Özet
Yapay zekâ
temelli otomasyonun hız kazanması, işgücü piyasası kadar kamu maliyesi ve vergi
politikası açısından da yeni tartışmaları beraberinde getirmiştir. Bu çalışma,
rekabetçi piyasalarda faaliyet gösteren firmaların otomasyon kararlarının neden
sistematik olarak aşırıya kaçtığını açıklayan güncel bir teorik modeli
incelemekte ve söz konusu bulguları vergi politikası perspektifinden
değerlendirmektedir. Analiz sonucunda, otomasyonun yalnızca işçi gelirlerini
azaltmakla kalmayıp, toplam talebi daraltarak firma kârlılıklarını da olumsuz
etkilediği; dolayısıyla ortaya çıkan durumun bir gelir transferi değil,
doğrudan refah kaybı olduğu tespit edilmiştir. Çalışmada ayrıca, geleneksel
politika araçlarının bu dışsallığı gidermede yetersiz kaldığı, buna karşılık
otomasyon üzerinden alınacak Pigouvian nitelikli bir verginin etkin bir çözüm
sunduğu ortaya konulmaktadır.
Anahtar
Kelimeler: Yapay zekâ, otomasyon, vergi politikası, dışsallık, Pigouvian vergi
1. Giriş
Teknolojik
ilerleme ile istihdam arasındaki ilişki, iktisat teorisinin en köklü tartışma
alanlarından biridir. Sanayi Devrimi’nden bu yana her teknolojik sıçrama, kısa
vadede işgücü kayıplarına yol açsa da uzun vadede yeni iş alanlarının ortaya
çıkmasıyla dengelenmiştir. Ancak yapay zekâ teknolojilerinin üretim süreçlerine
hızla entegre edilmesi, bu tarihsel denge mekanizmasının sürdürülebilirliğini
tartışmalı hâle getirmiştir.
Son yıllarda
yapılan çalışmalar, özellikle rutin ve orta beceri gerektiren işlerin yapay
zekâ tarafından ikame edilme hızının arttığını, buna karşılık yeni iş
alanlarının oluşumunun aynı hızda gerçekleşmediğini göstermektedir¹.
Bu çalışma,
söz konusu süreci yalnızca işgücü piyasası açısından değil, aynı zamanda toplam
talep ve piyasa dengesi açısından ele almakta ve şu soruya yanıt aramaktadır:
Rasyonel
firmalar, otomasyonun toplam talebi azaltacağını bilseler dahi neden otomasyonu
durduramaz?
2. Teorik Çerçeve ve Literatür
Otomasyonun
ekonomik etkilerini inceleyen literatür, büyük ölçüde görev temelli yaklaşıma
dayanmaktadır². Bu yaklaşımda teknolojik gelişmelerin bazı görevleri ortadan
kaldırırken yeni görevler yarattığı ve böylece istihdamın yeniden dengelendiği
kabul edilmektedir.
Bununla
birlikte, son dönem çalışmalarında otomasyonun yer değiştirme etkisinin
güçlendiği ve yeni iş yaratımının bu süreci telafi etmekte yetersiz kaldığı
yönünde bulgular artmaktadır³. Özellikle yapay zekâ teknolojilerinin geniş bir
meslek yelpazesini etkileyebilme kapasitesi, bu süreci daha da kritik hâle
getirmektedir.
Bu çalışmada
incelenen model, otomasyonun etkisini ürün piyasası üzerinden işleyen bir talep
dışsallığı ile açıklamaktadır. İşten çıkarılan işçilerin aynı zamanda tüketici
olmaları nedeniyle, gelir kayıpları toplam talebi azaltmakta ve bu durum tüm
firmaların gelirlerini olumsuz etkilemektedir⁴.
3. Model ve Yöntem
Analiz,
simetrik firmalardan oluşan rekabetçi bir piyasa yapısını esas alan teorik bir
modele dayanmaktadır. Modelde firmalar, işgücünün ne kadarını yapay zekâ ile
ikame edeceklerine karar vermektedir.
Modelin temel
varsayımları şu şekildedir:
Otomasyon
maliyetleri düşürür ancak entegrasyon maliyetleri artar
İşçiler
gelirlerinin belirli bir kısmını tüketime yönlendirir
İşten
çıkarılan işçilerin gelir kaybı toplam talebi azaltır
Firmalar bu
talep kaybının yalnızca bir kısmını içselleştirir
Modelde
kritik değişken, işten çıkarılan bir işçinin tüketim gücündeki azalışı ifade
eden talep kaybı parametresi (ℓ)’dir.
4. Bulgular
4.1. Aşırı Otomasyon Dinamiği
Model,
firmaların bireysel olarak rasyonel davranmalarına rağmen, kolektif düzeyde optimal
seviyenin üzerinde otomasyona yöneldiklerini ortaya koymaktadır. Bunun nedeni,
firmaların maliyet tasarrufunun tamamını elde etmelerine karşın, toplam talep
kaybının yalnızca sınırlı bir kısmına katlanmalarıdır⁵.
4.2. Rekabetin Etkisi
Analiz
sonuçları, rekabet yoğunlaştıkça aşırı otomasyonun arttığını göstermektedir.
Firma sayısının artması, her firmanın talep kaybındaki payını azaltmakta ve
otomasyonun özel getirisi göreli olarak artmaktadır⁶.
Bu durum,
klasik iktisat teorisinin “rekabet refahı artırır” varsayımının bu bağlamda
geçerli olmadığını ortaya koymaktadır.
4.3. Refah Etkileri
Aşırı
otomasyon sonucunda hem işçi gelirleri hem de firma kârları azalmaktadır.
Dolayısıyla ortaya çıkan durum:
"bir gelir
transferi değil, doğrudan refah kaybıdır (deadweight loss)"⁷
4.4. Yapay Zekâ Verimliliği ve Red Queen Etkisi
Yapay zekâ
verimliliğinin artması, otomasyon teşviklerini daha da güçlendirmekte ve
firmaları rekabet avantajı sağlamak amacıyla daha fazla otomasyona
yöneltmektedir. Ancak bu süreç toplu olarak değerlendirildiğinde, firmaların
göreli konumunu değiştirmemekte, yalnızca talep daralmasını
derinleştirmektedir⁸.
5. Vergi Politikası Açısından Değerlendirme
5.1. Hukuki ve Anayasal Çerçeve
Vergi
politikalarının anayasal temeli, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 73.
maddesinde düzenlenmiştir. Bu hükme göre vergi yükünün adaletli ve dengeli
dağılımı maliye politikasının sosyal amacıdır.
Otomasyonun
yol açtığı gelir kaybı ve talep daralması:
mali güç
ilkesini zayıflatmakta
vergi
tabanını daraltmakta
gelir
dağılımını bozmakta
Bu nedenle
otomasyon vergisi, yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda anayasal bir
gereklilik olarak da değerlendirilebilir.
5.2. Geleneksel Araçların Sınırlılığı
Evrensel
temel gelir, sermaye vergileri ve kâr üzerinden alınan vergiler gibi araçlar,
otomasyon kararlarını belirleyen marjinal teşvikleri değiştirmediği için söz
konusu dışsallığı ortadan kaldıramamaktadır⁹.
5.3. Pigouvian Otomasyon Vergisi
Otomasyon
üzerinden alınacak Pigouvian nitelikli bir vergi, firmaların yarattığı talep
kaybını maliyetlerine yansıtarak özel maliyet ile sosyal maliyet arasındaki
farkı ortadan kaldırmaktadır¹⁰. Bu sayede firmalar otomasyon kararlarını
toplumsal açıdan daha optimal bir düzeyde belirlemektedir.
Pigouvian
(Pigovian) vergi, üretim veya tüketim faaliyetleri sırasında topluma (üçüncü
taraflara) zarar veren, yani negatif dışsallık yaratan mal veya hizmetlere
uygulanan bir vergi türüdür. Ekonomist Arthur Pigou tarafından geliştirilen bu
verginin temel amacı, bu zararın maliyetini faaliyeti gerçekleştirenlere
(üretici veya tüketici) yükleyerek piyasadaki aksaklığı düzeltmek ve kaynak
dağılımında etkinliği sağlamaktır.
5.4. Türkiye İçin Uygulanabilir Bir Model
Türkiye
açısından otomasyon vergisinin uygulanabilirliği, mevcut vergi sistemi ile
uyumlu bir tasarım gerektirmektedir. Bu kapsamda önerilen model:
Verginin
konusu: Otomasyon yoluyla ikame edilen işgücü
Matrah: İşten
çıkarılan çalışan sayısı × ortalama ücret veya maliyet tasarrufu
Oran:
Sektörel farklılıklara göre kademeli
Tahsil:
Kurumlar vergisi sistemiyle entegre beyan
Denetim: SGK
ve vergi verilerinin entegrasyonu
Vergi
gelirlerinin işgücü eğitimi ve sosyal destek mekanizmalarına yönlendirilmesi,
sistemin sürdürülebilirliğini artıracaktır.
6. Tartışma
Elde edilen
bulgular, piyasa mekanizmasının otomasyon sürecinde etkin bir denge
sağlayamadığını göstermektedir. Bu durum, kamu müdahalesinin yalnızca sosyal
politika açısından değil, aynı zamanda ekonomik etkinlik açısından da gerekli
olduğunu ortaya koymaktadır.
7. Sonuç
Yapay zekâ
temelli otomasyon, ekonomik sistemin işleyişini doğrudan etkileyen yapısal bir
dönüşüm sürecidir. Bu çalışma, rekabetçi piyasa koşullarında firmaların
sistematik olarak aşırı otomasyona yöneldiğini ve bunun hem işçiler hem de
firmalar açısından refah kaybı yarattığını ortaya koymaktadır.
Sonuç olarak
vergi politikası, yapay zekâ çağında yalnızca gelir dağılımını düzenleyen bir
araç değil, aynı zamanda:
ekonomik sistemin sürdürülebilirliğini sağlayan stratejik bir mekanizma hâline gelmektedir.
Dipnotlar
1. Autor, D. et
al., 2024.
2. Acemoglu, D.,
Restrepo, P., 2018.
3. Brynjolfsson,
E. et al., 2025.
4. Falk, B.H.,
Tsoukalas, G., 2026.
5. a.g.e., s.
7-9.
6. a.g.e., s. 8.
7. a.g.e., s.
11-12.
8. a.g.e., s.
22-23.
9. a.g.e., s.
14-16.
10. a.g.e., s.
20-21.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder