Son günlerde herkesin
aklında aynı soru;
“Yeni bir varlık barışı gelir mi?”
Hani şu, yastık altındaki
dövizlerin, yurt dışındaki hesapların “sorgusuz sualsiz” sisteme sokulduğu
düzenlemeler… Birçok kişi yine böyle bir kapının aralanmasını bekliyor. Ama
Ankara’dan gelen son düzenleme, bekleyenleri değil, harekete geçenleri ilgilendiriyor.
Çünkü bu kez farklı bir şey
oldu.
Devlet, “barış” ilan
etmeden önce oyunun kurallarını değiştirdi.
Eskiden yurt dışında
yatırım yapan birinin kazancı ciddi bir vergi yükü altındaydı. Öyle ki
kazandığınız paranın neredeyse yarısı vergiye gidiyordu. Bu da yatırımcı
açısından açık bir caydırıcılıktı.
Ama şimdi tablo değişiyor.
Artık mesele sadece “nereye
yatırım yaptığınız” değil, o yatırımı nasıl yaptığınız.
Yeni düzenlemeyle birlikte,
yurt dışı yatırımlarını bir şirket üzerinden yapanlara önemli bir avantaj
getirildi. Üstelik eskiden bu avantajdan yararlanmak için o şirketin yarısına
sahip olmanız gerekiyordu. Şimdi ise bu oran %20’ye düşürüldü.
Ne demek bu?
Artık daha küçük
sermayelerle, birkaç ortak bir araya gelerek ya da bireysel olarak daha
erişilebilir şekilde bu sistemin içine girmek mümkün.
Daha da önemlisi şu;
Elde ettiğiniz kazancı
Türkiye’ye getirip belirli süre içinde bankaya aktardığınızda, bu gelirin
yarısı vergiden muaf tutuluyor.
Yani basitçe söyleyelim;
Eskiden %40’a varan vergi öderken, şimdi bu oran fiilen %20’ye düşüyor.
Bu küçük bir detay değil.
Bu, yatırım kararını değiştirecek büyüklükte bir fark.
Aslında devletin verdiği
mesaj oldukça açık:
“Paranı dışarıda tutabilirsin ama kuralsız değil. Gel, sistemin içinde kal,
kurumsal hareket et, vergini de daha az öde.”
Bu bir af değil.
Bu bir “akıllı yatırımcıya davet”.
Ve belki de en kritik nokta
şu;
Artık kazanç elde etmek tek
başına yeterli değil.
O kazancı nasıl yönettiğiniz, nasıl vergilendirdiğiniz en az onun
kadar önemli.
Bugün hâlâ “Acaba bir
varlık barışı çıkar mı?” diye bekleyenler var.
Ama bir de sessizce mevzuatı okuyup pozisyon alanlar var.
Görünen o ki, bu yeni
dönemde kazananlar ikinci gruptan çıkacak.
Çünkü finans dünyasında
artık en değerli bilgi, “duyum” değil; mevzuatın satır
araları.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder