19 Ocak 2026 Pazartesi

Sgk İşten Çıkış Kodları, Kişisel Veriler Ve Masumiyet Karinesi

 Özet

Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) nezdinde tutulan işten çıkış kodları, uzun yıllar boyunca işverenin tek taraflı beyanına dayanarak sisteme kaydedilmiş ve üçüncü kişiler tarafından erişilebilir olmuştur. Özellikle “ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırılık” gibi ağır itham içeren fesih kodları, herhangi bir yargı kararı olmaksızın bireyin çalışma hayatını doğrudan etkileyen sonuçlar doğurmuştur. Danıştay Onuncu Dairesinin 14.10.2024 tarihli ve E.2020/2598, K.2024/3991 sayılı kararıyla, bu uygulamanın dayanağını oluşturan Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği Ek-5’te yer alan ilgili düzenleme iptal edilmiştir. Bu çalışma, söz konusu kararın kişisel verilerin korunması, masumiyet karinesi ve çalışma hakkı bakımından hukuki sonuçlarını incelemektedir.

Anahtar Kelimeler: SGK işten çıkış kodları, kişisel veri, KVKK, masumiyet karinesi, çalışma hakkı, Danıştay.

1. Giriş

Çalışma yaşamında bireyin mesleki itibarı, yalnızca fiili davranışlarıyla değil, hakkında tutulan kayıtlar ve bu kayıtların erişilebilirliğiyle de şekillenmektedir. SGK işten çıkış kodları, görünüşte teknik ve idari bir veri gibi algılansa da, içerdiği anlam itibarıyla kişinin mesleki geleceğini etkileyen bir sicil kaydı niteliği taşımaktadır.

Danıştay’ın 14 Ekim 2024 tarihli kararı, bu yönüyle yalnızca bir yönetmelik iptali değil, sosyal güvenlik idaresinin veri işleme sınırlarını yeniden çizen anayasal nitelikte bir içtihat olarak değerlendirilmelidir.

2. Sgk İşten Çıkış Kodlarının Hukuki Mahiyeti

SGK işten çıkış kodları;

İş sözleşmesinin sona erme nedenini, işveren beyanına dayalı olarak, idari bir sistem üzerinden, uzun süreli ve yaygın erişime açık biçimde kayıt altına almaktadır.

Özellikle 29, 42, 46 gibi ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırılık içeren kodlar, hukuki anlamda, Ceza hukukuna özgü ithamlar barındırmakta, henüz yargı denetiminden geçmemiş değerlendirmeler içermekte, işçinin masumiyet karinesini zedelemektedir.

Bu yönüyle işten çıkış kodları, salt “istatistiksel veri” değil, kişisel veri hatta bazı durumlarda özel nitelikli kişisel veri tartışmasına açık mahiyettedir.

3. Davanın Konusu Ve İptal Edilen Düzenleme

Dava konusu düzenleme, Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği’nin Ek-5 sayılı ekinde yer alan ve

“Sigortalının işten ayrılış nedeni (kodu)” bilgisinin sistematik şekilde tutulmasını ve paylaşılmasını öngören ifadedir.

Davacı tarafından ileri sürülen temel iddialar şunlardır;

  • ·         İşten çıkış kodlarının işverenin tek taraflı beyanına dayanması,
  • ·         Yargı kararı olmaksızın ağır itham içeren verilerin kayda alınması,
  • ·         Bu verilerin üçüncü kişilerce erişilebilir olması,
  • ·         Uygulamanın KVKK, Anayasa ve AİHS ile bağdaşmaması.

4. Danıştay’ın Hukuki Gerekçesi

Danıştay Onuncu Dairesi, kararında şu temel ilkelere dayanmıştı.

4.1. Kişisel Verilerin Korunması İlkesi

Mahkeme, işten çıkış nedeninin;

  • ·         Belirli bir kişiyi tanımladığı,
  • ·         Mesleki hayatını doğrudan etkilediği,
  • ·         Hukuki sonuç doğurduğu

gerekçeleriyle kişisel veri niteliğinde olduğunu kabul etmiştir.

Bu verinin, ölçülülük ve amaçla sınırlılık ilkelerine aykırı biçimde üçüncü kişilere açık hale getirilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.

4.2. Masumiyet Karinesi

Henüz kesinleşmiş bir yargı kararı olmadan;

  • ·         “Ahlaka aykırılık”,
  • ·         “Güveni kötüye kullanma”,
  • ·         Hırsızlık” benzeri anlamlar içeren kodların

resmî kayıtlara geçirilmesi, Anayasa m.38 kapsamında masumiyet karinesinin ihlali olarak değerlendirilmiştir.

4.3. Çalışma Hakkı

Mahkeme, bu tür kayıtların;

  • ·         Yeni iş bulma imkanlarını fiilen ortadan kaldırabildiğini,
  • ·         Kişinin ekonomik ve sosyal varlığını tehdit ettiğini

belirterek Anayasa m.49’da güvence altına alınan çalışma hakkı yönünden de ihlal tespiti yapmıştır.

5. Sgk’nın Karar Sonrası Uygulaması

Danıştay kararının ardından SGK, idari uygulamasını şu şekilde revize etmiştir.

  • ·         e-Devlet hizmet dökümlerinde işten çıkış kodları kaldırılmıştır.
  • ·         Üçüncü kişilere verilen resmi belgelerde fesih nedeni yer almamaktadır.
  • ·         Sigortalı, kendi kişisel sorgulamasında çıkış kodunu görebilmektedir.
  • ·   İşverenin talep ettiği “İşten Ayrılış Bildirgesi”nde fesih nedeni gösterilmeye devam edilmektedir.

Bu durum, kararın kayıt altına alma değil, görünürlük ve paylaşım boyutuna odaklandığını göstermektedir.

6. Devam Eden Hukuki Tartışmalar

6.1. İşverenin Belge Talebi Sorunu

İşverenin, işçiden talep ettiği belgeler üzerinden fesih nedenine ulaşması,

  • ·         Açık rıza,
  • ·         Meşru menfaat,
  • ·         Ölçülülük

ilkeleri bakımından hâlen tartışmalıdır.

6.2. İdari Sicil – Adli Sicil Ayrımı

Bu karar, fiilen “idari sicil” niteliği taşıyan kayıtların, adli sicil benzeri sonuçlar doğuramayacağını açıkça ortaya koymuştur.

7. Sonuç

Danıştay Onuncu Dairesinin 14.10.2024 tarihli kararı;

  • ·         SGK işten çıkış kodlarının hukuki sınırlarını çizmiş,
  • ·         İşveren beyanına dayalı ithamların devlet eliyle dolaşıma sokulmasını engellemiş,
  • ·         Çalışma hakkı ile veri koruma hukuku arasında anayasal denge kurmuştur.

Bu karar, yalnızca SGK uygulamasını değil, iş hukukunda veri temelli dışlamaların da önünü kesen emsal nitelikte bir içtihat olarak değerlendirilmelidir.

Dipnotlar

1.     6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu, m.3.

2.     Centel, T./Caniklioğlu, N., İş Hukuku, İstanbul, 2023, s. 412.

3.     Danıştay 10. D., 14.10.2024, E.2020/2598, K.2024/3991.

4.     Aynı karar, gerekçe bölümü.

5.     Anayasa m.38; AİHS m.6.

6.     Anayasa m.49.

7.     KVKK m.4 ve m.5.

 


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Büyüme Var, Paylaşım Yok, Yoksulluk Neden Artıyor?

  Türkiye’de yoksulluk artıyor. Bu artık bir “hissetme” meselesi değil, resmî verilerle sabit bir gerçek . TÜRK-İŞ’in Ocak 2026’da açıkladı...