Özet
Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) nezdinde tutulan işten
çıkış kodları, uzun yıllar boyunca işverenin tek taraflı beyanına dayanarak
sisteme kaydedilmiş ve üçüncü kişiler tarafından erişilebilir olmuştur.
Özellikle “ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırılık” gibi ağır itham içeren
fesih kodları, herhangi bir yargı kararı olmaksızın bireyin çalışma hayatını
doğrudan etkileyen sonuçlar doğurmuştur. Danıştay Onuncu Dairesinin 14.10.2024
tarihli ve E.2020/2598, K.2024/3991 sayılı kararıyla, bu uygulamanın dayanağını
oluşturan Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği Ek-5’te yer alan ilgili
düzenleme iptal edilmiştir. Bu çalışma, söz konusu kararın kişisel verilerin
korunması, masumiyet karinesi ve çalışma hakkı bakımından hukuki sonuçlarını
incelemektedir.
Anahtar Kelimeler: SGK işten çıkış kodları,
kişisel veri, KVKK, masumiyet karinesi, çalışma hakkı, Danıştay.
1. Giriş
Çalışma yaşamında bireyin mesleki itibarı, yalnızca
fiili davranışlarıyla değil, hakkında tutulan kayıtlar ve bu kayıtların
erişilebilirliğiyle de şekillenmektedir. SGK işten çıkış kodları, görünüşte
teknik ve idari bir veri gibi algılansa da, içerdiği anlam itibarıyla kişinin
mesleki geleceğini etkileyen bir sicil kaydı niteliği taşımaktadır.
Danıştay’ın 14 Ekim 2024 tarihli kararı, bu yönüyle
yalnızca bir yönetmelik iptali değil, sosyal güvenlik idaresinin veri işleme
sınırlarını yeniden çizen anayasal nitelikte bir içtihat olarak
değerlendirilmelidir.
2. Sgk İşten Çıkış Kodlarının Hukuki Mahiyeti
SGK işten çıkış kodları;
İş sözleşmesinin sona erme nedenini, işveren beyanına dayalı olarak, idari bir sistem üzerinden, uzun süreli ve yaygın erişime açık biçimde kayıt altına almaktadır.
Özellikle 29, 42, 46 gibi ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırılık içeren kodlar, hukuki anlamda, Ceza hukukuna özgü ithamlar barındırmakta, henüz yargı denetiminden geçmemiş değerlendirmeler içermekte, işçinin masumiyet karinesini zedelemektedir.
Bu yönüyle işten çıkış kodları, salt “istatistiksel
veri” değil, kişisel veri hatta bazı durumlarda özel nitelikli kişisel veri
tartışmasına açık mahiyettedir.
3. Davanın Konusu Ve İptal Edilen Düzenleme
Dava konusu düzenleme, Sosyal Sigorta İşlemleri
Yönetmeliği’nin Ek-5 sayılı ekinde yer alan ve
“Sigortalının işten ayrılış nedeni (kodu)” bilgisinin
sistematik şekilde tutulmasını ve paylaşılmasını öngören ifadedir.
Davacı tarafından ileri sürülen temel iddialar
şunlardır;
- ·
İşten çıkış
kodlarının işverenin tek taraflı beyanına dayanması,
- ·
Yargı kararı
olmaksızın ağır itham içeren verilerin kayda alınması,
- ·
Bu verilerin üçüncü
kişilerce erişilebilir olması,
- ·
Uygulamanın KVKK, Anayasa
ve AİHS ile bağdaşmaması.
4. Danıştay’ın Hukuki Gerekçesi
Danıştay Onuncu Dairesi, kararında şu temel ilkelere
dayanmıştı.
4.1. Kişisel Verilerin Korunması İlkesi
Mahkeme, işten çıkış nedeninin;
- ·
Belirli bir kişiyi
tanımladığı,
- ·
Mesleki hayatını
doğrudan etkilediği,
- ·
Hukuki sonuç
doğurduğu
gerekçeleriyle kişisel veri niteliğinde olduğunu kabul
etmiştir.
Bu verinin, ölçülülük ve amaçla sınırlılık ilkelerine
aykırı biçimde üçüncü kişilere açık hale getirilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
4.2. Masumiyet Karinesi
Henüz kesinleşmiş bir yargı kararı olmadan;
- ·
“Ahlaka aykırılık”,
- ·
“Güveni kötüye
kullanma”,
- ·
“Hırsızlık” benzeri
anlamlar içeren kodların
resmî kayıtlara geçirilmesi, Anayasa m.38 kapsamında
masumiyet karinesinin ihlali olarak değerlendirilmiştir.
4.3. Çalışma Hakkı
Mahkeme, bu tür kayıtların;
- ·
Yeni iş bulma
imkanlarını fiilen ortadan kaldırabildiğini,
- ·
Kişinin ekonomik ve
sosyal varlığını tehdit ettiğini
belirterek Anayasa m.49’da güvence altına alınan
çalışma hakkı yönünden de ihlal tespiti yapmıştır.
5. Sgk’nın Karar Sonrası Uygulaması
Danıştay kararının ardından SGK, idari uygulamasını şu
şekilde revize etmiştir.
- ·
e-Devlet hizmet
dökümlerinde işten çıkış kodları kaldırılmıştır.
- ·
Üçüncü kişilere
verilen resmi belgelerde fesih nedeni yer almamaktadır.
- ·
Sigortalı, kendi
kişisel sorgulamasında çıkış kodunu görebilmektedir.
- · İşverenin talep
ettiği “İşten Ayrılış Bildirgesi”nde fesih nedeni gösterilmeye devam
edilmektedir.
Bu durum, kararın kayıt altına alma değil, görünürlük ve paylaşım boyutuna odaklandığını göstermektedir.
6. Devam Eden Hukuki Tartışmalar
6.1. İşverenin Belge Talebi Sorunu
İşverenin, işçiden talep ettiği belgeler üzerinden
fesih nedenine ulaşması,
- ·
Açık rıza,
- ·
Meşru menfaat,
- ·
Ölçülülük
ilkeleri bakımından hâlen tartışmalıdır.
6.2. İdari Sicil – Adli Sicil Ayrımı
Bu karar, fiilen “idari sicil” niteliği taşıyan
kayıtların, adli sicil benzeri sonuçlar doğuramayacağını açıkça ortaya
koymuştur.
7. Sonuç
Danıştay Onuncu Dairesinin 14.10.2024 tarihli kararı;
- ·
SGK işten çıkış
kodlarının hukuki sınırlarını çizmiş,
- ·
İşveren beyanına
dayalı ithamların devlet eliyle dolaşıma sokulmasını engellemiş,
- ·
Çalışma hakkı ile
veri koruma hukuku arasında anayasal denge kurmuştur.
Bu karar, yalnızca SGK uygulamasını değil, iş
hukukunda veri temelli dışlamaların da önünü kesen emsal nitelikte bir içtihat
olarak değerlendirilmelidir.
Dipnotlar
1. 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu, m.3.
2. Centel, T./Caniklioğlu, N., İş Hukuku,
İstanbul, 2023, s. 412.
3. Danıştay 10. D., 14.10.2024, E.2020/2598, K.2024/3991.
4. Aynı karar, gerekçe bölümü.
5. Anayasa m.38; AİHS m.6.
6. Anayasa m.49.
7. KVKK m.4 ve m.5.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder