Özet
5520
sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 10 uncu maddesinin birinci fıkrasının (ğ)
bendi, Türkiye'nin hizmet ihracatını teşvik etmeye yönelik[3] en önemli vergi
düzenlemelerinden biridir. Düzenleme kapsamında, Türkiye'de yerleşik olmayan
kişiler[4] için Türkiye'de verilen ve
münhasıran yurt dışında yararlanılan belirli hizmet faaliyetlerinden elde
edilen kazançların tamamı, kanunda öngörülen şartların sağlanması hâlinde kurum
kazancından indirilebilmektedir.
İndirim
oranının %100'e yükseltilmesi, hizmet ihracatı yapan işletmeler açısından
önemli bir vergi avantajı sağlamakla birlikte, uygulamada indirime esas
kazancın belirlenmesi[5], müşterek giderlerin
dağıtımı, amortismanların yüklenmesi, hizmetten yurt dışında yararlanma
şartının ispatı ve yurt içi asgari kurumlar vergisinin[6] etkisi gibi konularda
çeşitli tereddütler ortaya çıkmaktadır. Ayrıca, indirimden yararlanılmasına
ilişkin hesaplamaların doğru yapılması ve belge düzeninin yeterliliği, gerek
vergi incelemelerinde gerekse YMM tasdik süreçlerinde[7] belirleyici önem taşımaktadır.
Bu
çalışmada, KVK'nın 10/1-ğ maddesi; kanun hükümleri, ikincil düzenlemeler, Gelir
İdaresi Başkanlığı'nın idari görüşleri ve uygulamadaki sorunlar birlikte
değerlendirilmiş; özellikle indirime esas kazancın tespiti, "hizmetten
yurt dışında yararlanma" şartının kapsamı, asgari kurumlar vergisinin
teşvik üzerindeki etkisi ve YMM tasdikine ilişkin değerlendirmeler uygulama
odaklı bir bakış açısıyla ele alınmıştır.[8]
Anahtar
Kelimeler: Hizmet ihracatı, KVK 10/1-ğ, kurumlar vergisi
indirimi, hizmetten yurt dışında yararlanma, asgari kurumlar vergisi, YMM
tasdiki.
1. Giriş
Hizmet
ticareti, küresel ekonomide mal ticaretine kıyasla en hızlı büyüyen alanlardan
biri hâline gelmiştir. Yazılım, mühendislik, mimarlık, tasarım, sağlık, eğitim,
çağrı merkezi ve dijital danışmanlık gibi yüksek katma değerli hizmetlerin
uluslararası pazarlarda giderek daha fazla yer edinmesi, ülkeleri bu
faaliyetleri destekleyen vergi politikaları geliştirmeye yöneltmiştir.
Türkiye
de bu doğrultuda hizmet ihracatını teşvik etmek amacıyla çeşitli vergisel
düzenlemeler hayata geçirmiştir. Bu düzenlemelerin en önemlilerinden biri, 5520
sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 10 uncu maddesinin birinci fıkrasının (ğ)
bendinde yer alan kurumlar vergisi indirimidir. Söz konusu düzenleme ile Türkiye'de
yerleşik olmayan kişi veya kuruluşlara verilen ve münhasıran yurt dışında
yararlanılan[9]
belirli hizmetlerden elde edilen kazançların tamamının kurum kazancından
indirilmesine imkân tanınmıştır. Böylece Türkiye'nin uluslararası hizmet
ihracatındaki rekabet gücünün artırılması ve döviz kazandırıcı faaliyetlerin
desteklenmesi amaçlanmıştır.
Bununla
birlikte, kanuni düzenlemenin sağladığı vergi avantajı uygulamada bazı teknik
ve hukuki sorunları da beraberinde getirmektedir. Özellikle indirime konu
tutarın "hasılat" değil "kazanç" olması, müşterek
giderlerin ve amortismanların faaliyetlere dağıtılması, hizmetten gerçekten
yurt dışında yararlanıldığının ispatı ve dijital hizmet modellerinin
değerlendirilmesi, uygulamada en fazla tereddüt yaratan konular arasında yer
almaktadır. Son dönemde yürürlüğe giren yurt içi asgari kurumlar vergisi
uygulaması da bu teşvikin ekonomik etkisinin yeniden değerlendirilmesini
gerekli kılmıştır.
Diğer
taraftan, kurumlar vergisi beyannamesinde indirim konusu yapılan tutarın doğruluğu,
yalnızca mükellef açısından değil, tam tasdik ve iade tasdik hizmeti veren
yeminli mali müşavirler bakımından da önem taşımaktadır. Bu nedenle muhasebe
kayıtlarının faaliyet bazında izlenmesi,[10] gider dağıtım
yöntemlerinin objektif kriterlere dayanması ve teşvik şartlarının yeterli
belgeyle desteklenmesi, uygulamanın sağlıklı yürütülmesinin temel unsurlarıdır.
Bu
makalede, KVK'nın 10/1-ğ maddesi uygulaması; kanuni düzenleme, Tebliğ
açıklamaları, idari görüşler ve güncel uygulamalar birlikte değerlendirilerek
özellikle indirime esas kazancın belirlenmesi, hizmetten yurt dışında
yararlanma kriteri, asgari kurumlar vergisinin etkisi ve YMM tasdiki bakımından
dikkat edilmesi gereken hususlar ortaya konulmaktadır.
2.
KVK'nın 10/1-ğ Maddesinin Kapsamı ve İndirimin Uygulanma Şartları
5520
sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 10 uncu maddesinin birinci fıkrasının (ğ)
bendi,[11] Türkiye'de yerleşik
olmayan kişi veya kuruluşlara Türkiye'de verilen ve münhasıran yurt dışında
yararlanılan belirli hizmetlerden elde edilen kazançların kurum kazancından
indirilmesine imkân tanımaktadır. Düzenleme, hizmet ihracatını teşvik etmeyi
amaçlayan bir vergi politikası aracı olup, yüksek katma değerli hizmet
üretiminin desteklenmesi ve döviz kazandırıcı faaliyetlerin artırılması hedeflerine
hizmet etmektedir.
İndirimden
yararlanılabilmesi için kanunda ve ikincil düzenlemelerde[12] öngörülen şartların
birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir. Buna göre;
- Hizmet, Kanunda sayılan faaliyet
konuları kapsamında verilmelidir,
- Hizmet Türkiye'de ifa edilmelidir,
- Hizmetten yararlanan kişi veya kurum
Türkiye'de yerleşik olmamalıdır,
- Hizmetten münhasıran yurt dışında
yararlanılmalıdır,[13]
- Elde edilen kazanç kurum kazancına
dâhil edilmiş olmalıdır.
Bu
şartlardan herhangi birinin eksik olması hâlinde indirimden yararlanılması
mümkün değildir. Dolayısıyla uygulamada sadece sözleşme veya fatura bilgileri
değil, hizmetin ekonomik sonucu da önem taşımaktadır.
2.1.
İndirimin Konusu Hasılat Değil, Kazançtır[14]
Uygulamada
en sık karşılaşılan hatalardan biri, indirimin hizmet ihracatı hasılatı
üzerinden hesaplanacağı yönündeki değerlendirmelerdir. Oysa Kanun açık biçimde
"kazanç" kavramını esas almıştır. Bu nedenle indirime
konu tutar; hizmet gelirinden doğrudan maliyetler, müşterek giderlerden düşen
pay, amortismanlar ve faaliyetle ilişkilendirilebilen diğer giderler
indirildikten sonra kalan net ticari kazançtır.
Bu
yönüyle KVK'nın 10/1-ğ maddesi, bir hasılat teşviki değil, kazanç esasına
dayanan bir vergi indirimi niteliğindedir. Dolayısıyla muhasebe sisteminin
faaliyet bazlı maliyetleri doğru şekilde ayrıştırabilecek yapıda kurulması,
teşvikin doğru uygulanmasının ön şartıdır.
2.2.
"Hizmetten Münhasıran Yurt Dışında Yararlanma" Şartı
Düzenlemenin
uygulamadaki en kritik unsuru, hizmetten münhasıran yurt dışında yararlanılması
şartıdır. Kanun koyucu bu ifadeyle yalnızca hizmetin yabancı bir müşteriye
sunulmasını değil, hizmetin ekonomik sonucunun ve ticari faydasının da yurt
dışında ortaya çıkmasını aramaktadır.
Bu
nedenle;
- Faturanın yabancı müşteri adına
düzenlenmiş olması,
- Bedelin döviz olarak tahsil edilmesi,
- Sözleşmenin yabancı bir şirketle
imzalanmış olması,
tek
başına indirim hakkı doğurmamaktadır.
Belirleyici
olan husus, hizmetten elde edilen ekonomik faydanın hangi ülkede
gerçekleştiğidir. Hizmet, görünüşte yabancı bir şirkete sunulmuş olsa dahi
fiilen Türkiye'deki faaliyetlerde kullanılıyorsa Kanunun aradığı şart gerçekleşmiş
sayılmayacaktır. Buna karşılık Türkiye'de üretilen bir yazılımın yalnızca yurt
dışındaki kullanıcılar tarafından kullanılması veya Türkiye'de hazırlanan
mühendislik projelerinin yurt dışında uygulanması hâlinde, diğer şartların da
sağlanması kaydıyla indirimden yararlanılması mümkündür.
2.3.
Gelir İdaresi ve Danıştay Yaklaşımının Ortak Noktası
Gelir
İdaresi Başkanlığı tarafından verilen özelgeler birlikte değerlendirildiğinde[15], idarenin şekli
unsurlardan çok işlemin ekonomik sonucunu esas aldığı görülmektedir. Özellikle
yazılım, mühendislik, mimarlık, teknik danışmanlık ve grup şirketlerine verilen
hizmetlere ilişkin özelgelerde ortak yaklaşım; hizmetin fiilen nerede
kullanıldığının ve ekonomik faydanın hangi ülkede ortaya çıktığının
araştırılması[16]
yönündedir. Bu yaklaşım, "münhasıran yurt dışında yararlanma"
şartının doğal bir sonucudur.
Benzer
şekilde Danıştay kararlarında da vergilendirmede gerçek mahiyet ilkesinin ön
plana çıktığı görülmektedir. Vergi Usul Kanunu'nun 3 üncü maddesi[17] uyarınca vergiyi doğuran
olayın gerçek ekonomik niteliği esas alınmakta; işlemin yalnızca hukuki şekline
dayanılarak sonuca gidilmemektedir. Bu nedenle hizmet ihracatı teşvikinin
uygulanmasında da sözleşme, fatura ve ödeme belgelerinin yanı sıra hizmetin
fiili kullanımını ortaya koyan teknik raporlar, proje dokümanları, elektronik
yazışmalar ve benzeri deliller önem taşımaktadır.
Kanaatimizce,
KVK'nın 10/1-ğ maddesinin uygulanmasında temel ölçüt, hizmetin ekonomik
değerinin hangi ülkede ortaya çıktığının objektif biçimde tespit edilmesidir.
Bu yaklaşım hem Kanun'un lafzına hem de hizmet ihracatını teşvik etme amacına
uygun olduğu gibi, uygulamada ortaya çıkabilecek uyuşmazlıkların da önemli
ölçüde önüne geçecektir.
3.
İndirime Esas Kazancın Tespiti, Asgari Kurumlar Vergisi ve YMM Tasdiki
Açısından Değerlendirme
3.1.
İndirime Esas Kazancın Belirlenmesi
KVK'nın
10/1-ğ maddesinde öngörülen indirim, hizmet ihracatından elde edilen hasılat
üzerinden değil, bu faaliyetten doğan net kazanç üzerinden
uygulanmaktadır. Bu nedenle indirim hesabında, hizmet gelirinin yanı sıra söz
konusu faaliyete ilişkin maliyetlerin ve giderlerin de doğru şekilde
belirlenmesi gerekmektedir.
Hizmet
ihracatına doğrudan ilişkin giderlerin yanı sıra birden fazla faaliyete ortak
olarak katlanılan genel yönetim giderleri ile amortismana tabi iktisadi
kıymetlere ilişkin payların da objektif ve tutarlı dağıtım anahtarları
kullanılarak ilgili faaliyete yüklenmesi zorunludur. Aksi hâlde indirime esas
kazancın gerçeği yansıtmaması[18], eksik veya fazla indirim
uygulanmasına ve buna bağlı olarak vergisel uyuşmazlıklara neden olabilecektir.
Bu
nedenle özellikle yazılım, mühendislik, mimarlık, çağrı merkezi ve danışmanlık
hizmeti sunan işletmelerde faaliyet bazlı muhasebe sisteminin kurulması önem
taşımaktadır. Gelir ve giderlerin proje, müşteri veya hizmet türü itibarıyla
izlenebilmesi; hem indirimin doğru hesaplanmasını hem de olası vergi
incelemelerinde ispat yükünün[19] yerine getirilmesini
kolaylaştıracaktır.
Kanaatimizce,
muhasebe sisteminin yalnızca finansal raporlama amacıyla değil, vergi
teşviklerinin doğru uygulanmasına hizmet edecek şekilde yapılandırılması,
KVK'nın 10/1-ğ maddesinden güvenli biçimde yararlanılmasının temel şartlarından
biridir.
3.2.
Asgari Kurumlar Vergisinin Teşvik Üzerindeki Etkisi
Yurt
içi asgari kurumlar vergisinin yürürlüğe girmesiyle birlikte, kurumlar vergisi
matrahını azaltan indirim ve istisnaların ekonomik etkisi yeniden
değerlendirilmeye başlanmıştır. KVK'nın 10/1-ğ maddesi kapsamındaki %100
indirim[20] de bu değişimden
etkilenen düzenlemeler arasında yer almaktadır.
Kanunen
indirim hakkı devam etmekle birlikte, bazı mükelleflerde asgari kurumlar
vergisi nedeniyle hesaplanan verginin fiilen azalması beklenen ölçüde
gerçekleşmeyebilmektedir. Bu durum, indirimin hukuki varlığını ortadan
kaldırmamakta; ancak teşvikin ekonomik etkisini sınırlandırabilmektedir.
Dolayısıyla
hizmet ihracatı yapan kurumların vergi planlamasını yalnızca indirim tutarı
üzerinden değil, yurt içi asgari kurumlar vergisinin matrah ve vergi yükü
üzerindeki etkisini de dikkate alarak yapmaları gerekmektedir.
Kanaatimizce, hizmet ihracatını desteklemeyi amaçlayan bu teşvikin beklenen ekonomik sonucu[21] tam olarak sağlayabilmesi için uygulamanın asgari kurumlar vergisi sistemiyle birlikte değerlendirilmesi ve ortaya çıkan tereddütlerin idari düzenlemelerle giderilmesi önem arz etmektedir.
3.3.
YMM Tasdiki ve Belgelendirme
30.12.2025
tarihli ve 33123 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 49 Sıra No.lu Serbest
Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanunu Genel Tebliği[22]
ile kurumlar vergisi indirim ve istisnalarına ilişkin tasdik uygulamalarına
açıklık getirilmiştir.
Bu
kapsamda, KVK'nın 10/1-ğ maddesi kapsamında yararlanılan indirimin doğruluğunun
tespiti bakımından yeminli mali müşavirlerce yapılacak incelemelerde özellikle;
- Hizmetin Kanun kapsamına girip
girmediği,
- Hizmetten yararlanan kişinin
Türkiye'de yerleşik olup olmadığı,
- Hizmetten münhasıran yurt dışında
yararlanıldığına ilişkin bilgi ve belgeler,
- İndirime esas kazancın doğru
hesaplanıp hesaplanmadığı,
- Müşterek gider ve amortisman
dağıtımının objektif kriterlere dayanıp dayanmadığı
önem
arz etmektedir.
Bu
nedenle mükelleflerin yalnızca fatura ve tahsilat belgelerini değil;
sözleşmelerini, proje dokümanlarını, elektronik yazışmalarını, teknik
raporlarını ve hizmetin fiilen yurt dışında kullanıldığını gösteren diğer bilgi
ve belgeleri de muhafaza etmeleri gerekmektedir. Güçlü bir belgelendirme
sistemi hem vergi incelemelerinde hem de YMM tasdik süreçlerinde hukuki
güvenliği artıracaktır.
Sonuç
5520
sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 10 uncu maddesinin birinci fıkrasının (ğ)
bendi, Türkiye'nin hizmet ihracatını teşvik etmeye yönelik en önemli vergisel
düzenlemelerinden biridir. Özellikle yazılım, mühendislik, mimarlık, sağlık, eğitim
ve danışmanlık gibi yüksek katma değerli hizmet sektörlerinde faaliyet gösteren
işletmeler bakımından söz konusu düzenleme, uluslararası rekabet gücünü artıran
önemli bir mali teşvik niteliği taşımaktadır.
Bununla
birlikte uygulama, yalnızca Kanunda öngörülen şartların şeklen yerine
getirilmesinden ibaret değildir. İndirime esas kazancın doğru hesaplanması,
müşterek giderler ile amortismanların objektif esaslara göre dağıtılması,
hizmetten münhasıran yurt dışında yararlanıldığının somut bilgi ve belgelerle
ispat edilmesi ve muhasebe kayıtlarının faaliyet bazında izlenmesi, teşvikin
güvenli şekilde uygulanmasının temel koşullarını oluşturmaktadır.
Öte
yandan yurt içi asgari kurumlar vergisi uygulaması, hizmet ihracatı
kazançlarına tanınan vergi avantajının ekonomik etkisinin yeniden
değerlendirilmesini gerekli kılmıştır. Her ne kadar Kanunda öngörülen indirim
hakkı devam etmekte ise de, bazı mükellefler bakımından asgari kurumlar vergisi
nedeniyle teşvikin fiili etkisinin sınırlanması söz konusu olabilmektedir. Bu
nedenle hizmet ihracatı yapan kurumların vergi planlamalarını yalnızca indirim
tutarı üzerinden değil, asgari kurumlar vergisi hükümlerini de dikkate alarak
yapmaları önem arz etmektedir.
Kanaatimizce,
dijital ekonominin gelişmesiyle birlikte yazılım, yapay zekâ, bulut bilişim,
uzaktan danışmanlık ve benzeri yeni hizmet modellerine ilişkin "hizmetten
münhasıran yurt dışında yararlanma" ölçütünün Gelir İdaresi Başkanlığınca
daha ayrıntılı örneklerle açıklanması uygulama birliğine önemli katkı sağlayacaktır.
Sonuç
olarak, KVK'nın 10/1-ğ maddesi kapsamındaki indirim yalnızca vergi yükünü
azaltan bir düzenleme olarak değil, Türkiye'nin hizmet ihracatını ve yüksek
katma değerli üretimini destekleyen stratejik bir mali politika aracı olarak
değerlendirilmelidir. Bu teşvikin amacına uygun biçimde uygulanabilmesi; doğru
muhasebe organizasyonu, güçlü belgelendirme sistemi, objektif kazanç
hesaplaması ve öngörülebilir idari uygulamaların birlikte sağlanmasına
bağlıdır.
EK-1:
KVK'nın 10/1-ğ Maddesi Kapsamında Uygulama Kontrol Listesi
|
Kontrol Noktası |
Durum |
|
Hizmet
Kanunda sayılan faaliyetlerden mi? |
□ |
|
Hizmet
Türkiye'de mi ifa edildi? |
□ |
|
Hizmeti
alan kişi/kurum Türkiye'de yerleşik değil mi? |
□ |
|
Hizmetten
münhasıran yurt dışında yararlanılıyor mu? |
□ |
|
İndirime
esas kazanç doğru hesaplandı mı? |
□ |
|
Müşterek
gider dağıtımı yapıldı mı? |
□ |
|
Amortisman
payları doğru yüklendi mi? |
□ |
|
Hizmetin
yurt dışında kullanıldığını gösteren belgeler dosyalandı mı? |
□ |
|
Asgari
kurumlar vergisi etkisi analiz edildi mi? |
□ |
|
YMM
tasdik dosyası hazırlandı mı? |
□ |
1.
7524 sayılı Kanun ile getirilen yurt içi
asgari kurumlar vergisi hükümleri.
2.
49 Sıra No.lu SMMM ve YMM Kanunu Genel
Tebliği, RG 30.12.2025/33123.
3.
5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu, m.
10/1-ğ; ayrıca bkz. Kurumlar Vergisi Genel Tebliği (Seri No: 1), "10.1.
Yurt dışına verilen bazı hizmetlerden elde edilen kazançlarda indirim"
bölümü.
4.
1 Seri No.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliği,
Resmî Gazete, 03.04.2007, Sayı: 26482, "10.1. Yurt dışına
verilen bazı hizmetlerden elde edilen kazançlarda indirim".
5.
5520 saylı KVK 6. maddesi
6.
1 Seri No.lu Kurumlar Vergisi Tebliği'nin 32.5.
bölümünde düzenlenmiştir.
7.
1 Seri No.lu Kurumlar Vergisi Genel
Tebliği'nde, hizmet ihracatına ilişkin kazancın tespitinde doğrudan giderler
ile müşterek giderlerden isabet eden payların dikkate alınacağı açıklanmıştır.
8.
Bu çalışmada yapılan değerlendirmeler; 5520
sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu, ilgili Genel Tebliğler, Hazine ve Maliye
Bakanlığı düzenlemeleri ve Gelir İdaresi Başkanlığı'nın idari görüşleri esas
alınarak hazırlanmıştır.
9.
1 Seri No.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliği,
Resmî Gazete, 03.04.2007, Sayı: 26482, "10.1. Yurt dışına
verilen bazı hizmetlerden elde edilen kazançlarda indirim"..
10.
Aynı Tebliğ'de, amortismana tabi iktisadi
kıymetlere ilişkin giderlerin uygun dağıtım anahtarları kullanılarak ilgili
faaliyetlere yüklenmesi gerektiği belirtilmiştir.
11.
5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu, Resmî
Gazete, 21.06.2006, Sayı: 26205, m. 10/1-ğ.
12.
1 Seri No.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliği,
"10. Diğer İndirimler" bölümü ve "10.1. Yurt dışına verilen bazı
hizmetlerden elde edilen kazançlarda indirim" açıklamaları.
13.
1 Seri No.lu Kurumlar Vergisi Genel
Tebliği'nde, hizmetten fiilen yurt dışında yararlanılması şartının teşvikin
uygulanmasında belirleyici olduğu açıklanmıştır.
14. 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu m. 10/1-ğ
hükmünde indirim konusu olarak "kazanç" esas alınmıştır; Tebliğ
açıklamaları da indirime esas tutarın net kazanç olduğunu ortaya koymaktadır. KVK
6.mad.
15.
Gelir İdaresi Başkanlığı, yurt dışı mukimi
kişi ve kurumlara verilen hizmetlerde indirimin uygulanabilmesi için hizmetten münhasıran
yurt dışında yararlanılması, faturanın yurt dışındaki müşteri adına
düzenlenmesi ve diğer kanuni şartların birlikte gerçekleşmesi gerektiğini
istikrarlı biçimde vurgulamaktadır.
16.
Gelir İdaresi Başkanlığı'nın ürün testi ve
veri analizi hizmetlerine ilişkin 15.04.2026 tarihli İzmir Defterdarlığı
özelgesinde, hizmet Türkiye'de değil Kazakistan'da verildiği için KVK/GVK
kapsamındaki indirimden yararlanılamayacağı belirtilmiş; böylece hizmetin
verildiği yer ile hizmetten yararlanma şartının birlikte değerlendirileceği
ortaya konulmuştur.
17.
213 sayılı Vergi Usul Kanunu, m. 3/B (vergiyi
doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyeti esastır).
18.
Gelir İdaresi Başkanlığı'nın güncel
özelgelerinde, 7491 sayılı Kanun sonrasında KVK m.10/1-ğ kapsamındaki indirim
oranına ve Cumhurbaşkanı kararlarıyla uygulanacak orana ilişkin güncel
açıklamalar yer almaktadır.
19.
Vergi hukukunda vergiyi doğuran olayın gerçek
mahiyetinin ortaya konulmasında ispat yükü ve delil serbestisi ilkeleri
hakkında bkz. 213 sayılı Vergi Usul Kanunu m.3.
20.
33239 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan
30/04/2026 tarihli ve 11257 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı
21.
Kurumlar Vergisi Genel Tebliği (Seri No:1),
10.1 bölümü.
22.
30.12.2025 tarih ve 33123 sayılı Resmi
Gazetede yayımlanan 49 Sıra No.lu Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli
Mali Müşavirlik Kanunu Genel Tebliğ
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder