14 Şubat 2026 Cumartesi

Menkul Kıymetlerin Vergisel Değerlemesi

 Önsöz

Vergi uygulamasında çoğu tartışma oranlar ve istisnalar üzerinden yürütülür. Oysa vergi yükünü belirleyen en kritik aşama, çoğu zaman görünmeyen bir teknik alandır, değerleme. Özellikle menkul kıymet yatırımları bulunan işletmeler için yıl sonu değerleme işlemi, kârın yönünü değiştirebilecek niteliktedir.

Bu çalışma, 31 Aralık 2025 tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan mevzuat çerçevesinde, iktisadi işletmelere dahil menkul kıymetlerin vergisel değerlemesini hem teorik hem uygulamalı yönüyle ele almak amacıyla hazırlanmıştır.

Giriş

Ticari kazanç, dönem sonu öz sermaye ile dönem başı öz sermaye arasındaki farktır. Bu temel ilke, Gelir Vergisi Kanunu m.38 ve kurumlar bakımından, Kurumlar Vergisi Kanunu m.6 hükümlerine dayanmaktadır¹.

Ancak öz sermaye, bilançodaki aktif ve pasif kalemlerin doğru değerlenmesine bağlıdır. Değerleme kavramı ise Vergi Usul Kanunu m.258’de tanımlanmış; menkul kıymetlere ilişkin özel düzenleme m.279’da yapılmıştır².

Vergi hukukunun değerleme yaklaşımı, finansal raporlama sisteminden farklıdır. Vergi hukuku çoğu durumda ihtiyatlı maliyet esasını korurken, bazı kıymetlerde rayiç değeri esas alır. Bu ikili yapı, uygulamada önemli sonuçlar doğurmaktadır.

I. Değerleme, Bilanço Kârının Görünmeyen Mimarı

Bir işletmenin yıl sonu kârı, çoğu zaman satış performansı ya da gider yönetimi üzerinden okunur. Oysa vergi hukuku bakımından bilanço kârının asıl mimarı, değerleme hükümleridir. Çünkü ticari kazanç, dönem sonu öz sermaye ile dönem başı öz sermaye arasındaki farktır. Bu ilke, Gelir Vergisi Kanunu m.38 ve kurumlar bakımından, Kurumlar Vergisi Kanunu m.6 hükümleriyle normatif zemine oturtulmuştur.3

Ancak öz sermaye rakamı, bilançodaki kalemlerin değerine bağlıdır. İşte bu noktada Vergi Usul Kanunu devreye girer. Kanunun 258’inci maddesi, değerlemeyi “iktisadi kıymetlerin vergi kanunlarında gösterilen gün ve zamandaki değerlerinin saptanması” olarak tanımlar². Tanım teknik görünse de etkisi son derece pratiktir. Yanlış değerleme, doğrudan yanlış matrah demektir.

Menkul kıymetler ise bu tartışmanın en dinamik alanıdır. Çünkü fiyatları piyasada oluşur, piyasa ise çoğu zaman vergi hukukunun ihtiyat ilkesinden daha hızlı hareket eder.

II. VUK (m.279), Aynı Başlık Altında Farklı Vergi Rejimleri

Menkul kıymetlerin değerlemesi, VUK’un 279’uncu maddesinde düzenlenmiştir³. Hüküm ilk bakışta sade görünür, ancak içerdiği ayrımlar, farklı vergi rejimlerini aynı başlık altında barındırmaktadır.

Kanun koyucu;

·         Hisse senetlerini alış bedeliyle,

·         Portföyünün %51’i Türk hisse senetlerinden oluşan yatırım fonlarını alış bedeliyle,

·         Diğer menkul kıymetleri borsa rayiciyle,

·         Rayiç yoksa kıst getiriyle,

·         Getirisi ihraç edenin kârına bağlı olan kıymetleri alış bedeliyle değerlemeyi öngörmüştür.

Bu sistem, tek tip bir değerleme yaklaşımı değil, karma bir modeldir. Bu modelin merkezinde ise vergi ihtiyatı ile ekonomik gerçeklik arasında kurulan denge yer alır.

Rayiç değer tespitinde referans piyasa, Borsa İstanbul’dur. Değerleme günü itibarıyla oluşan son işlem fiyatı esas alınır⁴.

31.12.2025 İtibarıyla Uygulama Özeti

Menkul Kıymet

Değerleme Ölçüsü

Hisse Senedi

Alış Bedeli

%51 Hisse Fon

Alış Bedeli

Tahvil

Borsa Rayici

Bono

Borsa Rayici

Kira Sertifikası

Borsa Rayici

Borsa Rayici ile Değerlenenler

Hisse senedi dışındaki tüm menkul kıymetler;

·         Devlet tahvili

·         Hazine bonosu

·         Özel sektör tahvili

·         Finansman bonosu

·         Varlığa dayalı menkul kıymetler

·         Kira sertifikaları (Sukuk)

·         Yatırım fonları (%51 hisse senedi şartını sağlamayanlar)

Bunlar borsa rayiciyle değerlenir.

Borsa Rayici Nedir?

Borsa rayici, gerek menkul kıymetler ve kambiyo borsasına, gerekse ticaret borsasına kayıtlı olan iktisadi kıymetlerin değerlemeden evvelki son muamele gününde borsadaki işlemlerin ortalama değeri olarak tanımlanmıştır. Bununla beraber, normal dalgalanmalar haricinde fiyatlarda bariz kararsızlıklar görülmesi halinde, son muamele günü yerine değerleme gününden önceki 30 gün içindeki ortalama rayici esas aldırmaya ilişkin Hazine ve Maliye Bakanlığı'nın yetkisi bulunmaktadır.

VUK m.263 uyarınca;

Değerleme gününden önceki son işlem günündeki ortalama fiyat.

Eğer:

  • İşlem yoksa
  • Fiyat muvazaalı oluşmuşsa

→ Kıst getiri yöntemi uygulanır.

III. Hisse Senetleri, Gerçekleşmeyen Kazancın Vergiden Korunması

Hisse senetlerinde benimsenen alış bedeli esası, vergi hukukunun ihtiyat yaklaşımının tipik örneğidir. 2025 yılı içinde satın alınan ve yıl sonunda ciddi değer artışı gösteren bir hisse senedi, vergi matrahını artırmaz.

Örneğin;

(A) A.Ş., 15.02.2025 tarihinde 10.000 adet hisseyi pay başına 100 TL’den satın almıştır. Toplam alış bedeli 1.000.000 TL’dir. 31.12.2025 tarihinde borsa değeri 1.650.000 TL’ye yükselmiştir. Vergisel değerleme 1.000.000 TL üzerinden yapılır; 650.000 TL’lik artış gelir yazılmaz.

Bu yaklaşım, “gerçekleşme ilkesi” ile uyumludur. Vergi hukuku, henüz realize edilmemiş piyasa kazancını matraha dahil etmemektedir. Bu yönüyle sistem, finansal raporlama standartlarından ayrışır. Zira finansal raporlama, gerçeğe uygun değer artışını bilançoya yansıtırken, vergi hukuku maliyet esasına sadık kalır⁵.

IV. Yatırım Fonları, Aynı Araçta Çifte Mantık

Yatırım fonlarında kanun koyucu ince bir ayrım yapmıştır. Portföyünün %51’i hisse senetlerinden oluşan fonlar alış bedeliyle, diğerleri rayiç değerle değerlenir.

Bu ayrımın ekonomik mantığı açıktır. Hisse senedi ağırlıklı fonlar dalgalı getiri yapısına sahiptir ve gerçekleşmemiş artışların vergilendirilmesi sakıncalı görülmüştür. Buna karşılık tahvil ağırlıklı fonlarda getirinin öngörülebilirliği, rayiç esaslı vergilemeyi mümkün kılar.

Örneğin;

(B) A.Ş., 01.07.2025 tarihinde 2.000.000 TL’ye tahvil ağırlıklı fon satın almıştır. 31.12.2025’te fon değeri 2.400.000 TL’dir. %51 hisse şartı sağlanmadığından değerleme 2.400.000 TL üzerinden yapılır ve 400.000 TL gelir yazılır.

Aynı yatırım enstrümanının içeriğine göre farklı vergisel sonuç doğurması, VUK m.279’un esnek ama karmaşık yapısını ortaya koymaktadır.

V. Tahvil ve Bonolar, Rayiç Değerin Vergisel Etkisi

Devlet tahvilleri ve hazine bonoları rayiç değerle değerlenir. Rayiç yoksa alış bedeline değerleme gününe kadar işlemiş kıst getiri eklenir⁶.

Kıst Getiri Ölçüsü : Borsa rayicine göre değerlenmesi gereken menkul kıymetlerin, borsa rayicinin olmaması veya borsa rayicinin muvazaalı bir şekilde oluştuğunun anlaşılması halinde, değerlemeye esas bedel, menkul kıymetin alış bedeline vadesinde elde edilecek gelirin (kur farkları dahil) iktisap tarihinden değerleme gününe kadar geçen süreye isabet eden kısmının eklenmesi suretiyle hesaplanacaktır.

Kıst Getiri Yöntemi (VUK m.279/2)

Borsa rayici yoksa:

Değer =Alış Bedeli + (Vadesinde elde edilecek toplam getiri × geçen süre / toplam vade)

Bu düzenleme özellikle;

  • İtfa sonuna kadar elde tutulacak tahviller
  • Borsada işlem görmeyen özel sektör borçlanma araçları

için önemlidir.

Örneğin

1 yıl vadeli bir tahvilin Alış, 1.000.000 TL’dir. Getirisi ise 200.000 TL’dir. Alış tarihi üzerinden altı ay geçmiştir.

Değerleme:

1.000.000 + (200.000 × 6/12) = 1.100.000 TL

(1.100.000-1.000.000) =100.000TL gelir yazılır.

Bu düzenleme, sabit getirili yatırım araçlarında gerçekleşmemiş kazançların da dönem kazancına yansımasına neden olur. Böylece hisse senetleri ile tahviller arasında vergisel zamanlama farkı doğar.

Bu fark, özellikle geçici vergi dönemlerinde daha belirgin hale gelir. 2025 yılı itibarıyla geçici vergi üçer aylık dönemler halinde uygulanmaktadır. Her dönemde rayiç değer artışları matraha dahil edilir. Ancak yıl sonu değerlemesinde oluşan farklar, dönemsel dalgalanmalara yol açabilir.

VI. Kar-Zarar Ortaklığı Belgeleri, Belirsiz Gelirin Vergisel İhtiyatı

Getirisi ihraç edenin kârına bağlı olan belgelerde rayiç değer genellikle bulunmaz ve getiri önceden hesaplanamaz. Bu nedenle alış bedeli esası benimsenmiştir. Bu yaklaşım, vergi güvenliğini ve ölçülebilirliği esas alır.

Getirisi ihraççının karına bağlı ve değerleme günü hesaplanamıyorsa, Alış bedeli ile değerlenir.

VII. Değerleme ile Finansal Raporlama Arasındaki Ayrışma

Vergisel değerleme ile finansal raporlama arasında belirgin bir paradigma farkı vardır. Finansal raporlama sistemi gerçeğe uygun değeri esas alırken, vergi hukuku ihtiyatlı maliyet esasını korur. Bu durum ticari kâr ile mali kâr arasında geçici farklar yaratır⁷.

Bu ayrışma, vergi planlaması açısından önemli sonuçlar doğurur. Özellikle yüksek dalgalı piyasalarda, hisse senedi portföyü bulunan işletmelerin mali tabloları ile vergi matrahı arasında ciddi farklar oluşabilir.

VIII. Sonuç, Değerleme Bir Teknik İşlem Değil, Stratejik Bir Tercihtir

31.12.2025 itibarıyla yürürlükte bulunan sistem, menkul kıymetlerin vergisel değerlemesinde karma fakat bilinçli bir yapı ortaya koymaktadır. Hisse senetlerinde maliyet esasıyla vergi ihtiyatı korunurken, sabit getirili kıymetlerde rayiç esaslı vergileme tercih edilmiştir.

Bu çerçevede mükelleflerin;

·         Menkul kıymet türünü doğru sınıflandırması,

·         Rayiç değer tespitini belgeye dayandırması,

·         Kıst getiri hesaplamalarını teknik doğrulukla yapması

zorunludur.

Değerleme, bilanço tekniğinin bir alt başlığı değil, doğrudan vergi yükünü belirleyen stratejik bir unsurdur. Yanlış yapılan her değerleme, ya gereksiz vergi ödenmesine ya da vergi riskine yol açacaktır.

Dipnotlar

1.     GVK m.38, ticari kazancın öz sermaye farkı yöntemiyle tespitini düzenler.

2.     VUK m.258 ve m.279, değerleme hükümleri.

3.     GVK m.38, ticari kazancı öz sermaye farkı olarak tanımlar; KVK m.6 kurum kazancı için aynı yöntemi benimser.

4.     VUK m.258, değerleme tanımı.

5.     VUK m.279, menkul kıymetlerin değerleme ölçüsü.

6.     Değerleme günündeki rayiç değer, Borsa İstanbul verileri esas alınarak belirlenir.

7.     Vergisel maliyet esası ile finansal raporlama gerçeğe uygun değer yaklaşımı arasındaki fark, geçici fark doğurur.

8.     Kıst getiri, değerleme gününe kadar işlemiş faiz veya getiri tutarını ifade eder.

9.     Vergi ve finansal raporlama farklarına ilişkin ayrıntılı değerlendirme için bkz. literatürde “ticari kâr–mali kâr farkları” çalışmaları.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Menkul Kıymetlerin Vergisel Değerlemesi

  Önsöz Vergi uygulamasında çoğu tartışma oranlar ve istisnalar üzerinden yürütülür. Oysa vergi yükünü belirleyen en kritik aşama, çoğu za...