5 Ekim 2025 Pazar

KDVİRA ve Gerçek Ekonomide 'Sorunsuzluk' Miti: Sistem, Risk ve Savunulabilirlik

 Giriş

Vergi idaresinin teknolojik dönüşümünün en dikkat çekici uygulamalarından biri olan KDVİRA (Katma Değer Vergisi İade Risk Analizi) sistemi, son yıllarda iade süreçlerinin merkezine yerleşti. Yapay zekâ temelli analizlerle çalışan bu sistem, sahte belge riskini ve mükellef bağlantılarını veri üzerinden tespit etmeye odaklanıyor.

Ancak sistemin bu kadar derin ve çok boyutlu analiz yapabilmesi, aynı zamanda ekonomik gerçeklikle çelişen bir görünüm de yaratıyor. Zira Türkiye gibi piyasa zincirlerinin dar, kayıt dışılığın yaygın ve ekonomik bağların iç içe geçtiği bir yapıda, verisel temizliğe dayalı “sorunsuz işletme” modeli neredeyse imkânsız bir hedef haline geliyor.

I. Sistem Mantığı , KDVİRA’nın Veri Merkezli Yaklaşımı

KDVİRA, Gelir İdaresi Başkanlığı’nın geliştirdiği risk puanlama altyapısıdır. Temel yaklaşımı, mükelleflerin doğrudan ekonomik davranışlarını değil; bu davranışların verisel iz düşümünü analiz etmektir.

1. Analiz Parametrelerinin Niteliği

Sistem, 200’ün üzerinde veri parametresi üzerinden risk puanı oluşturur. Bunlar arasında:
- BA–BS formlarında tutarsızlık,
- Sahte belge tespiti bulunan mükelleflerle işlem ilişkisi,
- Ortak, muhasebeci veya IBAN benzerliği,
- Vergi dairesi değişiklikleri ve beyan aralıkları,
- Şirketin faaliyet kodu, yaşı ve coğrafi konumu gibi veriler yer alır.

Bu parametrelerin çoğu, ekonomik niyeti ölçmekten ziyade şekilsel ilişkiyi tespit eder. Dolayısıyla sistem, ekonomik zorunlulukla yapılmış bir işlemi bile “riskli” sayabilir.

2. Analiz Gücü ve Kısıtı

KDVİRA, istihbarat gücüne sahip bir veri platformudur; ancak “ilişki”yi “niyet”ten ayırma kapasitesi sınırlıdır. Bir firma, sadece tedarikçisinin üçüncü halkasında yer alan bir riskli mükellefle bağlantılı göründüğü için incelemeye sevk edilebilir.

Bu durum, sistemin güçlü olduğu kadar adalet ve orantılılık bakımından tartışmalı yönünü de ortaya çıkarır.

II. Gerçek Ekonominin Anatomisi; Kayıt Dışı Zincir ve Zorunlu Bağlantılar

Türkiye’de üretim ve ticaret yapısının en belirgin özelliklerinden biri, dar çevreye dayalı işlem zinciridir. İşletmelerin çoğu, sınırlı sayıda tedarikçiyle çalışır; bu zincir içinde biri “riskli” olarak işaretlendiğinde, diğer tüm halkalar dolaylı olarak etkilenir.

1. Ekonomik Gerçek ile Veri Gerçeği Arasındaki Fark

Bir işletme fiilen mal teslimi yapmış, faturası, irsaliyesi, banka kaydı tam olsa bile, eğer veri zincirinde “riskli bir firma”yla aynı IBAN veya muhasebeciyi paylaşıyorsa, sistem tarafından “şüpheli” olarak algılanabilir.

2. Sistemsel Sınırlılık

Bu noktada sorun işletmede değil, ekonomik sistemin kendisindedir. Kayıt dışı ekonominin %30-35 seviyelerinde olduğu bir ülkede, işletmelerin tamamını “sorunsuz” tanımlamak istatistiksel olarak mümkün değildir.

III. Risk Algısı ile Gerçeklik Arasındaki Uyuşmazlık

KDVİRA, riskli işlemleri otomatik eşleştirme algoritmalarıyla belirler. Bu algoritmaların “insan gözüyle bağlam” değerlendirme yeteneği yoktur.

Ekonomik kriz döneminde işletmenin borçlu görünmesi, aynı muhasebecinin birden fazla müşteriyle çalışması veya bölgesel tedarik ağının benzer adreslerde yoğunlaşması gibi durumlar, veri açısından riskli ama ekonomik açıdan doğal davranışlardır. Bu ayrımın gözden kaçması, mükellef güvenini zedeleyebilir.

IV. “Sorunsuz İşletme” Yerine “Savunulabilir İşletme”

KDVİRA döneminde gerçek hedef, risksiz değil, savunulabilir işletme olmaktır. Çünkü hiçbir işletme, çevresel ilişkilerinden tamamen soyutlanamaz. Ama işlemlerini gerekçelendirebilen, belgelerini zincirleme doğrulayan işletme, sistem karşısında güçlü durabilir.

1. Savunulabilir İşletmenin İlkeleri

- Belge zinciri tam olmalı: Her alış-satış işlemi, irsaliye, taşıma ve banka kaydıyla desteklenmeli.
- Tedarikçi seçimi dikkatli yapılmalı: MERSİS, VEDOP, vergi numarası ve faaliyet kodu kontrol edilmeli.
- İlişkisel şeffaflık sağlanmalı: Aynı IBAN, telefon, adres veya ortaklık ağından kaçınılmalı.
- İç denetim süreci kurulmalı: Özellikle iade talepleri öncesinde iç kontrol formları hazırlanmalı.
- Risk farkındalığı yönetilmeli: İşletme, kendi verisini KDVİRA mantığıyla analiz edebilmeli.

2. Mali İdareye Düşen Sorumluluk

KDVİRA’nın güvenilirliğini artırmanın yolu, yalnızca algoritmayı değil, ekonomik bağlamı da sisteme dahil etmektir. Veri tek başına yeterli değildir; veri, bağlamla anlam kazanır. Mükellef güveni olmadan sistemsel başarı sürdürülemez.

Sonuç ve Değerlendirme

KDVİRA uygulaması, Türkiye vergi idaresinin dijital dönüşümünde büyük bir aşamadır. Ancak teknolojik mükemmeliyet, ekonomik gerçekliğin karmaşıklığıyla her zaman örtüşmez. Bugünün Türkiye’sinde “sorunsuz işletme” miti, verisel bir ütopyadır.

Ekonomik sistemin kayıt dışı damarları, zorunlu tedarik zincirleri ve bölgesel ağ yapıları, her işletmeyi bir ölçüde “risk zincirine” bağlar. Dolayısıyla çözüm, mükellefi değil sistemi dönüştürmektir.

Gerçek sorunsuzluk, verisel değil;

davranışsal ve yapısal şeffaflıktadır.

Dipnotlar

1. KDVİRA: Katma Değer Vergisi İade Risk Analizi sistemi, GİB tarafından sahte belge riskini analiz etmek amacıyla geliştirilen otomatik risk modülüdür.
2. Türkiye’de kayıt dışı ekonominin GSYH’ye oranı OECD tahminlerine göre %30 civarındadır.
3. Kayıt dışılığın yüksek olduğu ekonomilerde yapay zekâ sistemleri, yanlış pozitif (false positive) sonuç üretme eğilimindedir.
4. “Savunulabilir işletme” kavramı, uluslararası denetim literatüründe defensible compliance olarak tanımlanır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Büyüme Var, Paylaşım Yok, Yoksulluk Neden Artıyor?

  Türkiye’de yoksulluk artıyor. Bu artık bir “hissetme” meselesi değil, resmî verilerle sabit bir gerçek . TÜRK-İŞ’in Ocak 2026’da açıkladı...