Muhasebe ve Bağımsız Denetimde
Defter Devri, Kötüleyici Dil ve Etik İhlaller Üzerine Bir Değerlendirme
Giriş
Muhasebe ve bağımsız denetim mesleği, doğası gereği
yüksek düzeyde güven, tarafsızlık ve kamu yararı sorumluluğu taşımaktadır. Bu
mesleğin icrasında ortaya çıkan etik ihlaller yalnızca meslek mensupları
arasındaki ilişkileri zedelemekle kalmamakta, aynı zamanda vergi sistemine,
finansal raporlamaya ve kamusal güvene doğrudan zarar vermektedir. Muhasebe
defterlerinin göç zamanın gelmiş olması ve sene sonu meslek mensubu değiştirme
taleplerinin yükseldiği bir dönemde, mesleki etik değerlerin muhasebe mesleğini
yapanlar açısından kendilerini mesleğin sürdürücüsü olduğunun bilinciyle mesleğini,
iş yapma biçimini, işin kalite ve sürdürülebilirliği açısından
değerlendirilmesi önemli bir yer tutması, gerekli gibi gözüküyor.
Masum Türker başta olmak üzere etik alanında kaleme
alınmış eserler ile TÜRMOB tarafından yayımlanan Etik Kurallar El Kitabı
birlikte değerlendirildiğinde; meslektaşlardan defter alma, bağımsız
denetim sözleşmelerinde etik dışı uygulamalar ve meslektaşlara yönelik
kötüleyici dil kullanımı, etik ilkelerle bağdaşmayan ve haksız rekabet
yaratan temel sorun alanları olarak öne çıkmaktadır.
Bu çalışmada söz konusu davranışlar, etik literatür,
3568 sayılı Kanun, ilgili yönetmelik ve tebliğler ile Kamu Gözetimi Kurulu
(KGK) mevzuatı çerçevesinde bütüncül olarak ele alınmaktadır.
Etik Literatürün Ortak Vurguları
Meslek etiğine ilişkin temel eserler incelendiğinde,
muhasebeci ve denetçilerin uyması gereken ilkelerin başında dürüstlük, tarafsızlık,
mesleki bağımsızlık ve kamu yararı gelmektedir.
Etik kitaplarda açıkça vurgulanan ortak yaklaşım,
meslek mensubunun, meslektaşları hakkında gerçeğe aykırı, küçültücü veya ima
yoluyla itibar zedeleyici söylemlerden kaçınması gerektiğidir. Zira bu tür bir
dil, yalnızca bireysel etik ihlali değil, mesleğin bütününe yönelmiş bir güven
aşınması yaratmaktadır.
Öte yandan, defterlerin birbirinden alınması veya
denetim sözleşmelerinin çıkar ilişkileri üzerinden şekillenmesi, mesleki
bağımsızlığı ortadan kaldıran davranışlar olarak değerlendirilmektedir. Etik
literatür, bu tür uygulamaları mesleğin “serbestlik” niteliğini zedeleyen ve
kamu yararı ilkesine aykırı eylemler olarak tanımlamaktadır.
3568 Sayılı Kanun ve İkincil Mevzuat
Çerçevesi
3568 sayılı Serbest Muhasebecilik, Serbest Muhasebeci
Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanunu, meslek mensuplarının
faaliyetlerini dürüstlük ve güven esasına dayalı olarak yürütmelerini
zorunlu kılmaktadır. Kanunun ruhu, meslek mensupları arasında etik dışı
rekabeti açık biçimde reddetmektedir.
Bu çerçevede çıkarılan Haksız Rekabet ve Reklam
Yasağı Yönetmeliği, meslektaşlara yönelik kötüleyici dil kullanımını ve iş
elde etmeye yönelik etik dışı yöntemleri açıkça haksız rekabet saymaktadır.
Yönetmelikte, defterlerin başka bir meslek mensubundan etik olmayan yollarla
alınması, mesleki dayanışmayı zedeleyen ağır bir ihlal olarak
değerlendirilmektedir.
Ayrıca bağımsız denetim sözleşmelerinde dürüstlük ve
tarafsızlık ilkesine aykırı davranışların disiplin yaptırımı doğuracağı, ilgili
tebliğlerde açıkça düzenlenmiştir. Bu düzenlemeler, mesleki etik ile disiplin
hukukunun iç içe geçtiğini göstermektedir.
Kamu Gözetimi Kurulu (KGK) Mevzuatı
Açısından Değerlendirme
Bağımsız denetim faaliyetleri bakımından KGK mevzuatı,
etik ilkelere özel bir ağırlık tanımaktadır. 5176 sayılı Kamu Görevlileri Etik
Kurulu Kanunu ve buna dayanılarak çıkarılan Etik Davranış İlkeleri Yönetmeliği;
dürüstlük, tarafsızlık, saygı ve hesap verebilirlik ilkelerini temel referans
noktası olarak kabul etmektedir.
KGK tarafından yayımlanan denetim tebliğlerinde ise,
denetçinin bağımsızlığını zedeleyecek her türlü çıkar çatışması açıkça
yasaklanmıştır. Bu kapsamda, denetim sözleşmelerinin etik dışı pazarlıklar veya
meslektaş aleyhine oluşturulan söylemler üzerinden kurulması, mevzuata aykırı
olduğu kadar kamu güvenini de sarsan bir unsur olarak değerlendirilmektedir.
Genel Değerlendirme
Defterlerin birbirinden alınması, yalnızca bireysel
bir tercih değil; mesleki bağımsızlığı ve dürüstlüğü zedeleyen yapısal bir
sorundur. Bu uygulama, etik literatürde olduğu kadar 3568 sayılı Kanun ve
ikincil mevzuatta da açık biçimde eleştirilmektedir.
Bağımsız denetim sözleşmelerinde etik dışı davranışlar
ise daha ağır sonuçlar doğurmaktadır. Çünkü burada ihlal edilen yalnızca meslek
etiği değil, aynı zamanda kamu yararıdır.
Meslektaşlara yönelik kötüleyici dil kullanımı ise,
hem etik kitaplarda hem de yasal düzenlemelerde açıkça yasaklanmış olup,
mesleğin saygınlığına doğrudan zarar vermektedir.
Sonuç
Muhasebe ve denetim mesleğinin sürdürülebilirliği,
etik ilkelere bağlılıkla mümkündür. Meslek mensuplarının, etik literatürü yalnızca
teorik bir referans olarak değil, 3568 sayılı Kanun ve KGK mevzuatıyla birlikte
uygulamaya yön veren bağlayıcı bir çerçeve olarak görmeleri gerekmektedir.
Haksız rekabetin önlenmesi, meslektaşlar arası
saygının korunması ve kamu güveninin tesisi için etik dışı davranışlara karşı
disiplin mekanizmalarının etkin şekilde işletilmesi zorunludur. Aksi hâlde
bireysel kazanç uğruna yapılan etik ihlaller, mesleğin kurumsal itibarını geri
dönülmez biçimde zedeleyecektir.
Dipnotlar
- 5176
sayılı Kamu Görevlileri Etik Kurulu Kanunu, Resmî Gazete, 2004.
- Kamu
Görevlileri Etik Davranış İlkeleri ile Başvuru Usul ve Esasları Hakkında
Yönetmelik, Resmî Gazete, 2005.
- 3568
sayılı Serbest Muhasebecilik, SMMM ve YMM Kanunu.
- Haksız
Rekabet ve Reklam Yasağı Yönetmeliği, Mevzuat.gov.tr.
- TÜRMOB,
Etik Kurallar ve Haksız Rekabet Düzenlemeleri (işlenmiş metin).
- KGK,
Bağımsız Denetim ve Etik Tebliğleri.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder