9 Kasım 2025 Pazar

Sermaye mi, Kazanç mı? Tasfiyede İç Kaynakların Vergisel Niteliği Üzerine Danıştay’ın Son Kararı

1. Giriş

2025 yılında Danıştay 3. Dairesi’nin 25.06.2025 tarihli, E.2023/3770, K.2025/3073 [1]sayılı kararı, tasfiye halindeki şirketlerde sermayeye ilave edilmiş iç kaynakların tasfiye sürecinde ortaklara iadesi konusunda önemli bir karar vermiştir. Uygulamada sıkça tartışılan, özellikle enflasyon düzeltme farkları, yeniden değerleme değer artış fonları, olağan yedek akçeler, 5811 sayılı Kanun kapsamında yapılan artışlar ve geçmiş yıl kârlarının tasfiye aşamasında vergilendirilip vergilendirilmeyeceği sorunu bu kararla yeniden gündeme gelmiştir.

2. Danıştay Kararının Özeti

Danıştay 3. Dairesi kararında, tasfiye halindeki bir şirketin sermayeye ilave ettiği iç kaynakların (enflasyon düzeltme farkı, yeniden değerleme fonu, yedek akçeler, 5811 kapsamındaki varlık artışları, geçmiş yıl kârları) tasfiye sonucunda ortaklara iade edilmesi durumunda, bu tutarların ayrı ayrı vergilendirilmesine ilişkin açık bir yasal düzenleme bulunmadığı belirtilmiştir.

Kararda, bu tür kalemlerin sermayeye ilavesiyle işletmelerin sermaye yapılarının güçlendirilmesinin amaçlandığı, dolayısıyla bu tutarların sermayenin bir unsuru haline geldiği; tasfiye nedeniyle iade edilen bu tutarların kâr dağıtımı veya işletmeden çekiş gibi değerlendirilerek vergilendirilmesinde hukuka uygunluk bulunmadığı ifade edilmiştir.

3. Gelir İdaresi Başkanlığı’nın Görüşü ve Danıştay Kararının Etkisi

Gelir İdaresi Başkanlığı (GİB), iç kaynaklardan sermayeye eklenen tutarların tasfiye sonucunda ortaklara iadesinin vergilendirilmesine ilişkin görüşünü zaman içinde farklı şekilde yorumlamıştır. Bu farklılık, esasen söz konusu tutarların 'sermaye iadesi' mi yoksa 'kâr dağıtımı' mı olduğu yönündeki hukuki değerlendirmeden kaynaklanmaktadır.

1. Dönem: 2013 Öncesi – İç Kaynakların Sermaye Unsuru Sayıldığı Dönem

- Yaklaşım: İç kaynaklardan sermayeye eklenen tutarların tasfiye sonucu ortaklara iadesi, sermaye iadesi olarak değerlendirilmiştir.

-Vergi Sonucu: Kâr dağıtımı sayılmadığından stopaj uygulanmamıştır.
-Gerekçe: Bu kalemlerin daha önce vergilendirilmiş olması ve sermaye unsuru haline gelmesi gerekçe gösterilmiştir.

2. Dönem: 2013 Sonrası – Kâr Dağıtımı Sayılan Ödemeler Dönemi

- Yaklaşım: GİB, 2013 sonrası dönemde görüş değiştirerek, iç kaynaklardan sermayeye eklenen tutarların tasfiye nedeniyle ortaklara iadesini 'kâr dağıtımı' olarak kabul etmeye başlamıştır.

- Vergi Sonucu: Bu işlemler için %15 oranında gelir (stopaj) vergisi kesintisi yapılması gerektiği yönünde görüş bildirilmiştir.

- Gerekçe: Enflasyon düzeltme farkları, yeniden değerleme fonları, olağan yedek akçeler ve geçmiş yıl kârlarının özünde kâr niteliği taşıdığı ve ortaklara geri dönmesinin ekonomik olarak kâr dağıtımı hükmünde olduğu savunulmuştur.

3. Dönüm Noktası: Danıştay 3. Dairesi’nin 25.06.2025 Tarihli Kararı (E.2023/3770, K.2025/3073)

Danıştay, söz konusu kararında GİB’in bu ikinci dönemdeki yaklaşımını hukuka uygun bulmamıştır. Kararda, tasfiye halinde olan bir şirketin tasfiye öncesinde sermayeye ilave ettiği enflasyon düzeltme farkları, yeniden değerleme değer artış fonu, olağan yedek akçeler, 5811 sayılı Kanun kapsamında yapılan artışlar ve geçmiş yıl kârlarının zamanla iç kaynaklara dönüşerek sermayenin bir parçası haline geldiği belirtilmiştir.

Mahkeme, bu kalemlerin sermayeye ilave edilmesiyle amaçlanan şeyin işletmenin sermaye yapısını güçlendirmek olduğunu; dolayısıyla tasfiye sonucu geri verilen bu sermaye paylarının ayrıştırılarak kâr dağıtımı sayılmasının hukuken mümkün olmadığını vurgulamıştır. Bu gerekçeyle, söz konusu tutarların iadesinde stopaj uygulanmasını gerektiren bir yasal düzenleme bulunmadığına karar verilmiştir.²

Bu karar, Gelir İdaresi’nin son yıllardaki yorumunu tersine çevirebilecek nitelikte olup, iç kaynakların sermayeye eklenmesinden sonra tasfiye yoluyla ortaklara iadesi işlemlerinin sermaye iadesi olarak değerlendirilmesi gerektiği yönünde güçlü bir yargısal karar oluşturmaktadır.

4. Kararın Vergi Hukuku Açısından Değerlendirilmesi

Bu karar, vergi idaresinin uzun süredir sürdürdüğü bir yoruma karşı önemli bir yargısal denge unsuru oluşturmuştur. Özellikle tasfiye sürecinde, geçmiş dönemlerde sermayeye eklenen iç kaynakların (örneğin enflasyon düzeltme farkı, yeniden değerleme fonu gibi) iadesinin 'tasfiye kârı' veya 'dağıtılabilir kazanç' sayılarak vergilendirilmesi yönündeki yaklaşımın, açık bir yasal dayanağı bulunmadığı ortaya konmuştur.

Karar, şirketlerin sermaye yapısının korunması ve güçlendirilmesi için getirilen iç kaynak ilavelerinin, tasfiye aşamasında dahi sermayenin bir parçası olarak değerlendirilmesi gerektiğini vurgulamaktadır. Bu yönüyle, sermaye koruma ilkesi ve vergi kanunlarının yorumunda kıyas yasağı bakımından da önemlidir.

5. Uygulama ve Sonuç

Bu karar, uygulamada sermaye azaltımı, tasfiye ve yeniden yapılanma süreçlerinde önemli sonuçlar doğuracaktır. Şirketler açısından; iç kaynaklardan yapılan sermaye ilavelerinin doğru şekilde tescil edilmesi, bilanço kayıtlarının doğru tutulması ve sermaye unsurlarının ayrıştırılmadan iadesi durumunda vergi riskinin minimize edilmesi mümkündür.

Sonuç olarak, Danıştay’ın bu kararı, sermayeye ilave edilmiş iç kaynakların tasfiye halinde vergilendirilmemesi gerektiği yönünde açık bir içtihat oluşturarak, hem uygulayıcılar hem de mükellefler açısından önemli bir hukuki güvence sağlamaktadır.

Kaynakça

1.       Danıştay 3. Dairesi’nin 25.06.2025 tarihli ve E.2023/3770, K.2025/3073 sayılı Kararı

2.       GİB, 17.06.2014 tarih ve 62030549-125[6-2014/26]-497 sayılı özelge;

3.       GİB, 28.09.2015 tarih ve 62030549-125[6-2015/15]-821 sayılı özelge

4.       Vergi Usul Kanunu, Kurumlar Vergisi Kanunu

5.       5811 sayılı Bazı Varlıkların Milli Ekonomiye Kazandırılması Hakkında Kanun


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Büyüme Var, Paylaşım Yok, Yoksulluk Neden Artıyor?

  Türkiye’de yoksulluk artıyor. Bu artık bir “hissetme” meselesi değil, resmî verilerle sabit bir gerçek . TÜRK-İŞ’in Ocak 2026’da açıkladı...