Linkedln ‘de bir meslektaş aşağıdaki
soruları sormuş ve meslektaşların değerlendirmesini istemiştir. Çok fazla bir
değerlendirme olmamış ancak, ben de soruları önemli bulduğumdan ve uygulamada birçok
SMMM meslektaşımın bu konularda uygulama eksikliğinden dolayı uzak olduğunu
düşündüğüm için bu soruları cevapladım.
Siz değerli meslektaşlarımla paylaşmaya ve
sizlerinde da görüşlerini açıklamalarına fırsat vereceği ve paylaşım ağında teorik
de olsa bir vergi tartışması yaratacağı veya üzerinde düşünüleceğini tahmin
ederek, sorulara kendi açımdan vermiş olduğum cevaplar aşağıdadır.
Bilginize
Saygılarımla…
Ertuğrul KILIÇ-SMMM/Bağımsız Denetçi
Soru:
·
%100
Bağlı Ortaklıkta ADAT Faturası, Özsermaye Eksi Durumu ve Vergisel Boyut
Uygulamada sıkça karşılaştığımız ancak yorum farklılıklarına açık bir konuyu
tartışmaya açmak istiyorum.
Bir A.Ş.’nin %100 bağlı ortaklığı olan Ltd. Şti. tarafından düzenlenen
30.000.000 TL + KDV tutarında ADAT faturası söz konusu. Ancak A.Ş.’nin
özsermayesi negatif durumda.Bu tabloda vergisel açıdan şu sorular gündeme
geliyor:
1.A.Ş.
açısından:
Özsermayenin eksi olması nedeniyle KDV dahil tutarın KKEG olarak
değerlendirilmesi gerekir mi?
ADAT faizi finansman gider kısıtlamasına girer mi?
Transfer fiyatlandırması yönünden ayrıca bir risk oluşur mu?
2.Ltd.
Şti. açısından:
Bu işlem gerçekten bir ADAT faizi midir?
Yoksa örtülü kazanç aktarımı / örtülü sermaye kapsamında değerlendirilme riski
var mıdır?
Kar payı dağıtımı gibi düşünülüp iştirak kazancı istisnası kapsamında ele
alınabilir mi?
.. Kritik nokta:
Kar payı dağıtımında KDV yoktur.
Ancak ADAT faturasında KDV hesaplanmaktadır.
Bu
durumda:
Eğer işlem örtülü kazanç ya da kar payı
mahiyetinde değerlendirilirse, hesaplanan KDV’nin durumu ne olacaktır?
Taraflar açısından düzeltme mekanizması nasıl işletilmelidir?
Grup şirketlerinde borç-alacak
ilişkilerinde şekil mi, mahiyet mi önceliklidir?
Özsermayesi negatif şirketlere uygulanan ADAT işlemlerinde en güvenli yaklaşım
nedir?
Umarım sorularımı doğru çerçevede ifade edebilmişimdir. Ben de bu konuyu farklı
bakış açılarıyla değerlendirmek ve öğrenmek istiyorum özellikle kar payı /
iştirak istisnası durumunu …
Bu konuda farklı görüşleriniz ve uygulamadaki tecrübelerinizin yanında doğru
bildiğimiz yanlışları da duymak isterim.
Siz olsaydınız nasıl bir yol haritası izlerdiniz?
CEVAP;
Linkedln ‘de yazmış olduğum yazı aşağıdadır.
·
Meslektaşlarım
soruları ciddi bulmuş ve beğenmişler ama bir meslektaşım dışında görüşünü
bildiren kimse olmamış. Belki de verginin kıyasa tabi olmaması nedeniyle, ya da
cesaret göstermeyerek böyle akademik bir( teorik) tartışmaya hazır
hissetmemeleri nedeniyle olabilir, en son ve bunu hiç düşünmek istemem bilgi
yetersizliğiyle. Özellikle mesleki yemin etmiş YMM’lerden katılmalarını ve
görüşlerini bekledim. O da olamayınca bir cesaretle ben yazayım istedim.:)))))
·
Her
ne olursa olsun, ama bir konu birden fazla konuyu içerisinde barındırıyor ise
cevabı da birden çok olacaktır. Bende meri mevzuata göre sorunun cevabını
bulmaya çalıştım. Benim de doğru bildiğim yanlış nedir diye sizden bunu
öğrenmek için aşağıya kısaca yazmaya çalıştım.
Vergi Usul Kanunu (VUK)
·
VUK
md.3 – Mahiyet esası;
“Vergi kanunları lafzı ve ruhu ile hüküm ifade eder. Lafzın açık olmadığı
hallerde vergi kanunlarının hükümleri, konuluşundaki maksat, hükümlerin kanunun
yapısındaki yeri ve diğer maddelerle olan bağlantısı göz önünde tutularak
uygulanır.”
→ Burada şekilden ziyade mahiyetin esas olduğu açıkça belirtilmiştir. ADAT
faturası düzenlenmiş olsa bile, özsermaye negatifliği nedeniyle işlem ekonomik
olarak kar payı veya örtülü kazanç aktarımı sayılabilir.
Kurumlar Vergisi Kanunu (KVK)
·
KVK
md.12 – Örtülü Sermaye;
“Kurumların, ortaklarından veya ortakla ilişkili kişilerden doğrudan veya
dolaylı olarak temin ederek işletmede kullandıkları borçların, hesap dönemi
içinde herhangi bir tarihte kurumun öz sermayesinin üç katını aşan kısmı,
ilgili hesap dönemi için örtülü sermaye sayılır.”
→ Özsermaye negatif olduğunda,
borçlanmanın tamamı örtülü sermaye kabul edilebilir. Bu durumda faiz giderleri
KKEG sayılır.
·
KVK
md.13 – Transfer Fiyatlandırması Yoluyla Örtülü Kazanç Aktarımı:
“Kurumlar, ilişkili kişilerle emsallere uygunluk ilkesine aykırı olarak mal
veya hizmet alım ya da satımında bulunursa, kazanç tamamen veya kısmen transfer
fiyatlandırması yoluyla örtülü olarak dağıtılmış sayılır.”
→ %100 bağlı ortaklık ilişkisi
nedeniyle ADAT faiz oranı emsallere uygun değilse, örtülü kazanç aktarımı riski
doğar.
Katma Değer Vergisi
Kanunu (KDVK)
·
KDVK
md.1;
“Türkiye’de yapılan ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti
çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetler KDV’ye tabidir.”
→ Faiz bir finansman hizmeti olarak
KDV’ye tabidir.
·
KDVK
md.17/4-d:
“Kurumların iştirak kazançları KDV’den
istisnadır.”
→ Eğer işlem kar payı olarak
değerlendirilirse KDV uygulanmaz. Bu noktada ADAT faturasında KDV hesaplanması,
işlemin mahiyetinin faiz mi yoksa kar payı mı olduğuna göre düzeltilmesi
gereken kritik bir husustur.
Gelir Vergisi Kanunu
(GVK)
·
GVK
md.40/1:
“Ticari kazancın elde edilmesi ve
idame ettirilmesi için yapılan genel giderler safi kazancın tespitinde
indirilir.”
→ Ancak örtülü sermaye kapsamında
sayılan faiz giderleri KKEG olduğundan indirilemez.
Değerlendirmem
A.Ş. açısından:
Özsermaye
negatif → borçlanma örtülü sermaye sayılır.
ADAT
faizi KKEG olarak dikkate alınmalı.
Finansman
gider kısıtlaması (%10) ayrıca uygulanır.
Transfer
fiyatlandırması riski yüksek.
Ltd. Şti. açısından:
İşlem
faiz olarak kabul edilirse KDV hesaplanır.
Ancak
özsermaye negatifliği nedeniyle işlem kar payı/örtülü kazanç aktarımı
sayılabilir.
Kar
payı ise KDV uygulanmaz, iştirak kazancı istisnası gündeme gelir.
KDV’nin
durumu:
Faiz
→ KDV var.
Kar
payı → KDV yok.
Yanlış
sınıflandırma varsa düzeltme mekanizması işletilmeli.
Sonuç
Mahiyet
esastır (VUK md.3).
Özsermaye
negatifliği → örtülü sermaye (KVK md.12).
Emsale
uygun olmayan faiz → transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü kazanç (KVK md.13).
Faiz
→ KDV’ye tabi (KDVK md.1).
Kar
payı → KDV’ye tabi değil, iştirak kazancı istisnası (KDVK md.17/4-d).
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder