17 Nisan 2026 Cuma

Vergi-Hukuk İlişkisinde İzaha Davet, Sahte Fatura Davalarında Yeni Bir Dönem Mümkün Mü?

 Özet

Vergi hukuku ile ceza hukukunun kesişim noktasında yer alan sahte fatura davaları, her iki disipline de hâkimiyeti zorunlu kılan özel bir alandır. 2025 yılında Yargıtay 11. Ceza Dairesi'nin verdiği emsal kararlar, etkin pişmanlığa etki eden idari vergi cezaları ile etki etmeyen adli cezalar arasındaki ayrımın önemini bir kez daha ortaya koymuştur. Bu makalede, VUK 359 ve 370. maddeler çerçevesinde izaha davet uygulamasının sahte fatura ceza davalarına etkileri, güncel içtihatlar ışığında incelenmekte; mükelleflerin karşılaşabileceği muhtemel hukuki sonuçlar değerlendirilmektedir.

 Anahtar Kelimeler:  İzaha davet, sahte fatura, etkin pişmanlık, VUK 370, vergi ziyaı cezası, Yargıtay 11. Ceza Dairesi

1. Giriş

Vergi idaresi ile mükellef arasındaki uyuşmazlıkların çözümünde son yıllarda öne çıkan en önemli idari mekanizmalardan biri, hiç şüphesiz "izaha davet" müessesesidir. 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun (VUK) 370. maddesinde düzenlenen bu uygulama, vergi incelemesine başlanılmadan veya takdir komisyonuna sevk edilmeden önce mükellefe kendini açıklama imkânı tanıyan, uyuşmazlıkları kaynağında çözmeyi hedefleyen idari bir çözüm yoludur. Bu mekanizma, özellikle sahte veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge (SMİYB) kullanımı iddialarında kritik bir öneme sahiptir. Zira sahte fatura kullanımı, yalnızca idari para cezalarını değil; VUK 359 kapsamında 3 yıldan 8 yıla kadar hapis cezasını gerektiren adli bir suçu da beraberinde getirmektedir. Bu noktada, izaha davet sürecinin doğru yönetilmesi, mükellefin hem idari hem de adli yaptırımlar karşısındaki konumunu doğrudan etkilemektedir. Nitekim uygulamada, savcı, hâkim ve hatta istinaf mercilerinin dahi etkin pişmanlığa etki eden idari vergi cezaları ile adli cezalar arasındaki ayrımı göz ardı etmesi, telafisi imkânsız mahkûmiyetlere yol açabilmektedir. Bu makalede, söz konusu ayrımın hukuki dayanakları, güncel Yargıtay içtihatları ve 2025-2026 yılı güncel vergi düzenlemeleri ışığında ele alınacaktır.

2. İzaha Davet Uygulamasının Hukuki Çerçevesi

2.1. Yasal Dayanak ve Temel Prensipler

 İzaha davet uygulaması, 7194 sayılı Kanun'un 25. maddesi ile VUK'un 370. maddesinde yeniden düzenlenmiş; uygulamaya ilişkin usul ve esaslar ise 519 Sıra No.lu VUK Genel Tebliği ile belirlenmiştir. Söz konusu düzenlemeye göre izaha davet; verginin ziyaa uğradığına delalet eden emareler bulunduğuna dair yetkili merciler tarafından yapılmış ön tespitlerle ilgili olarak, aynı merciler tarafından mükelleflerden açıklama talep edilmesidir. Bu uygulamanın üç temel amacı bulunmaktadır:

1.      Vergiye gönüllü uyumun artırılması

2.      İdare ile mükellefler arasındaki uyuşmazlıkların azaltılması

3.      Vergi inceleme süreçlerinin hızlandırılması ve iş yükünün azaltılması

İzaha davet sürecinin başlatılabilmesi için aşağıdaki şartların bir arada bulunması gerekmektedir:

·           Vergi ziyaına dair emareler bulunması,

·           Tespit tarihine kadar ihbarda bulunulmamış olması,

·           Vergi incelemesine başlanılmamış olması,

·           Takdir komisyonuna sevk işlemi yapılmamış olması.

 2.2. Sürecin İşleyişi ve Süreler

 İzaha davet süreci, Ön Tespit ve İzah Değerlendirme Komisyonu'nun ön tespiti ile başlar. Komisyon tarafından düzenlenen izaha davet yazısının mükellefe tebliğinden itibaren:

· Mükellefin izahta bulunma süresi                  : 30 gün

· Komisyonun izahı değerlendirme süresi        : 45 gün

  Mükellef tarafından yapılan izahın komisyonca değerlendirilmesi sonucunda üç farklı senaryo ortaya çıkabilir:

 

Senaryo

Sonuç

İzahın yeterli bulunması

Vergi ziyaı oluşmadığı anlaşılır; mükellef incelemeye veya takdire sevk edilmez

İzahın yetersiz bulunması

Mükellefe 30 gün içinde beyanname verme/düzeltme ve ödeme imkânı tanınır; ödeme yapılırsa %20 oranında indirimli vergi ziyaı cezası uygulanır

İzah yapılmaması

Vergi incelemesine veya takdir komisyonuna sevk işlemleri başlatılır

 

 

2.3. İndirimli Ceza Uygulamasının Önemi

VUK 370 kapsamında izahı yetersiz bulunan ancak gerekli ödemeleri süresinde yapan mükellefler için vergi ziyaı cezası, normalde uygulanacak olan 1 kat yerine %20 oranında kesilmektedir. Üstelik bu indirimli ceza için mükellefler ayrıca :

·         VUK 376 kapsamında cezada indirim talep edebilir,

·         Tarhiyat sonrası uzlaşma başvurusunda bulunabilir.

 

Bu durum, izaha davet uygulamasının mükellef lehine sunduğu en önemli avantajlardan biridir.

3. Sahte Fatura Davalarında İzaha Davetin Özel Konumu

 3.1. SMİYB Kullanımında İzaha Davet Şartları

Sahte veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge (SMİYB) kullanımı, izaha davet uygulamasında özel bir konuma sahiptir. 7194 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik sonrasında, SMİYB kullanımında izaha davet kapsamına girebilme şartları esnetilmiş; kullanılan sahte belge tutarının:

·         Bir takvim yılında 100 bin TL'yi geçmemesi veya

·         Bu tutarı geçse bile ilgili yıldaki toplam mal ve hizmet alışlarının %5'ini aşmaması

 halinde, mükelleflere indirimli ceza uygulamasından yararlanma imkânı getirilmiştir.

 3.2. İdari Vergi Cezası ile Adli Ceza Ayrımının Kritik Önemi

Sahte fatura davalarının en karmaşık boyutu, idari ve adli yaptırımların iç içe geçmiş olmasıdır. Bu noktada yapılması gereken temel ayrım şudur:

A.Etkin Pişmanlığa Etki Eden Yükümlülükler (İdari):

·         Vergi aslı

·         Gecikme faizi / gecikme zammı

·         Vergi ziyaı cezası (idari nitelikte)

 VUK 359/son hükmü uyarınca, bu idari yükümlülüklerin kovuşturma aşamasında (hüküm verilinceye kadar) ödenmesi halinde, mahkeme hapis cezasında 1/3 oranında indirim yapmak zorundadır.

B. Etkin Pişmanlığa Etki Etmeyen Yükümlülükler (Adli):

·         Ceza mahkemesinin hükmettiği hapis cezası

·         Ceza mahkemesinin hükmettiği adli para cezası

Bu ayrımın savcı, hâkim veya müdafi tarafından göz ardı edilmesi, dosyanın yersiz mahkûmiyet veya eksik ceza indirimi ile sonuçlanmasına yol açmaktadır. Örneğin, mükellef idari para cezalarını ödediği halde mahkeme bu durumu etkin pişmanlık kapsamında değerlendirmezse, sanık haksız yere 1/3 oranındaki indirimden mahrum kalabilir.

4. Güncel Yargıtay İçtihatları Ve Değerlendirme

 4.1. Yargıtay 11. Ceza Dairesi'nin Yaklaşımı

2025 yılı itibarıyla Yargıtay 11. Ceza Dairesi, sahte fatura davalarında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasına ilişkin önemli kararlar vermiştir. Yerleşik içtihada göre:

·        Mahkemeler, etkin pişmanlık için gerekli idari ödemelerin yapılıp yapılmadığını resen araştırmak zorundadır.

·     Vergi Tekniği Raporu'ndaki somut tespit eksiklikleri (karşıt inceleme yapılmaması, ödemelerin banka kanalıyla yapılması, mal tesliminin ispatı gibi) mahkûmiyet kararını sakatlamaktadır.

.   Suç tarihinin doğru tespit edilmemesi, zamanaşımı hesabını etkilediğinden başlı başına bir bozma sebebidir.

Yargıtay 11. Ceza Dairesi'nin 2019/2654 E. 2021/811 K. sayılı kararında, sahte fatura kullanma suçunda etkin pişmanlık şartlarının oluşup oluşmadığının yeterince araştırılmaması bozma nedeni sayılmıştır.

 4.2. Danıştay'ın Tamamlayıcı Rolü

İdari yargı alanında ise Danıştay, vergi mahkemelerinin izaha davet sonrası tesis edilen işlemlere karşı açılan davalardaki içtihatlarıyla sürece yön vermektedir. Özellikle izahın reddi kararlarının gerekçeli olması ve mükellefin sunduğu delillerin somut olarak değerlendirilmesi gerektiği vurgulanmaktadır.

5. 2025-2026 Güncel Vergi Düzenlemelerinin Etkileri

 5.1. Yeniden Değerleme Oranı ve Ceza Tutarları

2025 yılı yeniden değerleme oranı, 585 Sıra No.lu VUK Genel Tebliği ile %25,49 olarak belirlenmiştir. Bu oran doğrultusunda 2026 yılı için geçerli olacak başlıca güncel tutarlar şöyledir:

Uygulama

2025 Tutarı

2026 Tutarı

Tüketiciye fatura düzenleme sınırı

9.900 TL

12.000 TL

Doğrudan gider yazılabilecek demirbaş sınırı

9.900 TL

12.000 TL

Özel usulsüzlük cezası yıllık üst limiti

-

17.000.000 TL

Şüpheli alacak sınırı (protesto şartı aranmayan)

3.000 TL

3.000 TL*

*7338 sayılı Kanun ile belirlenen bu tutar, yeniden değerleme oranından etkilenmemektedir

  5.2. Asgari Kurumlar Vergisi ve Geçmiş Yıl Zararları

 2025 yılı vergilendirme dönemi için önemli bir gelişme, Danıştay 3. Dairesi'nin 25.11.2025 tarih ve E:2024/5700 K:2025/4831 sayılı kararı olmuştur. Bu kararla, asgari kurumlar vergisi matrahının hesabında geçmiş yıl zararlarının dikkate alınamayacağına ilişkin tebliğ hükmü iptal edilmiştir. Danıştay'ın gerekçesinde:

·         Geçmiş yıl zararlarının asgari vergi matrahından düşülmesine izin verilmemesinin, ticari bilanço zararı üzerinden vergi alınmasına yol açacağı,

·         Bunun, geçmiş yıl zararlarından dolayı vergiye tabi kazancı olmayan bir mükellefin vergi ödemek zorunda kalması sonucunu doğuracağı,

·         Tebliğ düzenlemesinde hukuka uygunluk bulunmadığı vurgulanmıştır. Bu karar, 2025 yılı kurumlar vergisi beyannamesi hazırlanırken dikkate alınması gereken önemli bir içtihat niteliğindedir.

6. Muhtemel Sonuçlar Ve Mükellef Stratejileri

 6.1. İzaha Davet Sürecinin Olası Sonuçları

Mükellefin izaha davet sürecindeki tutumuna göre karşılaşabileceği muhtemel sonuçlar şu şekilde sistematize edilebilir:

Senaryo 1: İzahın Tamamen Kabulü

·         Mükellef hakkında vergi incelemesi yapılmaz

·         Takdir komisyonuna sevk işlemi gerçekleşmez

·         Herhangi bir cezai yaptırım uygulanmaz

Senaryo 2: İzahın Yetersiz Bulunması ve Ödeme

·         %20 oranında indirimli vergi ziyaı cezası uygulanır

·         Ayrıca VUK 376 kapsamında cezada indirim talep edilebilir

·         Tarhiyat sonrası uzlaşma imkânı bulunur

·         En önemlisi: Ceza davasında etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanma zemini oluşur.

  Senaryo 3: İzah Yapılmaması veya Ödeme Yapılmaması

·         Tam vergi incelemesi başlatılır

·         1 kat vergi ziyaı cezası uygulanır

·         VUK 359 kapsamında ceza davası riski artar

·         Etkin pişmanlık imkânı büyük ölçüde kaybedilir

6.2. Stratejik Öneriler

İzaha davet yazısı alan mükelleflerin dikkat etmesi gereken hususlar:

1.      Sürelere riayet: Tebliğ tarihinden itibaren 30 günlük izah süresi hak düşürücü niteliktedir.

2.  Delil toplama: Başta defter ve belgeler olmak üzere VUK 3 kapsamında her türlü delil sunulabilir.

3.      Vergi avukatı desteği: Özellikle SMİYB kullanımı iddialarında, hem vergi hukuku hem de ceza hukuku bilgisine sahip bir avukattan destek alınması kritik önemdedir.

4.  Ön tespit içeriğinin analizi: İzaha davet yazısındaki ön tespitlerin somutluğu ve hukuki dayanakları titizlikle incelenmelidir.

7. Sonuç

İzaha davet müessesesi, vergi idaresi ile mükellef arasındaki uyuşmazlıkları yargıya taşımadan çözmeyi amaçlayan modern bir idari çözüm yoludur. Ancak bu mekanizmanın sahte fatura davalarındaki yansımaları, çok daha karmaşık bir hukuki zeminde cereyan etmektedir. Uygulamada karşılaşılan en büyük sorun, ceza yargılaması aktörlerinin (savcı, hâkim, müdafi) vergi hukukunun teknik ayrımlarına yeterince hâkim olmamasıdır. Özellikle etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasında, idari vergi cezası ile adli ceza arasındaki ayrımın göz ardı edilmesi, telafisi imkânsız mahkûmiyetlere yol açabilmektedir. Yargıtay 11. Ceza Dairesi'nin güncel içtihatları, bu ayrımın altını çizmekte ve mahkemelere resen araştırma yükümlülüğü getirmektedir. 2025-2026 yılı güncel düzenlemeleri, özellikle ceza tutarlarındaki artış ve Danıştay'ın asgari kurumlar vergisine ilişkin iptal kararı, mükelleflerin vergi planlaması ve uyuşmazlık yönetimi stratejilerini yeniden gözden geçirmesini zorunlu kılmaktadır. İzaha davet sürecinin profesyonel destekle yönetilmesi, hem idari hem de adli yaptırımlar karşısında mükellef lehine önemli avantajlar sağlayabilecek bir fırsat penceresi sunmaktadır. Vergi hukuku ile ceza hukukunun kesiştiği bu alanda, teknik bilgi ve güncel içtihat takibi, mükellefin en önemli savunma araçları olmaya devam edecektir.

Kaynakça

·         · 213 sayılı Vergi Usul Kanunu (VUK), md. 359, 370

·          · 519 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği

·          · 585 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği

·          · 588 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği

·          · 7194 sayılı Dijital Hizmet Vergisi ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı KHK'de Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun

·          · 7394 sayılı Kanun (VUK 359 etkin pişmanlık düzenlemesi)

·         · 7524 sayılı Kanun (Asgari kurumlar vergisi düzenlemesi)

·          · 7555 sayılı Kanun (İndirimli kurumlar vergisi oranı)

·          · 7571 sayılı Kanun (Yeniden sürekli yeniden değerleme)

·          · Yargıtay 11. Ceza Dairesi, 2019/2654 E. 2021/811 K.

·         · Danıştay 3. Dairesi, 25.11.2025 tarih ve E:2024/5700 K:2025/4831

·         · İnsel, F. (2024). İzaha Davet Uygulamasının Güncel Mevzuat Eşliğinde İrdelenmesi. MuhasebeTR

·          · Türkay, İ. (2022). İzaha Davet Sisteminin Mükelleflere Sağladığı Avantajlar. Nazalı Gündem

 

15 Nisan 2026 Çarşamba

Bağış mı Satış mı? Vergisel Tercihin Anatomisi

Özet

Malvarlığı unsurlarının devrinde bağış (ivazsız intikal) ve satış (ivazlı devir) yöntemleri, farklı vergisel ve hukuki sonuçlar doğurmaktadır. Uygulamada mükelleflerin vergi yükünü azaltmak amacıyla düşük bedelli satış işlemlerine yöneldiği görülmektedir. Bu çalışmada bağış ve satış işlemleri; Gelir Vergisi Kanunu, Kurumlar Vergisi Kanunu, Katma Değer Vergisi Kanunu ve Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu hükümleri çerçevesinde analiz edilmekte, ayrıca vergilendirmede gerçek mahiyet ilkesi kapsamında yargı kararları ışığında değerlendirilmektedir. Çalışma sonucunda, işlemin şekli ile ekonomik gerçekliği arasındaki uyumsuzluğun önemli vergisel riskler doğurduğu ortaya konulmaktadır.

Anahtar Kelimeler: Bağış, Satış, Muvazaa, Gerçek Mahiyet, Değer Artış Kazancı, Veraset ve İntikal Vergisi

1. Giriş

Vergi hukukunda işlemlerin vergilendirilmesinde şekli görünüm ile ekonomik içerik arasındaki ilişki büyük önem taşımaktadır. Özellikle taşınmaz ve yüksek değerli varlıkların devrinde bağış ve satış işlemleri arasında yapılan tercihler, farklı vergisel sonuçlar doğurmaktadır.

Uygulamada mükelleflerin vergi yükünü azaltmak amacıyla bağış yerine düşük bedelli satış yöntemine yöneldiği görülmektedir. Ancak bu tür işlemler, vergi idaresi tarafından muvazaa kapsamında değerlendirilmekte ve işlemin gerçek mahiyeti esas alınarak vergilendirme yapılmaktadır¹.

Bu çalışmada bağış ve satış işlemleri, vergisel yük, hukuki güvenlik ve yargı içtihatları çerçevesinde karşılaştırmalı olarak incelenmektedir.

2. Literatür ve Mevzuat Çerçevesi

Türk vergi sisteminde malvarlığı devrine ilişkin vergilendirme farklı kanunlarda düzenlenmiştir:

·        193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu

·        5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu

·        3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu

·        7338 sayılı Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu

Gelir Vergisi Kanunu’nun mükerrer 80. maddesinde değer artış kazançları, Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu’nda ise bağış yoluyla edinilen varlıklar düzenlenmiştir.

Vergilendirmede temel yaklaşım, işlemin hukuki şekli değil ekonomik içeriğidir. Bu yaklaşım öğretide “gerçek mahiyet ilkesi” olarak ifade edilmektedir².

3. Bağış ve Satış İşlemlerinin Vergisel Analizi

3.1. Bağış İşlemleri

Bağış, bir malın karşılıksız olarak devridir ve Veraset ve İntikal Vergisi’ne tabidir.

Bağış işlemlerinin temel özellikleri:

·        Gelir vergisine tabi değildir

·        KDV’ye tabi değildir (kural olarak)

·        Artan oranlı veraset ve intikal vergisine tabidir

Bu yönüyle bağış, özellikle aile içi devirlerde önemli bir vergisel avantaj sağlamaktadır.

3.2. Satış İşlemleri

Satış işlemleri, birden fazla vergisel yük doğurabilmektedir:

·        Değer artış kazancı (GVK mükerrer md. 80)

·        Kurumlar vergisi

·        Katma değer vergisi

·        Tapu harcı

Özellikle taşınmazların iktisap tarihinden itibaren beş yıl içinde elden çıkarılması durumunda elde edilen kazanç vergilendirilmektedir³.

4. Vergilendirmede Gerçek Mahiyet İlkesi ve Muvazaa

Vergi hukukunda işlemlerin gerçek niteliğinin belirlenmesi esastır.

Danıştay kararlarında da açıkça ifade edildiği üzere:

“Vergilendirmede işlemlerin hukuki şekli değil, gerçek mahiyeti esastır.”⁴

Bu çerçevede;

·        Düşük bedelli satış işlemleri

·        Gerçekte bağış olan işlemlerin satış gibi gösterilmesi

·        Aile içi işlemlerde piyasa dışı fiyatlandırmalar

muvazaa kapsamında değerlendirilmektedir.

Danıştay içtihatlarında, rayiç bedelin çok altında yapılan satış işlemlerinin bağış olarak kabul edilerek buna göre vergilendirme yapılabileceği belirtilmiştir⁵.

5. Şirketler Açısından Değerlendirme

Şirket aktifinde yer alan varlıkların bağış yoluyla devri önemli vergisel sonuçlar doğurmaktadır:

·        Örtülü kazanç dağıtımı (KVK md. 13)

·        Transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü kazanç

·        KDV yükümlülüğü

Yargı kararlarında, şirket varlıklarının bedelsiz devrinin çoğu durumda vergilendirilebilir bir işlem olarak değerlendirildiği görülmektedir⁶.

6. Satış ve Bağış İşlemlerinin Karşılaştırılması

Bağış ve satış işlemleri; vergisel yük, hukuki güvenlik ve denetim riski bakımından önemli farklılıklar içermektedir.

6.1. Vergisel Yük Açısından

Bağış işlemleri genellikle yalnızca Veraset ve İntikal Vergisi’ne tabi olup daha düşük maliyetlidir. Satış işlemleri ise çoklu vergilendirme nedeniyle daha yüksek bir vergi yükü doğurmaktadır.

6.2. Hukuki Güvenlik Açısından

Satış işlemleri, ivazlı yapısı nedeniyle daha güçlü ispat imkânı sunmaktadır. Bağış işlemleri ise özellikle miras hukukunda ihtilaflara açık olabilmektedir.

6.3. Denetim Riski Açısından

Vergi idaresi, düşük bedelli satış işlemlerini yoğun şekilde incelemektedir. Bu tür işlemler, çoğu zaman muvazaa kapsamında değerlendirilmekte ve ek vergi yükleri doğurmaktadır.

6.4. Maliyet ve Uygulama Açısından

Satış işlemleri tapu harcı gibi ilave maliyetler doğururken, bağış işlemlerinde bu yük genellikle daha sınırlıdır. Ancak yüksek tutarlı bağışlarda artan oranlı vergi etkisi dikkate alınmalıdır.

Genel Değerlendirme

·        Vergisel açıdan bağış daha avantajlıdır

·        Hukuki güvenlik açısından satış daha güçlüdür

·        En yüksek risk, düşük bedelli satış işlemlerindedir

7. Sonuç ve Öneriler

Bağış ve satış işlemleri arasında yapılacak tercih, yalnızca vergi avantajına göre değil; hukuki güvenlik, denetim riski ve işlemin ekonomik gerçekliği dikkate alınarak yapılmalıdır.

Öneriler:

·        Aile içi devirlerde bağış tercih edilebilir

·        Ticari işlemlerde satış yöntemi daha güvenlidir

·        Rayiç bedelden sapılmamalıdır

·        İşlemler ekonomik gerçekliğe uygun yapılmalıdır

Sonuç olarak, vergisel planlamada temel ilke:
“Şekil değil, gerçek mahiyet esastır.”

Bağış ve Satış İşlemlerinin Karşılaştırmalı Özeti

Kriter

Bağış (İvazsız İntikal)

Satış (İvazlı Devir)

Hukuki nitelik

Karşılıksız devir

Bedel karşılığı devir

Vergi türü

Veraset ve İntikal Vergisi

Gelir Vergisi / KV / KDV

Vergi oranı

%1 – %30 (artan oranlı tarife)

%15–%40 (GV/KV + KDV şartlı)

Tapu harcı

Binde 68,31

%4 (binde 40)

Gelir vergisi riski

Yok

Değer artış kazancı riski var

KDV riski

Yok

Ticari mahiyette var

Hukuki güvenlik

Orta (miras/tenkis riski)

Yüksek (ivazlı işlem)

Denetim riski

Orta

Yüksek (düşük bedelde)

Muvazaa riski

Orta

Düşük bedelde yüksek

Aile içi kullanım

Yaygın

Sık kullanılır ama riskli

Genel avantaj

Vergisel avantaj (düşük değerlerde)

Hukuki güvenlik

Dipnotlar

1.       Muvazaa kavramı hakkında genel açıklamalar için bkz. Borçlar Hukuku öğretisi.

2.       Öncel, Mualla / Kumrulu, Ahmet / Çağan, Nami, Vergi Hukuku, Ankara, 2022, s. 112.

3.       193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu, Mükerrer md. 80.

4.       Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu, 24.03.2021 tarih ve E.2019/546, K.2021/171 sayılı karar.

5.       Danıştay 4. Daire, 17.06.2020 tarih ve E.2018/4567, K.2020/2789 sayılı karar.

6.       Danıştay 3. Daire, 11.12.2019 tarih ve E.2017/3245, K.2019/7421 sayılı karar. 

Vergi-Hukuk İlişkisinde İzaha Davet, Sahte Fatura Davalarında Yeni Bir Dönem Mümkün Mü?

  Özet Vergi hukuku ile ceza hukukunun kesişim noktasında yer alan sahte fatura davaları, her iki disipline de hâkimiyeti zorunlu kılan öz...