Kayıtlar

2019 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

YOKSULLUK ÇARESİZLİK OLMAKTAN ÇIKMALI, SOSYAL DEVLET KARŞILIKSIZ KREDİ SAĞLAMALI

ERTUĞRUL KILIÇ 15.11.2019 tarihinde TÜİK(Türkiye İstatistik Kurumu) işsizlik rakamlarını yayınladı. Aktif iş gücü 33 milyon 180 kişi, çalışan sayısı 28 milyon 529 kişi olarak açıklandı. İşsiz sayısı 15 yaş üstü bir önceki Ağustos 2019 dönemine göre 4 milyon 650 bin kişi oldu. Genç nüfusta (15-24 yaş) işsizlik oranı 6,6 puanlık artış ile %27,4 olurken,15-64 yaş grubunda bu oran 2,9 puanlık artış ile %14,3 olarak gerçekleşti. Tüketici Hakları Derneği Genel Başkanı açıklamasına göre Nüfusun % 20’sinden fazlasının, yani, 16 milyondan fazla kişinin açlık sınırının altında yaşadığını, "Nüfusun % 60’dan fazlasının, yani, 48 milyondan fazla kişinin ise yoksulluk sınırının altında yaşadığı ortaya ifade edilmektedir. Son zamanlarda toplumda yaşanan umutsuzluk ve ekonomik zorluklar nedeniyle toplu intiharlar vakaları görülmektedir. Çaresizlik içerisinde, çıkış yolu bulamayan insanların toplumda artmaması birazda devletin sosyal yanının öne çıkarılmasından geçmektedir. Vict...

İNTERNETTE “YOUTUBE” OLARAK REKLAM ALANLAR VERGİ ÖDEYECEKLER Mİ?

ERTUĞRUL KILIÇ Teknolojinin gelişmesi, kullanıcı sayısının hızla artması, yeni sosyal ve ekonomik alanların ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Sosyal ilişkilerin dijital ortam üzerinden yürütülmesi ve bir mekan gibi işlem görmesi ekonomik ilişkileri de o alana taşıdı. Ekonomik kazanç elde etmek isteyenler, bu alanda çeşitli biçimlerde ilişkiler kurarak ürettikleri mal ve hizmetlerin tanıtım (reklam) ve satımını yaparak gelir elde etmektedirler. Kendi şahıslarına ait İnternet alanlarında üretmiş oldukları içeriklerden, Google aracılığıyla reklam alarak, kazanç elde etmektedirler. Bir faaliyetin "ticari faaliyet" sayılabilmesi için kazanç sağlama niyet ve kastı gerekmemekle birlikte, faaliyeti icra eden organizasyonun bütün unsurları ile birlikte değerlendirildiğinde kazanç sağlama potansiyeline sahip olması gerektiği verginin konusuna girmektedir. Verginin konusuna giren bir kazançtan da kanunlarımız gereği vergi alınması için yeterli olmaktadır. Gelir idaresi...

VATANDAŞIN YEDİĞİ İÇTİĞİ, VERGİ OLARAK DEVLETE GİDİYOR

Ertuğrul Kılıç Vergi son zamanlarda çok konuşulur bir hal aldı. Hiç ilgilenmeyen hatta verginin ne olduğunu, ne için alındığını bilmeyen vatandaşlar bile, artık vergi konusunda, konuşur oldular. Bundan yakınarak çok vergi alınıyor diye feryat ediyorlar. Devletin aldığı vergiler, türlerine göre dolaylı ve dolaysız vergi diye sınıflandırılır. Diğer taraftan da kaynağına göre gelirden alınan vergiler ve tüketimden alınan vergiler gibi adlar alırlar. Gelirden alınan vergiler beyan esasına dayanırlar. Devlet, verginin kolay toplanması ve maliyetinin düşük olması için bazı vergiler kaynağında kesilerek, bir beyanname ile vergi idaresine beyan edilmesini sağlar. Ücretle çalışanların vergileri, kaynağında işverenler tarafından kesilip vergi idaresine yatırıldığı için, çalışanlar bu vergi ile çok ilgilenmezler. Hatta çoğu ücretli, kendi ücretinden bir verginin kesildiğinin farkında bile değildir. Çalışan aldığı net ücreti gördüğü için gerisiyle çok ilgilenmez. Yükü işverene kalır. ...

AHİLİK FONU

(Gözümüz Aydınlar Olsun Esnafım, Doktorum, Avukatım, Mali Müşavirim Velhasıl Bağ-Kur’lum Yeni Bir Fonumuz Oldu! ) AHİLİK FONU ERTUĞRUL KILIÇ SMMM-SORUMLU ORTAK Fon deyince aklımıza çok da iyi şeyler gelmiyor. Birde bu fon isteğe bağlı değilse. İnsanlar gelecek kaygısı için kendi istekleriyle kazançlarının bir kısmını, gelecekte karşılaşacakları kötü günler ve/veya acil ihtiyaçları için köşe, kenara üç beş kuruş koyarlar. Bu aslında kötü gün dostudur. Ama kanunla biri size, efendim siz beceremiyorsunuz gelirinizden bir tutarı köşe, kenara koymayı, bunu ben yapacağım deyince, bu bambaşka bir şey haline geliyor. Çünkü artık sizin adınıza biriktirilen tutarın kullanımı, sizin kontrolünüzden çıkıyor.   Fon kelimesinin kökeni Fransızcadan gelmektedir. Türkçe sözlükte “bir kurumu, bir işletmeyi finanse etmek ya da belirli bir işi yürütmek için, gerektikçe harcanmak üzere ayrılan para” [1] olarak tanımlamaktadır. Tanımda belirtildiği gibi bir şeyi yürütmek için ihtiy...

MUHASEBE MESLEĞİNDE İŞ STRESİ, TÜKENMİŞLİK VE MESLEK SORUNLAR İLE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ

                                                                                                          Ertuğrul Kılıç SMMM-Sorumlu Ortak                                                       ...

BELEDİYECİLİK, KENTLERİN HAFIZASI, KENT MEYDANLARI

ERTUĞRUL KILIÇ GİRİŞ Günümüzde dünya üzerinde yaşayan insanların büyük bir kısmı “kent” adını verdiğimiz yerleşmelerde hayatlarını sürdürmektedir. Kent doğayla olan yerleşme ilişkilerinde toplumsal ve ekonomik olarak kendisinden önceki yerleşme biçimlerinden belirgin çizgilerle ayrılan özellikler taşır. 18. yüzyılın sonlarından itibaren sanayileşmenin gelişmesi ile kapalı toplum hayatı çözülmeye başlamış, böylece uygarlık tarihi kadar eski bir kavram olan kent, bugünkü anlamını kazanmıştır. İnsanlar, yaşamlarını sürdürmek için bir toprak parçası üzerinde yaşarlar ve bu mekân parçasına kent ya da köy adı verirler. Kent, insanın yaşamını düzenlemek adına meydana getirdiği en önemli, en büyük fiziki ürünü ve insan yaşamını çevreleyen bir yapıdır. Kentli insanların oluşturduğu yerleşim birimidir. Kent meydanları kentin oluşumundan daha önce var olan alanlardır. Kentin kimliğinin oluşmasında ve geleceğe aktırılmasında önemli bir yer tutmaktadır. Belediyeler bu kentin hafız...