3 Şubat 2026 Salı

Büyüme Var, Paylaşım Yok, Yoksulluk Neden Artıyor?

 Türkiye’de yoksulluk artıyor. Bu artık bir “hissetme” meselesi değil, resmî verilerle sabit bir gerçek. TÜRK-İŞ’in Ocak 2026’da açıkladığı açlık ve yoksulluk sınırı rakamları, milyonlarca emekçi için hayatın zaten sürdürülemez hale geldiğini gösteriyor. Ama mesele sadece fiyatlar değil. Daha derinde, daha yapısal bir sorun var.

Gayrisafi millî hâsıla büyüyor.
Ama bu büyümeden işgücünün aldığı pay küçülüyor, sermayenin aldığı pay ise artıyor. Ortaya çıkan tablo, yukarı doğru servetin aktığı, aşağı doğru ise yoksulluğun yayıldığı düzensiz bir düşüş eğrisi. Bu bir tesadüf değil, bilinçli bir tercihin sonucu.

İşçinin üretimdeki emeği sistematik biçimde yok sayılıyor. “Verimlilik”, “rekabet”, “maliyet” gibi kelimelerle süslenen bu politika, pratikte tek bir anlama geliyor.
En az ücretle çalış, en aza razı ol, ses çıkarma.

Bu anlayış yalnızca işyerleriyle sınırlı değil. Asgari ücrette de aynı mesaj veriliyor.
“Bu kadarıyla yaşa.”
Emeklilere verilen ücrette de ise,
“verilen ile yetin,” şükür et”.

Bunu sağlamak için ise halkın ve özellikle emek geliri ile geçinen yoksullara, ülke elden gidiyor, her yer ateş çemberi vb. gibi güvenlikçi korkutma propagandası.

Ama kimse şu soruyu sormuyor; Yetinmesi istenen kim, refahı katlanan kim?

Emekçiler ve yoksullara sürdürülen düzene sadık kalamarlı isteniyor. Rıza üretilemeyince devreye zor giriyor,

Sömürü düzeni yalnızca ekonomik araçlarla ayakta kalmaz. Rızaya ihtiyaç duyar. Emekçilerin, yoksulların, toplumun geniş kesimlerinin bu düzene en azından sessiz kalması gerekir.

Rıza üretilebildiği sürece sorun yoktur.
Ama rıza üretilemediğinde tablo değişir.

O zaman “milli güvenlik” söylemi sahneye çıkar.
Grevler “ertelenir”.
Hak arama “olağanüstü koşullar” gerekçesiyle askıya alınır.

Anayasa’da açıkça tanınmış olan grev hakkı, fiilen işlevsiz hale getirilir. Kâğıt üzerinde vardır, hayatta yoktur.

Bugün yaşadığımız tam olarak budur. Ekonomik krizin faturasını ödemek istemeyen emekçiler sesini yükselttiğinde, karşılarına müzakere değil, yasak, erteleme ve baskı çıkar. Çünkü sorun ücret değil, iktidar ilişkisidir.

Asgari Hayat Dayatması

İşçiye, emekliye, yoksula sürekli aynı şey söyleniyor.
“Bu ülkede şartlar zor.”

Ama aynı anda kârlar artıyor, bir avuç azınlığın servetleri büyüyor, sermaye payı genişliyor. Zor olan hayat, herkes için zor değil. Zor olan, emeğiyle geçinmek zorunda olanlar için.

Asgari ücret artık geçim ücreti değil; asgari hayata razı olma belgesi haline getirildi. Emeklilik ise dinlenme değil, yoksullukla baş başa bırakılma anlamına geliyor.

Bu düzen sürdürülebilir değil. Çünkü bir noktadan sonra insanlar yalnızca yoksullaşmaz, aynı zamanda öfkelenir.

Sorun Rakam Değil, Tercihler

Bugün tartışmamız gereken şey yalnızca enflasyon oranları, zam yüzdeleri ya da bütçe kalemleri değil. Sorun daha derin.
Üretilen değerin kim tarafından, kimin için paylaşıldığı.

İşgücünün payı düşerken sermayenin payı artıyorsa,
Asgari ücret açlık sınırına dayanmışken şirket kârları rekor kırıyorsa,
Grev anayasal hak olmaktan çıkıp “ertelenebilir bir tehdit” olarak görülüyorsa…

Burada bir ekonomik arıza değil, bilinçli bir sınıf tercihi vardır.

Ve bu tercih, toplumun en geniş kesimini yoksulluğa mahkûm etmektedir.

Ne kadar bastırılırsa bastırılsın, ne kadar “normalleştirilmeye” çalışılırsa çalışılsın, bu gerçek değişmiyor:
Yoksulluk artıyorsa, mesele ekonomi değil siyasi bir tercihtir.


2 Şubat 2026 Pazartesi

İthalatta Gözetim Uygulamasının KDV İndirimi Üzerindeki Etkisi Yeni Düzenleme, Mali Sonuçlar ve Uygulama Esasları

 1. Giriş

İthalatta gözetim uygulaması, dış ticaret politikasının bir aracı olarak uzun süredir yürürlükte olmakla birlikte, 2026 yılında yapılan düzenleme ile bu uygulamanın 57 nolu Katma Değer Vergisi (KDV) genel uygulama tebliğinde[1] yapılan değişikliklerin, indirimi üzerindeki etkisi açık biçimde vergi mevzuatına yansıtılmıştır. KDV Genel Uygulama Tebliği’nde yapılan değişiklikle, gözetim uygulaması nedeniyle ortaya çıkan kıymet artışlarının KDV boyutu netleştirilmiş; bu kapsamda ödenen KDV’nin indirim hakkı sınırlandırılmıştır.

Bu düzenleme, KDV’nin “nötr vergi” olma özelliğini gözetim farkları bakımından ortadan kaldırmakta ve ithalatçılar açısından doğrudan maliyet artışı doğurmaktadır.

2. İthalatta Gözetim Uygulamasının Hukuki Çerçevesi

Gözetim uygulaması, belirli malların ithalatında beyan edilen kıymetin düşük gösterilmesini önlemek amacıyla, idarece belirlenen bir referans kıymetin esas alınmasıdır. Bu durumda ithalatçı, fiilen ödediği bedelden daha yüksek bir kıymet üzerinden gümrük vergileri ve KDV ödemek zorunda kalabilmektedir.

Söz konusu kıymet farkı çoğu zaman ticari belgelerle tevsik edilemeyen bir tutar niteliğindedir ve gümrük beyannamesinde “yurt dışı gider” benzeri kalemlerle matraha dâhil edilmektedir.

3. Yeni Düzenleme, İndirilemeyecek KDV’nin Kapsamı

57 nolu KDV Genel Uygulama Tebliği’ne yapılan değişiklikler ile eklenen düzenleme ile, 7846 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı [2] doğrultusunda;

  • İthalatta gözetim uygulaması,
  • Korunma önlemleri,
  • Anti-damping ve telafi edici vergiler

nedeniyle KDV matrahında ortaya çıkan artışlara ilişkin ödenen KDV’nin indirim konusu yapılamayacağı açıkça hükme bağlanmıştır.

Bu kapsamda indirimi yasaklanan KDV yalnızca gözetim farkına değil, bu fark nedeniyle hesaplanan:

  • Gümrük vergisi,
  • İlave gümrük vergisi ve benzeri mali yükler

üzerinden doğan KDV’yi de kapsamaktadır.

4. İndirilebilecek ve İndirilemeyecek KDV Ayrımı

Düzenleme, ithalatta ödenen KDV’nin tamamını değil, yalnızca gerçek mal bedelini aşan yapay kıymet artışlarına isabet eden kısmını indirim dışı bırakmaktadır.

KDV’ye Esas Unsur

İndirim Durumu

Gerçek CIF bedeli

İndirilebilir

Bu bedele isabet eden normal gümrük vergileri

İndirilebilir

Gözetim nedeniyle oluşan kıymet farkı

İndirilemez

Bu farka isabet eden vergiler

İndirilemez

Böylece KDV sistemi içinde gözetim farkları “vergisel nötrlük” dışında bırakılmıştır.

5. Uygulama Örneği

Tebliğde verilen örneğe göre:

  • Gerçek CIF bedeli: 4.000.000 TL
  • Gözetim kıymeti: 10.000.000 TL
  • Fark: 6.000.000 TL

Vergi oranları:

  • GV %10
  • İlave GV %15
  • KDV %20

5.1. İndirilemeyecek Kısım

Kalem

Tutar (TL)

Gözetim farkı

6.000.000

Bu kısma isabet eden GV

600.000

Bu kısma isabet eden İlave GV

900.000

KDV Matrahı

7.500.000

KDV (%20)

1.500.000

Bu tutar indirilemez KDV niteliğindedir.

5.2. İndirilebilecek Kısım

Kalem

Tutar (TL)

CIF Bedeli

4.000.000

GV

400.000

İlave GV

600.000

KDV Matrahı

5.000.000

KDV (%20)

1.000.000

Bu tutar indirilecek KDV olarak kaydedilebilir.

6. Muhasebe ve Maliyet Etkisi

İndirilemeyen KDV;

  • 191 İndirilecek KDV hesabına alınamaz
  • Stoklu işletmelerde mal maliyetine eklenir
  • Hizmet işletmelerinde doğrudan gider yazılabilir

Bu durum, özellikle gözetim kapsamındaki sektörlerde birim maliyetleri yükselterek kârlılığı azaltıcı etki yaratacaktır.

7. YMM Raporu ve Vergi Denetimi Boyutu

Düzenleme, yalnızca muhasebe tekniği değişikliği değil, aynı zamanda bir denetim mekanizması da getirmiştir. Belirli büyüklüğü aşan ithalatlarda mükellefler, gözetim ve benzeri uygulamalar nedeniyle ödenen KDV’nin indirim konusu yapılıp yapılmadığını altı aylık dönemler itibarıyla YMM raporu ile tevsik etmek zorundadır.

Mükellef bir takvim yılı içinde ithalat bedelleri toplamı 2,6 milyon TL’yi aşarsa, gözetim / anti-damping vb. vergi uygulamalarında ödenen KDV’yi indirim konusu yapıp yapmadığını YMM raporuyla tevsik etmek zorundadır.[3]

Bu yönüyle konu, KDV iade ve indirim sisteminde yeni bir risk alanı oluşturmuştur.

8. Sonuç ve Değerlendirme

Yeni düzenleme ile birlikte:

  • Gözetim farkları artık yalnızca bir gümrük politikası aracı değil,
  • Aynı zamanda ithalatçılar için kalıcı bir vergi maliyeti unsuru haline gelmiştir.

Bu yaklaşım, ticaret politikası önlemlerinin KDV sistemi yoluyla dolaylı biçimde nötralize edilmesini engellemeyi amaçlamaktadır. Ancak uygulamada, ithalatçı firmaların maliyet yapısını bozacak ve fiyatlara yansıyacak sonuçlar doğurması kaçınılmazdır.

Dolayısıyla işletmelerin;

  • Gümrük beyannamelerini,
  • İthalat maliyet analizlerini,
  • KDV indirim kayıtlarını

yeni düzenleme ışığında yeniden yapılandırmaları gerekmektedir. Aksi halde, hem maliyet hesaplarında sapma hem de vergi incelemelerinde risk ortaya çıkacaktır.



[2] 24 Kasım 2023 tarih 32379 sayılı R.G.Cumhurbaşkanlığı Kararı Eki

[3] 46 Sıra No.lu Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanunu Genel Tebliği’nin 3/1-a bendi

Büyüme Var, Paylaşım Yok, Yoksulluk Neden Artıyor?

  Türkiye’de yoksulluk artıyor. Bu artık bir “hissetme” meselesi değil, resmî verilerle sabit bir gerçek . TÜRK-İŞ’in Ocak 2026’da açıkladı...