Özet
7262
sayılı Kanun ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda yapılan değişiklikler,
halka kapalı anonim şirketlerde hamiline yazılı pay senetlerinin hukuki
yapısını önemli ölçüde değiştirmiştir. Bu değişiklik sonrasında hamiline yazılı
pay senetlerinin Merkezi Kayıt Kuruluşu A.Ş. (MKK) nezdinde oluşturulan
Hamiline Pay Kayıt Sistemi'ne (HPKS) bildirilmesi zorunlu hâle gelmiştir.
Düzenlemenin temel amacı vergi toplamak değil; şirket ortaklık yapısında
şeffaflığı artırmak, gerçek hak sahipliğini görünür kılmak, kara para aklanması
ve terörizmin finansmanıyla mücadelede uluslararası standartlara uyumu
sağlamaktır.
Bununla
birlikte, HPKS kayıtlarının vergi hukuku bakımından nasıl değerlendirileceği
uygulamada çeşitli tereddütlere neden olmaktadır. Bu çalışmada, HPKS'nin hukuki
niteliği ile Kurumlar Vergisi Kanunu, Gelir Vergisi Kanunu ve Vergi Usul Kanunu
bakımından doğurduğu sonuçlar birlikte değerlendirilmektedir.
Anahtar
Kelimeler: Hamiline yazılı pay senedi, Merkezi Kayıt Kuruluşu,
HPKS, Kurumlar Vergisi, Gelir Vergisi, Vergi Usul Kanunu.
1.
Giriş
Vergi
hukukunun en temel ilkelerinden biri, ekonomik olayların gerçek mahiyetinin
esas alınmasıdır. Ancak ekonomik gerçekliğin sağlıklı biçimde tespit
edilebilmesi, yalnızca vergi kanunlarının varlığıyla değil; ticaret hukukunun
oluşturduğu kayıt düzeninin güvenilirliğiyle de yakından ilişkilidir. Şirket
ortaklık yapısının belirsiz olduğu, pay sahipliğinin kolayca değiştirilebildiği
veya izlenemediği bir sistemde vergi güvenliğinin tam anlamıyla sağlanması
mümkün değildir.
Hamiline
yazılı pay senetleri, uzun yıllar boyunca anonim şirketlere devir kolaylığı
sağlayan bir sermaye piyasası aracı olarak kabul edilmiştir. Ancak bu kolaylık,
zamanla gerçek pay sahipliğinin tespitini güçleştiren ve şirket ortaklık
yapısının şeffaflığını azaltan bir unsur hâline gelmiştir. Özellikle
uluslararası mali şeffaflık standartlarının gelişmesiyle birlikte, anonimliğin
mutlak korunması anlayışı yerini kayıt altına alınabilir ve izlenebilir bir
ortaklık yapısına bırakmıştır.
Türkiye
de bu dönüşümün dışında kalmamış; 7262 sayılı Kanun ile Türk Ticaret Kanunu'nun
486 ve 489 uncu maddelerinde yapılan değişiklikler sonucunda, halka kapalı
anonim şirketlerde bastırılan hamiline yazılı pay senetlerinin Merkezi Kayıt
Kuruluşu tarafından oluşturulan Hamiline Pay Kayıt Sistemi'ne bildirilmesi
zorunlu hâle getirilmiştir.
Bu
düzenleme ilk bakışta şirketler hukukuna ilişkin teknik bir değişiklik gibi
görünse de, etkileri bunun çok ötesine uzanmaktadır. Artık pay sahipliği
yalnızca fiziki senedin zilyetliğiyle değil, elektronik kayıt sistemi üzerinden
de izlenebilmektedir. Böylece şirket yönetimi, genel kurul süreçleri, pay
devirleri ve kamusal denetim bakımından daha güvenilir bir yapı
oluşturulmuştur.
Bununla
birlikte uygulamada en fazla tartışılan konulardan biri, HPKS kayıtlarının
vergi hukukundaki yeridir. Özellikle;
- iştirak hissesi satış kazancı
istisnası,
- gerçek kişilerin hisse devirlerinin
vergilendirilmesi,
- pay devir tarihinin ispatı,
- vergi incelemelerinde elektronik
kayıtların delil niteliği
konularında
farklı değerlendirmeler yapılmaktadır.
Oysa
mevcut mevzuat birlikte değerlendirildiğinde, HPKS'nin vergi istisnası
oluşturan yeni bir sistem olmadığı; buna karşılık vergisel işlemlerin ispatını
güçlendiren ve hukuki güvenliği artıran önemli bir elektronik kayıt altyapısı
olduğu görülmektedir.
Bu
çalışmada öncelikle hamiline yazılı pay senetlerinin hukuki rejimi ve HPKS
uygulaması incelenecek, ardından Kurumlar Vergisi Kanunu, Gelir Vergisi Kanunu
ve Vergi Usul Kanunu bakımından doğurduğu sonuçlar değerlendirilecek; son
bölümde ise uygulamaya yönelik önerilere yer verilecektir.
2.
Hamiline Pay Kayıt Sistemi (HPKS) ve Merkezi Kayıt Kuruluşu'nun Hukuki Rolü
Hamiline
yazılı pay senetleri, Türk ticaret hukukunda uzun yıllar boyunca teslim ile
devredilebilen ve pay sahibinin kimliğinin şirket tarafından bilinmesini
zorunlu kılmayan bir ortaklık aracı olarak kabul edilmiştir. Bu yapı, payların
tedavülünü kolaylaştırmakla birlikte, şirket ortaklık yapısının izlenmesini
güçleştiren önemli bir boşluk da oluşturmuştur.
Uluslararası
mali sistemde kara paranın aklanması, terörizmin finansmanı ve gerçek
faydalanıcının tespitine ilişkin standartların gelişmesiyle birlikte birçok
ülkede hamiline yazılı pay senetlerine ilişkin düzenlemeler gözden
geçirilmiştir. Türkiye’ de bu sürece, 7262 sayılı Kanun ile Türk Ticaret
Kanunu'nun 486 ve 489 uncu maddelerinde yaptığı değişikliklerle uyum
sağlamıştır.
Söz
konusu değişiklikler sonucunda, halka kapalı anonim şirketlerde bastırılan
hamiline yazılı pay senetlerinin, pay sahibine teslim edilmeden önce Merkezi
Kayıt Kuruluşu A.Ş. (MKK) nezdinde oluşturulan Hamiline Pay Kayıt
Sistemi'ne (HPKS) bildirilmesi zorunlu hâle getirilmiştir. Böylece ilk kez hamiline yazılı pay sahipliği
elektronik ortamda kayıt altına alınmış ve ortaklık yapısının izlenebilirliği
artırılmıştır.
Burada
önemle vurgulanmalıdır ki HPKS, sermaye piyasalarında kayden izlenen sermaye
piyasası araçlarının tutulduğu Merkezi Kaydi Sistem (MKS) ile aynı
sistem değildir. MKS, 6362 sayılı
Sermaye Piyasası Kanunu kapsamında sermaye piyasası araçlarının elektronik
ortamda izlenmesini sağlarken; HPKS yalnızca halka kapalı anonim şirketlerin
hamiline yazılı pay senetlerinin bildirim ve kayıt işlemlerine özgü özel bir
sistemdir.
HPKS'nin
oluşturulmasıyla birlikte şirketlerin yükümlülükleri de değişmiştir. Hamiline
yazılı pay senedi bastırılması, teslimi ve devir işlemlerine ilişkin
bildirimlerin kanunda öngörülen usule uygun olarak MKK'ya yapılması zorunlu
hâle gelmiştir. Bu kayıtlar sayesinde pay sahipliğinin güncel durumu elektronik
ortamda izlenebilmekte; genel kurul süreçlerinde pay sahiplerinin belirlenmesi
ve hak sahipliğinin doğrulanması kolaylaşmaktadır.
Bununla
birlikte HPKS'nin hukuki niteliği doğru değerlendirilmelidir. Sisteme yapılan
kayıt, payın mülkiyetini doğuran bağımsız bir hukuki işlem değildir. Pay
sahipliği hakkının kaynağı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre
gerçekleştirilen hukuki işlemlerdir. HPKS ise bu hukuki durumun elektronik
ortamda kayıt altına alınmasını sağlayan tamamlayıcı bir güven mekanizmasıdır.
Vergi
hukuku bakımından da aynı yaklaşım geçerlidir. HPKS'ye kayıt yaptırılmış olması
tek başına bir vergi avantajı sağlamadığı gibi, Kurumlar Vergisi Kanunu veya
Gelir Vergisi Kanunu kapsamında yeni bir istisna da yaratmamaktadır. Bununla
birlikte elektronik kayıt sistemi; pay sahipliği, devir tarihi ve hak
sahipliğinin tespitinde güçlü bir ispat aracı oluşturarak vergi incelemelerinde
hukuki güvenliği artırabilecek niteliktedir.
Dolayısıyla
HPKS'nin en önemli katkısı, vergisel sonuç doğurması değil; şirketler hukuku
ile vergi hukukunun ortak ihtiyaç duyduğu şeffaf, izlenebilir ve
doğrulanabilir bir kayıt altyapısı oluşturmasıdır. Dijitalleşen kamu
yönetimi anlayışı içinde bu kayıt sistemi, hem şirketlerin kurumsal yönetimine
hem de idarenin denetim kapasitesine önemli katkılar sunmaktadır.
3.
HPKS Kayıtlarının Vergi Hukuku Açısından Değerlendirilmesi
Hamiline
Pay Kayıt Sistemi'nin yürürlüğe girmesiyle birlikte uygulamada en fazla
tartışılan hususlardan biri, MKK nezdinde yapılan kayıtların vergi hukuku
bakımından herhangi bir hak veya avantaj sağlayıp sağlamadığıdır. Özellikle
halka kapalı anonim şirketlerde pay devirleri sırasında, HPKS kaydının Kurumlar
Vergisi Kanunu'ndaki iştirak hissesi satış kazancı istisnasına veya Gelir
Vergisi Kanunu'nun mükerrer 80 inci maddesindeki değer artış kazancı
hükümlerine etkisi konusunda farklı yorumlar yapılmaktadır.
Kanaatimizce
bu sorunun cevabı, ticaret hukuku ile vergi hukukunun fonksiyonlarının
birbirinden ayrılmasında yatmaktadır.
HPKS,
bir vergi müessesesi değil, şirketler hukukuna ilişkin bir kayıt
sistemidir. Dolayısıyla vergiyi doğuran olayın kapsamını değiştirmez, yeni bir
istisna oluşturmaz ve mevcut vergisel hakların yerine geçmez. Vergisel
sonuçlar, ilgili vergi kanunlarında öngörülen şartların gerçekleşmesine bağlı
olarak doğar.
Bu
çerçevede 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu bakımından iştirak hissesi
satış kazancı istisnasının uygulanabilmesi için Kanunda öngörülen şartların
gerçekleşmesi gerekir. İştirak hissesinin niteliği, elde bulundurma süresi ve
diğer yasal koşullar sağlanmadan yalnızca HPKS'ye kayıt yapılmış olması,
istisnadan yararlanılması için yeterli değildir.(6)
Benzer
şekilde 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun mükerrer 80 inci maddesi
uyarınca gerçek kişilerin anonim şirket paylarını elden çıkarmalarından doğan
vergisel sonuç da; payın hukuki niteliği, hisse senedine bağlanıp bağlanmadığı,
iktisap tarihi ve kanunda öngörülen süreler dikkate alınarak belirlenmektedir.
HPKS kaydı bu hukuki unsurları değiştirmemekte, yalnızca bunların tespitini
kolaylaştırmaktadır.
Bununla
birlikte HPKS'nin vergi hukuku bakımından tamamen önemsiz olduğu da söylenemez.
Aksine, sistemin en önemli katkısı ispat fonksiyonudur.
Vergi
Usul Kanunu'nun temel ilkelerinden biri, vergiyi doğuran olayın gerçek
mahiyetinin esas alınmasıdır. Bu nedenle bir pay devrinin hangi tarihte
gerçekleştiği, pay sahibinin kim olduğu veya ortaklık ilişkisinin ne zaman
başladığı gibi hususlar vergi incelemelerinde önem taşımaktadır. HPKS'de
tutulan kayıtlar bu noktada, tek başına vergisel hak yaratmasa da, diğer ticari
belgelerle birlikte değerlendirildiğinde güçlü bir yardımcı delil niteliği
taşımaktadır.
Örneğin
halka kapalı bir anonim şirkette iştirak hissesi satış kazancı istisnasından
yararlanılıp yararlanılamayacağı incelenirken; pay defteri, yönetim kurulu
kararları, ticaret sicili kayıtları, muhasebe kayıtları ve HPKS kayıtlarının
birlikte değerlendirilmesi, vergiyi doğuran olayın gerçek mahiyetinin tespitini
kolaylaştıracaktır. Böylece hem mükellef hem de vergi idaresi açısından hukuki
güvenlik güçlenecek, ispat yüküne ilişkin uyuşmazlıklar azalacaktır.
Diğer
taraftan HPKS, kayıt dışılığın azaltılması bakımından da dolaylı bir işleve
sahiptir. Pay sahipliğinin elektronik ortamda izlenebilmesi; gerçek
faydalanıcının tespiti, şirket ortaklık yapısının şeffaflaşması ve denetim
süreçlerinin etkinleşmesine katkı sağlamaktadır. Bu durum yalnızca vergi
idaresi açısından değil, şirket yönetimi, yatırımcı güveni ve kurumsal yönetim
ilkeleri bakımından da önemli kazanımlar ortaya çıkarmaktadır.
Sonuç
olarak HPKS'nin vergi hukukundaki işlevi, vergisel avantaj sağlayan yeni bir
müessese oluşturmak değil; mevcut vergisel hakların ispatını kolaylaştıran,
elektronik kayıt güvenliğini artıran ve hukuki öngörülebilirliği güçlendiren
bir altyapı sunmaktır. Bu yönüyle sistem, ticaret hukuku ile vergi
hukukunun kesişim noktasında yer alan önemli bir kurumsal düzenleme niteliği
taşımaktadır.
3.1.
Kurumlar Vergisi Kanunu m. 5'teki Güncel Yaklaşım ve HPKS Kayıtlarının Etkisi
Kurumlar
Vergisi Kanunu'nun 5 inci maddesinde düzenlenen istisnalar, kurumların belirli
ekonomik işlemlerinden doğan kazançların vergilendirilmesinde önemli bir yere
sahiptir. Özellikle iştirak hisselerinin satışından doğan kazançlara ilişkin
istisna uygulaması, uzun yıllardır kurumlar vergisi uygulamasının en fazla
tartışılan alanlarından biri olmuştur.
Son
yıllarda yapılan mevzuat değişiklikleriyle birlikte, iştirak hissesi satış
kazancı istisnasının kapsamı ve uygulanma şartları yeniden değerlendirilmiş;
istisna uygulamasında kanuni şartlara bağlılık daha belirgin hâle gelmiştir. Bu
süreçte temel yaklaşım değişmemiştir: Vergisel avantaj, elektronik bir kayıt
işleminden değil; kanunda açıkça belirtilen maddi şartların gerçekleşmesinden
doğmaktadır.
Bu
noktada Hamiline Pay Kayıt Sistemi'nin (HPKS) rolü doğru konumlandırılmalıdır.
HPKS
kaydı;
- iştirak hissesinin varlığını,
- pay sahipliğinin sürekliliğini,
- devir işlemlerinin zamanlamasını,
- hak sahipliği değişikliklerini
izlenebilir
hâle getiren önemli bir elektronik kayıt mekanizmasıdır.
Ancak
HPKS kaydı, Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 5 inci maddesinde düzenlenen istisna
şartlarının yerine geçtiği anlamına gelmez. Başka bir ifadeyle, bir payın MKK
sisteminde kayıtlı olması tek başına iştirak hissesi satış kazancı
istisnasından yararlanma hakkı doğurmaz.
İstisnanın
uygulanabilmesi için;
- satışa konu kıymetin kanunda belirtilen
nitelikte olması,
- kanuni süre şartlarının sağlanması,
- diğer yasal koşulların yerine
getirilmesi
gerekmektedir.
Bununla
birlikte, uygulamada özellikle halka kapalı anonim şirketlerde payların ne
zaman edinildiği, hangi tarihler arasında elde tutulduğu ve gerçek pay
sahibinin kim olduğu hususlarında ispat sorunları yaşanabilmektedir. HPKS bu
noktada önemli bir katkı sağlamaktadır.
Vergi
incelemelerinde, vergi idaresi yalnızca tek bir belgeye değil, olayın bütününe
bakmaktadır. Bu nedenle HPKS kayıtları; pay defteri, ticaret sicili kayıtları,
muhasebe belgeleri ve şirket kararlarıyla birlikte değerlendirildiğinde, KVK m.
5 kapsamında yapılacak değerlendirmelerde hukuki güvenliği artıran bir unsur
hâline gelmektedir.
Sonuç
olarak, KVK m. 5'teki değişikliklerin temel yönelimi, istisna uygulamalarında
objektif şartların daha açık şekilde uygulanmasıdır. HPKS ise bu şartları
değiştiren değil, şartların gerçekleştiğinin ispatını kolaylaştıran modern bir
kayıt sistemidir.
Bu
nedenle vergi uygulamasında doğru yaklaşım; "MKK kaydı vardır, istisna
uygulanır" şeklinde değil, "Kanuni şartlar gerçekleşmiştir ve
elektronik kayıt sistemi bunu desteklemektedir" şeklinde olmalıdır.
3.2.
Gelir Vergisi Kanunu Mükerrer 80 Açısından Değerlendirme
Hamiline
yazılı pay senetlerinin Merkezi Kayıt Kuruluşu (MKK) nezdinde Hamiline Pay
Kayıt Sistemi (HPKS) kapsamında kayıt altına alınmasının gerçek kişiler
bakımından doğurabileceği vergisel sonuçların değerlendirilmesinde temel
düzenleme, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun mükerrer 80 inci maddesidir.
Gelir
Vergisi Kanunu’nun mükerrer 80 inci maddesinde, gerçek kişilerin mal ve
haklarını elden çıkarmalarından doğan kazançların hangi şartlarda değer artışı
kazancı olarak vergilendirileceği düzenlenmiştir. Anonim şirketlere ait pay
senetlerinin elden çıkarılmasından doğan kazançların vergilendirilmesinde ise
payın niteliği, iktisap tarihi ve kanunda belirtilen süre şartları önem
taşımaktadır.
Bu
noktada HPKS kaydının hukuki niteliğinin doğru belirlenmesi gerekir. HPKS,
gerçek kişinin sahip olduğu payın vergisel niteliğini değiştiren veya yeni bir
vergilendirme rejimi oluşturan bir sistem değildir. Başka bir ifadeyle, bir
payın MKK nezdinde kayıt altına alınmış olması tek başına değer artışı
kazancının doğduğu veya doğmadığı sonucunu ortaya çıkarmaz.
Gelir
Vergisi Kanunu bakımından vergilemede esas alınması gereken unsurlar;
- payın iktisap tarihi,
- payın hukuki niteliği,
- elden çıkarma tarihi,
- elden çıkarma işlemi sonucunda elde
edilen kazanç,
- kanunda öngörülen istisna ve süre
şartlarıdır.
HPKS
kayıtları ise bu unsurların belirlenmesinde yardımcı bir elektronik veri
niteliği taşır.
Özellikle
halka kapalı anonim şirketlerde geçmiş dönemlerde yaşanan önemli sorunlardan
biri, hamiline yazılı payların ne zaman edinildiğinin ve kim tarafından
devredildiğinin ispat edilmesidir. Fiziki senetlerin dolaşımına dayanan eski
sistemde, pay sahipliği değişikliklerinin izlenmesi ve belgelenmesi daha güç
olabilmekteydi.
HPKS
ile birlikte pay sahipliği bilgilerinin elektronik ortamda takip edilebilir
hâle gelmesi, gerçek kişiler açısından da hukuki güvenliği artırmaktadır.
Örneğin bir gerçek kişinin anonim şirket payını hangi tarihte edindiği ve ne
zaman devrettiği konusunda ortaya çıkabilecek uyuşmazlıklarda, HPKS kayıtları
diğer belgelerle birlikte değerlendirilerek olayın gerçek mahiyetinin tespitine
katkı sağlayabilecektir.
Ancak
burada dikkat edilmesi gereken temel husus şudur: Elektronik kayıt, vergiyi
doğuran olayın yerine geçmez. Vergisel sonuç, Gelir Vergisi Kanunu’nda
belirtilen şartların gerçekleşmesiyle ortaya çıkar. HPKS kaydı ise bu şartların
varlığının ispatında kullanılan destekleyici bir kayıt niteliğindedir.
Bu
nedenle uygulamada;
"Pay
MKK sistemine kayıtlıdır, dolayısıyla vergi doğmaz."
veya
"Pay
HPKS’ye kayıtlı değildir, dolayısıyla vergilendirilir."
şeklindeki
yaklaşımlar hukuken doğru değildir.
Doğru
yaklaşım; payın hukuki niteliğinin, edinim tarihinin, elden çıkarma
koşullarının ve elde edilen kazancın birlikte değerlendirilmesidir.
Sonuç
olarak HPKS, Gelir Vergisi Kanunu mükerrer 80 inci madde kapsamında doğrudan
bir istisna veya muafiyet sağlayan sistem değildir. Ancak pay sahipliği ve
devir işlemlerinin elektronik ortamda izlenmesini sağlayarak, gerçek kişilerin
vergisel durumlarının doğru tespit edilmesine ve uyuşmazlıkların azaltılmasına
katkı sağlayan önemli bir kayıt mekanizmasıdır.
3.3.
Vergi Usul Kanunu Açısından İspat Değeri
Vergi
hukukunda vergilendirmenin temel dayanağı, vergiyi doğuran olayın gerçek
niteliğinin ortaya konulmasıdır. Bu nedenle vergi incelemelerinde yalnızca
şekli belgeler değil, ekonomik ve hukuki ilişkinin gerçek mahiyeti birlikte
değerlendirilmektedir.
213
sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 3 üncü maddesinin (B) bendinde yer alan
düzenlemeye göre, vergilendirmede vergiyi doğuran olayın gerçek mahiyeti
esastır. Bu ilke, vergi hukukunda şekil ile gerçeklik arasındaki ilişkinin
belirlenmesinde temel ölçüt olarak kabul edilmektedir.
Hamiline
Pay Kayıt Sistemi (HPKS) açısından değerlendirildiğinde, sistemin vergi
hukukundaki en önemli fonksiyonu ispat kolaylığı sağlamasıdır. HPKS
kaydı, doğrudan bir vergi yükümlülüğü veya vergi avantajı meydana getirmez;
ancak pay sahipliği, pay devri ve hak sahipliği bilgilerinin elektronik ortamda
izlenmesine imkân sağlayarak vergisel değerlendirmelerde önemli bir veri
kaynağı oluşturur.
Özellikle
halka kapalı anonim şirketlerde hamiline yazılı pay senetleri bakımından
geçmişte yaşanan temel sorunlardan biri, payın gerçek sahibinin ve devir
tarihinin belirlenmesiydi. Fiziki senedin el değiştirmesine dayalı sistemde,
pay sahipliğinin sürekliliği ve devir zincirinin ispatı bazı durumlarda
güçleşebilmekteydi.
HPKS
ile birlikte;
- pay sahibinin kimliği,
- pay senedinin oluşturulması,
- pay devrine ilişkin kayıtlar,
- hak sahipliği değişiklikleri
elektronik
ortamda takip edilebilir hâle gelmiştir.
Bu
durum özellikle vergi incelemelerinde önem taşımaktadır. Örneğin bir anonim
şirket payının satışından doğan kazancın vergilendirilmesinde veya Kurumlar
Vergisi Kanunu kapsamında iştirak hissesi satış kazancı istisnasının
değerlendirilmesinde, payın ne zaman edinildiği, ne kadar süre elde tutulduğu
ve hangi tarihte devredildiği önem arz etmektedir.
HPKS
kayıtları bu tür incelemelerde tek başına belirleyici bir belge olarak kabul
edilmese de; pay defteri, ticaret sicili kayıtları, muhasebe kayıtları ve diğer
belgelerle birlikte değerlendirildiğinde olayın gerçek mahiyetinin ortaya
çıkarılmasına yardımcı olur.
Burada
özellikle vurgulanması gereken husus, elektronik kayıt sistemlerinin vergi
hukukundaki rolünün delilin yerine geçmek değil, delillendirme sürecini
güçlendirmek olduğudur.
Vergi
Usul Kanunu'nun ispat sistemi içerisinde ekonomik gerçekliğin araştırılması
esastır. Bu nedenle HPKS kayıtları, vergi idaresi açısından risk analizlerinde
ve inceleme süreçlerinde kullanılabilecek güvenilir bir bilgi kaynağı niteliği
taşırken; mükellef açısından da hukuki durumunu kanıtlamasını kolaylaştıran bir
güvence oluşturmaktadır.
Dijitalleşen
vergi yönetimi anlayışı bakımından değerlendirildiğinde, HPKS benzeri
elektronik kayıt sistemleri gelecekte vergi incelemelerinde daha fazla önem
kazanacaktır. Ancak bu süreçte elektronik kayıtların, vergi hukukunun temel
ilkeleri olan gerçek mahiyet ilkesi ve hukuki güvenlik ilkeleri çerçevesinde
değerlendirilmesi gerekir.
Sonuç
olarak HPKS'nin Vergi Usul Kanunu bakımından önemi, yeni bir vergileme yöntemi
oluşturmasından değil; mevcut vergisel işlemlerin doğru, şeffaf ve ispat
edilebilir şekilde değerlendirilmesine katkı sağlamasından kaynaklanmaktadır.
4.
Uygulamaya Yönelik Değerlendirmeler, Sonuç ve Öneriler
Hamiline
yazılı pay senetlerinin Hamiline Pay Kayıt Sistemi (HPKS) kapsamında Merkezi
Kayıt Kuruluşu (MKK) nezdinde kayıt altına alınması, ilk bakışta şirketler
hukukuna ilişkin teknik bir düzenleme gibi görünmektedir. Oysa düzenlemenin
etkileri yalnızca ortaklık yapısının izlenmesiyle sınırlı değildir. Günümüzde
dijitalleşen kamu yönetimi anlayışı içerisinde şirketler hukuku, sermaye
piyasası hukuku ve vergi hukuku giderek daha fazla birbirini tamamlayan alanlar
hâline gelmiştir.
Vergi
idaresinin risk analizine dayalı denetim yöntemlerini geliştirdiği, elektronik
kayıt sistemlerinin yaygınlaştığı ve kurumlar arası veri paylaşımının arttığı
günümüzde, pay sahipliğinin güvenilir şekilde kayıt altına alınması hem
mükellef hem de idare açısından önemli bir güvence oluşturmaktadır. Bu yönüyle
HPKS, vergisel hakların kaynağı olmamakla birlikte, bu hakların ispatını
kolaylaştıran önemli bir dijital altyapıdır.
Özellikle
halka kapalı anonim şirketlerde ortaklık yapısının sık değiştiği, aile
şirketlerinde kuşaklar arası pay devirlerinin yoğunlaştığı veya şirket birleşme
ve bölünmelerinin yaşandığı durumlarda, pay sahipliğinin güvenilir şekilde
izlenebilmesi ileride doğabilecek hukuki ve vergisel uyuşmazlıkların
azaltılmasına katkı sağlayacaktır.
Bununla
birlikte uygulamada zaman zaman HPKS kaydının tek başına Kurumlar Vergisi
Kanunu kapsamında iştirak hissesi satış kazancı istisnası sağlayacağı veya
Gelir Vergisi Kanunu bakımından vergileme rejimini değiştireceği yönünde hatalı
değerlendirmeler yapılabilmektedir. Oysa mevcut mevzuatta böyle bir düzenleme
bulunmamaktadır. Vergisel sonuçlar her zaman ilgili vergi kanunlarında
öngörülen maddi şartlara göre belirlenmekte; HPKS kayıtları ise bu şartların
ispatında destekleyici nitelik taşımaktadır.
Kanaatimizce,
önümüzdeki dönemde elektronik kayıt sistemlerinin yaygınlaşmasıyla birlikte
HPKS kayıtlarının vergi incelemelerinde yardımcı delil olarak kullanımının
artması beklenmelidir. Bununla birlikte, vergi güvenliğinin sağlanabilmesi için
elektronik kayıtların tek başına yeterli görülmemesi; ticaret sicili kayıtları,
pay defteri, muhasebe kayıtları ve şirket kararları ile birlikte
değerlendirilmesi gerekmektedir. Vergi hukukunun temel ilkesi olan "vergiyi
doğuran olayın gerçek mahiyeti esastır" anlayışı, dijital kayıt
sistemleri bakımından da geçerliliğini korumaktadır.
HPKS
uygulaması, yalnızca idarenin denetim kapasitesini artıran bir araç olarak
değil; dürüst mükellefi koruyan, şirket ortaklık yapısında güveni artıran ve
kurumsal yönetim ilkelerini güçlendiren bir sistem olarak da
değerlendirilmelidir. Kayıtlı ve şeffaf ortaklık yapısı, yatırımcı güvenini
artırdığı gibi şirket değerinin korunmasına da katkı sağlar.
Sonuç
7262
sayılı Kanun ile başlayan yeni dönem, halka kapalı anonim şirketlerde hamiline
yazılı pay senetlerine ilişkin geleneksel anlayışı önemli ölçüde
değiştirmiştir. Merkezi Kayıt Kuruluşu bünyesinde oluşturulan HPKS sayesinde,
hamiline yazılı pay sahipliği ilk kez elektronik ortamda izlenebilir hâle
gelmiş; şirketler hukukunda şeffaflık ve hesap verebilirlik güçlendirilmiştir.
Vergi
hukuku açısından ise temel sonuç açıktır: HPKS kaydı tek başına bir vergi
istisnası veya vergisel avantaj sağlamaz. Kurumlar Vergisi Kanunu ve Gelir
Vergisi Kanunu kapsamında uygulanacak istisna ve vergileme hükümleri, yalnızca
ilgili kanunlarda öngörülen şartların gerçekleşmesine bağlıdır. Buna karşılık
HPKS kayıtları, pay sahipliği, iktisap tarihi ve devir işlemlerinin ispatında
önemli bir elektronik kayıt niteliği taşıyarak vergi incelemelerinde hukuki
güvenliği desteklemektedir.
Sonuç
olarak HPKS, vergi hukukunda yeni bir istisna mekanizması değil; şirketler
hukuku ile vergi hukuku arasında güven köprüsü kuran çağdaş bir kayıt sistemi
olarak değerlendirilmelidir. Dijitalleşen ekonomi ve artan kurumsal şeffaflık
ihtiyacı dikkate alındığında, bu sistemin önümüzdeki yıllarda hem şirket
uygulamalarında hem de vergi denetiminde daha etkin bir rol üstleneceği
değerlendirilmektedir.
Dipnotlar
1.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 486 ve m. 489 (7262 sayılı Kanun ile
değişik); ayrıca bkz. Hamiline Yazılı Pay Senetlerinin Merkezi Kayıt
Kuruluşuna Bildirilmesi ve Kayıt Altına Alınması Hakkında Tebliğ.
2.
7262 sayılı Kitle İmha Silahlarının Yayılmasının Finansmanının Önlenmesine
İlişkin Kanun ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 486 ve 489 uncu
maddelerinde yapılan değişiklikler.
3.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, m. 486 ve m. 489.
4.
Hamiline Yazılı Pay Senetlerinin Merkezi Kayıt Kuruluşuna Bildirilmesi ve
Kayıt Altına Alınması Hakkında Tebliğ.
5.
Merkezi Kayıt Kuruluşu A.Ş. (MKK), Hamiline Pay Kayıt Sistemi (HPKS) resmî
uygulama esasları.
6.
5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu, m. 5.
7.
193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu, mükerrer m. 80.
8.
193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu, mükerrer 80 inci madde.
9.
193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu, mükerrer 80 inci madde kapsamında değer artışı
kazancı hükümleri.
10.
213 sayılı Vergi Usul Kanunu, m. 3/B (Vergilendirmede vergiyi doğuran olayın
gerçek mahiyetinin esas alınması).
11.
Hamiline Yazılı Pay Senetlerinin Merkezi Kayıt Kuruluşuna Bildirilmesi ve Kayıt
Altına Alınması Hakkında Tebliğ.
Kaynakça
- 213
sayılı Vergi Usul Kanunu.
- 193
sayılı Gelir Vergisi Kanunu.
- 5520
sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu.
- 6102
sayılı Türk Ticaret Kanunu.
- 6362
sayılı Sermaye Piyasası Kanunu.
- 7262
sayılı Kanun.
- Hamiline
Yazılı Pay Senetlerinin Merkezi Kayıt Kuruluşuna Bildirilmesi ve Kayıt
Altına Alınması Hakkında Tebliğ.
- Resmî
Gazete.
- Cumhurbaşkanlığı
Mevzuat Bilgi Sistemi.
- Merkezi
Kayıt Kuruluşu A.Ş. (MKK) – Hamiline Pay Kayıt Sistemi (HPKS) resmî
düzenlemeleri ve uygulama esasları.
11. 213 sayılı Vergi Usul Kanunu, m. 3/B:
"Vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin
gerçek mahiyeti esastır."
12. 213 sayılı Vergi Usul Kanunu, ispat
hükümleri ve belge düzenine ilişkin hükümler.
13. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, pay
defteri ve pay sahipliğine ilişkin hükümler.
14. Hamiline Yazılı Pay Senetlerinin
Merkezi Kayıt Kuruluşuna Bildirilmesi ve Kayıt Altına Alınması Hakkında Tebliğ.
15. Merkezi Kayıt Kuruluşu A.Ş. (MKK),
Hamiline Pay Kayıt Sistemi (HPKS) uygulama esasları.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder