21.03.2025 tarihli ve E:2022/2, K:2025/1 sayılı kararı ile giderilmiştir.

Anılan kararda, SGK prim borçlarının kamu alacağı niteliğinde olmakla birlikte, emekli maaşlarının sosyal devlet ilkesi ve insan onuruna yaraşır asgari yaşam hakkı kapsamında korunması gereken gelirler arasında yer aldığı vurgulanmıştır. Büyük Genel Kurul, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 93’üncü maddesi ile 6183 sayılı Kanun hükümlerini birlikte değerlendirerek, emekli aylıklarının kural olarak haczedilemeyeceği sonucuna ulaşmıştır.⁷

Kararda özellikle şu hususların altı çizilmiştir;

Emekli aylıkları, bireyin aktif çalışma gücünü kaybettikten sonra yaşamını sürdürebilmesi için zorunlu ve süreklilik arz eden bir gelir niteliğindedir.

SGK alacakları, her ne kadar kamu alacağı olsa da, emekli aylığının tamamına veya önemli bir kısmına haciz uygulanması, ölçülülük ve orantılılık ilkeleriyle bağdaşmamaktadır.

Kanuni temsilci veya şirket ortağı sıfatı, tek başına emekli maaşına haciz uygulanmasını haklı kılmaz. Bu karar ile birlikte, daha önce bazı daire kararlarında görülen “SGK borçları yönünden emekli maaşlarına haciz konulabileceği” yönündeki yaklaşım terk edilmiş, emekli aylıklarının kamu alacakları karşısında da korunması gerektiği yönünde bağlayıcı bir içtihat oluşturulmuştur.

Dolayısıyla, anonim ve limited şirketlerin ödenmeyen SGK prim borçları nedeniyle, gerek kanuni temsilcilerin gerekse ortakların emekli maaşlarına haciz uygulanması, Yargıtay Büyük Genel Kurulu kararı sonrasında hukuken mümkün olmaktan çıkmıştır. Bu durum, tahsil sürecinde idarenin takip yetkisini daraltmakta, buna karşılık sosyal devlet ilkesinin güçlendirilmesine hizmet etmektedir.

8. Sonuç

Anonim ve limited şirketlerin ödenmeyen vergi ve sosyal güvenlik prim borçlarında sorumluluk, Türk Ticaret Kanunu ve 6183 sayılı Kanun’un birlikte uygulanmasını gerektiren, aşamalı ve istisnai bir rejime dayanmaktadır. Bu çerçevede, amme borçlarının birincil muhatabı şirket tüzel kişiliği olup, şirketten tahsil imkânı tüketilmeden kanuni temsilcilere veya ortaklara yönelinmesi hukuken mümkün değildir.

Yapılandırma kanunları bakımından ulaşılan temel sonuç, bu düzenlemelerin yalnızca ödeme kolaylığı sağlamadığı, aynı zamanda borcun hukuki niteliğini yeniden tanımladığıdır. Ortaklık ilişkisi sona erdikten sonra şirket tüzel kişiliği tarafından yapılan yapılandırmalar, yapılandırmaya taraf olmayan eski ortaklar yönünden yeni bir sorumluluk doğurmamaktadır. Danıştay içtihatları, sorumluluğun yapılandırma tarihindeki hukuki duruma göre belirlenmesi gerektiğini açık biçimde ortaya koymaktadır.

Öte yandan, yöneticilerin SGK borçları nedeniyle emekli maaşlarına haciz uygulanıp uygulanamayacağına ilişkin tartışmalar, Yargıtay Büyük Genel Kurulu’nun 21.03.2025 tarihli kararı ile sona ermiştir. Bu kararla birlikte, emekli aylıklarının kamu alacakları karşısında da kural olarak haczedilemeyeceği yönünde bağlayıcı bir içtihat oluşmuştur.

Sonuç itibarıyla, şirket borçları nedeniyle eski ortaklara veya kanuni temsilcilere otomatik ve genişletici yorumlarla sorumluluk yüklenmesi, hem mevzuat sistematiğine hem de yerleşik yargı kararlarına aykırıdır. Uygulamada, borcun doğduğu dönem, yapılandırma tarihi ve ortaklık–temsil ilişkisinin sona erme anı somut olay bazında değerlendirilmeden yapılan takip işlemleri, hukuki güvenlik ilkesini zedelemektedir.

Dipnotlar

1.       VUK m.10; 6183 sayılı Kanun m.3.

2.       Danıştay 9. D., 07.11.2018, E:2016/6774, K:2018/6733.

3.       Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulu, 28.03.2018, E:2013/1, K:2018/1.

4.       Danıştay 9. D., 18.12.2017, E:2016/14436, K:2017/9642.

5.       Maliye Bakanlığı Gelirler Genel Müdürlüğü, 05.04.2004, Sayı:014913.

6.       Yargıtay 21. HD., 15.04.2014, E:2014/3597, K:2014/7919.

7.       Yargıtay Büyük Genel Kurulu, 21.03.2025, E:2022/2, K:2025/1.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Büyüme Var, Paylaşım Yok, Yoksulluk Neden Artıyor?

  Türkiye’de yoksulluk artıyor. Bu artık bir “hissetme” meselesi değil, resmî verilerle sabit bir gerçek . TÜRK-İŞ’in Ocak 2026’da açıkladı...