Özet
Bu
çalışmada, taşınmaz ve iştirak hissesi satış kazancı istisnasından yararlanılmasına
rağmen Yeminli Mali Müşavir (YMM) tasdik raporunun süresinde ibraz edilmemesi
gerekçesiyle yapılan cezalı vergi tarhiyatına ilişkin Danıştay kararı
incelenmektedir. Uyuşmazlık, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun mükerrer 227.
maddesi ile Maliye Bakanlığı’na verilen düzenleme yetkisinin sınırları ile 49
Sıra No.lu SMMM ve YMM Tebliği uyarınca getirilen ibraz sürelerinin hukuki
niteliği noktasında toplanmaktadır. Çalışmada, şekli nitelikteki bir
yükümlülüğün yerine getirilmemesinin kanundan doğan maddi vergi hakkını ortadan
kaldırıp kaldıramayacağı, normlar hiyerarşisi ve vergide kanunilik ilkesi
çerçevesinde değerlendirilmektedir. İnceleme sonucunda, YMM tasdik raporunun
istisnanın kurucu unsuru değil, ispat aracı olduğu; bu nedenle süresinde ibraz edilmemesinin
tek başına istisna hakkını ortadan kaldıramayacağı sonucuna ulaşılmıştır.
Anahtar
Kelimeler: YMM tasdik
raporu, vergi istisnası, şekli şart, vergide kanunilik, normlar hiyerarşisi
1. Giriş
Vergi
hukukunda istisna ve muafiyetler, doğrudan kanundan doğan ve mükellefin vergi
yükünü azaltan maddi haklar niteliğindedir. Buna karşılık, bu haklardan
yararlanılmasına ilişkin usul ve belgelendirme yükümlülükleri çoğu zaman idari
düzenlemelerle belirlenmektedir. Uygulamada idare, YMM tasdik raporunun
süresinde ibraz edilmemesini, istisna veya indirim hakkının hiç doğmamış
sayılması sonucuna bağlayabilmektedir.
Bu
yaklaşım, şekli yükümlülük ile maddi hak arasındaki sınırın nerede çizileceği
sorununu gündeme getirmektedir. Danıştay tarafından verilen ve temyiz
incelemesi sonucunda kesinleşen karar, bu sınırın belirlenmesi bakımından
önemli bir içtihat niteliği taşımaktadır.
Bu
çalışmanın amacı; söz konusu yargı kararı ile 49 Sıra No.lu SMMM ve YMM Tebliği
hükümlerini birlikte değerlendirerek, YMM tasdik raporunun hukuki niteliğini ve
bu raporun süresinde ibraz edilmemesinin vergi istisnalarına etkisini ortaya
koymaktır.
2. Hukuki Çerçeve
2.1. Vergi Usul Kanunu Mükerrer 227. Madde
213
sayılı Vergi Usul Kanunu’nun mükerrer 227. maddesi, Maliye Bakanlığı’na bazı
vergi avantajlarının YMM tasdik raporuna bağlanması konusunda düzenleme yapma
yetkisi vermektedir¹. Bu hükümle amaçlanan, vergi güvenliğini artırmak ve
beyanların doğruluğunu mesleki sorumluluk çerçevesinde denetim altına almaktır.
Ancak
maddede, tasdik raporunun süresinde ibraz edilmemesinin ilgili istisna veya
indirimin tamamen ortadan kalkmasına yol açacağına ilişkin açık bir düzenleme
bulunmamaktadır. Bu durum, idari düzenlemelerin kapsamının kanuni yetki
sınırları içinde kalıp kalmadığı tartışmasını doğurmaktadır.
2.2. 49 Sıra No.lu SMMM ve YMM Tebliği
49
Sıra No.lu SMMM ve YMM Tebliği ile bazı vergi istisna ve indirimlerinden
yararlanılmasının YMM tasdik raporuna bağlandığı ve bu raporların belirli
sürelerde ibraz edilmesi gerektiği düzenlenmiştir². Tebliğde, süresinde ibraz
edilmeyen tasdik raporlarına dayanılarak ilgili vergisel avantajlardan
yararlanılamayacağı yönünde idari bir yaklaşım benimsenmiştir.
Bu
noktada temel sorun, tebliğ düzeyindeki bir düzenlemenin kanundan doğan bir
vergi istisnasını ortadan kaldıracak şekilde yorumlanıp yorumlanamayacağıdır.
3. Uyuşmazlığın Konusu ve Yargılama Süreci
Somut
olayda mükellef, taşınmaz ve iştirak hissesi satış kazancı istisnasından
yararlanmıştır. Ancak bu istisnaya ilişkin YMM tasdik raporu, idarece öngörülen
süre içinde ibraz edilmemiştir. Vergi incelemesi sırasında bu durum tespit edilmiş;
istisna reddedilerek kurumlar vergisi re’sen tarh edilmiş ve vergi ziyaı cezası
uygulanmıştır.
İlk
derece vergi mahkemesi, istisnanın kanundan doğan bir hak olduğunu, YMM tasdik
raporunun ise bu hakkın kullanımını ispata yarayan bir araç niteliği taşıdığını
belirterek tarhiyatı kaldırmıştır. Bölge idare mahkemesi bu kararı hukuka uygun
bulmuş; Danıştay da temyiz istemini reddederek kararı onamıştır.
4. Danıştay Kararının Hukuki Analizi
4.1. YMM Tasdik Raporunun Hukuki Niteliği
Danıştay’ın
benimsediği yaklaşımda YMM tasdik raporu, istisnanın doğum şartı değil; istisna
şartlarının gerçekleştiğini ortaya koymaya yarayan bir ispat ve denetim aracı
olarak görülmektedir. Dolayısıyla raporun süresinde ibraz edilmemesi, istisna
şartlarının fiilen gerçekleşmediği anlamına gelmemektedir.
Bu
yaklaşım, maddi vergi hukuku kuralları ile usule ilişkin yükümlülükler
arasındaki ayrımı esas almaktadır.
4.2. Normlar Hiyerarşisi Açısından Değerlendirme
Vergi
istisnası kanunla tanınmış bir haktır. Tebliğ ise idari düzenleyici işlemdir.
Normlar hiyerarşisi gereği, alt norm niteliğindeki tebliğ ile üst norm olan
kanunun tanıdığı bir hakkın ortadan kaldırılması mümkün değildir³.
Bu
bağlamda, 49 Sıra No.lu Tebliğ’de öngörülen süre şartı, istisna hakkının
kullanılmasına ilişkin bir usul kuralı olarak yorumlanmalı; kanuni hakkın özünü
ortadan kaldıracak şekilde uygulanmamalıdır.
4.3. Vergide Kanunilik İlkesi
Anayasa’nın
73. maddesinde güvence altına alınan vergide kanunilik ilkesi uyarınca vergilendirmeye
ilişkin temel unsurlar kanunla belirlenmelidir⁴. Bir vergi istisnasının
tanınması gibi, ortadan kaldırılması da ancak kanunla mümkündür. İdari
düzenlemelerle vergi yükünün artırılması veya kanuni bir avantajın ortadan
kaldırılması, bu ilkeyle bağdaşmamaktadır.
5. Şekli Yükümlülük – Maddi Hak Ayrımı
İncelenen
karar, vergi hukukunda önemli bir ayrımı güçlendirmektedir:
·
Maddi şartlar: İstisnanın kanunda öngörülen
unsurlarının gerçekleşmesi
·
Şekli şartlar: Bu durumun belirli belgelerle ve
sürelerde idareye tevsik edilmesi
Şekli
yükümlülüklerin yerine getirilmemesi, maddi şartların hiç gerçekleşmediği
anlamına gelmez. Aksi yaklaşım, idareye tebliğ yoluyla kanuni hakkı fiilen
ortadan kaldırma yetkisi tanımak anlamına gelir ki bu durum hukuk devleti
ilkesiyle bağdaşmaz.
6. Uygulamaya Etkileri
Bu
kararın uygulama bakımından önemli sonuçları bulunmaktadır:
·
YMM
tasdik raporu süresinde ibraz edilmemiş olsa dahi, mükellefin istisna
şartlarını fiilen taşıyıp taşımadığı araştırılmalıdır.
·
İdare,
yalnızca şekli eksiklikten hareketle istisnayı otomatik olarak
reddedemeyecektir.
·
49
Sıra No.lu Tebliğ hükümleri, kanuni hakkı ortadan kaldıran değil, ispat
yükümlülüğünü düzenleyen hükümler olarak yorumlanmalıdır.
7. Sonuç
Danıştay
tarafından onanan karar, vergi hukukunda şekli yükümlülükler ile kanundan doğan
maddi haklar arasındaki sınırı netleştirmektedir. YMM tasdik raporunun
süresinde ibraz edilmemesi, tek başına kanuni bir vergi istisnasını ortadan
kaldıracak nitelikte değildir. Bu yaklaşım, normlar hiyerarşisi, vergide
kanunilik ve hukuk devleti ilkeleriyle uyumlu bir yorum tarzını yansıtmaktadır.
Karar,
idarenin düzenleme yetkisinin sınırlarını hatırlatması ve mükellef haklarını
koruyan bir denge kurması bakımından önemli bir içtihat niteliği taşımaktadır.
Dipnotlar
- 213 sayılı Vergi Usul Kanunu,
mükerrer md. 227.
- 49 Sıra No.lu Serbest
Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanunu Genel
Tebliği.
- Normlar hiyerarşisi ve idari
düzenleyici işlemlerin kanuna aykırı olamayacağına ilişkin genel anayasal
ilke.
- Türkiye Cumhuriyeti Anayasası,
md. 73.