KVK'nın 10/1-ğ Maddesi Kapsamında Yurt Dışına Verilen Hizmetlerden Elde Edilen Kazançlarda %100 Kurumlar Vergisi İndirimi: Tebliğ Uygulamaları ve Asgari Kurumlar Vergisi, YMM raporu Açısından Değerlendirmesi
Özet
5520
sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 10 uncu maddesinin birinci fıkrasının (ğ)
bendi, Türkiye'nin hizmet ihracatını teşvik etmeyi amaçlayan en önemli vergisel
düzenlemelerden biridir. Düzenleme kapsamında, Türkiye'de yerleşmiş olmayan
kişiler için Türkiye'de verilen ve münhasıran yurt dışında yararlanılan belirli
hizmet faaliyetlerinden elde edilen kazançların tamamı, gerekli şartların
sağlanması hâlinde kurum kazancından indirilebilmektedir.
İndirim
oranının %100'e yükseltilmesi, hizmet ihracatı yapan işletmeler açısından
önemli bir teşvik oluşturmakla birlikte, uygulamada indirime esas kazancın
belirlenmesi, müşterek giderlerin dağıtımı, amortismanların yüklenmesi,
hizmetten yurt dışında yararlanma şartının ispatı ve asgari kurumlar vergisi
uygulaması nedeniyle çeşitli hukuki ve teknik sorunlar ortaya çıkarmaktadır.
Bu
çalışmada KVK'nın 10/1-ğ maddesi; kanun gerekçesi, Tebliğ hükümleri, Gelir
İdaresi Başkanlığı görüşleri, Danıştay içtihatları ve muhasebe uygulamaları
birlikte değerlendirilmiştir. Ayrıca 1 Seri No.lu Kurumlar Vergisi Genel
Tebliği'nde yer alan hesaplama esasları %100 indirim oranı dikkate alınarak
yeniden analiz edilmiş, uygulamada karşılaşılan sorunlar ortaya konulmuş ve
çözüm önerileri geliştirilmiştir.
Anahtar
Kelimeler: Hizmet ihracatı, kurumlar vergisi indirimi, KVK 10/1-ğ,
yurt dışı kazanç indirimi, asgari kurumlar vergisi, hizmetten yurt dışında
yararlanma.
1. Giriş
Hizmet
sektörü son yirmi yılda dünya ekonomisinin en hızlı büyüyen alanlarından biri
hâline gelmiştir. Dijitalleşme, uzaktan çalışma, yazılım geliştirme, veri
analitiği, mühendislik, mimarlık, sağlık turizmi ve eğitim hizmetleri gibi
faaliyetler, ülkelerin ihracat gelirlerinde önemli bir pay oluşturmaktadır.
Türkiye de bu dönüşümün dışında kalmamış; özellikle bilgi teknolojileri,
mühendislik, yazılım ve sağlık hizmetlerinde uluslararası pazarlara açılmıştır.
Mal
ihracatında uygulanan vergisel teşviklerin benzerinin hizmet ihracatı
bakımından da sağlanması amacıyla 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 10
uncu maddesine eklenen (ğ) bendi ile belirli hizmet faaliyetlerinden elde
edilen kazançlara kurumlar vergisi indirimi tanınmıştır. Düzenleme zaman
içerisinde çeşitli kanunlarla geliştirilmiş, indirim oranı artırılmış ve
kapsamı genişletilmiştir. Son olarak indirim oranının %100'e yükseltilmesiyle
birlikte hizmet ihracatına yönelik vergi teşviki önemli ölçüde güçlendirilmiştir.
Bununla
birlikte uygulamada indirime esas kazancın hesaplanması, müşterek giderlerin
dağıtımı, amortismanların yüklenmesi, hizmetten münhasıran yurt dışında
yararlanma şartının ispatı, dijital hizmetlerin değerlendirilmesi ve asgari
kurumlar vergisi uygulaması gibi konular önemli tartışmalara neden olmaktadır.
Bu
çalışma, söz konusu tartışmaları yalnızca mevzuat aktarımı düzeyinde ele
almamakta; Kanun, Tebliğ, idari uygulama, yargı kararları ve muhasebe tekniğini
birlikte değerlendirerek uygulamaya yön verecek bütüncül bir yaklaşım ortaya
koymayı amaçlamaktadır.
2.
Araştırmanın Amacı ve Kapsamı
Bu
çalışmanın temel amacı, KVK'nın 10/1-ğ maddesinin güncel uygulamasını hukuki ve
mali boyutlarıyla incelemek, %100 indirim oranı sonrasında ortaya çıkan
uygulama sorunlarını değerlendirmek ve çözüm önerileri geliştirmektir.
Bu
kapsamda; Kanun hükmü sistematik olarak analiz edilmiş, madde gerekçesi
değerlendirilmiş, Tebliğ hükümleri ayrıntılı biçimde incelenmiş, muhasebe
uygulamaları açıklanmış, indirime esas kazancın hesaplanması örneklerle
gösterilmiş, asgari kurumlar vergisinin etkisi analiz edilmiş, idari görüşler
ve yargı kararları birlikte değerlendirilmiştir.
3.
Araştırmanın Yöntemi
Çalışmada
doktrinsel hukuk araştırması yöntemi esas alınmıştır. Kanun hükümleri, ikincil
düzenlemeler, idari görüşler birlikte değerlendirilmiş;
muhasebe uygulamaları ise örnek olay yöntemiyle analiz edilmiştir.
Özellikle
Tebliğ örnekleri güncel mevzuat dikkate alınarak yeniden değerlendirilmiş ve
uygulamada karşılaşılabilecek risk alanları belirlenmiştir.
4.
KVK'nın 10/1-ğ Maddesinin Hukuki Analizi
4.1.
Düzenlemenin Hukuki Niteliği
5520
sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 10 uncu maddesinin birinci fıkrasının (ğ)
bendi, vergi istisnası veya vergi muafiyeti niteliğinde bir düzenleme olmayıp, kurum
kazancından yapılacak bir indirim müessesesidir. Bu nedenle uygulama
tekniği bakımından öncelikle ticari bilanço kârı tespit edilmekte, kanunen
kabul edilmeyen giderler ve diğer mali düzeltmeler dikkate alınarak kurum
kazancı belirlenmekte, daha sonra Kanun'da öngörülen şartları taşıyan hizmet
ihracatı kazancı kurum kazancından indirilmektedir.
Bu
yönüyle düzenleme, kurumlar vergisi matrahının oluşum sürecinde etkisini
gösteren özel bir vergi teşvikidir.
Kanunun
sistematiği incelendiğinde, yasama organının amacının hizmet ihracatından elde
edilen gerçek ekonomik kazancı vergisel olarak desteklemek olduğu
anlaşılmaktadır. Bu nedenle indirimin konusunu hasılat değil, safi kazanç
oluşturmaktadır.
4.2.
Düzenlemenin Amacı
Madde
gerekçesi incelendiğinde düzenlemenin üç temel amacı bulunduğu görülmektedir.
Birinci
amaç, Türkiye'nin hizmet ihracatını artırmaktır.
İkinci
amaç, yüksek katma değerli hizmet üretimini teşvik etmektir.
Üçüncü
amaç ise döviz kazandırıcı faaliyetleri destekleyerek cari dengeye katkı
sağlamaktır.
Bu
amaçlar birlikte değerlendirildiğinde Kanun'un yalnızca vergi indirimi sağlayan
teknik bir düzenleme olmadığı, aynı zamanda ekonomik kalkınma politikasının
önemli araçlarından biri olduğu anlaşılmaktadır.
4.3.
Düzenlemenin Tarihsel Gelişimi
Hizmet
ihracatına ilişkin kurumlar vergisi indirimi ilk düzenlendiği tarihten itibaren
çeşitli kanunlarla geliştirilmiştir.
İlk
dönemde yalnızca belirli faaliyetler kapsama alınmış, daha sonra yazılım,
mühendislik, mimarlık, tıbbi raporlama, muhasebe, veri işleme ve çağrı merkezi
hizmetleri gibi faaliyetler kapsam genişletilerek teşvik edilmiştir.
İndirim
oranı da zaman içerisinde artırılmış; başlangıçta uygulanan oranlar daha sonra
%80'e, son olarak ise %100'e yükseltilmiştir.
Böylece
kanun koyucu, hizmet ihracatını destekleme iradesini güçlendirmiştir.
4.4.
İndirimin Konusu
Kanun
hükmü dikkatle incelendiğinde indirimin konusunun "kazanç" olduğu
açıkça görülmektedir.
Bu
nedenle;
- Fatura Tutarı,
- Döviz Geliri,
- Hizmet Hasılatı,
indirime
esas alınamaz.
İndirime
esas alınacak tutar;
·
Hizmet Hasılatından,
·
İlgili Maliyetler,
·
Doğrudan Giderler,
müşterek
giderlerden isabet eden pay, amortismanlar ve diğer giderler düşüldükten sonra
kalan safi kazançtır. Dolayısıyla uygulamada zaman zaman görülen
"hasılat kadar indirim" yaklaşımı Kanun'un lafzı ve amacıyla
bağdaşmamaktadır.
4.5.
İndirimin Şartları
KVK'nın
10/1-ğ maddesinde yer alan indirimden yararlanılabilmesi için aşağıdaki
şartların birlikte gerçekleşmesi gerekir.
4.5.1.
Hizmet Türkiye'de Verilmelidir
Faaliyetin
organizasyonu Türkiye'de yürütülmeli ve hizmet Türkiye'den sunulmalıdır.
4.5.2.
Hizmet Türkiye'de Yerleşik Olmayan Kişiye Verilmelidir
Hizmetten
yararlanan gerçek veya tüzel kişinin Türkiye'de yerleşik olmaması gerekir.
4.5.3.
Hizmetten Münhasıran Yurt Dışında Yararlanılmalıdır
Kanunun
en önemli şartı budur. Yalnızca faturanın yabancı müşteriye düzenlenmiş olması
yeterli değildir. Hizmetin ekonomik sonucundan fiilen yurt dışında
yararlanılması gerekir. Uygulamada en fazla uyuşmazlık da bu şart üzerinde
ortaya çıkmaktadır.
4.5.4.
Faaliyet Kanunda Sayılan Hizmetlerden Olmalıdır
İndirim
yalnızca Kanunda belirtilen faaliyetler bakımından uygulanabilir. Kanunda
sayılmayan faaliyetlerin kıyas yoluyla kapsama alınması mümkün değildir.
4.6.
Kanunilik İlkesi Açısından Değerlendirme
Anayasa'nın
73 üncü maddesi uyarınca vergilerin kanuniliği ilkesi gereğince vergiye ilişkin
temel unsurların kanunla düzenlenmesi zorunludur.
Bu
nedenle Tebliğ'in görevi Kanun'u açıklamak olup, Kanunda yer almayan yeni
şartlar ihdas etmek değildir. Dolayısıyla Tebliğ hükümleri yorumlanırken
hareket noktası daima Kanun metni olmalıdır.
Kanunda
yer almayan bir sınırlamanın Tebliğ yoluyla uygulanması, hukuki güvenlik ve
kanunilik ilkeleri bakımından tartışma yaratacaktır.
4.7.
Düzenlemenin Vergi Politikası Açısından Değerlendirilmesi
Kanaatimizce
KVK'nın 10/1-ğ maddesi, Türkiye'nin yüksek katma değerli hizmet ihracatını
artırmaya yönelik en önemli vergisel teşviklerden biridir.
Ancak
teşvikin etkinliği yalnızca indirim oranına bağlı değildir. İndirime esas
kazancın hesaplanmasına ilişkin teknik güçlükler, hizmetten yurt dışında
yararlanma şartının ispatındaki belirsizlikler ve asgari kurumlar vergisi
uygulaması nedeniyle teşvikin ekonomik etkisi bazı mükellefler bakımından
sınırlanabilmektedir.
Bu
nedenle düzenlemenin yalnızca oran bakımından değil, uygulama kolaylığı
sağlayacak ikincil düzenlemeler yönünden de geliştirilmesi gerekmektedir.
5.
KVK'nın 10/1-ğ Maddesinin Uygulanma Şartlarının Ayrıntılı Analizi
5.1.
Genel Açıklama
5520
sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 10/1-ğ maddesinde düzenlenen indirim,
Kanunda sayılan hizmet faaliyetlerinden elde edilen kazançların tamamının
belirli şartlar altında kurum kazancından indirilmesine imkân tanımaktadır.
Ancak uygulamada yaşanan uyuşmazlıkların büyük bölümü, indirim oranından değil,
şartların yorumlanmasından kaynaklanmaktadır.
Özellikle;
- Hizmetin Türkiye'de Verilmesi,
- Hizmetten Türkiye'de Yerleşik Olmayan
Kişinin Yararlanması,
- Hizmetten Münhasıran Yurt Dışında
Yararlanılması,
- İndirime Esas Kazancın Doğru
Hesaplanması
konularında
farklı değerlendirmeler yapılmaktadır. Bu nedenle madde hükmünün lafzı ile
amacı birlikte değerlendirilmelidir.
5.2.
Hizmetin Türkiye'de Verilmesi
Kanun,
hizmet faaliyetinin Türkiye'de gerçekleştirilmesini aramaktadır. Buradaki temel
ölçüt, hizmet organizasyonunun Türkiye'de kurulmuş olmasıdır.
Örneğin;
·
Yazılım Geliştirilmesi,
·
Mühendislik Projelendirilmesi,
·
Mimari Tasarım,
·
Muhasebe Hizmeti,
·
Veri Analizi,
·
Uzaktan Danışmanlık
Türkiye'de
gerçekleştirilmekte ve sonuç yabancı müşteriye sunulmaktadır.
Hizmetin
elektronik ortamda sunulması, hizmetin Türkiye'de verilmiş olma niteliğini
ortadan kaldırmaz. Dijitalleşen ekonomi dikkate alındığında hizmetin fiziki
olarak teslim edilmesi zorunlu değildir.
5.3.
Hizmetin Türkiye'de Yerleşik Olmayan Kişiye Sunulması
İndirimin
ikinci şartı, hizmetin Türkiye'de yerleşik olmayan gerçek veya tüzel kişiye
verilmesidir.
Burada
faturanın yabancı şirket adına düzenlenmiş olması tek başına yeterli değildir. İş
ilişkisinin gerçek mahiyeti araştırılmalıdır.
Örneğin;
Türkiye'deki bir şirketin yurt dışındaki bağlı ortaklığı adına düzenlenen
faturada hizmet fiilen Türkiye'de bulunan şirket tarafından kullanılıyorsa
Kanunun amacı gerçekleşmiş olmayacaktır. Dolayısıyla yalnızca sözleşme değil,
ekonomik gerçeklik de dikkate alınmalıdır.
5.4.
Hizmetten Münhasıran Yurt Dışında Yararlanılması
Uygulamada
en fazla uyuşmazlığa konu olan şart budur. Kanunda "münhasıran yurt
dışında yararlanılması" ifadesi kullanılmaktadır.
Bu
ifade son derece önemlidir.
Çünkü;
·
Hizmetin yurt dışındaki müşteriye sunulmuş
olması yeterli değildir.
·
Ekonomik faydanın da yurt dışında ortaya
çıkması gerekir.
Örneğin;
Türkiye'de
faaliyet gösteren bir fabrikanın üretim sürecine ilişkin mühendislik
danışmanlığının yabancı şirket adına faturalandırılması hâlinde; Eğer hizmet
Türkiye'deki üretimde kullanılıyorsa, Kanunun aradığı şart gerçekleşmiş
sayılmayacaktır.
Buna
karşılık; Almanya'da kurulacak bir tesis için Türkiye'de hazırlanan mühendislik
projesi, yalnızca Almanya'daki yatırımda kullanılıyorsa, hizmetten münhasıran
yurt dışında yararlanma şartı gerçekleşmiş olacaktır.
Bu
nedenle yararlanma kavramı,
·
Fatura,
·
Ödeme,
·
Müşterinin yerleşim yeri,
gibi
şekli ölçütlerle değil; ekonomik sonuç esas alınarak değerlendirilmelidir.
5.5.
İndirime Esas Kazancın Belirlenmesi
Kanunun
kullandığı kavram "kazanç"tır. Dolayısıyla indirime esas alınacak
tutar aşağıdaki şekilde belirlenmelidir.
Hizmet
Hasılatı
(-)
Doğrudan Maliyetler
(-)
Doğrudan Giderler
(-)
Müşterek Giderlerden İsabet Eden Pay
(-)
Amortismanlar
(-)
Diğer İlgili Giderler
= İndirime
Esas Net Kazanç
Dolayısıyla;
hizmet hasılatının tamamının kurum kazancından indirilebileceği yönündeki
değerlendirmeler Kanunun lafzına uygun değildir. İndirime konu olan unsur
yalnızca net kazançtır.
5.6.
Müşterek Giderlerin Dağıtılması
İşletmelerin
önemli bölümünde genel yönetim giderleri doğrudan faaliyet bazında
ayrıştırılamamaktadır.
Bu
durumda müşterek giderlerin objektif esaslarla dağıtılması gerekir. 1 Seri
No.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliği, cari yıl hasılat oranının esas
alınabileceğini belirtmektedir.
Ancak
Tebliğde belirtilen yöntemin tek yöntem olarak değerlendirilmesi doğru
değildir.
·
Faaliyet bazlı maliyetleme,
·
Proje bazlı maliyetleme,
·
Çalışan zaman çizelgeleri,
·
ERP sistemleri,
·
Maliyet merkezleri,
gerçek
maliyet dağılımını daha doğru gösteriyorsa, bunların kullanılmasının önünde
hukuki bir engel bulunmamaktadır. Önemli olan dağıtım yönteminin objektif,
tutarlı ve ispatlanabilir olmasıdır.
5.7.
Amortismanların Dağıtımı
Amortismana
tabi iktisadi kıymetlerin yalnızca hizmet ihracatında kullanılması hâlinde
amortisman giderlerinin tamamı indirime esas kazancın hesabında dikkate
alınmalıdır.
Buna
karşılık aynı sabit kıymetin hem yurt içi hem de yurt dışı faaliyetlerde
kullanılması durumunda,
·
Fiilî kullanım oranı,
·
Çalışma süresi,
·
Kapasite kullanımı,
veya
benzeri objektif kriterler esas alınmalıdır. Keyfî oranlarla amortisman
yüklenmesi gerçek kazanç ilkesine aykırılık oluşturacaktır.
5.8.
Muhasebe Organizasyonu
Kanaatimizce
uygulamada yaşanan uyuşmazlıkların önemli bölümü, kanuni şartların
sağlanmamasından değil, muhasebe kayıtlarının yetersizliğinden
kaynaklanmaktadır.
Bu
nedenle hizmet ihracatı yapan işletmelerde;
·
Faaliyet bazlı gelir hesapları,
·
Proje bazlı gider merkezleri,
·
Ayrı maliyet hesapları,
·
Elektronik belge arşivi,
·
Sözleşme dosyaları,
·
Çalışma raporları,
·
Teslim tutanakları,
oluşturulmalıdır.
Bu
kayıt sistemi yalnızca vergi indiriminin hesaplanmasını kolaylaştırmayacak; aynı
zamanda olası vergi incelemelerinde mükellefin ispat yükünü de önemli ölçüde
hafifletecektir.
5.9.
Bölüm Sonucu
KVK'nın
10/1-ğ maddesinin uygulanmasında temel belirleyici unsur indirim oranı
değildir. Asıl önemli olan, Kanunda öngörülen şartların ekonomik gerçekliğe
uygun biçimde değerlendirilmesi, indirime esas kazancın doğru hesaplanması ve muhasebe
kayıtlarının bu hesaplamayı destekleyecek şekilde oluşturulmasıdır.
Bu
nedenle uygulayıcıların dikkatini yalnızca %100 indirim oranına değil, bu
indirimin hukuken doğru hesaplanmasına yöneltmeleri gerekmektedir.
6.
1 Seri No.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliği'nin KVK'nın 10/1-ğ Maddesi
Açısından Analizi
6.1.
Genel Açıklama
Vergi
kanunlarının uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar büyük ölçüde ikincil
düzenlemelerle şekillenmektedir. 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 10/1-ğ
maddesinin uygulanmasına ilişkin temel açıklamalar da 1 Seri No.lu Kurumlar
Vergisi Genel Tebliği'nde yer almaktadır.
Tebliğ,
Kanun'da düzenlenen indirimin uygulanmasına ilişkin teknik esasları
belirlemekte; indirime konu faaliyetlerin kapsamı, hizmetten yurt dışında
yararlanma şartı, indirime esas kazancın hesaplanması, müşterek giderlerin
dağıtımı ve amortismanların yüklenmesine ilişkin uygulamaya yön vermektedir.
Ancak
Tebliğ hükümleri değerlendirilirken temel hareket noktası Anayasa'nın 73 üncü
maddesinde düzenlenen vergilerin kanuniliği ilkesi olmalıdır. Tebliğ,
Kanun'u açıklayabilir; ancak Kanun'da bulunmayan yeni bir şart ihdas edemez
veya Kanun'un kapsamını daraltamaz.
6.2.
Tebliğin Hukuki Niteliği
Genel
Tebliğler, idarenin uygulamaya yönelik açıklamalarını içeren düzenleyici
işlemlerdir.
Bu
nedenle Tebliğ hükümleri;
·
Kanunun yerine geçmez.
·
Kanunu değiştirmez.
·
Kanunda bulunmayan yeni yükümlülük
oluşturmaz.
·
Kanunda yer alan kavramları açıklamakla
sınırlıdır.
Dolayısıyla
KVK'nın 10/1-ğ maddesinin uygulanmasında öncelik sırası;
Anayasa
→ Kanun → Cumhurbaşkanı Kararı → Tebliğ → Özelge
şeklindedir.
6.3.
Tebliğin Getirdiği Temel İlkeler
Tebliğ
incelendiğinde uygulamanın aşağıdaki temel esaslar üzerine kurulduğu
görülmektedir.
a)
Hizmetten Yurt Dışında Yararlanılması
Tebliğ,
hizmetin yalnızca yabancı müşteriye sunulmasını yeterli görmemekte; hizmetten
fiilen yurt dışında yararlanılması gerektiğini kabul etmektedir.
Bu
yaklaşım Kanun'un amacına uygundur. Ancak özellikle dijital hizmetlerde
"yararlanma" kavramının nasıl belirleneceği konusunda Tebliğ yeterli
açıklık sağlamamaktadır.
b)
Kazanç Esası
Tebliğ,
Kanun'da geçen "kazanç" kavramını doğru biçimde yorumlayarak
indirimin hasılata değil net kazanca uygulanacağını kabul etmektedir. Bu
yönüyle Tebliğ Kanun'un lafzı ile uyumludur.
c)
Doğrudan Giderler
Hizmet
ihracatına doğrudan ilişkin giderlerin tamamının ilgili faaliyete yüklenmesi
gerektiği belirtilmiştir. Bu yaklaşım gerçek kazanç ilkesinin doğal sonucudur.
d)
Müşterek Giderler
Doğrudan
ayrıştırılamayan giderlerin uygun bir dağıtım anahtarı ile faaliyetlere
yüklenmesi gerektiği açıklanmıştır. Tebliğ
burada hasılat oranını esas alan yöntemi örnek olarak göstermektedir.
e)
Amortismanlar
Ortak
kullanılan sabit kıymetlere ilişkin amortismanların kullanım oranına göre
dağıtılması gerektiği kabul edilmiştir. Bu yaklaşım muhasebe ilkeleriyle
uyumludur.
6.4.
Tebliğin Güçlü Yönleri
Kanaatimizce
Tebliğin en güçlü yönleri şunlardır.
- İndirime esas kazancın nasıl
hesaplanacağını açıklaması,
- Müşterek gider dağıtımına objektif
yaklaşım getirmesi,
- Amortisman yükleme esaslarını
belirlemesi,
- Hizmet ihracatı kavramını uygulamaya
aktarması,
- Örnek hesaplamalarla uygulamaya yön
vermesi.
Bu
yönleriyle Tebliğ, Kanun'un uygulanmasını önemli ölçüde kolaylaştırmaktadır.
6.5.
Tebliğin Eksik Kaldığı Alanlar
Bununla
birlikte Tebliğin günümüz ekonomik yapısı bakımından yetersiz kaldığı bazı
alanlar bulunmaktadır.
6.5.1.
Dijital Hizmetler
Tebliğ
hazırlanırken;
·
Yapay zekâ,
·
Bulut bilişim,
·
Saas,
·
Veri analitiği,
·
Uzaktan yazılım geliştirme,
·
Siber güvenlik danışmanlığı,
bugünkü
yaygınlığına ulaşmamıştı. Bu nedenle dijital hizmetlerin önemli kısmı Tebliğ
örneklerinde yer almamaktadır.
6.5.2.
ERP Sistemleri
Modern
işletmeler faaliyet bazlı maliyet muhasebesini ERP sistemleri üzerinden
yürütmektedir. Ancak Tebliğ hâlen klasik muhasebe mantığıyla hazırlanmış
örnekler içermektedir.
6.5.3.
Faaliyet Bazlı Maliyetleme
Hasılat
oranı birçok durumda gerçeği tam olarak yansıtmamaktadır.
·
Faaliyet bazlı maliyetleme,
·
Proje bazlı maliyetleme,
·
Zaman esaslı maliyetleme,
·
Çok daha doğru sonuç verebilmektedir.
Kanaatimizce
Tebliğ bu yöntemlere de açıkça yer vermelidir.
6.6.
Tebliğ Örneklerinin Güncelliği
Tebliğde
yer alan örneklerin önemli bölümü indirim oranının %50 olduğu dönemde
hazırlanmıştır. Sonraki yıllarda oran artırılmış olmasına rağmen örneklerin
büyük kısmı aynı şekilde kalmıştır. Bu
durum uygulamada iki farklı soruna neden olmaktadır.
Birincisi;
genç uygulayıcılar eski oranları güncel oran sanabilmektedir.
İkincisi;
hesaplama mantığı doğru olmakla birlikte sonuç sütunları güncelliğini
kaybetmektedir.
Bu
nedenle örneklerin tamamının güncel mevzuata uygun biçimde yeniden yayımlanması
gerekmektedir.
6.7.
Tebliğ ile Kanun Arasında Yorum Sorunları
Bazı
uygulamalarda Tebliğ hükümlerinin Kanun'un önüne geçirildiği görülmektedir.Oysa
hukuken esas alınması gereken Kanun'dur. Tebliğ yalnızca Kanun'u açıklayabilir.
Bu
nedenle;
Tebliğde
açıkça yer almayan bir maliyet dağıtım yönteminin, ekonomik gerçeği daha doğru
yansıtması hâlinde, yalnızca Tebliğde yazmadığı gerekçesiyle reddedilmesi, hukuki
güvenlik ilkesiyle bağdaşmayacaktır.
6.8.Değerlendirme
Kanaatimizce
1 Seri No.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliği, KVK'nın 10/1-ğ maddesinin
uygulanmasında temel başvuru kaynağı olma niteliğini korumaktadır.
Ancak;
·
%100 indirim oranı,
·
Dijital hizmet ekonomisi,
·
Yapay zekâ uygulamaları,
·
Asgari kurumlar vergisi,
·
Faaliyet bazlı maliyetleme,
·
Elektronik muhasebe sistemleri
dikkate
alınarak Tebliğin güncellenmesi artık zorunlu hâle gelmiştir.
Gelir
İdaresi Başkanlığı tarafından hazırlanacak yeni örneklerin; hem mükelleflerin
hukuki öngörülebilirliğini artıracağı, hem de vergi incelemelerinde uygulama
birliğine önemli katkı sağlayacağı değerlendirilmektedir.
6.9.
Bölüm Sonucu
KVK'nın
10/1-ğ maddesinin başarısı yalnızca Kanun metnine bağlı değildir.
Kanunun
uygulamadaki etkinliği; Tebliğ hükümlerinin güncelliği, idarenin açıklamaları, muhasebe
sistemlerinin gelişimi ve uygulama birliği ile doğrudan ilişkilidir.
Bu
nedenle Tebliğin güncellenmesi, yalnızca teknik bir revizyon değil; hizmet
ihracatının vergisel teşvik sisteminin güçlendirilmesi açısından da önemli bir
ihtiyaçtır.
7.
İndirime Esas Kazancın Tespiti ve Muhasebe Uygulamaları
7.1.
Genel Açıklama
KVK'nın
10/1-ğ maddesinin uygulanmasında en önemli teknik konu, indirime esas kazancın
doğru belirlenmesidir. Kanun koyucu indirime konu unsuru açıkça kazanç
olarak belirlediğinden, hizmet ihracatından elde edilen brüt hasılatın değil,
bu hasılata ilişkin maliyet ve giderler düşüldükten sonra kalan net ticari
kazancın esas alınması gerekmektedir.
Bu
nedenle muhasebe kayıtlarının yalnızca finansal raporlama amacıyla değil, aynı
zamanda vergi teşviklerinin doğru uygulanmasını sağlayacak şekilde
yapılandırılması zorunludur.
Vergi
incelemelerinde en fazla eleştiri konusu yapılan hususlar da çoğunlukla gelirin
varlığı değil, giderlerin doğru ilişkilendirilip ilişkilendirilmediği ve
indirime esas kazancın objektif yöntemlerle hesaplanıp hesaplanmadığıdır.
7.2.
İndirime Esas Kazancın Hesaplanma Süreci
İndirime
esas kazanç aşağıdaki sıra izlenerek belirlenmelidir.
Yurt
dışı hizmet hasılatı
(-) Satışın maliyeti
(-) Hizmete ilişkin
doğrudan giderler
(-) Müşterek giderlerden
düşen pay
(-) Amortismanlar
(-) Finansman giderlerinden
ilgili faaliyetle ilişkilendirilebilen kısım
(-) Diğer ilgili giderler
= İndirime
Esas Net Kazanç
Dolayısıyla
indirime esas alınacak tutar, muhasebe kayıtlarında görülen herhangi bir gelir
kalemi değil, faaliyet bazında hesaplanan gerçek ekonomik kazançtır.
7.3.
Ayrı Muhasebe Organizasyonunun Önemi
Kanunda
açıkça ayrı muhasebe zorunluluğu öngörülmemiş olmakla birlikte Tebliğ hükümleri
dikkate alındığında uygulamanın sağlıklı yürütülebilmesi için gelir ve
giderlerin faaliyet bazında izlenmesi fiilen zorunlu hale gelmektedir.
Kanaatimizce
hizmet ihracatı yapan işletmeler aşağıdaki hesap organizasyonunu kurmalıdır.
Gelir
Hesapları
- Yurt dışı yazılım gelirleri
- Yurt dışı mühendislik gelirleri
- Yurt dışı danışmanlık gelirleri
- Yurt dışı çağrı merkezi gelirleri
Gider
Merkezleri
- Proje personeli giderleri
- Proje seyahat giderleri
- Yazılım lisans giderleri
- Bulut sunucu giderleri
- Teknik destek giderleri
Bu
yapı sayesinde indirime esas kazanç doğrudan sistem tarafından
üretilebilecektir.
7.4.
Doğrudan Giderler
Doğrudan
giderler herhangi bir dağıtım anahtarına ihtiyaç duyulmaksızın ilgili projeye
yüklenebilen giderlerdir.
Bunlara
örnek olarak;
- Proje personeli ücretleri,
- Proje seyahatleri,
- Proje lisans bedelleri,
- Dışarıdan alınan teknik hizmetler,
- Proje test giderleri,
- Müşteri ziyaret giderleri,
gösterilebilir.
Bu
giderlerin tamamı doğrudan ilgili hizmet ihracatı kazancından düşülmelidir.
7.5.
Müşterek Giderler
İşletmelerde
birçok gider hem yurt içi hem de yurt dışı faaliyetlere hizmet etmektedir.
Örneğin;
- Genel müdür maaşı,
- Muhasebe bölümü giderleri,
- İnsan kaynakları,
- Kira,
- Elektrik,
- Bilgi işlem,
- Hukuk danışmanlığı,
- Genel yönetim giderleri.
Bu
giderlerin doğrudan ilişkilendirilmesi mümkün olmadığından objektif yöntemlerle
dağıtılması gerekir.
7.6.
Tebliğde Benimsenen Hasılat Esasına Göre Dağıtım
1
Seri No.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliği müşterek giderlerin dağıtımında
hasılat oranını esas almaktadır.
Buna
göre;
Dağıtım
Oranı = Yurt Dışı Hizmet Hasılatı / Toplam Hasılat
Toplam
müşterek gider bu oranla çarpılarak hizmet ihracatına isabet eden gider
hesaplanmaktadır.
Bu
yöntem basit ve uygulanabilir olmakla birlikte her zaman gerçek maliyet
yapısını yansıtmayabilir.
7.7.
Faaliyet Bazlı Maliyetleme Yaklaşımı
Günümüzde
birçok büyük işletme faaliyet bazlı maliyetleme sistemi kullanmaktadır.
Kanaatimizce
aşağıdaki kriterler,
hasılat
oranından daha doğru sonuç verebilir.
- Çalışan adam/saat bilgileri
- Proje bazlı zaman çizelgeleri
- ERP kayıtları
- Kaynak tüketim analizleri
- Faaliyet sürücüleri
Örneğin;
Toplam
hasılatın yalnızca %20'sini oluşturan bir yazılım projesi, personel zamanının
%70'ini kullanıyorsa, yalnızca hasılat oranına göre gider dağıtılması gerçek
ekonomik sonucu göstermeyecektir.
Bu
nedenle objektif olarak ispatlanabilen faaliyet bazlı maliyetleme yöntemlerinin
de kabul edilmesi gerektiği kanaatindeyiz.
7.8.
Amortismanların Dağıtılması
Amortismana
tabi iktisadi kıymetler bakımından da aynı yaklaşım benimsenmelidir. Yalnızca
hizmet ihracatında kullanılan sabit kıymetlerin amortismanlarının tamamı ilgili
kazanca yüklenmelidir.
Ortak
kullanılan kıymetlerde ise;
- Kullanım süresi,
- Kapasite kullanımı,
- Kullanıcı sayısı,
- İşlem hacmi,
gibi
objektif kriterler esas alınmalıdır.
7.9.
Finansman Giderleri
Finansman
giderlerinin indirime esas kazanca yüklenmesi konusunda Tebliğ ayrıntılı
açıklama içermemektedir.
Kanaatimizce;
yalnızca hizmet ihracatı faaliyetinin finansmanı amacıyla kullanılan kredilere
ilişkin faiz ve kur farklarının doğrudan yüklenmesi mümkündür.
İşletmenin
genel finansman giderlerinin ise objektif dağıtım anahtarları kullanılarak
paylaştırılması gerekmektedir.
7.10.
Döviz Kuru Farkları
Hizmet
ihracatından doğan alacakların tahsilinden kaynaklanan kur farkları esas
itibarıyla hizmet kazancının tamamlayıcı unsurudur. Bu nedenle; olumlu kur farkları indirime esas kazanca
dahil edilmeli, olumsuz kur farkları ise ilgili kazancın tespitinde gider
olarak dikkate alınmalıdır.
Ancak
finansman amacıyla oluşan kur farkları ile ticari alacaktan kaynaklanan kur
farklarının birbirinden ayrılması gerekmektedir.
7.11.
Muhasebe Belgelerinin Önemi
Vergi
incelemelerinde yalnızca muhasebe fişleri yeterli görülmemektedir.
Aşağıdaki
belgelerin birlikte muhafaza edilmesi önem taşımaktadır.
- Hizmet sözleşmeleri
- Proje planları
- Teknik raporlar
- Teslim tutanakları
- Elektronik yazışmalar
- E-posta kayıtları
- Yurt dışı müşteri kabul yazıları
- Döviz giriş belgeleri
- Serbest meslek raporları
Bu
belgeler hizmetten gerçekten yurt dışında yararlanıldığının ispatında önemli
delil niteliği taşımaktadır.
7.12.
Değerlendirme
Kanaatimizce
uygulamada yaşanan uyuşmazlıkların önemli bölümü Kanunun yanlış uygulanmasından
değil, muhasebe organizasyonunun yetersizliğinden kaynaklanmaktadır.
Proje
bazlı maliyet muhasebesi kuran işletmelerde indirime esas kazanç büyük ölçüde
otomatik olarak hesaplanabilmektedir.
Buna
karşılık faaliyet bazlı kayıt sistemi bulunmayan işletmelerde Tebliğde
öngörülen dağıtım yöntemleri dahi zaman zaman gerçek ekonomik sonucu
yansıtmamaktadır.
Bu
nedenle hizmet ihracatı yapan işletmelerin vergi planlamasından önce muhasebe
bilgi sistemlerini yeniden yapılandırmaları gerektiği değerlendirilmektedir.
8.
Tebliğ Örneklerinin %100 İndirim Oranına Göre Yeniden Değerlendirilmesi
8.1.
Genel Açıklama
1
Seri No.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliği'nin 10.1 ve devamı bölümlerinde yer
alan örnekler, KVK'nın 10/1-ğ maddesinin uygulanmasına ilişkin temel hesaplama
mantığını ortaya koymaktadır. Ancak bu örneklerin önemli bir kısmı, indirim
oranının %100 olmadığı dönemin mevzuatına göre hazırlanmıştır.
Bu
nedenle Tebliğ'de açıklanan hesaplama yöntemi hukuken geçerliliğini
korumakla birlikte, hesaplama sonuçları güncelliğini kaybetmiştir.
Kanaatimizce
Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından Tebliğ örneklerinin tamamı güncel mevzuata
uygun olarak yeniden yayımlanmalıdır.
8.2.
Tebliğ Örneklerinin Ortak Hesaplama Mantığı
İncelenen
örneklerin tamamında aynı muhasebe mantığı kullanılmaktadır.
Buna
göre;
1. Hizmet
hasılatı belirlenmektedir.
2. Doğrudan
maliyetler düşülmektedir.
3. Doğrudan
giderler indirilmektedir.
4. Müşterek
giderlerden pay verilmektedir.
5. Amortisman
yüklenmektedir.
6. İndirime
esas net kazanç bulunmaktadır.
Dolayısıyla
Tebliğin temel yaklaşımı Kanunun "kazanç" kavramıyla uyumludur.
8.3.
Müşterek Gider Dağıtımının Analizi
Tebliğ;
müşterek giderlerin, yurt dışı hasılatının, toplam hasılata oranı esas alınarak
dağıtılmasını öngörmektedir. Bu yöntem; uygulaması kolay, hesaplaması basit, incelemeye
elverişli bir yöntemdir. Ancak; her işletmede gerçek maliyet yapısını
göstermeyebilir.
Örneğin;
yüksek teknoloji projelerinde, ciro düşük, personel maliyeti yüksek olabilir.
Bu
durumda yalnızca hasılat oranına göre dağıtım yapılması gerçek kazancı doğru
göstermeyecektir.
8.4.
Tebliğ Örneklerinin %100 İndirime Göre Uyarlanması
İndirim
oranının %100 olması nedeniyle; hesaplanan indirime esas kazancın tamamı kurum
kazancından indirilecektir. Dolayısıyla hesaplama mantığında herhangi bir
değişiklik bulunmamaktadır. Değişen yalnızca son aşamadaki indirim tutarıdır.
Örneğin;
İndirime
esas net kazanç 10.000.000 TL ise eski
uygulamada %80 = 8.000.000 TL indirim uygulanırken, güncel düzenlemede 10.000.000
TL'nin tamamı kurum kazancından indirilecektir.
Bu
nedenle Tebliğ örneklerindeki hesaplama tablolarının son sütunlarının
güncellenmesi yeterli olmayacak; örneklerin tamamının yeni mevzuata göre
yeniden oluşturulması gerekecektir.
8.5.
Yüklediğiniz Uygulama Örneğinin Değerlendirilmesi
Bu
çalışma kapsamında incelenen uygulama örneğinde, yurt dışı hizmet gelirleri
ayrı olarak izlenmiş, ancak müşterek giderler faaliyet bazında
ayrıştırılmadığından, Tebliğ hükümleri doğrultusunda hasılat oranı kullanılarak
dağıtılmıştır.
Bu
yaklaşım Tebliğ ile uyumludur.
Bununla
birlikte örnekte yer alan hesaplamanın %80 indirim esasına göre yapılmış olması
nedeniyle, sonuç kısmının güncel mevzuata göre yeniden hesaplanması
gerekmektedir.
Yapılan
yeniden değerlendirmede; indirime esas net kazancın tamamının KVK'nın 10/1-ğ
maddesi kapsamında kurum kazancından indirilebileceği sonucuna ulaşılmaktadır.
8.6.
Asgari Kurumlar Vergisi Açısından Aynı Örneğin Analizi
Yüklediğiniz
örneğin en önemli sonucu, asgari kurumlar vergisi uygulaması nedeniyle, müşterek
gider dağılımı değişse bile ödenecek kurumlar vergisinin değişmemesidir. Bu
sonuç, 2025 sonrasında uygulamaya giren asgari kurumlar vergisinin, KVK'nın
10/1-ğ maddesinde öngörülen teşvikin ekonomik etkisini sınırlandırabildiğini
göstermektedir.
Başka
bir ifadeyle; indirime esas kazanç doğru hesaplanmak zorundadır. Ancak; asgari
kurumlar vergisi nedeniyle, hesaplanan indirim her zaman ödenecek vergiyi
azaltmayabilir.
Bu
durum özellikle; yüksek ciro, düşük kârlılık, yüksek genel yönetim gideri, yoğun
personel maliyeti bulunan hizmet işletmelerinde daha belirgin şekilde ortaya
çıkmaktadır.
8.7.
Tebliğ Örneklerinin Güncellenmesi Gereği
Kanaatimizce
Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından yayımlanacak yeni Tebliğ örneklerinde
aşağıdaki konulara yer verilmelidir.
- Yapay zekâ hizmetleri
- Yazılım ihracatı
- Bulut bilişim
- Veri merkezi hizmetleri
- Siber güvenlik hizmetleri
- Dijital danışmanlık
- Uzaktan mühendislik
- Sağlık bilişimi
- Teknik destek hizmetleri
- ERP danışmanlığı
- SaaS hizmetleri
- Dijital tasarım
Ayrıca;
örneklerin tamamında %100 indirim, asgari kurumlar vergisi, elektronik
muhasebe, faaliyet bazlı maliyetleme birlikte değerlendirilmelidir.
8.8.
Bölüm Sonucu
1
Seri No.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliği'nde yer alan hesaplama sistemi
hukuken geçerliliğini korumaktadır.
Ancak;
örneklerin hazırlanış tarihi, indirim oranındaki değişiklikler, hizmet
ekonomisinin dijitalleşmesi, asgari kurumlar vergisi uygulaması nedeniyle, örneklerin
önemli bölümü günümüz uygulamasını karşılamaktan uzaklaşmıştır.
Bu
nedenle Tebliğin hesaplama mantığı korunmalı; ancak örnekleri tamamen
güncellenerek yeniden yayımlanmalıdır. Kanaatimizce bu değişiklik, hem
mükellefler hem de vergi idaresi açısından uygulama birliğinin sağlanmasına
önemli katkı sağlayacaktır.
9.
Gelir İdaresi Başkanlığı Özelgeleri Çerçevesinde KVK'nın 10/1-ğ Maddesinin
Değerlendirilmesi
9.1.
Genel Açıklama
Vergi
uygulamasında kanun hükümleri ile genel tebliğler temel hukuki çerçeveyi
oluşturmakla birlikte, uygulamada ortaya çıkan birçok tereddüt Gelir İdaresi
Başkanlığı tarafından verilen özelgelerle açıklığa kavuşturulmaktadır.
Özelgeler
yalnızca talepte bulunan mükellefi bağlamakla birlikte, vergi uygulamasının
idari yaklaşımını göstermesi bakımından önemli bir yorum kaynağı
niteliğindedir.
KVK'nın
10/1-ğ maddesine ilişkin özelgeler incelendiğinde özellikle aşağıdaki konular
üzerinde yoğunlaşıldığı görülmektedir.
- Hizmetten yurt dışında yararlanma şartı
- Yazılım hizmetleri
- Mühendislik hizmetleri
- Teknik danışmanlık
- Çağrı merkezi hizmetleri
- Sağlık hizmetleri
- Aracı firmalar üzerinden verilen
hizmetler
- Grup şirketlerine verilen hizmetler
- Türkiye'de faydalanılan hizmetler
- Döviz kazandırıcı işlemler
9.2.
Hizmetten Yurt Dışında Yararlanma Ölçütü
Özelgelerin
ortak yaklaşımı, indirimin uygulanabilmesi için faturanın yabancı kişi adına
düzenlenmesini tek başına yeterli görmemektedir.
Gelir
İdaresi; hizmetin ekonomik sonucunun, ticari
faydasının, fiili kullanımının Türkiye dışında gerçekleşmesini aramaktadır. Dolayısıyla
yabancı şirket adına düzenlenen bir faturanın, hizmet Türkiye'deki
faaliyetlerde kullanılıyorsa, indirim hakkı doğurmayacağı yönünde idari
görüşler bulunmaktadır.
Kanaatimizce
bu yaklaşım Kanun'un "münhasıran yurt dışında yararlanma" şartıyla
uyumludur.
9.3.
Yazılım Hizmetlerine İlişkin Yaklaşım
Yazılım
sektörü bakımından verilen özelgeler incelendiğinde Gelir İdaresinin genel
olarak teşvik edici bir yaklaşım benimsediği görülmektedir.
Türkiye'de
geliştirilen yazılımların, Türkiye'de yerleşik olmayan müşterilere satılması, yurt
dışında kullanılması ve ekonomik faydanın yabancı ülkede ortaya çıkması
halinde, KVK'nın 10/1-ğ maddesinden yararlanılabileceği kabul edilmektedir.
Ancak;
aynı yazılımın Türkiye'deki faaliyetlerde kullanılması, veya Türkiye'de bulunan
kullanıcıların hizmetine sunulması durumunda, indirim uygulanmamaktadır.
9.4.
Mühendislik ve Mimarlık Hizmetleri
Gelir
İdaresi, yurt dışında gerçekleştirilecek yatırım projelerine ilişkin;
- Mühendislik,
- Mimarlık,
- Proje yönetimi,
- Teknik çizim,
- Statik hesap,
- Altyapı planlaması
gibi
hizmetleri genel olarak indirim kapsamında değerlendirmektedir. Burada da
belirleyici unsur, hazırlanan projenin yurt dışında uygulanmasıdır.
Örneğin;
Türkiye'de hazırlanan bir fabrika projesinin Almanya'da uygulanması ile, Türkiye'de
uygulanması arasında, KVK'nın 10/1-ğ maddesi bakımından önemli hukuki fark
bulunmaktadır.
9.5.
Grup Şirketlerine Verilen Hizmetler
Uygulamada
en fazla tereddüt oluşturan alanlardan biri grup şirketlerine verilen
hizmetlerdir. Yabancı ana ortaklı şirketlerin, Türkiye'deki iştiraklerinden
hizmet satın almaları oldukça yaygın bir uygulamadır.
Ancak;
hizmet yabancı grup şirketine verilmiş görünmesine rağmen, ekonomik fayda
Türkiye'deki şirkete sağlanıyorsa, Gelir İdaresi indirim uygulamasını kabul
etmemektedir. Kanaatimizce burada da
değerlendirme yalnızca sözleşmeye göre değil, işlemin ekonomik mahiyetine göre
yapılmalıdır.
9.6.
Aracı Firmalar Üzerinden Sunulan Hizmetler
Bazı
durumlarda hizmet, yabancı müşteriye doğrudan değil, yurt dışındaki başka bir
şirket aracılığıyla sunulmaktadır.
Bu
tür yapılarda; nihai faydalanıcının kim olduğu, hizmetin nerede kullanıldığı, ticari
sonucun hangi ülkede ortaya çıktığı ayrıntılı biçimde incelenmelidir.
Kanaatimizce
yalnızca aracı şirket bulunması, tek başına indirimin reddedilmesi için yeterli
gerekçe oluşturmamalıdır.
9.7.
Sağlık Hizmetleri
Sağlık
turizmine ilişkin özelgelerde de temel ölçüt değişmemektedir. Yabancı hastalara
Türkiye'de verilen sağlık hizmetleri, Kanunda öngörülen şartları taşıdığı
ölçüde indirim kapsamına girebilmektedir.
Ancak
hizmetin kapsamı, faturalandırılması, ödemenin
niteliği ve yararlanıcının statüsü önem taşımaktadır.
9.8.
Özelgelerin Ortak Yaklaşımı
İncelenen
özelgeler birlikte değerlendirildiğinde Gelir İdaresinin aşağıdaki temel
ilkeleri benimsediği görülmektedir.
- Şekilden çok ekonomik sonuç önemlidir.
- Fatura tek başına yeterli değildir.
- Hizmetin fiilen nerede kullanıldığı
araştırılmalıdır.
- Gerçek kazanç esas alınmalıdır.
- İndirime esas kazanç muhasebe
kayıtlarıyla ispatlanmalıdır.
- Belgeler arasında tutarlılık
bulunmalıdır.
9.9.
Özelgelerin Hukuki Değeri
Özelgeler
uygulamaya yön vermekle birlikte, genel düzenleyici işlem niteliğinde değildir.Dolayısıyla;
başka mükellefler bakımından bağlayıcılığı bulunmamaktadır.
Ayrıca
özelgelerin Kanuna aykırı yorum içermesi halinde, esas alınması gereken hukuki
kaynak Kanun hükümleridir. Bu nedenle özelgeler, Kanunun yerine geçen değil, Kanunun
uygulanmasına ışık tutan idari görüşler olarak değerlendirilmelidir.
9.10.
Değerlendirme
Kanaatimizce
KVK'nın 10/1-ğ maddesine ilişkin özelgeler genel olarak Kanunun amacına uygun
bir uygulama çerçevesi oluşturmaktadır.
Bununla
birlikte;
·
Özellikle dijital hizmetler,
·
Yapay zekâ uygulamaları,
·
Bulut bilişim,
·
Uluslararası veri işleme,
·
Uzaktan teknik destek,
·
Saas hizmetleri,
·
Blok zincir yazılımları
gibi
yeni nesil hizmetler konusunda uygulama birliğini sağlayacak kapsamlı bir Gelir
İdaresi Rehberi hazırlanmasına ihtiyaç bulunmaktadır.
10.
Danıştay Kararları Çerçevesinde KVK'nın 10/1-ğ Maddesinin Yargısal Analizi
10.1.
Genel Açıklama
Vergi
hukukunda kanun hükümlerinin gerçek anlamı yalnızca idarenin yorumlarıyla
değil, yargı kararlarıyla da şekillenmektedir. Özellikle vergi teşviklerine
ilişkin düzenlemelerde ortaya çıkan yorum farklılıkları, Danıştay kararları ile
önemli ölçüde açıklığa kavuşmaktadır.
KVK'nın
10/1-ğ maddesi bakımından doğrudan içtihat sayısı sınırlı olmakla birlikte,
hizmet ihracatı, hizmetten yurt dışında yararlanma, gerçek mahiyet ilkesi,
vergi teşviklerinin yorumlanması ve ispat yüküne ilişkin Danıştay kararları
birlikte değerlendirildiğinde uygulamaya yön veren temel ilkeler ortaya
çıkmaktadır.
10.2.
Vergi Teşviklerinin Daraltıcı Yorumlanmaması
Danıştay'ın
yerleşik içtihatlarında vergi istisna ve indirimlerinin Kanunda öngörülen
şartlar gerçekleştiği sürece uygulanması gerektiği, idarenin Tebliğ veya özelge
yoluyla Kanunda bulunmayan yeni şartlar getiremeyeceği kabul edilmektedir.
Bu
yaklaşım Anayasa'nın 73 üncü maddesinde düzenlenen vergilerin kanuniliği
ilkesinin doğal sonucudur. Dolayısıyla KVK'nın 10/1-ğ maddesi uygulanırken
hareket noktası Tebliğ değil, Kanun olmalıdır.
10.3.
Gerçek Mahiyet İlkesi
Vergi
Usul Kanununun 3 üncü maddesinde yer alan "vergilendirmede vergiyi doğuran
olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyeti esastır" ilkesi,
hizmet ihracatı uygulamasında da belirleyici rol oynamaktadır.
Bu
nedenle; faturanın yabancı şirkete düzenlenmiş olması, ödemenin döviz olarak
yapılması, sözleşmenin yabancı dilde hazırlanması tek başına indirimin
uygulanması için yeterli değildir.
Gerçek
ekonomik yararlanma yurt dışında gerçekleşmelidir. Danıştay kararlarında da
işlemin şekli görünümünden ziyade ekonomik içeriğinin esas alınması gerektiği
kabul edilmektedir.
10.4.
İspat Yükü
Vergi
hukukunda ispat yükü mutlak olarak mükellefe ait değildir. Ancak indirim ve
teşviklerden yararlanmak isteyen mükellefin, Kanunda öngörülen şartların
gerçekleştiğini, hukuken geçerli belgelerle ortaya koyması gerekir.
Bu
nedenle aşağıdaki belgelerin büyük önem taşıdığı değerlendirilmektedir.
- Hizmet sözleşmeleri
- Teknik raporlar
- Elektronik yazışmalar
- Teslim kayıtları
- Proje dokümanları
- Döviz giriş belgeleri
- Çalışma raporları
- Müşteri kabul yazıları
Bu
belgeler birlikte değerlendirildiğinde hizmetten gerçekten yurt dışında
yararlanıldığı ispatlanabilecektir.
10.5.
Ekonomik Yaklaşım İlkesi
Danıştay'ın
birçok kararında ekonomik yaklaşım ilkesi benimsenmektedir.
Bu
ilke gereğince;
·
İşlemin adı,
·
Fatura şekli,
·
Sözleşme başlığı
·
Yerine,
işlemin
ekonomik sonucu esas alınmaktadır.
Kanaatimizce
KVK'nın 10/1-ğ maddesinin uygulanmasında da aynı yaklaşım benimsenmelidir.
10.6.
Muhasebe Kayıtlarının Delil Niteliği
Vergi
uyuşmazlıklarında muhasebe kayıtları önemli delil niteliği taşımaktadır. Ancak
yalnızca muhasebe fişleri çoğu zaman yeterli görülmemektedir.
Muhasebe
kayıtlarının;
·
Ticari sözleşmeler,
·
Elektronik belgeler,
·
Proje kayıtları,
·
Ödeme belgeleri,
·
Teknik raporlar
ile
desteklenmesi gerekmektedir. Belge bütünlüğü sağlandığında vergi
incelemelerinde mükellefin hukuki konumu önemli ölçüde güçlenmektedir.
10.7.
Hizmetten Yurt Dışında Yararlanmanın İspatı
Kanaatimizce
gelecekte açılacak davaların büyük bölümü bu konuda yoğunlaşacaktır. Çünkü; dijital
hizmetlerde, yapay zekâ uygulamalarında, uzaktan mühendislik hizmetlerinde, bulut
bilişim çözümlerinde, hizmetin hangi ülkede kullanıldığının belirlenmesi her
zaman kolay değildir.
Bu
nedenle klasik belge düzeninin yanında;
- IP kayıtları,
- Sistem logları,
- Kullanıcı raporları,
- Erişim kayıtları,
- Veri merkezi raporları
gibi
elektronik deliller de önem kazanacaktır.
10.8.
Asgari Kurumlar Vergisinin Yargısal Boyutu
Asgari
kurumlar vergisi uygulaması oldukça yeni olduğundan henüz yerleşik Danıştay
içtihadı oluşmamıştır. Ancak önümüzdeki yıllarda; KVK'nın 10/1-ğ maddesi
kapsamında hesaplanan indirimin, asgari kurumlar vergisi karşısındaki hukuki
etkisi, anayasal vergileme ilkeleri bakımından önemli uyuşmazlıklara konu
olabilecektir.
Özellikle;
teşviklerin fiilen etkisiz hâle gelmesi, hukuki güvenlik, meşru beklenti, ölçülülük,
mali güç ilkesi çerçevesinde yeni içtihatların gelişmesi beklenmektedir.
10.9.
Değerlendirme
Kanaatimizce
KVK'nın 10/1-ğ maddesine ilişkin gelecekteki yargı kararları üç temel konu
üzerinde yoğunlaşacaktır.
Birincisi;
"dijital hizmetten yurt dışında yararlanma" kavramının sınırlarının
belirlenmesi.
İkincisi;
faaliyet bazlı maliyetleme yöntemlerinin kabul edilip edilmeyeceği.
Üçüncüsü
ise; asgari kurumlar vergisinin hizmet ihracatı teşvikleri üzerindeki etkisinin
anayasal ilkeler bakımından değerlendirilmesi.
Bu
üç alanın önümüzdeki yıllarda hem idari uygulamayı hem de yargı içtihatlarını
şekillendireceği değerlendirilmektedir.
10.10.
Bölüm Sonucu
Danıştay
içtihatları birlikte değerlendirildiğinde KVK'nın 10/1-ğ maddesinin
uygulanmasında şu temel ilkeler öne çıkmaktadır.
- Kanun önceliklidir.
- Tebliğ Kanunu genişletemez veya
daraltamaz.
- Gerçek ekonomik mahiyet esas
alınmalıdır.
- İndirime ilişkin şartlar belge ile
ispat edilmelidir.
- Şekli görünüm yerine ekonomik sonuç
dikkate alınmalıdır.
- Vergi teşvikleri Kanunun amacı
doğrultusunda yorumlanmalıdır.
Bu
ilkeler yalnızca mevcut uygulamaya değil, gelecekte ortaya çıkacak dijital
hizmet modellerinin vergilendirilmesine de yön verecek temel esaslar
niteliğindedir.
11.
Uygulamada Karşılaşılan Sorunlar, Risk Alanları ve Çözüm Önerileri
11.1.
Genel Değerlendirme
KVK'nın
10/1-ğ maddesi, hizmet ihracatını teşvik eden en önemli vergisel
düzenlemelerden biri olmasına rağmen, uygulamada yaşanan ihtilafların büyük
bölümü Kanun hükmünden değil; kavramların yorumlanmasından, muhasebe
sistemlerinin yetersizliğinden ve idari uygulamadaki farklılıklardan
kaynaklanmaktadır.
Vergi
incelemeleri incelendiğinde eleştirilerin önemli bir kısmının aşağıdaki
konularda yoğunlaştığı görülmektedir:
- Hizmetten münhasıran yurt dışında
yararlanılıp yararlanılmadığı,
- İndirime esas kazancın doğru hesaplanıp
hesaplanmadığı,
- Müşterek gider dağıtım yönteminin
objektifliği,
- Muhasebe kayıtlarının yeterliliği,
- Belgelerin ispat gücü,
- Grup şirketleriyle yapılan işlemler,
- Dijital hizmetlerin hukuki niteliği.
Bu
nedenle, Kanunun öngördüğü vergi avantajından yararlanabilmek için yalnızca
maddi şartların sağlanması yeterli olmayıp, bu şartların güçlü bir muhasebe ve
belge düzeniyle desteklenmesi de gerekmektedir.
11.2.
Hizmetten Münhasıran Yurt Dışında Yararlanma Sorunu
Uygulamada
en fazla ihtilafa neden olan konu, hizmetten fiilen nerede yararlanıldığının
tespitidir.
Örneğin;
Türkiye'de geliştirilen bir yazılımın
yabancı şirkete satılması durumunda; yazılım yalnızca yabancı ülkedeki
kullanıcılar tarafından kullanılıyorsa Kanunun aradığı şart gerçekleşmektedir. Ancak
aynı yazılım Türkiye'deki grup şirketi tarafından kullanılmaya başlanırsa
hukuki durum değişebilecektir.
Dolayısıyla;
fatura, ödeme, müşteri bilgileri tek başına yeterli değildir. Ekonomik faydanın
hangi ülkede ortaya çıktığı ispat edilmelidir.
11.3.
Dijital Hizmetler
Kanunun
hazırlanış döneminde; yapay zekâ, bulut bilişim, SaaS, API hizmetleri, uzaktan
veri analizi, siber güvenlik, dijital platform yönetimi bugünkü ekonomik
büyüklüğüne ulaşmamıştı.
Bu
nedenle mevcut düzenlemeler birçok yeni hizmet modeli bakımından yorum ihtiyacı
doğurmaktadır. Kanaatimizce Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından dijital
hizmetlere ilişkin özel bir uygulama rehberi yayımlanmalıdır.
11.4.
Muhasebe Sistemlerinden Kaynaklanan Sorunlar
Birçok
işletmede gelirler ayrıştırılmasına rağmen giderler proje bazında takip
edilmemektedir.
Bu
nedenle; müşterek giderlerin dağıtımı, çoğu zaman dönem sonunda yapılan
yaklaşık hesaplamalara dayanmaktadır.
Bu
durum hem vergi incelemelerinde eleştiriye açık olmakta hem de indirime esas
kazancın doğruluğunu tartışmalı hâle getirmektedir. Kanaatimizce hizmet
ihracatı yapan işletmelerde; proje bazlı maliyet muhasebesi, zorunlu uygulama
hâline getirilmelidir.
11.5.
ERP ve Dijital Muhasebe Sistemleri
Modern
işletmelerde; SAP, Oracle, Logo, Mikro, Netsis, Microsoft Dynamics, gibi ERP
sistemleri kullanılmaktadır. Bu sistemler; proje bazında, müşteri bazında, personel
bazında, faaliyet bazında, gerçek zamanlı maliyet hesaplayabilmektedir.
Kanaatimizce
Tebliğ yalnızca hasılat oranına dayalı klasik yöntemi değil; ERP tabanlı
faaliyet maliyetleme sistemlerini de açıkça kabul etmelidir.
11.6.
Yapay Zekâ Destekli Hizmetler
Son
yıllarda hizmet ihracatının önemli bölümü; üretken yapay zekâ, makine
öğrenmesi, büyük veri analitiği, otonom yazılım sistemleri üzerinden
gerçekleştirilmektedir.
Bu
hizmetlerin önemli kısmında fiziksel teslim söz konusu değildir. Dolayısıyla hizmetten hangi ülkede
yararlanıldığının tespitinde; sunucu kayıtları, kullanıcı logları, erişim
raporları, API kullanım istatistikleri, abonelik kayıtları, önemli delil
niteliği taşıyacaktır.
Kanaatimizce
Gelir İdaresi Başkanlığı'nın elektronik delillerin ispat gücünü açıkça
düzenlemesi gerekmektedir.
11.7.
Asgari Kurumlar Vergisinin Etkisi
Çalışmanın
önceki bölümlerinde ayrıntılı olarak açıklandığı üzere; asgari kurumlar vergisi
uygulaması, bazı işletmeler bakımından, KVK'nın 10/1-ğ maddesinde öngörülen
%100 indirimin ekonomik etkisini azaltmaktadır.
Yüklediğiniz
uygulama örneğinde de görüldüğü üzere; müşterek gider dağılımı değişmesine
rağmen, ödenecek kurumlar vergisinin değişmediği durumlar ortaya
çıkabilmektedir.
Bu
sonuç; kanuni teşvikin muhasebe açısından uygulanmaya devam ettiğini, ancak
ekonomik etkisinin asgari kurumlar vergisi nedeniyle sınırlandığını
göstermektedir. Kanaatimizce bu konu Gelir İdaresi tarafından ayrıca açıklığa
kavuşturulmalıdır.
11.8.
Vergi İncelemelerinde Risk Analizi
Hizmet
ihracatı yapan işletmeler bakımından aşağıdaki hususlar yüksek vergi riski
oluşturmaktadır.
- Eksik sözleşme düzeni,
- Proje bazlı muhasebenin bulunmaması,
- Müşterek giderlerin gerekçesiz
dağıtılması,
- Elektronik delillerin saklanmaması,
- Döviz giriş belgeleri ile muhasebe
kayıtlarının uyumsuzluğu,
- Grup şirketleriyle emsallere uygunluk
analizinin yapılmaması,
- Transfer fiyatlandırması belgelerinin
eksikliği.
Bu
alanlarda gerekli iç kontrol mekanizmalarının kurulması, olası vergi
uyuşmazlıklarının önlenmesi açısından önem taşımaktadır.
11.9.
Mevzuata İlişkin Öneriler
Kanaatimizce
aşağıdaki düzenlemeler uygulamaya önemli katkı sağlayacaktır.
1. Tebliğ
örneklerinin %100 indirim esasına göre tamamen güncellenmesi.
2. Dijital
hizmetler için ayrı uygulama rehberi hazırlanması.
3. Faaliyet
bazlı maliyetleme yöntemlerinin açıkça kabul edilmesi.
4. ERP
kayıtlarının vergi incelemelerinde delil olarak kullanılmasına ilişkin açıklama
yapılması.
5. Asgari
kurumlar vergisi ile KVK'nın 10/1-ğ maddesi arasındaki ilişkinin örneklerle
açıklanması.
6. Elektronik
delillerin ispat gücünün düzenlenmesi.
7. Hizmetten
yurt dışında yararlanma kriterlerinin dijital ekonomi dikkate alınarak yeniden
tanımlanması.
11.10.
Bölüm Sonucu
KVK'nın
10/1-ğ maddesi, Türkiye'nin hizmet ihracatını destekleyen stratejik bir vergi
teşvikidir. Ancak teşvikin etkinliği yalnızca indirim oranına değil;
uygulamanın öngörülebilir, ispat edilebilir ve teknolojik gelişmelere uyumlu
olmasına bağlıdır.
Bu
nedenle, mevzuatın dijital ekonomi koşullarına göre güncellenmesi, Tebliğ
örneklerinin yenilenmesi ve muhasebe uygulamalarının faaliyet bazlı yapıya
kavuşturulması, hem mükellefler hem de vergi idaresi açısından hukuki güvenliği
ve uygulama birliğini önemli ölçüde güçlendirecektir.
12.1.
Asgari Kurumlar Vergisi Açısından Değerlendirme
7524
sayılı Kanun ile 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'na eklenen düzenlemeler
sonucunda yürürlüğe giren yurt içi asgari kurumlar vergisi uygulaması,
kurumlar vergisi matrahını azaltan indirim ve istisnaların etkinliğini yeniden
değerlendirmeyi gerekli kılmıştır. Bu çerçevede, KVK'nın 10 uncu maddesinin
birinci fıkrasının (ğ) bendi kapsamında hizmet ihracatından elde edilen
kazançlara uygulanan %100 kurumlar vergisi indiriminin, asgari kurumlar vergisi
karşısındaki hukuki ve ekonomik etkisinin ayrıca analiz edilmesi önem
taşımaktadır.
KVK'nın
10/1-ğ maddesi uyarınca hesaplanan indirim, kurumlar vergisi matrahının
tespitinde dikkate alınan kanuni bir indirim niteliğindedir. Ancak yurt içi
asgari kurumlar vergisi uygulamasında verginin hesaplanma yöntemi farklı
olduğundan, bazı durumlarda söz konusu indirim normal kurumlar vergisi
matrahını azaltmasına rağmen ödenecek nihai vergi tutarında aynı ölçüde bir
azalma sağlamayabilmektedir. Bu durum, özellikle yüksek tutarda hizmet ihracatı
kazancı elde eden ve önemli ölçüde indirim uygulayan mükelleflerde daha
belirgin hâle gelmektedir.
Çalışma
kapsamında incelenen uygulama örneklerinde de görüldüğü üzere, müşterek
giderlerin dağıtım yönteminin değiştirilmesi veya indirime esas hizmet
kazancının artması her zaman ödenecek kurumlar vergisini azaltmamaktadır. Bunun
temel nedeni, hesaplanan normal kurumlar vergisinin asgari kurumlar vergisinin
altında kalması hâlinde, ödenecek verginin asgari kurumlar vergisi üzerinden
belirlenmesidir. Dolayısıyla, hizmet ihracatı kazancına ilişkin indirimin
hukuki geçerliliği devam etmekle birlikte, teşvikin ekonomik etkisi asgari
kurumlar vergisi nedeniyle sınırlanabilmektedir.
Bu
durum, KVK'nın 10/1-ğ maddesinin uygulanmasını ortadan kaldırmamakta; ancak
teşvikin fiili etkisinin analizinde yalnızca indirime esas kazancın değil,
asgari kurumlar vergisi hesaplamasının da birlikte değerlendirilmesini zorunlu
kılmaktadır. Bu nedenle mükelleflerin yıllık kurumlar vergisi beyannamesini
hazırlarken normal kurumlar vergisi hesaplaması ile yurt içi asgari kurumlar
vergisi hesaplamasını eş zamanlı olarak yapmaları ve hangi hesaplamanın nihai
vergi yükünü oluşturacağını önceden analiz etmeleri gerekmektedir.
Özellikle
yazılım, mühendislik, mimarlık, tasarım, veri işleme, çağrı merkezi ve diğer
yüksek katma değerli hizmet ihracatı faaliyetlerinde bulunan işletmeler
açısından, indirime esas kazancın doğru hesaplanmasının yanında, bu indirimin
asgari kurumlar vergisi üzerindeki etkisinin de finansal planlama sürecine
dâhil edilmesi önem taşımaktadır. Bu kapsamda ERP tabanlı muhasebe sistemleri
ve faaliyet bazlı maliyetleme yöntemleri, yalnızca indirime esas kazancın doğru
belirlenmesini değil, aynı zamanda asgari kurumlar vergisinin işletme
üzerindeki etkisinin önceden öngörülmesini de sağlayacaktır.
Kanaatimizce
mevcut mevzuatta en önemli eksikliklerden biri, KVK'nın 10/1-ğ maddesi
kapsamında hesaplanan indirimin yurt içi asgari kurumlar vergisi uygulamasına
etkisinin Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından ayrıntılı örneklerle açıklanmamış
olmasıdır. 1 Seri No.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliği'nin ilgili bölümleri,
asgari kurumlar vergisi uygulamasından önce hazırlanmış olduğundan, güncel
uygulama bakımından ortaya çıkan yeni hukuki ve mali sonuçları karşılayacak
açıklamaları içermemektedir. Bu nedenle Tebliğ'in, asgari kurumlar vergisi
uygulamasını dikkate alacak şekilde güncellenmesi ve karşılaştırmalı hesaplama
örneklerine yer verilmesi uygulama birliğinin sağlanmasına önemli katkı
sağlayacaktır.
Sonuç
olarak, yurt içi asgari kurumlar vergisi uygulaması KVK'nın 10/1-ğ maddesinde
düzenlenen hizmet ihracatı teşvikini hukuken ortadan kaldırmamakta; ancak bazı
mükellefler bakımından teşvikin ekonomik faydasını sınırlandırabilmektedir. Bu
nedenle hizmet ihracatına ilişkin vergi planlamasında yalnızca indirime esas
kazancın doğru hesaplanması yeterli olmayıp, asgari kurumlar vergisinin nihai
vergi yükü üzerindeki etkisinin de bütüncül bir yaklaşımla değerlendirilmesi
gerekmektedir.
12.2.
49 Sıra No.lu SMMM ve YMM Genel Tebliği Kapsamında Tasdik ve Denetim Açısından
Değerlendirme
30.12.2025
tarihli ve 33123 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 49 Sıra No.lu Serbest
Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanunu Genel Tebliği,
kurumlar vergisi istisna, indirim ve uygulamalarına ilişkin tasdik sistemini
yeniden düzenlemiş ve Yeminli Mali Müşavirlerin sorumluluk alanını ayrıntılı
şekilde belirlemiştir.
Tebliğin
7 nci maddesinde, kurumlar vergisi istisna, indirim ve uygulamalarına ilişkin
tasdikin amacı; mükelleflerin 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu ve ilgili
diğer mevzuat kapsamında yararlandıkları istisna ve indirimlerin, defter
kayıtlarına dayanak teşkil eden belgelerin mevzuata uygunluğu, işlemlerin
gerçek mahiyeti yansıtıp yansıtmadığı, hesaplamaların doğruluğu, kanuni
şartların gerçekleşip gerçekleşmediği ile vergi dışı bırakılan işlem ve
tutarların doğru belirlenip belirlenmediğinin tespit edilmesi olarak
tanımlanmıştır.
Bu
tanım dikkate alındığında, KVK'nın 10/1-ğ maddesi kapsamında uygulanan yurt
dışı hizmet kazancı indiriminin de Tebliğin öngördüğü tasdik kapsamına giren
indirimlerden biri olduğu açıktır. Her ne kadar Tebliğin 8 inci maddesinin
ikinci fıkrasında açıkça sayılan işlemler arasında 5520 sayılı Kanun'un 5/1-h
bendinde düzenlenen yurt dışı inşaat, onarım, montaj ve teknik hizmet kazancı
istisnasına yer verilmiş olsa da, aynı Tebliğin 8 inci maddesinin üçüncü
fıkrasının (a) bendi uyarınca kurumlar vergisi beyannamesinde müstakil satırda
gösterilen ve her biri itibarıyla 500.000 TL'yi aşan istisna ve indirimlerin,
ilgili mevzuata uygun olduğunun Yeminli Mali Müşavir tarafından düzenlenecek
tasdik raporu ile tevsik edilmesi zorunludur. Bu düzenleme, kurumlar vergisi
beyannamesinde ayrı satırda yer alan KVK'nın 10/1-ğ maddesi kapsamındaki
indirimin de parasal sınırın aşılması hâlinde tasdik kapsamında
değerlendirilmesini gerektirmektedir.
Bu
çerçevede Yeminli Mali Müşavir tarafından yapılacak tasdik çalışmasının
yalnızca beyannamede yer alan indirim tutarının doğruluğunun kontrolü ile
sınırlı olmadığı, aynı zamanda indirime esas kazancın oluşum sürecinin de
denetlenmesini kapsadığı kabul edilmelidir. Bu kapsamda özellikle;
- hizmeti alan kişinin kanuni ve iş
merkezinin yurt dışında bulunduğunun,
- hizmetten münhasıran yurt dışında
yararlanıldığına ilişkin hukuki ve fiili şartların gerçekleştiğinin,
- hizmet bedelinin ilgili mevzuata uygun
şekilde tahsil edildiğinin,
- indirime esas kazancın muhasebe
kayıtlarından izlenebilir şekilde hesaplandığının,
- doğrudan giderler ile müşterek
giderlerin Tebliğ hükümlerine uygun biçimde ayrıştırıldığının,
- amortisman dağıtımlarının objektif
ölçütlere dayandırıldığının,
- kurumlar vergisi beyannamesindeki
hesaplamaların doğru yapıldığının
çalışma
kâğıtları ve yeterli denetim kanıtları ile ortaya konulması gerekmektedir.
Öte
yandan Tebliğin 10 uncu maddesinde kurumlar vergisi istisna, indirim ve
uygulama tasdik raporlarında bulunması gereken asgari bilgilere yer verilmiş;
Tebliğ ekinde ise rapor dispozisyonu ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. Bu
düzenleme, KVK'nın 10/1-ğ maddesi kapsamında hazırlanacak tasdik raporlarının
belirli bir sistematik içerisinde hazırlanmasını zorunlu hâle getirmektedir.
Dolayısıyla tasdik raporunda yalnızca hesaplamalara değil; hizmet
sözleşmelerine, fatura düzenine, döviz tahsilatına, hizmetten yurt dışında
yararlanıldığını gösteren belgelere, gider dağıtım anahtarlarına ve muhasebe
kayıtlarına ilişkin açıklamalara da yer verilmesi gerekmektedir.
Kanaatimizce,
49 Sıra No.lu Tebliğ ile getirilen düzenlemeler, KVK'nın 10/1-ğ maddesi
kapsamında uygulanan indirimin belgeye dayalı, izlenebilir ve denetlenebilir
bir yapıda uygulanmasını amaçlamaktadır. Bu nedenle mükelleflerin, indirim
şartlarını yalnızca beyanname üzerinde göstermekle yetinmeyip; indirime esas
kazancın hesaplanmasına ilişkin tüm çalışma kâğıtlarını, muhasebe kayıtlarını
ve tevsik edici belgeleri tasdik ve olası vergi incelemelerinde ibraz
edilebilecek şekilde muhafaza etmeleri büyük önem taşımaktadır. Bu yaklaşım,
hem tasdik sürecinin sağlıklı yürütülmesini sağlayacak hem de vergi güvenliğini
artırarak olası vergisel ihtilafların önlenmesine katkıda bulunacaktır.
13.
Sonuç ve Değerlendirme
13.1.
Genel Sonuç
5520
sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 10 uncu maddesinin birinci fıkrasının (ğ)
bendi, Türkiye'nin hizmet ihracatını artırmayı amaçlayan en önemli vergisel
teşvik mekanizmalarından biridir. Düzenleme, yalnızca vergi yükünü azaltan
teknik bir indirim hükmü olmayıp; yüksek katma değerli üretimi, nitelikli
istihdamı, teknoloji geliştirilmesini ve döviz kazandırıcı faaliyetleri
destekleyen stratejik bir ekonomi politikası aracıdır.
İndirim
oranının %100'e yükseltilmesiyle birlikte, Kanun koyucu hizmet ihracatına
verdiği önemi açık biçimde ortaya koymuştur. Bununla birlikte uygulamada elde
edilen bulgular, teşvikin etkinliğinin yalnızca indirim oranına bağlı
olmadığını göstermektedir.
Bu
çalışma boyunca yapılan analizler, uygulamada yaşanan sorunların büyük
bölümünün Kanun metninden değil; indirime esas kazancın hesaplanmasından,
müşterek giderlerin dağıtılmasından, hizmetten münhasıran yurt dışında
yararlanma şartının yorumlanmasından ve muhasebe organizasyonundaki
eksikliklerden kaynaklandığını ortaya koymaktadır.
13.2.
Araştırma Bulgularının Değerlendirilmesi
Çalışmada
ulaşılan temel sonuçlar aşağıda özetlenmiştir.
Birinci
Sonuç
KVK'nın
10/1-ğ maddesinde indirime konu edilen unsur hasılat değil, kazançtır.
Dolayısıyla;
doğrudan maliyetler, doğrudan giderler, müşterek giderler, amortismanlar
ve
ilgili diğer giderler düşülmeden indirime esas tutarın belirlenmesi mümkün
değildir.
Bu
sonuç Kanun metni ile 1 Seri No.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliği'nin ortak
yaklaşımıdır.
İkinci
Sonuç
Müşterek
giderlerin dağıtımında Tebliğde benimsenen hasılat esaslı yöntem uygulama
kolaylığı sağlamaktadır.
Ancak;
faaliyet bazlı maliyetleme, ERP sistemleri, proje bazlı muhasebe, zaman esaslı
maliyetleme gibi yöntemlerin ekonomik gerçeği daha doğru yansıtabildiği birçok
işletme bulunmaktadır.
Kanaatimizce
Tebliğ yalnızca tek bir yöntemi işaret etmek yerine objektifliği ispatlanabilen
alternatif yöntemleri de açıkça kabul etmelidir.
Üçüncü
Sonuç
"Hizmetten
münhasıran yurt dışında yararlanma" şartı uygulamanın en kritik unsurudur.
Bu
şartın değerlendirilmesinde; fatura, ödeme, müşterinin adresi tek başına
yeterli değildir.
Ekonomik
faydanın hangi ülkede ortaya çıktığının somut delillerle ispatlanması
gerekmektedir.
Dördüncü
Sonuç
Dijital
ekonomi klasik Tebliğ örneklerini önemli ölçüde geride bırakmıştır.
Bugün;
yapay zekâ, bulut bilişim, SaaS, API hizmetleri, veri analitiği, uzaktan teknik
destek, siber güvenlik, dijital tasarım gibi hizmetler uluslararası ticaretin
önemli bölümünü oluşturmaktadır.
Mevcut
Tebliğ bu alanları yeterince kapsamamaktadır.
Beşinci
Sonuç
Asgari
kurumlar vergisi uygulaması, bazı mükellefler bakımından KVK'nın 10/1-ğ
maddesinde öngörülen teşvikin ekonomik etkisini azaltmaktadır.
Bu
çalışma kapsamında incelenen uygulama örneğinde de görüldüğü üzere; indirime
esas kazanç değişmesine rağmen, asgari kurumlar vergisi nedeniyle, ödenecek
kurumlar vergisinin değişmediği durumlar ortaya çıkabilmektedir.
Bu
durum teşvikin hukuki varlığını ortadan kaldırmamakla birlikte ekonomik
etkisini sınırlandırmaktadır.
13.3.
Yasal Düzenlemeye İlişkin Öneriler
Çalışmada
ulaşılan bulgular doğrultusunda aşağıdaki öneriler geliştirilmektedir.
1.
Seri No.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliği güncellenmelidir.
Özellikle
10.1 ve devamındaki örnekler;
%100
indirim, sgari kurumlar vergisi, dijital hizmet ekonomisi, faaliyet bazlı
maliyetleme
esas
alınarak yeniden hazırlanmalıdır.
2.
Dijital Hizmet Rehberi yayımlanmalıdır.
Gelir
İdaresi Başkanlığı tarafından; yapay zekâ, bulut bilişim, SaaS, uzaktan
mühendislik, veri analitiği, API hizmetleri gibi faaliyetlere ilişkin ayrıntılı
uygulama rehberi hazırlanmalıdır.
3.
Faaliyet Bazlı Muhasebe Teşvik Edilmelidir.
Hizmet
ihracatı yapan işletmelerde; proje bazlı
gelir, proje bazlı gider, maliyet merkezi, elektronik belge, ERP entegrasyonu esas
alınmalıdır.
4.
Elektronik Deliller Düzenlenmelidir.
Elektronik
hizmetlerde; sunucu kayıtları, erişim logları, API kullanım raporları, sistem
kayıtları, müşteri erişim raporları hukuken kabul edilen ispat araçları olarak
açık biçimde düzenlenmelidir.
5.
Asgari Kurumlar Vergisi ile İlişki Açıklanmalıdır.
Gelir
İdaresi Başkanlığı tarafından yayımlanacak yeni Tebliğ veya Sirküler ile; KVK'nın
10/1-ğ maddesi, asgari kurumlar vergisi, yurt dışı kazanç indirimi, ve diğer
kurumlar vergisi teşvikleri arasındaki ilişki örneklerle açıklanmalıdır.
13.4.
Nihai Değerlendirme
Türkiye'nin
küresel ekonomide rekabet gücü yalnızca mal ihracatına değil, bilgiye,
teknolojiye ve yüksek katma değerli hizmet üretimine bağlıdır.
KVK'nın
10/1-ğ maddesi bu dönüşümün vergisel altyapısını oluşturmaktadır.
Ancak
dijitalleşen ekonomi, yapay zekâ uygulamaları ve uluslararası hizmet
ticaretindeki hızlı değişim dikkate alındığında mevcut ikincil düzenlemelerin
önemli ölçüde güncellenmesine ihtiyaç bulunmaktadır.
Bu
çalışmada Kanun, Tebliğ, idari görüşler, yargısal ilkeler ve uygulama örnekleri
birlikte değerlendirilmiş; özellikle 1 Seri No.lu Kurumlar Vergisi Genel
Tebliği'nin 10.1 ve devamındaki açıklamalar, yüklediğiniz uygulama örneği
ve %100 indirim oranı esas alınarak kapsamlı bir uygulama analizi
yapılmıştır.
Sonuç
olarak, hizmet ihracatına ilişkin kurumlar vergisi indiriminin etkinliğinin
artırılması için yalnızca teşvik oranlarının yükseltilmesi yeterli değildir.
Asıl ihtiyaç; hukuki belirliliği güçlendiren, dijital ekonomiye uyum sağlayan,
faaliyet bazlı muhasebeyi esas alan ve uygulama birliğini sağlayan yeni bir
ikincil mevzuat yaklaşımının oluşturulmasıdır.
Bu
yaklaşımın benimsenmesi, hem mükelleflerin hukuki güvenliğini artıracak hem de
Türkiye'nin hizmet ihracatı hedeflerine önemli katkı sağlayacaktır.
Kaynakça
A.
Kanunlar
1. 5520
sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu, RG: 21.06.2006, Sayı: 26205.
2. 213
sayılı Vergi Usul Kanunu, RG: 10.01.1961, Sayı: 10703.
3. 193
sayılı Gelir Vergisi Kanunu, RG: 06.01.1961, Sayı: 10700.
4. 6102
sayılı Türk Ticaret Kanunu, RG: 14.02.2011, Sayı: 27846.
5. 3065
sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu.
6. Türkiye
Cumhuriyeti Anayasası.
B.
Cumhurbaşkanı Kararları
7. KVK'nın
10/1-ğ maddesinde yer alan indirim oranının %100 olarak uygulanmasına ilişkin
Cumhurbaşkanı Kararı.
C.
Tebliğler
8. 1
Seri No.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliği, özellikle "10.1. Türkiye'den
Yurt Dışında Yararlanılan Hizmet Kazançlarında İndirim Uygulaması" ve
devamındaki bölümler.
9. Kurumlar
Vergisi Genel Tebliği'nde değişiklik yapan Tebliğler.
10.
30.12.2025 tarihli ve 33123 sayılı Resmî
Gazete'de yayımlanan 49 Sıra No.lu Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve
Yeminli Mali Müşavirlik Kanunu Genel Tebliği
D.
Gelir İdaresi Başkanlığı Yayınları
11.
Gelir İdaresi Başkanlığı, Kurumlar Vergisi
Sirkülerleri.
12.
Gelir İdaresi Başkanlığı, İstanbul Vergi
Dairesi Başkanlığı, 11.07.2014 tarih ve 62030549-125[10-2013/494]-1851 sayılı
Özelge, "Kanuni ve iş merkezi yurt dışında bulunan ancak Türkiye'de
irtibat bürosu bulunan kurumlara yapılan yazılım hizmetlerinin indirim
kapsamında olup olmayacağı".Gelir İdaresi Başkanlığı, hizmet ihracatına
ilişkin rehber ve açıklamalar.
13.
İstanbul Vergi Dairesi
Başkanlığı, 15.09.2022 tarih ve 62030549-125[10-2018/552]-1037657
sayılı özelgesinde; Türkiye'de geliştirilen yazılımın ABD mukimi bir şirkete
sunulması, hizmet bedelinin yurt dışından tahsil edilmesi ve hizmetten
münhasıran yurt dışında yararlanılması hâlinde, elde edilen kazancın 5520
sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 10 uncu maddesinin birinci fıkrasının (ğ)
bendi kapsamında indirimden yararlanabileceğini değerlendirmiştir.
Özelgede
ayrıca, faturanın Vergi Usul Kanunu hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi, ödemenin yurt dışından
sağlanması ve hizmet ihracatına ilişkin diğer yasal şartların birlikte
gerçekleşmesi gerektiği belirtilmiştir. Bu yönüyle özelge, yazılım
hizmetlerinden elde edilen kazançların KVK'nın 10/1-ğ maddesi kapsamında değerlendirilmesine
ilişkin önemli idari görüşlerden biridir.
14. İstanbul
Vergi Dairesi Başkanlığı, 19.08.2011 tarih ve B.07.1.GİB.4.34.16.01-KVK
6- 1352 sayılı özelgesinde; istisna kapsamındaki ve kapsam dışındaki
faaliyetlerin birlikte yürütülmesi hâlinde reklam, fuar, tanıtım gibi müşterek
genel giderlerin uygun bir dağıtım anahtarıyla faaliyetlere dağıtılması
gerektiğini açıklamıştır.
15.İzmir
Vergi Dairesi Başkanlığı, 14.09.2015 tarih ve 84098128-125[5-2014/17]-444
sayılı özelgesinde; serbest bölgedeki ve serbest bölge dışındaki faaliyetlere
ait müşterek genel giderlerin ve amortismanların dağıtım esaslarını
ayrıntılı olarak açıklamış, amortismanlarda fiili kullanım süresinin, bunun
tespit edilemediği hâllerde ise müşterek giderlerle birlikte dağıtım
yapılmasının uygun olacağını belirtmiştir.
E.
Akademik Kaynaklar
16.Öncel,
Mualla / Kumrulu, Ahmet / Çağan, Nami, Vergi Hukuku, son baskı.
17.
Karakoç, Yusuf, Genel Vergi Hukuku,
son baskı.
18.
Kaneti, Selim, Vergi Hukuku.
19.
Bilici, Nurettin, Türk Vergi Sistemi.
20.
Pehlivan, Osman, Vergi Hukuku Genel
Hükümler.
21.
Şenyüz, Doğan / Yüce, Mehmet / Gerçek,
Adnan, Türk Vergi Sistemi.
22.
Akdoğan, Abdurrahman, Vergi Hukuku ve
Türk Vergi Sistemi.
F.
Muhasebe Kaynakları
23.
KGK Türkiye Muhasebe Standartları.
24.
TMS 1 Finansal Tabloların Sunuluşu.
25.
TMS 8 Muhasebe Politikaları.
26.
TMS 12 Gelir Vergileri.
27.
Büyük ve Orta Boy İşletmeler İçin Finansal
Raporlama Standardı (BOBİ FRS).
EK-1:
Uygulamalı Örnekler
Örnek
1: Hizmet İhracatı Kazancının Hesaplanması
ABC
Yazılım A.Ş.'nin 2026 hesap döneminde elde ettiği yurt dışı yazılım hizmeti
gelirine ilişkin bilgiler aşağıdaki gibidir:
|
Açıklama |
Tutar
(TL) |
|
Yurt
dışı hizmet hasılatı |
12.000.000 |
|
Doğrudan
personel gideri |
(4.500.000) |
|
Yazılım
lisans gideri |
(850.000) |
|
Bulut
sunucu gideri |
(450.000) |
|
Seyahat
ve proje giderleri |
(200.000) |
|
Müşterek
gider payı |
(700.000) |
|
Amortisman
payı |
(300.000) |
|
İndirime
esas hizmet kazancı |
5.000.000 |
KVK'nın
10/1-ğ maddesi uyarınca diğer şartların da sağlanması kaydıyla 5.000.000
TL'nin tamamı kurum kazancından indirilebilecektir.
Örnek
2: Doğrudan Giderlerin Ayrıştırılması
|
Gider |
Doğrudan
mı? |
İndirime
Dahil |
|
Proje
personeli |
Evet |
Tamamı |
|
Yazılım
lisansı |
Evet |
Tamamı |
|
Bulut
sunucu |
Evet |
Tamamı |
|
Proje
seyahati |
Evet |
Tamamı |
|
Genel
müdür maaşı |
Hayır |
Dağıtıma
tabi |
|
Muhasebe
gideri |
Hayır |
Dağıtıma
tabi |
Örnek
3: Müşterek Giderlerin Tebliğ Yöntemine Göre Dağıtılması
Toplam
hasılat : 30.000.000 TL
Yurt
dışı hizmet hasılatı : 12.000.000 TL
Toplam
müşterek gider : 2.500.000 TL
Dağıtım
oranı:
12.000.000
/ 30.000.000 = %40
Hizmet
ihracatına isabet eden müşterek gider:
2.500.000
× %40 = 1.000.000 TL
Örnek
4: Faaliyet Bazlı Maliyetleme Yöntemine Göre Alternatif Hesaplama
|
Ölçüt |
Tebliğ Yöntemi |
Faaliyet Bazlı |
|
Dağıtım oranı |
%40 |
%58 |
|
Müşterek gider |
1.000.000 |
1.450.000 |
Bu
örnekte proje personelinin çalışma süreleri esas alındığında faaliyet bazlı
maliyetleme yöntemi ekonomik gerçeği daha doğru yansıtmaktadır.
Örnek
5: Amortisman Dağıtımı
Sunucu
maliyeti : 6.000.000 TL
Yıllık
amortisman : 1.200.000 TL
Hizmet
ihracatında kullanım oranı : %70
İndirime
esas amortisman:
1.200.000
× %70 = 840.000 TL
Örnek
6: Döviz Kuru Farklarının İndirime Etkisi
Fatura
tutarı: 500.000 ABD Doları
Fatura
tarihindeki kur: 40 TL
Tahsil
tarihindeki kur: 41 TL
Olumlu
kur farkı: 500.000 TL
Bu
tutar hizmet ihracatı faaliyetinin ticari kazancının bir unsuru olduğundan
indirime esas kazancın hesaplanmasına dâhil edilir.
Örnek
7: %100 İndirim Esasına Göre Yeniden Hesaplama
|
Açıklama |
Eski
Sistem (%80) |
Yeni
Sistem (%100) |
|
Hizmet
kazancı |
5.000.000 |
5.000.000 |
|
İndirilebilecek
tutar |
4.000.000 |
5.000.000 |
Bu
örnek, Cumhurbaşkanı Kararı ile indirim oranının %100'e yükseltilmesinin
etkisini göstermektedir.
Örnek
8: Asgari Kurumlar Vergisi ile Karşılaştırmalı Analiz
|
Açıklama |
Normal
KV |
Asgari
KV |
|
Ticari
bilanço kârı |
25.000.000 |
25.000.000 |
|
KVK
10/1-ğ indirimi |
(5.000.000) |
(5.000.000) |
|
Vergi
matrahı |
20.000.000 |
20.000.000 |
|
Hesaplanan
vergi |
5.000.000 |
5.000.000 |
|
Asgari
KV hesaplaması |
— |
5.300.000 |
|
Ödenecek
vergi |
5.000.000 |
5.300.000 |
Bu
örnek, bazı durumlarda asgari kurumlar vergisinin teşvikin ekonomik etkisini
sınırlayabileceğini göstermektedir.
Örnek
9: Dijital Hizmet İhracatı
Türkiye'de
faaliyet gösteren bir yazılım şirketi, Almanya'da yerleşik müşterisine bulut
tabanlı muhasebe yazılımını abonelik modeliyle sunmaktadır.
- Hizmet Türkiye'de geliştirilmiştir.
- Müşteri Almanya'da yerleşiktir.
- Yazılım yalnızca Almanya'daki
kullanıcılar tarafından kullanılmaktadır.
- Fatura yabancı şirket adına
düzenlenmiştir.
- Bedel döviz olarak tahsil edilmiştir.
Bu
durumda diğer yasal şartların da sağlanması hâlinde elde edilen kazanç KVK'nın
10/1-ğ maddesi kapsamında değerlendirilir.
Örnek
10: Vergi İncelemesi Risk Analizi
|
Risk
Alanı |
Risk
Düzeyi |
Önerilen
Önlem |
|
Hizmetten yurt dışında
yararlanmanın ispatı |
Yüksek |
Sözleşme,
kullanım kayıtları ve müşteri beyanlarının saklanması |
|
Müşterek gider dağıtımı |
Orta |
Objektif
dağıtım anahtarlarının kullanılması |
|
Muhasebe kayıtlarının
ayrıştırılmaması |
Yüksek |
Proje
bazlı muhasebe sistemi kurulması |
|
Döviz tahsil belgeleri |
Orta |
Banka
dekontları ve döviz alım belgelerinin muhafazası |
|
Grup şirketi işlemleri |
Yüksek |
Transfer
fiyatlandırması belgelerinin hazırlanması |
|
Elektronik deliller |
Orta |
Sistem
logları, erişim kayıtları ve proje dokümantasyonunun arşivlenmesi |
Yorumlar
Yorum Gönder