Kayıtlar

CUMHURİYET HALK PARTİSİ’NİN 37.KURULTAYINA GİDERKEN

CHP’nin 37. kurultayı olağanüstü bir dönemden geçerken gerçekleştiriliyor. Dünyada ve ülkemizde yaşanan virüs salgını nedeniyle bir takım kısıtlamaların olacağı ve azami insan sağlığını korumak üzere önlemlerin alınacağı bir kurultay olacağı parti çevrelerinde konuşuluyor. Bu kısıtlayıcı önlemleri hoşgörüyle karşılamak belki mümkün, ancak ülkenin içerisinden geçtiği zorluklara bakılınca CHP’nin başka yollarda bulması gerekli gözükmektedir. Kurultayın hedef sloganına bakıldığında “iktidara yürüyüş” olarak belirlenmiştir. Bu slogan bir hedef göstermektedir. Yani sadece durum tespiti yapmaktan daha çok toplumun ihtiyaçları üzerinden geleceğe yönelik bir belirleme yapmayı amaçlamaktadır. CHP yaklaşık bir yıldır mahalle delege seçimlerinden başlayarak İlçe, İl örgütlerini seçerek 37’si yapılacak olan, olağan bir kurultaya giderken en üst seviyede partiyi yönetecek kadroları seçecek ve partiyi belirledikleri sloganın ruhuna uygun ülkede iktidara taşımaya çalışacaktır. Kurultay...

ESNEK ÇALIŞMA KIDEM TAZMİNATININ ÖLÜM FERMANI

Değişen ve gelişen dünyada beklentiler ve isteklere koşut olarak, çalışma hayatında meydana gelen yenilikler ortaya çıkmaktadır. Teknolojideki ve bilgideki gelişmeler hayatımızda daha fazla hissedilir oldu. Son zamanlarda neredeyse çalışma hayatının bütün noktalarına nüfus ederek, egemen bir unsur olarak karşımıza çıkmaya başladı. Değişen koşulların seyrine bağlı olarak iş gücü yapılanması da bu duruma uyum sürecine girmiştir. Yenilenen koşullara ayak uydurmak ve kendi kendini sürekli yenilenmeyi becermek için değişmek olarak tanımlanabilen rekabet, günümüzde kaçınılmaz bir unsurdur. Tüm bu gelişmeler ile birlikte çalışma hayatında esneklik kavramı önem kazanmıştır. Esnek çalışma kapsamında, esneklik ve esnek çalışma tanımlamaları incelenecek olursa, farklı nitelemelerin yapıldığı görülmektedir. Rekabet koşulları altında işletmelerin rekabet edebilmeleri için, büyüklük yerine yalınlık, katılık ve kuralcılık yerine akışkanlık ve açıklık standardizasyon yerine çeşitlilik ve karmaşı...

BİR GÜNDE YEDİ MİLYAR DOLAR KAYBETMEK/KAZANMAK

Bir insana, sıradan günlük hayatın yaşanışı içerisinde böyle bir parayı kaybettiğini söyleseniz her halde size kötü kötü bakacaktır. Böyle bir para zaten normal bir insanının bir günde kazanıp kaybedebileceği bir para değildir. Kapitalizmde herkes zengin olabilir, bunu savunanlar hatta birkaç örnek gösterilerek bak bunlar sistemin fırsatlarından yararlandılar ve zengin oldular diyebilirler. Sistem zengin olmak için kurulmuştur diyerek, günlük hayatın akışı içerisinde geçimini sağlamak için kaybolup giden insanlara umut dağıtarak, çok güzel bir hikaye olarak anlatılır. Kapitalist ekonomide emeğiyle çalışanlar için zengin olmak kolay değildir halbuki. Kısa yoldan zengin olmanın yolu ya şans oyunları oynamak ya da sistemin yasakladığı ve yüksek risk yüksek kar getirici işleri yapmaktan geçmektedir. Bu ara sık sık gazetelerde bir günde şu kadar para kazandı, bir günde şu kadar para kaybetti haberleri sürekli yayınlanmaktadır. Sözcü gazetesinin 27.06.2019 tarihli internet portalında...

EY VATANDAŞ, DÖN DOLAŞ BORÇLANMAYA GEL

Beş bin yıl önce insanlar basit ihtiyaçlarını karşılamak üzere fazla olan mallarını birbiriyle değiş tokuş yaparlardı. Birinde olan şey diğeri için ihtiyaç ise ona kendinde olanı verir, karşılığın da ise kendi ihtiyacını sağlayacak başka bir mal alırlardı.O zamanlar henüz para icat edilmemişti. İhtiyaçların çeşitlenmesi mal mübadelesi yerine, bu alış verişi kolaylaştıracak başka bir değişim aracına ihtiyaç duyulmuştur. Lidyalıların icat ettiği bu değişim aracı paradır. Parayı elde etmek için belirli bir çabaya, emeğe ihtiyaç vardır. Bu işçi için emektir. Sermaye için kardır. Mevduat sahibi için faizdir. Mübadelede kullanılan bu değişim aracının da bir maliyeti vardır. Para da bir mal sonuçta, değiş tokuş aracı. Karşılıklı paraya ihtiyaç duyanlar,günümüzde finans kurumları aracılığıyla bu değişimi yaparlar. Paranın elde edilmesi için iş gücü emeğini satar. Sermaye bir yatırım yapıyor ise bu yatırım sonucunda bir kar beklentisi vardır. Sermayenin kar getirisi...

AİLE SİGORTASI, YOKSULLUĞA ÇARE OLABİLİR Mİ?

Her vatandaşın temel hakkı, insanca yaşam hakkıdır. Her vatandaş eğitim, sağlık ve adalet kurumlarından eşit pay aldığında insanca yaşam koşullarına ulaşır. Toplumsal refahın, mutluluğun ve gelirin eşit bölüşüldüğü bir düzen içinde insanca yaşam kurulabilir. Sosyal Devlet, vatandaşların emeğini ve ekmeğini güvence altına alır. Vatandaşlar arasında eşitliği ve bütün toplum için adaleti sağlar. Toplumsal denge, güçlü bir Sosyal Devlet aracılığıyla gerçekleştirilebilir. İnsanlar sosyal hayatın devamını güçleştiren ve günlük hayatını sıkıntıya sokan sorunlarla karşılaştığında bu sorunları çözmeye yönelik çeşitli yöntemler geliştirirler. Sosyal sigortalar kavramı da bu ihtiyaçtan ortaya çıkmıştır. Sosyal sigortalar ilk olarak düşük gelirli sanayi işçilerini kapsamına alırken, zamanla ticaret ve hizmetler kesimindeki işçilerini de kapsamına alarak genişlemiştir. Giderek kendi adına bağımsız çalışanları, günümüzde ise bütün halkı kapsayarak sosyal güvenlik müessesine geçiş başlamı...

YAŞAM YÜKÜ GELECEK UMUDUMUZU YOK ETMEMELİDİR

Hayatın normal akışı vardır. İstesek de istemesek de günlük yapmamız gereken işler vardır. Hayatımızı sürdürmemiz için, temel ihtiyaçlarımızı karşılamamız için çalışmakta bunlardan biridir. Çalışmak, insanın temel ihtiyaçlarının karşılamasını sağlaması açısından vaaz geçilmez bir faaliyettir. Toplumsal bağımlılık ilişkilerinin çözüldüğü, insanın giderek yalnızlaştığı ve bütün hayata karşı tutunmak için çaba gösterdiği de bir gerçek haline geldi. Toplumun en küçük çekirdeği ailedir. Aile içerisinde de iş bölümü oluşmaktadır. Geleneksel toplumlarda kadın ev işlerini yaparken, erkek daha çok dışarıdaki işleri yapmaktadır. Modern toplumlarda bir bütün olarak kadın ve erkek bütün işleri birlikte yapmaktadırlar. Ailenin geçimini ve sürdürülebilir olmasını, ortak çabalarıyla sağlamaktadırlar. Türkiye İstatistik Kurumu, çalışma hayatımıza ilişkin ülkenin verilerini belirli aralıklarda açıklamaktadır. Bu verilerden biri de ülkemizde çalışma yaşına gelmiş (15-64 yaş aralığı olarak tanı...

YOKSULLUK ÇARESİZLİK OLMAKTAN ÇIKMALI, SOSYAL DEVLET KARŞILIKSIZ KREDİ SAĞLAMALI

ERTUĞRUL KILIÇ 15.11.2019 tarihinde TÜİK(Türkiye İstatistik Kurumu) işsizlik rakamlarını yayınladı. Aktif iş gücü 33 milyon 180 kişi, çalışan sayısı 28 milyon 529 kişi olarak açıklandı. İşsiz sayısı 15 yaş üstü bir önceki Ağustos 2019 dönemine göre 4 milyon 650 bin kişi oldu. Genç nüfusta (15-24 yaş) işsizlik oranı 6,6 puanlık artış ile %27,4 olurken,15-64 yaş grubunda bu oran 2,9 puanlık artış ile %14,3 olarak gerçekleşti. Tüketici Hakları Derneği Genel Başkanı açıklamasına göre Nüfusun % 20’sinden fazlasının, yani, 16 milyondan fazla kişinin açlık sınırının altında yaşadığını, "Nüfusun % 60’dan fazlasının, yani, 48 milyondan fazla kişinin ise yoksulluk sınırının altında yaşadığı ortaya ifade edilmektedir. Son zamanlarda toplumda yaşanan umutsuzluk ve ekonomik zorluklar nedeniyle toplu intiharlar vakaları görülmektedir. Çaresizlik içerisinde, çıkış yolu bulamayan insanların toplumda artmaması birazda devletin sosyal yanının öne çıkarılmasından geçmektedir. Vict...