1 Kasım 2025 Cumartesi

Ekonomi Yönetiminde Sorumluluk Zinciri; Enflasyon Muhasebesi Üzerinden Bir Değerlendirme

 Özet

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın enflasyon muhasebesi uygulamasına ilişkin değerlendirmesi, maliye bürokrasisi ile siyasi karar organları arasındaki sorumluluk paylaşımını yeniden gündeme getirmiştir. Bu makalede, söz konusu açıklama çerçevesinde kamu maliyesi yönetiminde teknik ve siyasal sorumluluk alanlarının nasıl ayrıştığı, etki analizi süreçlerinin neden kritik olduğu ve kurumsal güvenin ekonomi politikalarındaki rolü ele alınmaktadır. Bulgular, kamu gelirlerini etkileyen düzenlemelerde teknik öngörü kadar kurumsal koordinasyonun da belirleyici olduğunu göstermektedir.

Anahtar Kelimeler: Enflasyon muhasebesi, maliye bürokrasisi, etki analizi, kamu gelirleri, ekonomik yönetim.

1. Giriş

Ekonomik yönetim, teknik hesaplarla siyasi tercihler arasında hassas bir denge gerektirir. Bir düzenleme, teknik olarak doğru olsa bile, siyasi karar süreçleriyle uyumlu yürütülmediğinde beklenmedik sonuçlar doğurabilir. Türkiye’de 2024 yılı itibarıyla uygulamaya konulan enflasyon muhasebesi düzenlemesi bu açıdan dikkat çekici bir örnek oluşturmuştur.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, konuyla ilgili olarak yaptığı açıklamada şu ifadeyi kullanmıştır.

“Enflasyon muhasebesi uygulaması gerçekleştirdik biliyorsunuz ve şirketler bilançolarında öz sermayeyi artırıcı tedbirler aldılar gibi görünüyor. Bu aslında uzun vadeli sağlıklı bir durum... Ama bu, kamu gelirlerinde olumsuz bir etki oluşturdu. Bürokrat arkadaşlarımız keşke daha iyi öngörselerdi... Başından beri etki değerlendirmesini istedik ama böyle bir etki değerlendirme gelmedi bize.”¹

Bu açıklama, yalnızca mali bir sonucu değil, aynı zamanda kurumsal işleyişin zayıf halkasını da ortaya koymaktadır.

2. Enflasyon Muhasebesinin Mali Etkisi

Enflasyon muhasebesi, işletmelerin bilançolarında yer alan parasal olmayan varlıkları enflasyon karşısında güncellemeyi ve böylece “gerçek” mali tabloyu göstermeyi amaçlar.²
Bu uygulama sonucunda, özellikle sermaye yoğun sektörlerde öz sermaye kalemleri artarken, vergiye esas kârlar azalmış, dolayısıyla kamu gelirlerinde geçici bir azalma meydana gelmiştir.

Bu durum, uygulamanın beklenen teknik yararları ile mali sonuçları arasındaki farkı gündeme taşımıştır.

Yılmaz’ın açıklaması, beklenen vergi gelirleri ile fiilî tahsilat arasındaki sapmanın siyasi düzeyde de dikkat çekici boyutlara ulaştığını göstermektedir.

3. Sorumluluk Zincirinde Kırılma, Bürokrasi ve Siyaset İlişkisi

Kamu maliyesinde karar alma süreci, teknik analizlerin (etki analizi, mali yük hesapları, davranışsal tahminler vb.) hazırlanmasıyla başlar; ancak nihai karar siyasal mercilerce verilir.³
Dolayısıyla bürokrasi ile siyaset arasındaki iş bölümü, aynı zamanda bir sorumluluk zinciridir.

Yılmaz’ın “biz oturup hesap kitap yapacak değiliz, uzmanlara güveniyoruz” ifadesi, bu zincirin hangi halkasında kopma yaşandığına dair ipucu sunmaktadır.
Siyasi irade karar verirken teknik veriye dayanmak zorundadır; teknik kadrolar ise sadece hesap yapmakla kalmayıp karar sürecinin sonuçlarını da öngörmekle sorumludur.

Bu çerçevede, açıklama bir yönüyle bürokratik öngörü eksikliğine işaret ederken, diğer yönüyle siyasi denetim sorumluluğunun da tartışmaya açılmasına yol açmıştır.

4. Kurumsal Güven ve İletişim Sorunu

Ekonomik yönetimin sürdürülebilirliği, yalnızca mali disiplinle değil, kurumsal güven ve iletişimle mümkündür.

Bürokratik yapının teknik kapasitesine yöneltilen kamusal eleştiriler, kısa vadede siyasi açıklık sağlayabilir; ancak uzun vadede kurum içi motivasyon ve güven erozyonu yaratma riski taşır.⁴

Türkiye ekonomisinin geçmiş dönemlerinde, özellikle 2001 sonrası mali reformlarda, siyaset-bürokrasi iş birliğinin güçlü olduğu görülmüştür. Bu dönemde düzenlemeler, etkileri ölçülerek hayata geçirilmiş, “öngörü” kadar “uyum” da önemsenmiştir.⁵
Bugün yaşanan sorunlar, bu eşgüdümün yeniden tesis edilmesi gerektiğini göstermektedir.

5. Sonuç 

Cevdet Yılmaz’ın açıklamaları, teknik bir konudan çok daha fazlasını ifade etmektedir: kamu maliyesinde sorumluluk paylaşımının sınırlarını.

Enflasyon muhasebesi özelinde yaşanan gelir sapması, yalnızca “bürokratik öngörüsüzlük” olarak değil, kurumsal iletişim eksikliği olarak okunmalıdır.

Ekonomi yönetiminde "güven"“hesap” kadar “vicdan” da gereklidir.Karar süreçlerinin hem teknik hem de etik temelde inşa edilmesi, kamu maliyesinde sürdürülebilir güvenin ön koşuludur.

Çünkü ekonomiyi yalnızca rakamlar değil, kurumların birbirine duyduğu güven taşır.

Dipnotlar

Cevdet Yılmaz’ın 2025 yılı Ekim ayı içerisinde yaptığı açıklamadan alınmıştır; çeşitli basın kaynakları, 28–29 Ekim 2025.

213 sayılı Vergi Usul Kanunu, Mükerrer Madde 298; 555 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği, Resmî Gazete: 30.12.2023, Sayı: 32416.

OECD, Budget Transparency Toolkit: How to Assess and Improve Budget Transparency, 2017.

T.C. Sayıştay Başkanlığı, Kamu Mali Yönetiminde Hesap Verebilirlik Raporu, 2022.

Şen, H., Kamu Maliyesi ve Reform Süreci, Ankara: Seçkin Yayıncılık, 2014.

 


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Büyüme Var, Paylaşım Yok, Yoksulluk Neden Artıyor?

  Türkiye’de yoksulluk artıyor. Bu artık bir “hissetme” meselesi değil, resmî verilerle sabit bir gerçek . TÜRK-İŞ’in Ocak 2026’da açıkladı...