2 Mayıs 2026 Cumartesi

Sandığın Ötesi; Tıkanma mı, Örgütlenme Sorunu mu?

 Giriş

Muhalefetin görünürlüğü son dönemde belirgin biçimde artıyor. Mitingler düzenleniyor, adliye önlerinde nöbetler tutuluyor, farklı şehirlerde kamusal itiraz yeniden görünür hale geliyor. Toplumda derin bir huzursuzluk ve ekonomik alanda ağır bir buhran yaşandığı açık halde görünür olmaya dönüşüyor.

Ancak bu hareketliliğe rağmen ortaya çıkan enerji, kalıcı ve örgütlü bir siyasal güce dönüşmekte zorlanıyor. 4 Mayıs sürecinde CHP MYK’sının  aldığı kararlar ve  tartışmalar da bu temel soruyu yeniden gündeme getirdi. Seçim maratonunun başladığı ve kamuoyu ile sorunları yüz yüze konuşmaya başlanacağı.

Neden bu kadar geniş bir toplumsal tepki, kalıcı bir siyasal etki üretemiyor? İktidar ortaklarının sürekli muhalefetin önerilerine karşı çıkarak, sanki her “şey iyiymiş de muhalafet suyu bulanduırıyormuş” gibi bir yaklaşımla ortaya çıkması da iktidar üzerinde yeterli baskının ve maliyetin oluşmadığını göstermektedir.

Bu tabloyu yalnızca iktidarın baskı politikalarıyla açıklamak yetersizdir. Asıl mesele, muhalefetin kendi örgütlenme kapasitesi ve süreklilik yaratmadaki etkisizlik sorunudur.

Araçlar Var, Süreklilik Yok

Mitingler önemlidir. Moral üretir, görünürlük sağlar ve toplumsal itirazın meşruiyetini güçlendirir. Demokratik bilincin ve kamusal denetim sağlanmasında siyasetin halk için yapılması gerektiğini hatırlatır.Bu nedenle mitingler sürdürülmelidir.

Ancak tek başına miting siyaseti istenilen sonucu şimdiye kadar ortaya çıkarmada yeterli olamadı.

Bugün karşı karşıya olunan temel sorun şudur; Eylem var, fakat bu eylemi taşıyacak sürekli ve örgütlü bir zemin yok.

Eylem, gündelik hayatla bağ kurmadığı ve süreklilik kazanmadığı sürece etkisi sınırlı kalmaktadır. Siyasal iktidarlar, dağınık ve kısa süreli tepkileri yönetebilir. Ancak tabana yayılan, süreklilik kazanan ve gündelik hayatın parçası haline gelen bir toplumsal hareket karşısında geri adım atmak zorunda kalırlar.

Bu nedenle mesele yalnızca “daha fazla eylem” değil, daha örgütlü ve sürekli eylem biçimleri yaratmak ve iktidar ortaklarına “sisyasal maliyeti” olacak örgütlü çalışmayı yaratmak.

Çalışma Hayatı, Dağınık Ama Belirleyici Güç

Toplumsal krizin merkezinde çalışma hayatı yer alıyor. Emekliler, asgari ücretliler, güvencesiz çalışanlar ve işsiz gençler geniş bir toplumsal kesimi oluşturuyor. Ancak bu geniş kesim, henüz ortak bir siyasal özne haline gelebilmiş değil.

Sendikalar ve meslek odaları önemli yapılardır, fakat çoğu zaman kendi alanlarıyla sınırlı kalmakta, toplumsal bütünlüğü kapsayan bir hat kurmakta zorlanmaktadır. Sarı sendikacılığın işgücü içerisinde yaygın olması ve sadece kendi çıkarları üzerinde var olma çabaları yeterli dayanışanın olmasınıda engellemektedir.

Oysa ihtiyaç olan şey şudur;

·        İşyeri ile mahalle arasında bağ kuran bir örgütlenme modeli,

·        Görünmeyen emek kesimlerini (ev emekçileri, mevsimlik işçiler, işsizler vb. gibi ) kapsayan geniş bir temsil anlayışı,

·        Ekonomik talepleri siyasal taleplerle birleştiren bir programatik çerçeve.

Bu kurulmadan, toplumsal muhalefetin en büyük potansiyeli atıl kalmaya devam edecektir.

Dağınıklıktan, Ortak Akla

Bugün sendikalardan platformlara kadar birçok yapı değerli çalışmalar yürütüyor. Ancak bu çabalar çoğu zaman birbirinden kopuk ilerliyor.

Bu durum, enerjinin büyümesini değil dağılmasını beraberinde getiriyor.

Etkili bir siyasal sonuç için;

·        Ortak talepler etrafında birleşmek,

·        Hak ihlallerine karşı eşzamanlı ve koordineli tepki vermek,

·        Farklı yapıların yan yana gelme kapasitesini artırmak gerekir.

Çünkü siyasal güç, tek tek yapıların büyüklüğünden değil, birlikte hareket edebilme kapasitesinden doğar.

Gündelik Hayatın Siyaseti

Siyaset yalnızca meydanlarda yapılmaz. İnsanların gündelik yaşamlarında karşılaştıkları sorunlar, siyasetin en gerçek zeminidir.

Bu nedenle;

·        Dil sade ve somut olmalıdır, gündelik hayatın ihtiyaçlarına cevap vermeli ve amaçlanan kesimlerin kendisini anlatmalıdır,

·        Büyük soyut kavramlar yerine kira, gıda, sağlık ve eğitim gibi doğrudan yaşamı etkileyen başlıklar öne çıkarılmalıdır,

·        Mahalle ve işyeri düzeyinde kurulan dayanışma ağları siyasal örgütlenmenin parçası haline getirilmelidir.

·        Mahallelerde oluşturulacak çalışma masaları, barınmadan sağlığa, eğitimden geçim sorununa kadar birçok alanda hem dayanışma hem de hak arama zemini yaratabilir.

Bu alanlar, yalnızca sosyal destek mekanizmaları değil, aynı zamanda kalıcı siyasal örgütlenme çekirdekleridir.

Beklemek Değil, İnşa Etmek

Önümüzde seçim takvimi açısından uzun (en erken Ekim 2027 gibi.) bir dönem bulunuyor. Bu süre, yalnızca bir sonraki sandığı bekleyerek geçirilemez. Toplumun değişik kesimlerinde kendilenci de olsa dışa vurumlar ve tepkiler oluşmaktadır. Maden işçilerinin menfaat düzeyindeki hak arayışlarıda toplumda dayanışmacı bir dışa vurumun var olduğunun ön verileri olarak değerlendirilmelidir.

Eğer toplumsal tepki yalnızca seçim dönemlerine sıkışırsa, mevcut döngü kırılmaz.

İhtiyaç olan şey; hedeflemenin yapıldığı- ki bu seçimdir- amaca yönelik olarak,

·        Küçük ama sürekli adımlar,

·        Yerelden başlayan örgütlenme ve toplumsal kesimler arasında bir oratk bağ kurma,

·        Gündelik hayatla bağ kuran kalıcı yapılar.

Çünkü gerçek siyasal dönüşüm, büyük sıçramalardan çok, süreklilik kazanan küçük birikimlerle gerçekleşir.

Sonuç

Bütün bu çalışmaların ortaya çıkardığı sonuçlar üzerinden baklıdığında yürütlen çalışmaların bir tıkanıklık değil, örgütlenme açığı olduğunu görmek ve bu kavrayışa uygun yeni hedefe uygun modellemeler geliştirmektir.

·        Bugün yaşanan durum bir tıkanmadan çok, bir örgütlenme açığıdır.

·        Toplumsal enerji vardır. Tepki vardır. Potansiyel vardır.

·        Eksik olan, bunları bir araya getirecek süreklilik ve koordinasyondur. Bunu sağlayacak yerel İl ve İlçe örgütlerine daha fazla insiyatif tanıyarak yerel siyasetin geliştirilmesini sağlayacak dayanışma ve yöntemlerin bulunmasında öncülük edilmesidir.

·        Eğer bu eksiklik giderilebilirse, mevcut dağınıklık güçlü bir toplumsal harekete dönüşebilir.

Aksi halde, her yükseliş kısa süreli bir dalga olarak kalmaya devam edecektir. Maliyet siysal iktidarın üzerinde kalmadan halkın üzerine daha ağır yaşam koşulları olarak yıkılacaktır.

.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Sandığın Ötesi; Tıkanma mı, Örgütlenme Sorunu mu?

  Giriş Muhalefetin görünürlüğü son dönemde belirgin biçimde artıyor. Mitingler düzenleniyor, adliye önlerinde nöbetler tutuluyor, farklı ...