Giriş
Günümüz rekabetçi piyasa koşullarında müşteri
memnuniyeti, işletmelerin sürdürülebilirliği açısından stratejik bir unsur
haline gelmiştir. Özellikle satış sonrası hizmetlerde sunulan kolaylıklar,
müşteri sadakatini pekiştirmekte ve dolaylı olarak gelir artırıcı etki yaratmaktadır.
Bu bağlamda, garanti kapsamındaki araçların servis sürecinde müşteriye ikame
araç temini, işletmelerin hizmet kalitesini artıran yaygın bir uygulamadır.
Ancak bu uygulamanın vergisel boyutu, özellikle araç
giderlerine ilişkin kısıtlamalar nedeniyle tartışmalıdır. Isparta Defterdarlığı
Gelir Müdürlüğü’nün 01.10.2025 tarihli ve E-70463696-120[2024/58] sayılı
özelgesi, bu tartışmaya ışık tutacak niteliktedir.
Özelge Özeti
Söz konusu özelgede, motorlu kara taşıtlarının bakım
ve onarım hizmetini sunan bir işletmenin, garanti sürecinde müşteri
mağduriyetini önlemek amacıyla dışarıdan kiraladığı ikame araçların
giderlerinin vergisel durumu değerlendirilmiştir. İşletme, bu hizmeti “garanti
hizmet bedeli” kapsamında faturalandırmakta ve müşteri memnuniyetini artırıcı
bir unsur olarak sunmaktadır.
Gelir İdaresi Başkanlığı, bu uygulamayı “faaliyete
tahsis” ilkesi üzerinden değerlendirmiştir. İşletmenin faaliyet konuları
arasında araç kiralama bulunsa dahi, ikame araçların bu faaliyete doğrudan
tahsis edilmediği belirtilmiştir. Bu nedenle, ikame araç temini bağımsız bir
kiralama faaliyeti olarak kabul edilmemiş; dolayısıyla Gelir Vergisi Kanunu’nun
40. maddesindeki binek otomobil gider kısıtlamaları uygulanmıştır.
Müşteri Memnuniyeti ve Vergi Mantığı Arasındaki
Gerilim
İşletme açısından ikame araç temini, müşteriyle
kurulan güven ilişkisini pekiştiren, hizmet kalitesini artıran ve dolaylı
olarak gelir getirici bir faaliyettir. Bu yönüyle, klasik “genel gider”
tanımına uygundur. Ancak vergi mevzuatı, özellikle binek otomobillere ilişkin
giderlerde şekli ve tutar bazlı kısıtlamalar öngörmektedir:
- Kiralama yoluyla edinilen binek araçların aylık
kira bedelinin yalnızca belli bir tutara kadar olan kısmı (2025 yılı için
37.000 TL) gider yazılabilir.
- Bu araçlara ilişkin cari giderlerin (yakıt,
bakım, sigorta vb.) ise en fazla %70’i indirim konusu yapılabilir.
Bu durum, müşteri memnuniyetine yönelik hizmetlerin
vergisel açıdan tam olarak karşılık bulamamasına neden olmaktadır.
Ticari Gerçeklik ile Vergi Normu Arasında Sıkışmak
İşletmeler, yalnızca mal ve hizmet üretmez; aynı
zamanda ekonomik ve sosyal gelişmenin taşıyıcısıdır. Müşteri memnuniyeti,
sadakati ve marka sürdürülebilirliği gibi unsurlar, çağdaş işletmeciliğin temel
taşlarıdır. Bu bağlamda, garanti sürecinde ikame araç temini gibi uygulamalar,
ticari hayatın doğal ve gerekli bir parçasıdır.
Ancak vergi mevzuatının şekli kısıtlamaları, bu
gerçekliği yeterince gözetmemektedir. Faaliyete tahsis ilkesi, teknik olarak
tutarlı olsa da, işletmenin bütünsel hizmet sunumunu parçalayan bir yaklaşım
sergilemektedir. Bu durum, işletmelerin rekabet esnekliğini ve müşteri odaklı
hizmet anlayışını zayıflatabilir.
Vergi politikalarının, hizmet ekonomisinin
dinamiklerini ve müşteri odaklı işletme modellerini dikkate alan bir esneklikle
yeniden ele alınması gerekmektedir. Aksi takdirde, vergi normları ile ticari
hayat arasındaki mesafe, uygulamada verimsizlik ve adaletsizlik yaratabilir.
Sonuç
Müşteri memnuniyetine yönelik uygulamalar, işletme
mantığı açısından rasyonel ve stratejik olsa da, vergi mevzuatındaki araç gider
kısıtlamaları bu uygulamaların mali yansımalarını sınırlamaktadır. İlgili
özelge, bu gerilimi açık biçimde ortaya koymakta ve vergi hukukunun işletme
gerçekliğiyle daha uyumlu hale getirilmesi gerektiğine işaret etmektedir.
Vergi kanunları güncel ticari hayatın sürdürülmesinde
ekonomik ve sosyal hayatın gerçeklerini kavramakta ne kadar zorlandığını, vergi
güvenliğini sağlayacağız diye ekonomik gerçekliği ve ticari kazancın dolaylı da
olsa gelir getirici etkisini yok saydığını gösteren bir özelge olma vasfını korumaktadır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder