Özet
29 Nisan 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 11257
sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile hizmet ihracatına sağlanan kazanç indirimi
oranı %100’e çıkarılmış, yurt dışı iştirak kazançlarının istisna kapsamına
alınabilmesi için gerekli asgari sermaye payı ise %20’ye yükseltilmiştir. Bu
düzenleme, teşvik ve vergi güvenliği arasında yeniden kurulan dengeyi
yansıtmaktadır. Çalışmada söz konusu değişiklikler, karşılaştırmalı tablo ve
uygulama etkileri çerçevesinde analiz edilmektedir.
1. Giriş
Vergi politikası araçları içerisinde teşvikler,
ekonomik yönlendirme işlevi görürken aynı zamanda vergi güvenliği açısından
risk alanları da yaratmaktadır. Türkiye’de hizmet ihracatı ve yurt dışı iştirak
kazançlarına ilişkin düzenlemeler, bu iki yönlü etkiyi açık biçimde ortaya
koymaktadır.
11257 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı, tam da bu noktada,
bir yandan teşviki artırırken diğer yandan vergi planlaması alanını daraltan
yapısal bir müdahale niteliğindedir.
2. Mevzuat Çerçevesi
Düzenleme, 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 10.
ve 5. maddelerinde yer alan mekanizmaların oran ve şartları ile GVK 89 maddesinin
13 bendinin değiştirilmesine dayanmaktadır¹². Bu yönüyle sistematik bir
değişiklikten ziyade, mevcut yapının yeniden düzenlenmesi söz konusudur. KVK
10/1-ğ maddesinde değişiklikten önce ” Türkiye'de yerleşmiş olmayan kişilerle,
işyeri, kanuni ve iş merkezi yurt dışında bulunanlara Türkiye'de verilen ve
münhasıran yurt dışında yararlanılan mimarlık, mühendislik, tasarım, yazılım,
tıbbi raporlama, muhasebe kaydı tutma, çağrı merkezi, ürün testi,
sertifikasyon, veri saklama, veri işleme, veri analizi ve ilgili bakanlıkların
görüşü alınmak suretiyle Maliye Bakanlığınca belirlenen mesleki eğitim
alanlarında faaliyette bulunan hizmet işletmeleri ile ilgili bakanlığın izni ve
denetimine tabi olarak eğitim ve sağlık alanında faaliyet gösteren ve
Türkiye'de yerleşmiş olmayan kişilere hizmet veren işletmelerin münhasıran bu
faaliyetlerinden elde ettikleri kazancın, elde edildiği hesap
dönemine ilişkin kurumlar vergisi beyannamesinin verilmesi gereken tarihe kadar
tamamının Türkiye’ye transfer edilmesi şartıyla, %80’i” nin indirilmesi öngörülmüştü.
Diğer şartlar değişmemekle birlikte KVK ve GVK da uygulanan oranlar
değiştirilmiştir.
KVK m.5/b’ de ise “Kanunî ve iş merkezi Türkiye'de bulunmayan
anonim ve limited şirket niteliğindeki şirketlerin sermayesine iştirak eden
kurumların, bu iştiraklerinden elde ettikleri aşağıdaki şartları taşıyan
iştirak kazançları;1) İştirak payını elinde tutan şirketin, yurt dışı iştirakin
ödenmiş sermayesinin en az % 10'una sahip olması,” değiştirilerek %20 olarak
belirlenmiştir.
3. Karşılaştırmalı Yapı: Eski ve Yeni
Düzenleme
Aşağıdaki tablo, düzenlemenin teknik boyutunu net
biçimde ortaya koymaktadır.
Tablo 1: Hizmet İhracatı ve İştirak
Kazançlarına İlişkin Değişiklikler
|
Düzenleme
Alanı |
Eski Uygulama |
Yeni Uygulama |
Etki Analizi |
|
Hizmet ihracatı kazanç indirimi |
%50(değişiklikle son uygulanan oran %80 olmuştu) |
%100 |
Efektif vergi yükü sıfıra kadar düşebilir |
|
Yurt dışı iştirak sermaye oranı |
%10 |
%20 |
Yapay
iştirak yapıları sınırlandırılır |
|
Vergi planlama imkânı |
Geniş |
Daraltılmış |
Matrah aşındırma riski azalır |
|
Vergi güvenliği |
Görece
zayıf |
Güçlendirilmiş |
Denetim
kapasitesi artar |
4. Tablo Üzerinden Teknik Analiz
Tablo 1 birlikte değerlendirildiğinde düzenlemenin tek
yönlü bir teşvik paketi olmadığı açıkça görülmektedir. Aksine, asimetrik bir
politika tasarımı söz konusudur.
İlk satırda yer alan %100 indirim oranı, hizmet
ihracatını olağanüstü ölçüde cazip hale getirirken; ikinci satırda yer alan %20
iştirak şartı, aynı ölçüde sınırlayıcı bir etki yaratmaktadır.
Bu durum şu sonucu doğurmaktadır:
- Aktif
ekonomik faaliyet teşvik edilmekte
- Pasif
gelir aktarımı sınırlandırılmaktadır
Dolayısıyla tablo, düzenlemenin arkasındaki temel
yaklaşımı net biçimde ortaya koymaktadır.“Üretimi destekle, vergi
planlamasını sınırla.”
5. Hizmet İhracatında Tam İndirimin
Uygulama Boyutu
%100 indirim uygulaması teorik olarak tam vergi
avantajı sağlamakla birlikte, uygulamada belirli şartlara bağlıdır:
- Hizmetten
yurt dışında faydalanılması
- Gelirin
Türkiye’ye getirilmesi
- İşlemin
belgelendirilmesi
Özellikle “faydalanma yeri” kriteri, dijitalleşen
ekonomide en kritik tartışma alanı olarak öne çıkmaktadır.
Bu noktada tablo ile birlikte değerlendirildiğinde şu
yorum yapılabilir:
Devlet, teşviki maksimum düzeye çıkarırken, uygulama denetimini de aynı ölçüde
sıkılaştırmak zorunda kalacaktır.
6. İştirak Kazançlarında Yeni Eşik
ve Vergi Güvenliği
Tablonun ikinci satırı, düzenlemenin vergi güvenliği
boyutunu temsil etmektedir. %20 sermaye şartı, yalnızca oran artışı değil, aynı
zamanda bir nitelik filtresi işlevi görmektedir.
Bu değişiklikle birlikte;
- Düşük
paylı iştirakler üzerinden vergi avantajı sağlanması zorlaşmış
- Ekonomik
bağlılık kriteri güçlendirilmiş
- Uluslararası
vergi planlaması alanı daraltılmıştır
Bu yönüyle düzenleme, OECD’nin BEPS yaklaşımıyla da
uyumlu bir çerçeve sunmaktadır³.
7. Tartışma
Tablo 1’in ortaya koyduğu yapı, klasik teşvik
modellerinden farklı olarak “dengeleyici vergi politikası”
yaklaşımını yansıtmaktadır.
Ancak uygulamada şu riskler göz ardı edilmemelidir.
- Hizmet
ihracatı kapsamında yapay işlemler oluşturulması
- Transfer
fiyatlandırması ile örtüşen alanlar
- İdari
yorum farklılıkları
Bu nedenle düzenlemenin başarısı, büyük ölçüde
uygulama birliğine bağlı olacaktır.
8. Sonuç
11257 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı, Türkiye’nin vergi
sisteminde önemli bir paradigma değişimini temsil etmektedir. Tablo üzerinden
yapılan analiz, düzenlemenin iki temel eksende şekillendiğini açıkça ortaya
koymaktadır:
- Maksimum
teşvik (hizmet ihracatı)
- Artırılmış
kontrol (iştirak kazançları)
Bu yapı, hem ekonomik büyümeyi destekleyen hem de
vergi tabanını koruyan dengeli bir yaklaşım sunmaktadır.
Ancak uygulamada ortaya çıkabilecek belirsizliklerin
giderilmesi için ikincil düzenlemelere ihtiyaç bulunmaktadır.
Dipnotlar
- 5520
sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu, m.10, GVK m.89/13
- 5520
sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu, m.5/1-b
- OECD,
Base Erosion and Profit Shifting (BEPS) Raporları
Kaynakça
- 5520
sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu
- 193 sayılı
Gelir Vergisi Kanunu
- 11257
sayılı Cumhurbaşkanı Kararı
- OECD
BEPS Eylem Planları
- Hazine
ve Maliye Bakanlığı yayımları
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder