Giriş
Muhalefetin
görünürlüğü son dönemde belirgin biçimde artıyor. Mitingler düzenleniyor,
adliye önlerinde nöbetler tutuluyor, farklı şehirlerde kamusal itiraz yeniden
görünür hale geliyor. Toplumda derin bir huzursuzluk ve ekonomik alanda ağır
bir buhran yaşandığı açık halde görünür olmaya dönüşüyor.
Ancak
bu hareketliliğe rağmen ortaya çıkan enerji, kalıcı ve örgütlü bir siyasal güce
dönüşmekte zorlanıyor. 4 Mayıs sürecinde CHP MYK’sının aldığı kararlar ve tartışmalar da bu temel soruyu yeniden gündeme
getirdi. Seçim maratonunun başladığı ve kamuoyu ile sorunları yüz yüze
konuşmaya başlanacağı.
Neden
bu kadar geniş bir toplumsal tepki, kalıcı bir siyasal etki üretemiyor? İktidar
ortaklarının sürekli muhalefetin önerilerine karşı çıkarak, sanki her “şey
iyiymiş de muhalafet suyu bulanduırıyormuş” gibi bir yaklaşımla ortaya çıkması
da iktidar üzerinde yeterli baskının ve maliyetin oluşmadığını göstermektedir.
Bu
tabloyu yalnızca iktidarın baskı politikalarıyla açıklamak yetersizdir. Asıl
mesele, muhalefetin kendi örgütlenme kapasitesi ve süreklilik yaratmadaki
etkisizlik sorunudur.
Araçlar
Var, Süreklilik Yok
Mitingler
önemlidir. Moral üretir, görünürlük sağlar ve toplumsal itirazın meşruiyetini
güçlendirir. Demokratik bilincin ve kamusal denetim sağlanmasında siyasetin
halk için yapılması gerektiğini hatırlatır.Bu nedenle mitingler
sürdürülmelidir.
Ancak
tek başına miting siyaseti istenilen sonucu şimdiye kadar ortaya çıkarmada yeterli
olamadı.
Bugün
karşı karşıya olunan temel sorun şudur; Eylem var, fakat bu eylemi taşıyacak
sürekli ve örgütlü bir zemin yok.
Eylem,
gündelik hayatla bağ kurmadığı ve süreklilik kazanmadığı sürece etkisi sınırlı
kalmaktadır. Siyasal iktidarlar, dağınık ve kısa süreli tepkileri yönetebilir.
Ancak tabana yayılan, süreklilik kazanan ve gündelik hayatın parçası haline
gelen bir toplumsal hareket karşısında geri adım atmak zorunda kalırlar.
Bu
nedenle mesele yalnızca “daha fazla eylem” değil, daha örgütlü ve
sürekli eylem biçimleri yaratmak ve iktidar ortaklarına “sisyasal
maliyeti” olacak örgütlü çalışmayı yaratmak.
Çalışma
Hayatı, Dağınık Ama Belirleyici Güç
Toplumsal
krizin merkezinde çalışma hayatı yer alıyor. Emekliler, asgari ücretliler,
güvencesiz çalışanlar ve işsiz gençler geniş bir toplumsal kesimi oluşturuyor. Ancak
bu geniş kesim, henüz ortak bir siyasal özne haline gelebilmiş değil.
Sendikalar
ve meslek odaları önemli yapılardır, fakat çoğu zaman kendi alanlarıyla sınırlı
kalmakta, toplumsal bütünlüğü kapsayan bir hat kurmakta zorlanmaktadır. Sarı
sendikacılığın işgücü içerisinde yaygın olması ve sadece kendi çıkarları
üzerinde var olma çabaları yeterli dayanışanın olmasınıda engellemektedir.
Oysa
ihtiyaç olan şey şudur;
·
İşyeri ile mahalle arasında bağ kuran bir
örgütlenme modeli,
·
Görünmeyen emek kesimlerini (ev emekçileri,
mevsimlik işçiler, işsizler vb. gibi ) kapsayan geniş bir temsil anlayışı,
·
Ekonomik talepleri siyasal taleplerle
birleştiren bir programatik çerçeve.
Bu
kurulmadan, toplumsal muhalefetin en büyük potansiyeli atıl kalmaya devam
edecektir.
Dağınıklıktan,
Ortak Akla
Bugün
sendikalardan platformlara kadar birçok yapı değerli çalışmalar yürütüyor.
Ancak bu çabalar çoğu zaman birbirinden kopuk ilerliyor.
Bu
durum, enerjinin büyümesini değil dağılmasını beraberinde getiriyor.
Etkili
bir siyasal sonuç için;
·
Ortak talepler etrafında birleşmek,
·
Hak ihlallerine karşı eşzamanlı ve
koordineli tepki vermek,
·
Farklı yapıların yan yana gelme kapasitesini
artırmak gerekir.
Çünkü
siyasal güç, tek tek yapıların büyüklüğünden değil, birlikte hareket edebilme
kapasitesinden doğar.
Gündelik
Hayatın Siyaseti
Siyaset
yalnızca meydanlarda yapılmaz. İnsanların gündelik yaşamlarında karşılaştıkları
sorunlar, siyasetin en gerçek zeminidir.
Bu
nedenle;
·
Dil sade ve somut olmalıdır, gündelik
hayatın ihtiyaçlarına cevap vermeli ve amaçlanan kesimlerin kendisini
anlatmalıdır,
·
Büyük soyut kavramlar yerine kira, gıda,
sağlık ve eğitim gibi doğrudan yaşamı etkileyen başlıklar öne çıkarılmalıdır,
·
Mahalle ve işyeri düzeyinde kurulan
dayanışma ağları siyasal örgütlenmenin parçası haline getirilmelidir.
·
Mahallelerde oluşturulacak çalışma masaları,
barınmadan sağlığa, eğitimden geçim sorununa kadar birçok alanda hem dayanışma
hem de hak arama zemini yaratabilir.
Bu
alanlar, yalnızca sosyal destek mekanizmaları değil, aynı zamanda kalıcı
siyasal örgütlenme çekirdekleridir.
Beklemek
Değil, İnşa Etmek
Önümüzde
seçim takvimi açısından uzun (en erken Ekim 2027 gibi.) bir dönem bulunuyor. Bu
süre, yalnızca bir sonraki sandığı bekleyerek geçirilemez. Toplumun değişik
kesimlerinde kendilenci de olsa dışa vurumlar ve tepkiler oluşmaktadır. Maden
işçilerinin menfaat düzeyindeki hak arayışlarıda toplumda dayanışmacı bir dışa
vurumun var olduğunun ön verileri olarak değerlendirilmelidir.
Eğer
toplumsal tepki yalnızca seçim dönemlerine sıkışırsa, mevcut döngü kırılmaz.
İhtiyaç
olan şey; hedeflemenin yapıldığı- ki bu seçimdir- amaca yönelik olarak,
·
Küçük ama sürekli adımlar,
·
Yerelden başlayan örgütlenme ve toplumsal
kesimler arasında bir oratk bağ kurma,
·
Gündelik hayatla bağ kuran kalıcı yapılar.
Çünkü
gerçek siyasal dönüşüm, büyük sıçramalardan çok, süreklilik kazanan küçük
birikimlerle gerçekleşir.
Sonuç
Bütün
bu çalışmaların ortaya çıkardığı sonuçlar üzerinden baklıdığında yürütlen
çalışmaların bir tıkanıklık değil, örgütlenme açığı olduğunu görmek ve bu
kavrayışa uygun yeni hedefe uygun modellemeler geliştirmektir.
·
Bugün yaşanan durum bir tıkanmadan çok, bir
örgütlenme açığıdır.
·
Toplumsal enerji vardır. Tepki vardır.
Potansiyel vardır.
·
Eksik olan, bunları bir araya getirecek
süreklilik ve koordinasyondur. Bunu sağlayacak yerel İl ve İlçe örgütlerine
daha fazla insiyatif tanıyarak yerel siyasetin geliştirilmesini sağlayacak
dayanışma ve yöntemlerin bulunmasında öncülük edilmesidir.
·
Eğer bu eksiklik giderilebilirse, mevcut
dağınıklık güçlü bir toplumsal harekete dönüşebilir.
Aksi
halde, her yükseliş kısa süreli bir dalga olarak kalmaya devam edecektir.
Maliyet siysal iktidarın üzerinde kalmadan halkın üzerine daha ağır yaşam
koşulları olarak yıkılacaktır.
.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder