Önsöz
Vergi
uygulamasında çoğu tartışma oranlar ve istisnalar üzerinden yürütülür. Oysa
vergi yükünü belirleyen en kritik aşama, çoğu zaman görünmeyen bir teknik
alandır, değerleme. Özellikle menkul kıymet yatırımları bulunan
işletmeler için yıl sonu değerleme işlemi, kârın yönünü değiştirebilecek
niteliktedir.
Bu
çalışma, 31 Aralık 2025 tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan mevzuat
çerçevesinde, iktisadi işletmelere dahil menkul kıymetlerin vergisel
değerlemesini hem teorik hem uygulamalı yönüyle ele almak amacıyla
hazırlanmıştır.
Giriş
Ticari
kazanç, dönem sonu öz sermaye ile dönem başı öz sermaye arasındaki farktır. Bu
temel ilke, Gelir Vergisi Kanunu m.38 ve kurumlar bakımından, Kurumlar Vergisi
Kanunu m.6 hükümlerine dayanmaktadır¹.
Ancak
öz sermaye, bilançodaki aktif ve pasif kalemlerin doğru değerlenmesine
bağlıdır. Değerleme kavramı ise Vergi Usul Kanunu m.258’de tanımlanmış; menkul
kıymetlere ilişkin özel düzenleme m.279’da yapılmıştır².
Vergi
hukukunun değerleme yaklaşımı, finansal raporlama sisteminden farklıdır. Vergi
hukuku çoğu durumda ihtiyatlı maliyet esasını korurken, bazı kıymetlerde rayiç
değeri esas alır. Bu ikili yapı, uygulamada önemli sonuçlar doğurmaktadır.
I. Değerleme, Bilanço Kârının Görünmeyen Mimarı
Bir işletmenin yıl sonu kârı, çoğu zaman satış
performansı ya da gider yönetimi üzerinden okunur. Oysa vergi hukuku bakımından
bilanço kârının asıl mimarı, değerleme hükümleridir. Çünkü ticari kazanç, dönem
sonu öz sermaye ile dönem başı öz sermaye arasındaki farktır. Bu ilke, Gelir
Vergisi Kanunu m.38 ve kurumlar bakımından, Kurumlar Vergisi Kanunu m.6
hükümleriyle normatif zemine oturtulmuştur.3
Ancak öz sermaye rakamı, bilançodaki kalemlerin
değerine bağlıdır. İşte bu noktada Vergi Usul Kanunu devreye girer. Kanunun
258’inci maddesi, değerlemeyi “iktisadi kıymetlerin vergi kanunlarında
gösterilen gün ve zamandaki değerlerinin saptanması” olarak tanımlar².
Tanım teknik görünse de etkisi son derece pratiktir. Yanlış değerleme, doğrudan
yanlış matrah demektir.
Menkul kıymetler ise bu tartışmanın en dinamik
alanıdır. Çünkü fiyatları piyasada oluşur, piyasa ise çoğu zaman vergi
hukukunun ihtiyat ilkesinden daha hızlı hareket eder.
II. VUK (m.279), Aynı Başlık Altında Farklı Vergi
Rejimleri
Menkul kıymetlerin değerlemesi, VUK’un 279’uncu
maddesinde düzenlenmiştir³. Hüküm ilk bakışta sade görünür, ancak içerdiği
ayrımlar, farklı vergi rejimlerini aynı başlık altında barındırmaktadır.
Kanun koyucu;
·
Hisse senetlerini
alış bedeliyle,
·
Portföyünün %51’i
Türk hisse senetlerinden oluşan yatırım fonlarını alış bedeliyle,
·
Diğer menkul
kıymetleri borsa rayiciyle,
·
Rayiç yoksa kıst
getiriyle,
·
Getirisi ihraç
edenin kârına bağlı olan kıymetleri alış bedeliyle değerlemeyi öngörmüştür.
Bu sistem, tek tip bir değerleme yaklaşımı değil,
karma bir modeldir. Bu modelin merkezinde ise vergi ihtiyatı ile ekonomik
gerçeklik arasında kurulan denge yer alır.
Rayiç değer tespitinde referans piyasa, Borsa İstanbul’dur.
Değerleme günü itibarıyla oluşan son işlem fiyatı esas alınır⁴.
31.12.2025 İtibarıyla Uygulama Özeti
|
Menkul Kıymet |
Değerleme Ölçüsü |
|
Hisse Senedi |
Alış Bedeli |
|
%51 Hisse Fon |
Alış Bedeli |
|
Tahvil |
Borsa Rayici |
|
Bono |
Borsa Rayici |
|
Kira Sertifikası |
Borsa Rayici |
Borsa Rayici ile
Değerlenenler
Hisse senedi dışındaki tüm
menkul kıymetler;
·
Devlet tahvili
·
Hazine bonosu
·
Özel sektör tahvili
·
Finansman bonosu
·
Varlığa dayalı
menkul kıymetler
·
Kira sertifikaları
(Sukuk)
·
Yatırım fonları (%51
hisse senedi şartını sağlamayanlar)
Bunlar borsa rayiciyle
değerlenir.
Borsa Rayici Nedir?
Borsa rayici, gerek menkul kıymetler ve kambiyo
borsasına, gerekse ticaret borsasına kayıtlı olan iktisadi kıymetlerin değerlemeden
evvelki son muamele gününde borsadaki işlemlerin ortalama değeri olarak
tanımlanmıştır. Bununla beraber, normal dalgalanmalar haricinde fiyatlarda
bariz kararsızlıklar görülmesi halinde, son muamele günü yerine değerleme
gününden önceki 30 gün içindeki ortalama rayici esas aldırmaya ilişkin Hazine
ve Maliye Bakanlığı'nın yetkisi bulunmaktadır.
VUK m.263 uyarınca;
Değerleme gününden önceki son
işlem günündeki ortalama fiyat.
Eğer:
- İşlem yoksa
- Fiyat muvazaalı oluşmuşsa
→ Kıst getiri yöntemi uygulanır.
III. Hisse Senetleri, Gerçekleşmeyen Kazancın Vergiden
Korunması
Hisse senetlerinde benimsenen alış bedeli esası, vergi
hukukunun ihtiyat yaklaşımının tipik örneğidir. 2025 yılı içinde satın alınan
ve yıl sonunda ciddi değer artışı gösteren bir hisse senedi, vergi matrahını
artırmaz.
Örneğin;
(A) A.Ş., 15.02.2025 tarihinde 10.000 adet hisseyi pay
başına 100 TL’den satın almıştır. Toplam alış bedeli 1.000.000 TL’dir.
31.12.2025 tarihinde borsa değeri 1.650.000 TL’ye yükselmiştir. Vergisel
değerleme 1.000.000 TL üzerinden yapılır; 650.000 TL’lik artış gelir yazılmaz.
Bu yaklaşım, “gerçekleşme ilkesi” ile
uyumludur. Vergi hukuku, henüz realize edilmemiş piyasa kazancını matraha dahil
etmemektedir. Bu yönüyle sistem, finansal raporlama standartlarından ayrışır.
Zira finansal raporlama, gerçeğe uygun değer artışını bilançoya yansıtırken,
vergi hukuku maliyet esasına sadık kalır⁵.
IV. Yatırım Fonları, Aynı Araçta Çifte Mantık
Yatırım fonlarında kanun koyucu ince bir ayrım
yapmıştır. Portföyünün %51’i hisse senetlerinden oluşan fonlar alış bedeliyle,
diğerleri rayiç değerle değerlenir.
Bu ayrımın ekonomik mantığı açıktır. Hisse senedi
ağırlıklı fonlar dalgalı getiri yapısına sahiptir ve gerçekleşmemiş artışların
vergilendirilmesi sakıncalı görülmüştür. Buna karşılık tahvil ağırlıklı
fonlarda getirinin öngörülebilirliği, rayiç esaslı vergilemeyi mümkün kılar.
Örneğin;
(B) A.Ş., 01.07.2025 tarihinde 2.000.000 TL’ye tahvil
ağırlıklı fon satın almıştır. 31.12.2025’te fon değeri 2.400.000 TL’dir. %51
hisse şartı sağlanmadığından değerleme 2.400.000 TL üzerinden yapılır ve
400.000 TL gelir yazılır.
Aynı yatırım enstrümanının içeriğine göre farklı
vergisel sonuç doğurması, VUK m.279’un esnek ama karmaşık yapısını ortaya
koymaktadır.
V. Tahvil ve Bonolar, Rayiç Değerin Vergisel Etkisi
Devlet tahvilleri ve hazine bonoları rayiç değerle
değerlenir. Rayiç yoksa alış bedeline değerleme gününe kadar işlemiş kıst
getiri eklenir⁶.
Kıst Getiri Ölçüsü : Borsa rayicine göre değerlenmesi gereken menkul kıymetlerin, borsa
rayicinin olmaması veya borsa rayicinin muvazaalı bir şekilde oluştuğunun anlaşılması
halinde, değerlemeye esas bedel, menkul kıymetin alış bedeline vadesinde elde
edilecek gelirin (kur farkları dahil) iktisap tarihinden değerleme gününe kadar
geçen süreye isabet eden kısmının eklenmesi suretiyle hesaplanacaktır.
Kıst Getiri Yöntemi (VUK m.279/2)
Borsa rayici yoksa:
Değer
=Alış Bedeli + (Vadesinde elde edilecek toplam getiri ×
geçen süre / toplam vade)
Bu düzenleme özellikle;
- İtfa sonuna
kadar elde tutulacak tahviller
- Borsada işlem
görmeyen özel sektör borçlanma araçları
için önemlidir.
Örneğin
1 yıl vadeli bir tahvilin Alış,
1.000.000 TL’dir. Getirisi ise 200.000 TL’dir. Alış tarihi üzerinden altı ay
geçmiştir.
Değerleme:
1.000.000 + (200.000 × 6/12) =
1.100.000 TL
(1.100.000-1.000.000) =100.000TL
gelir yazılır.
Bu düzenleme, sabit getirili yatırım araçlarında
gerçekleşmemiş kazançların da dönem kazancına yansımasına neden olur. Böylece
hisse senetleri ile tahviller arasında vergisel zamanlama farkı doğar.
Bu fark, özellikle geçici vergi dönemlerinde daha
belirgin hale gelir. 2025 yılı itibarıyla geçici vergi üçer aylık dönemler
halinde uygulanmaktadır. Her dönemde rayiç değer artışları matraha dahil
edilir. Ancak yıl sonu değerlemesinde oluşan farklar, dönemsel dalgalanmalara
yol açabilir.
VI. Kar-Zarar Ortaklığı Belgeleri, Belirsiz Gelirin
Vergisel İhtiyatı
Getirisi ihraç edenin kârına bağlı olan belgelerde
rayiç değer genellikle bulunmaz ve getiri önceden hesaplanamaz. Bu nedenle alış
bedeli esası benimsenmiştir. Bu yaklaşım, vergi güvenliğini ve ölçülebilirliği
esas alır.
Getirisi ihraççının karına bağlı ve değerleme günü
hesaplanamıyorsa, Alış bedeli ile değerlenir.
VII. Değerleme ile Finansal Raporlama Arasındaki
Ayrışma
Vergisel değerleme ile finansal raporlama arasında
belirgin bir paradigma farkı vardır. Finansal raporlama sistemi gerçeğe uygun
değeri esas alırken, vergi hukuku ihtiyatlı maliyet esasını korur. Bu durum
ticari kâr ile mali kâr arasında geçici farklar yaratır⁷.
Bu ayrışma, vergi planlaması açısından önemli sonuçlar
doğurur. Özellikle yüksek dalgalı piyasalarda, hisse senedi portföyü bulunan
işletmelerin mali tabloları ile vergi matrahı arasında ciddi farklar
oluşabilir.
VIII. Sonuç, Değerleme Bir Teknik İşlem Değil,
Stratejik Bir Tercihtir
31.12.2025 itibarıyla yürürlükte bulunan sistem,
menkul kıymetlerin vergisel değerlemesinde karma fakat bilinçli bir yapı ortaya
koymaktadır. Hisse senetlerinde maliyet esasıyla vergi ihtiyatı korunurken,
sabit getirili kıymetlerde rayiç esaslı vergileme tercih edilmiştir.
Bu çerçevede mükelleflerin;
·
Menkul kıymet türünü
doğru sınıflandırması,
·
Rayiç değer
tespitini belgeye dayandırması,
·
Kıst getiri
hesaplamalarını teknik doğrulukla yapması
zorunludur.
Değerleme, bilanço tekniğinin bir alt başlığı değil,
doğrudan vergi yükünü belirleyen stratejik bir unsurdur. Yanlış yapılan her
değerleme, ya gereksiz vergi ödenmesine ya da vergi riskine yol açacaktır.
Dipnotlar
1.
GVK m.38, ticari kazancın öz sermaye farkı yöntemiyle tespitini düzenler.
2.
VUK m.258 ve m.279, değerleme hükümleri.
3.
GVK m.38, ticari kazancı öz sermaye farkı olarak
tanımlar; KVK m.6 kurum kazancı için aynı yöntemi benimser.
4.
VUK m.258, değerleme tanımı.
5.
VUK m.279, menkul kıymetlerin değerleme ölçüsü.
6.
Değerleme günündeki rayiç değer, Borsa İstanbul
verileri esas alınarak belirlenir.
7.
Vergisel maliyet esası ile finansal raporlama gerçeğe
uygun değer yaklaşımı arasındaki fark, geçici fark doğurur.
8.
Kıst getiri, değerleme gününe kadar işlemiş faiz veya
getiri tutarını ifade eder.
9.
Vergi ve finansal raporlama farklarına ilişkin
ayrıntılı değerlendirme için bkz. literatürde “ticari kâr–mali kâr farkları”
çalışmaları.