Altı farklı Aziz Nesin hikayesinden
uyarlanan “Mucize Aynalar”, hayallerini gerçekleştirmek için çabalamaktan
hayatlarını yaşayamayan insanların hikayesini konu ediyor. Hayallerini
gerçekleştirmek isterken tökezleyen, kendi dünyalarındaki güzellerin farkına
varamayan ve onları kaybetme tehlikesi ile karşı karşıya kalan insanların
yaşamına odaklanılan "Mucize Aynaları" filimi nede çok muhasebecileri
anlatıyor.
Yeni bir TÜRMOB genel kuruluna giderken “Hayalleriniz
sizi bekliyor, mucize aynalar canlandırsın…” repliği ne kadar çok uyuyor bize.
Bu cümle bir reklamda umut vaat ederken,
muhasebecinin aynasında yansıyan başka bir gerçekliktir. Yorgunluk, angarya,
sonsuz beyanname döngüsü… ama yine de sönmeyen bir meslek onuru.
I.
Gerçekler Aynasında Hayaller
Muhasebe mesleği, teknolojik dönüşümün tam
ortasında ama insani değerlerin en uzağında. Her yeni sistem kolaylık vaadiyle
gelir, ama kolaylık nedense hiçbir zaman muhasebeciye uğramaz.
KURGAN, VİS, VEDOP derken dijital sistemler
artık mesleğin ayrılmaz parçası.
Ama sistemlerin asıl yükünü yine insan taşır.
KURGAN
analiz yapar, VİS doğrular, VEDOP arayüzünü yeniler; ama hatanın, sürenin ve
cezanın muhatabı yine muhasebecidir.
Her beyannamenin arkasında bir insan
hikâyesi vardır, bir göz çukuru, bir solmayan kahve, bir yetişmeyen süre.
II.
Mali Tatil: Yasada Var, Hayatta Yok
Kanunda “mali tatil” yazar, ama fiiliyatta
“mali teslimiyet” yaşanır. Her yıl temmuz ayı geldiğinde takvim tatili söyler, ama
mükellef mail atar. “Üstat, şu beyannamenin süresi uzadı mı?”İdare defter ve
belegeleri istiyor.
Bir yıl yoğun şekilde çalıştın, ailenle birlikte
bir tatilin tadını çıkaracaksın nerede…
Denize gitmek yerine, GİB portalına giriş
yapılır.
Tatilde kitap okunmaz, e-fatura uyumsuzluğu
çözülür.
Muhasebecinin “tatil listesi”,
beyannamelerin bitiş tarihidir.
Tatiden dönersin kalan bir haftada bütün işleri süresinde yetiştireceksin.
III.
Görünmeyen Emeğin Değeri
Bir işletmenin bilançosunda yer almayan ama
en büyük sermayesi: muhasebecidir.
Ancak ne ilginçtir ki, bu mesleğin emeği görünmez, itibarı eksiktir.
Ücretler düşük, sorumluluk yüksek; herkesin
beklentisi fazla, kimsenin takdiri yok..
Oysa her mali tabloda, her vergi tahsilatında, her bütçe dengesinde
bir mali müşavirin görünmeyen emeği vardır.Bir muhasebeci bazen doktor, bazen
psikolog, bazen kriz yöneticisidir; ama kamu gözünde hâlâ “defter tutan
kişi”dir.
IV.
Angarya 5.0 – Dijital Dönemin Yeni Yükü
Eskiden klasör taşınırdı, şimdi PDF
yükleniyor. Angarya değişti, biçim değiştirdi.
Sistem mesaj verir: “Hata kodu 403”, ama açıklaması yoktur; sadece yeni bir
stres kaynağıdır.
Yapay zekâ, otomasyon, dijitalleşme… hepsi
iyi fikirlerdi, ama uygulamada muhasebeci için “angaryanın modern hali”
oldular.
Hiçbir yapay zekâ, insanın vicdanını ve
sorumluluk bilincini devralamaz.
V.
TÜRMOB Aynasında Meslek
Ve işte yarın TÜRMOB Genel Kurulu… Bir
mesleğin kaderi yine aynı salonda, aynı isimler arasında konuşulacak.
33 yıldır süregelen yönetim geleneğiyle; yine
5 YMM, 4 SMMM dengesiyle aynı tablo sahnede. Bu eşitsizlik, artık sadece bir
temsil problemi değil — mesleki adaletin aynasındaki derin bir çatlak.
Sahada beyanname yetiştiren, sistemle
boğuşan SMMM’ler salonun arka sıralarında sessizce dinlerken, kürsüdeki
konuşmalar yine “gelecek vizyonu”ndan bahsedecek.
Oysa bu meslek vizyondan çok, vicdana
ihtiyaç duyuyor.
Ve o
vicdan, en çok da yukarıdan aşağıya değil, aşağıdan yukarıya bakıldığında
görünür.
VI.
Mucize Aynalar Canlanırsa
Bir gün mucize aynalar gerçekten canlanırsa,
orada şu manzarayı görmek isteriz:
-
Sistemin çökmediği, beyanların insaflı sürelere yayıldığı,
- Ücret tarifesinin emeğe denk olduğu,
- Mali tatilin tatil sayıldığı,
- TÜRMOB yönetiminde temsil eşitliğinin sağlandığı,
- Ve en önemlisi, muhasebecinin emeğinin saygı gördüğü bir meslek düzeni.
O gün geldiğinde, aynada sadece yorgunluk değil, gurur, saygı ve adalet de
parlayacak.
Çünkü her aynada bir yansıma vardır; ama bazı aynalar, yalnızca gerçeği değil, değişimi de gösterir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder