2 Mayıs 2026 Cumartesi

Yurt Dışı İştirak Kazançlarında Vergi İstisnası: 2026 Düzenlemesi ile Gelen Yeni Vergi Planlama İmkânları

 

Özet

Yurt dışı iştiraklerden elde edilen kâr paylarının vergilendirilmesi, Türkiye’de yerleşik gerçek kişiler açısından uzun yıllar boyunca yurt içi temettü gelirlerine kıyasla daha ağır bir vergi yükü doğurmuştur. 2023 yılında yürürlüğe giren düzenleme ile belirli şartlar altında yurt dışı temettüler için %50 oranında istisna getirilmiş, ancak bu istisna yüksek ortaklık oranı şartı nedeniyle sınırlı bir uygulama alanı bulmuştur. 29.04.2026 tarihli ve 11257 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile söz konusu ortaklık oranının %50’den %20’ye düşürülmesi, bu istisnanın kullanım alanını genişletmiştir. Bu çalışma, ilgili düzenlemeyi bütüncül bir bakış açısıyla değerlendirerek vergi planlaması üzerindeki etkilerini ortaya koymaktadır.

1. Giriş

Küresel finansal entegrasyonun artmasıyla birlikte bireylerin yatırım tercihleri ulusal sınırların ötesine taşınmış, yurt dışı finansal varlıklardan elde edilen gelirler önemli bir gelir unsuru haline gelmiştir. Buna karşın, Türkiye’de bu gelirlerin vergilendirilmesine ilişkin sistem uzun süre yurt içi temettü gelirlerine kıyasla daha yüksek bir vergi yükü yaratmıştır. Bu durum, yatırımcı davranışlarını etkileyen ve sermaye hareketlerini şekillendiren önemli bir unsur olarak karşımıza çıkmaktadır.¹

2. Yurt Dışı İştirak Kazançlarında Vergilendirme Rejiminin Dönüşümü ve 2026 Düzenlemesi

Türk vergi sisteminde temettü gelirlerinin vergilendirilmesine ilişkin temel yaklaşım, çifte vergilendirmeyi azaltmaya yöneliktir. Tam mükellef kurumlardan elde edilen kâr paylarının yarısının gelir vergisinden istisna edilmesi, şirket bünyesinde vergilenen kazancın ikinci kez tam olarak vergilendirilmesini önlemeye yöneliktir.² Bu yaklaşım, maliye literatüründe ekonomik çifte vergilendirmenin hafifletilmesi olarak ifade edilmektedir.³

Buna karşılık, yurt dışı iştiraklerden elde edilen kâr paylarında uzun süre böyle bir istisna öngörülmemiş ve bu gelirlerin tamamı vergiye tabi tutulmuştur. Bu durum, uluslararası vergi literatüründe “sermaye ihracı tarafsızlığı” ve “sermaye ithali tarafsızlığı” ilkeleri bağlamında tartışılmakta olup, yatırım kararlarını bozucu bir unsur olarak değerlendirilmektedir.⁴

Bu dengesizliği gidermek amacıyla 2023 yılında yapılan düzenleme ile Gelir Vergisi Kanunu’na eklenen hüküm sayesinde, belirli şartların sağlanması halinde yurt dışı iştirak kazançlarının %50’si vergiden istisna edilmiştir.⁵ Ancak bu düzenlemenin uygulanabilmesi için öngörülen %50 iştirak oranı, özellikle bireysel yatırımcılar açısından yüksek bir eşik oluşturmuş ve uygulamanın yaygınlaşmasını sınırlamıştır.

29.04.2026 tarihli ve 11257 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile bu oran %20’ye düşürülerek istisna mekanizmasının erişilebilirliği önemli ölçüde artırılmıştır.⁶ Bu değişiklik, teknik bir oran indirimi olmanın ötesinde, yatırım davranışlarını dönüştürme potansiyeline sahip yapısal bir düzenleme niteliğindedir.

Söz konusu düzenleme çerçevesinde, yurt dışında kurulan veya iştirak edilen şirketler aracılığıyla elde edilen yatırım gelirlerinin Türkiye’ye transfer edilmesi halinde, bu gelirlerin yarısı vergi matrahı dışında bırakılmaktadır. Bu mekanizma özellikle yüksek gelir grubunda yer alan mükellefler açısından efektif vergi oranını önemli ölçüde düşürmektedir. Nitekim en üst gelir diliminde yer alan bir mükellef bakımından nominal vergi oranı %40 seviyesine ulaşırken, istisna uygulaması sayesinde bu oran fiilen %20 seviyesine gerileyebilmektedir.

Bu durum, kamu maliyesi literatüründe “vergi teşvikleri yoluyla davranış yönlendirme” yaklaşımı ile uyumlu bir politika aracıdır.⁷ Devlet, doğrudan vergi oranlarını düşürmek yerine, belirli bir yatırım organizasyonunu tercih eden mükellefleri avantajlı hale getirerek ekonomik davranışları yönlendirmektedir.

Bununla birlikte düzenlemenin olumlu yönlerinin yanında eleştiriye açık boyutları da bulunmaktadır. Öncelikle, aynı geliri elde eden mükellefler arasında farklı vergilendirme sonuçları doğurması, vergi adaletinin yatay eşitlik ilkesi bakımından tartışılmasına neden olabilir.⁸ Ayrıca, yalnızca vergi avantajı sağlamak amacıyla oluşturulabilecek yapay şirketleşme modelleri, vergi idaresi ile mükellefler arasında ihtilaflara yol açabilecek bir alan yaratmaktadır.

Öte yandan, düzenlemenin küresel eğilimlerle uyumlu olduğu da açıktır. OECD ve benzeri uluslararası kuruluşların çalışmalarında, ülkelerin sermayeyi çekmek ve yatırımcılarını sistem içinde tutmak amacıyla benzer vergi teşvik mekanizmalarına yöneldiği görülmektedir.⁹ Bu bağlamda Türkiye’de yapılan düzenleme, uluslararası vergi rekabeti dinamikleri açısından değerlendirildiğinde yerinde bir adım olarak kabul edilebilir.

Sonuç itibarıyla, 2026 düzenlemesi, yurt dışı yatırımların bireysel düzeyden çıkarılarak daha kurumsal yapılara yönlendirilmesini teşvik etmekte ve aynı zamanda vergi yükünün optimize edilmesine imkân tanımaktadır.

3. Sonuç ve Değerlendirme

2026 yılında yapılan düzenleme, yurt dışı iştirak kazançlarının vergilendirilmesinde önemli bir paradigma değişikliğine işaret etmektedir. İştirak oranının %20’ye düşürülmesi, istisna uygulamasını daha geniş bir mükellef kitlesi için erişilebilir hale getirmiştir.

Bu çerçevede düzenleme;

  • Vergi yükünü azaltan,
  • Kurumsal yatırım yapılarını teşvik eden,
  • Sermaye hareketlerini yönlendiren

bir politika aracı niteliği taşımaktadır.

Ancak uygulamanın başarısı, hem mükelleflerin bu yapıyı doğru kurgulamasına hem de vergi idaresinin yaklaşımına bağlıdır. Özellikle ekonomik gerçekliğe dayanmayan yapıların tespiti ve önlenmesi, sistemin sürdürülebilirliği açısından kritik öneme sahiptir.

Dipnotlar

  1. James, S. & Nobes, C. (2018). The Economics of Taxation. Birmingham: Fiscal Publications.
  2. Gelir Vergisi Kanunu, md. 22.
  3. Rosen, H. S. & Gayer, T. (2014). Public Finance. New York: McGraw-Hill.
  4. OECD (2020). Tax Policy Reforms. Paris: OECD Publishing.
  5. 7491 sayılı Kanun ile GVK md. 22/4 (01.01.2023).
  6. 29.04.2026 tarihli ve 11257 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı, 30.04.2026 tarihli Resmî Gazete.
  7. Stiglitz, J. E. (2000). Economics of the Public Sector. New York: Norton.
  8. Musgrave, R. A. (1959). The Theory of Public Finance. New York: McGraw-Hill.
  9. OECD (2021). Corporate Tax Statistics. Paris: OECD Publishing.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

İşsizlik Fonun Yarısı İşverene, İşsize Kırıntı

  705 milyar 838 milyon TL. Tek başına bu rakam bile bir ülkenin sosyal güvenlik anlayışını anlatmaya yeter gibi görünüyor. Büyük, etkileyic...