1. Giriş
2025 yılında Danıştay 3. Dairesi’nin
25.06.2025 tarihli, E.2023/3770, K.2025/3073 [1]sayılı
kararı, tasfiye halindeki şirketlerde sermayeye ilave edilmiş iç kaynakların
tasfiye sürecinde ortaklara iadesi konusunda önemli bir karar vermiştir.
Uygulamada sıkça tartışılan, özellikle enflasyon düzeltme farkları, yeniden
değerleme değer artış fonları, olağan yedek akçeler, 5811 sayılı Kanun
kapsamında yapılan artışlar ve geçmiş yıl kârlarının tasfiye aşamasında
vergilendirilip vergilendirilmeyeceği sorunu bu kararla yeniden gündeme
gelmiştir.
2.
Danıştay Kararının Özeti
Danıştay 3. Dairesi kararında, tasfiye
halindeki bir şirketin sermayeye ilave ettiği iç kaynakların (enflasyon
düzeltme farkı, yeniden değerleme fonu, yedek akçeler, 5811 kapsamındaki varlık
artışları, geçmiş yıl kârları) tasfiye sonucunda ortaklara iade edilmesi
durumunda, bu tutarların ayrı ayrı vergilendirilmesine ilişkin açık bir yasal
düzenleme bulunmadığı belirtilmiştir.
Kararda, bu tür kalemlerin sermayeye
ilavesiyle işletmelerin sermaye yapılarının güçlendirilmesinin amaçlandığı,
dolayısıyla bu tutarların sermayenin bir unsuru haline geldiği; tasfiye
nedeniyle iade edilen bu tutarların kâr dağıtımı veya işletmeden çekiş gibi
değerlendirilerek vergilendirilmesinde hukuka uygunluk bulunmadığı ifade
edilmiştir.
3.
Gelir İdaresi Başkanlığı’nın Görüşü ve Danıştay Kararının Etkisi
Gelir İdaresi Başkanlığı (GİB), iç
kaynaklardan sermayeye eklenen tutarların tasfiye sonucunda ortaklara iadesinin
vergilendirilmesine ilişkin görüşünü zaman içinde farklı şekilde yorumlamıştır.
Bu farklılık, esasen söz konusu tutarların 'sermaye iadesi' mi yoksa 'kâr
dağıtımı' mı olduğu yönündeki hukuki değerlendirmeden kaynaklanmaktadır.
1. Dönem: 2013 Öncesi – İç Kaynakların
Sermaye Unsuru Sayıldığı Dönem
- Yaklaşım: İç kaynaklardan sermayeye
eklenen tutarların tasfiye sonucu ortaklara iadesi, sermaye iadesi olarak
değerlendirilmiştir.
-Vergi Sonucu: Kâr dağıtımı
sayılmadığından stopaj uygulanmamıştır.
-Gerekçe: Bu kalemlerin daha önce vergilendirilmiş olması ve sermaye
unsuru haline gelmesi gerekçe gösterilmiştir.
2. Dönem: 2013 Sonrası – Kâr Dağıtımı
Sayılan Ödemeler Dönemi
- Yaklaşım: GİB, 2013 sonrası dönemde görüş
değiştirerek, iç kaynaklardan sermayeye eklenen tutarların tasfiye nedeniyle
ortaklara iadesini 'kâr dağıtımı' olarak kabul etmeye başlamıştır.
- Vergi Sonucu: Bu işlemler için %15
oranında gelir (stopaj) vergisi kesintisi yapılması gerektiği yönünde görüş
bildirilmiştir.
- Gerekçe: Enflasyon düzeltme
farkları, yeniden değerleme fonları, olağan yedek akçeler ve geçmiş yıl
kârlarının özünde kâr niteliği taşıdığı ve ortaklara geri dönmesinin ekonomik
olarak kâr dağıtımı hükmünde olduğu savunulmuştur.
3. Dönüm Noktası: Danıştay 3.
Dairesi’nin 25.06.2025 Tarihli Kararı (E.2023/3770, K.2025/3073)
Danıştay, söz konusu kararında GİB’in bu
ikinci dönemdeki yaklaşımını hukuka uygun bulmamıştır. Kararda, tasfiye halinde
olan bir şirketin tasfiye öncesinde sermayeye ilave ettiği enflasyon düzeltme
farkları, yeniden değerleme değer artış fonu, olağan yedek akçeler, 5811 sayılı
Kanun kapsamında yapılan artışlar ve geçmiş yıl kârlarının zamanla iç
kaynaklara dönüşerek sermayenin bir parçası haline geldiği belirtilmiştir.
Mahkeme, bu kalemlerin sermayeye ilave
edilmesiyle amaçlanan şeyin işletmenin sermaye yapısını güçlendirmek olduğunu;
dolayısıyla tasfiye sonucu geri verilen bu sermaye paylarının ayrıştırılarak
kâr dağıtımı sayılmasının hukuken mümkün olmadığını vurgulamıştır. Bu
gerekçeyle, söz konusu tutarların iadesinde stopaj uygulanmasını gerektiren bir
yasal düzenleme bulunmadığına karar verilmiştir.²
Bu karar, Gelir İdaresi’nin son yıllardaki
yorumunu tersine çevirebilecek nitelikte olup, iç kaynakların sermayeye
eklenmesinden sonra tasfiye yoluyla ortaklara iadesi işlemlerinin sermaye
iadesi olarak değerlendirilmesi gerektiği yönünde güçlü bir yargısal karar
oluşturmaktadır.
4.
Kararın Vergi Hukuku Açısından Değerlendirilmesi
Bu karar, vergi idaresinin uzun süredir
sürdürdüğü bir yoruma karşı önemli bir yargısal denge unsuru oluşturmuştur.
Özellikle tasfiye sürecinde, geçmiş dönemlerde sermayeye eklenen iç kaynakların
(örneğin enflasyon düzeltme farkı, yeniden değerleme fonu gibi) iadesinin
'tasfiye kârı' veya 'dağıtılabilir kazanç' sayılarak vergilendirilmesi
yönündeki yaklaşımın, açık bir yasal dayanağı bulunmadığı ortaya konmuştur.
Karar, şirketlerin sermaye yapısının
korunması ve güçlendirilmesi için getirilen iç kaynak ilavelerinin, tasfiye
aşamasında dahi sermayenin bir parçası olarak değerlendirilmesi gerektiğini
vurgulamaktadır. Bu yönüyle, sermaye koruma ilkesi ve vergi kanunlarının
yorumunda kıyas yasağı bakımından da önemlidir.
5.
Uygulama ve Sonuç
Bu karar, uygulamada sermaye azaltımı,
tasfiye ve yeniden yapılanma süreçlerinde önemli sonuçlar doğuracaktır.
Şirketler açısından; iç kaynaklardan yapılan sermaye ilavelerinin doğru şekilde
tescil edilmesi, bilanço kayıtlarının doğru tutulması ve sermaye unsurlarının
ayrıştırılmadan iadesi durumunda vergi riskinin minimize edilmesi mümkündür.
Sonuç olarak, Danıştay’ın bu kararı,
sermayeye ilave edilmiş iç kaynakların tasfiye halinde vergilendirilmemesi
gerektiği yönünde açık bir içtihat oluşturarak, hem uygulayıcılar hem de
mükellefler açısından önemli bir hukuki güvence sağlamaktadır.
Kaynakça
1. Danıştay 3. Dairesi’nin 25.06.2025 tarihli ve E.2023/3770,
K.2025/3073 sayılı Kararı
2. GİB, 17.06.2014 tarih ve 62030549-125[6-2014/26]-497 sayılı özelge;
3. GİB, 28.09.2015 tarih ve 62030549-125[6-2015/15]-821 sayılı özelge
4. Vergi Usul Kanunu, Kurumlar Vergisi Kanunu
5. 5811 sayılı Bazı Varlıkların Milli Ekonomiye Kazandırılması Hakkında
Kanun
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder