Kayıtlar

2025 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

49 NO’LU TEBLİĞE NEDEN KARŞI ÇIKILMALIDIR?

  “SMMM ODALARININ HUKUKİ VE TARİHSEL SORUMLULUĞU” Giriş 49 No’lu Tebliğ, sadece bireysel SMMM’leri ilgilendiren teknik bir düzenleme değildir. Bu Tebliğ, meslek alanlarının idari bir metinle yeniden paylaşılması anlamına gelmektedir. Bu nedenle mesele, kişisel gelir kaybı değil; mesleğin kurumsal geleceği meselesidir. 1. SMMM Odalarının Kanuni Görevleri 3568 sayılı Kanun uyarınca SMMM Odaları ve TÜRMOB’un temel görevleri şunlardır: Mesleğin gelişimini sağlamak, Meslek mensuplarının hak ve menfaatlerini korumak, Mesleğin itibarını ve bağımsızlığını savunmak, Haksız rekabeti önlemek, Meslek alanına yönelik müdahalelere karşı durmak. Bu görevler, odalara sadece temsil yetkisi değil; aktif savunma yükümlülüğü de yüklemektedir. 2. 49 No’lu Tebliğ Karşısında Sessizlik Ne Anlama Gelir? Bu Tebliğ karşısında sessiz kalmak; SMMM mesleğinin yetki alanının daraltılmasını kabullenmek, YMM lehine idari tekel yaratılmasına razı olmak...

YAPAY ZEKÂ İLE DEĞİL, ASIL SMMM’LER ŞİMDİ YOK OLUYOR

Giriş Muhasebe mesleği uzun süredir “yapay zekâ muhasebecileri bitirecek mi?” sorusu etrafında tartışılıyor. Oysa bugün Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik (SMMM) mesleğini asıl tehdit eden unsur teknoloji değil, idari düzenlemeler yoluyla mesleğin işlevsizleştirilmesidir . Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından yayımlanan ve kamuoyunda 49 No’lu Tebliğ olarak bilinen düzenleme, görünürde teknik bir vergi uygulaması gibi sunulsa da gerçekte 3568 sayılı Kanun’un 2’nci maddesinde tanımlanan SMMM mesleki haklarını fiilen daraltan bir etki yaratmaktadır. Bu makale, 49 No’lu Tebliğ’in SMMM mesleğini nasıl görünmez ve etkisiz hâle getirdiğini ortaya koymayı amaçlamaktadır. 1. 3568 Sayılı Kanun’un 2’nci Maddesi: Mesleğin Anayasası 3568 sayılı Kanun’un 2’nci maddesi, SMMM mesleğinin varlık nedenini tanımlar. Bu maddeye göre SMMM; Defter tutar, Mali tabloları ve beyannameleri düzenler, Mali müşavirlik ve danışmanlık yapar, Rapor hazırlar ve görüş bildirir. Bu yetkiler, SM...

Binek Otomobillerde Vergisel Uygulamalar, Tebliğler ve Özelge Işığında Kapsamlı Bir Analiz

Resim
1. Mevzuat Çerçevesi ve Özelgenin Önemi Binek otomobiller, şirketlerin operasyonel ihtiyaçları kadar vergisel düzenlemeler açısından da özel bir önem taşır. Gelir Vergisi Kanunu'nun (GVK) 40. maddesinde düzenlenen gider kısıtlaması, 311 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliği ile detaylandırılmıştır. Hazine ve Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı'nın 25.11.2025 tarihli özelgesi ise, bu mevzuatın pratikteki uygulama sorularına ışık tutarak, iki kritik konuyu netleştirmiştir: 1. Amortisman kısıtlamasının zamanla değişmezliği 2. Lastik giderlerinin muhasebeleştirilmesinde tebliğlerle tanımlanan esneklik Bu makale, 311 Seri No.lu GVGT, 333 ve 345 Sıra No.lu VUK Genel Tebliği hükümleri ile özelge görüşünü bütünleştirerek, binek otomobil vergi uygulamalarını bütüncül bir bakış açısıyla ele almaktadır. 2. Amortisman Kısıtlamasının "Statik" Karakteri( İktisap Anı Belirleyicidir) 2.1. Mevzuat Temeli ve Özelge Vurgusu 311 Seri No.lu GVGT'nin "Binek Ot...

Çalışanlar İçin Emekli Olmak Bir Hayaldi, Yoksulluğun Altındaki Emekli Maaşları Gerçek Oldu

Emeklilik, çalışanlar için bağzılarımıza bir hayal, bağzılarımıza ise bir hayal kırıklığı olarak görülmektedir. Bir taraftan o kadar çok emekli olmak isteyen çalışan var, diğer taraftan da emekli olduktan sonra elde ettiği emekli maaşıyla geçimini sağlayamayan milyonlar. Bu ne yaman çelişki anne diye bir şiir dizesi var ya emeklilerin durumu tamda bu. Bir yaman çelişki. Devletin sosyal güvenlik “reform” adı altında çıkarılan kanunlarla çalışanlara yeni uygulamalar getirilmesi,emekliler arasında maaş ayrımını artıran diğer bir yara. Her ne kadar 5510 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu ile çalışanları (sigortalıları) tek bir çatı altında birleştirmek için çıkarılan bir kanun olsa da, Emekli aylıkları hesaplanırken devlete çalışan (Memur) , kendi hesabına bağımsız çalışan (BAĞ-KUR) ve emeğinin karşılığı olarak bir işveren bağlı olarak çalışan (İşçi ) olarak ayrı ayrı değerlendirilir. Emeklilik koşulları yaşa, çalışma süresine ve prim ödeme gün sayısına göre belirlenmektedir. Bu nedenl...

Anonim ve Limited Şirketlerde Amme Borçlarına Karşı Ortakların Sorumluluğu

  Özet Anonim ve limited şirketlerin ödenmeyen vergi ve sosyal güvenlik prim borçlarından kimin sorumlu tutulacağı, özellikle ortaklık ilişkisinin sona ermesinden sonra yürürlüğe giren yapılandırma kanunları nedeniyle doktrinde ve yargı kararlarında tartışmalara konu olmaktadır. Bu çalışmada, şirket tüzel kişiliği tarafından, mevcut ortaklar ila eski ortağın ortaklıktan ayrılmasından sonra 6111 sayılı Kanun ve benzeri yapılandırma düzenlemeleri kapsamında yapılandırılan amme borçlarının, borcun hukuki niteliğini değiştirip değiştirmediği ve bu değişimin eski ortakların sorumluluğuna etkisi, Türk Ticaret Kanunu, 6183 sayılı Kanun ve Danıştay içtihatları çerçevesinde ele alınmaktadır.   Anahtar Kelimeler: Amme borcu, yapılandırma, eski ortak, 6183 sayılı Kanun, kanuni temsilci sorumluluğu. 1. Amme Borçlarında Tüzel Kişiliğin Birincil Sorumluluğu Vergi ve sosyal güvenlik prim borçları, hukuki nitelik itibarıyla amme alacağıdır. Amme alacaklarının tahsilinde temel düzenle...