Kayıtlar

Fiyatlar Değil, Güven Dondu!

  Piyasanın görünmez demir eldiveni; Fiyat katılığı artık bir alışkanlık haline geldi. Her ay yeni bir enflasyon oranı açıklanıyor ama mutfağın sesi değişmiyor. Ekmek yine pahalı, et yine uzak, kiralar hâlâ uçuşta… Rakamlar iniyor, fiyatlar kalıyor. Çünkü bu ülkede artık yeni bir gerçek var: fiyatlar değil, güven dondu. TÜİK’in Ekim verilerine bakalım: kiralar %6,1 arttı, gıda fiyatları %2,6 yükseldi, çekirdek B endeksi %3,4 çıktı. Üçü bir araya gelince tablo netleşiyor: Fiyatlar yıllık %30–35 bandına yapışmış durumda. Yani ekonomi, “fiyat katılığı” denilen o görünmez duvara toslamış halde. Fiyat Katılığı Nedir, Neden Tehlikelidir? Ekonomide fiyat katılığı, fiyatların yukarı çıkarken hızlı ama aşağı inerken inatçı olmasıdır. Yani kira, okul ücreti, restoran menüsü bir kez yükseldi mi, artık kolay kolay düşmez. Çünkü kiralar yıllıktır, maaşlar geri alınmaz, işletmeler de “bir indirdim mi toparlayamam” diye korkar. Bu yüzden hizmet enflasyonu en zoru, en yapışkanıdır. Loka...

Adaletin Terazisi, Hâlâ Eğik

  Bir asır geçti… Ama iktidar hırsı, adaletin terazisini hâlâ eğebiliyor. Fransa’da 1894 yılının sonbaharında bir subay yargılandı, Alfred Dreyfus. Suçu, Almanya’ya gizli belgeler vermekti. Ama o gerçekte yalnızca bir Yahudi’ydi — ve tam da bu yüzden suçlu bulundu. Deliller zayıftı, mahkeme taraflıydı, ordu sessizdi. Dreyfus, ömür boyu sürgüne gönderildi. Yıllar sonra, asıl suçlunun başka biri olduğu anlaşıldı. Fransa, bu dava yüzünden vicdanıyla hesaplaştı. Bir yazar çıktı sahneye, Émile Zola . “Suçluyorum!”   diye haykırdı. Bu tek cümle, koca bir devleti sarsmaya yetti. Çünkü Zola, adaleti değil vicdanı savunmuştu. Yüzyıllar geçse de adaletin hikâyesi hep benzer, güçlüler sahnede, haklılar sanık sandalyesinde. Bugün Türkiye’de de benzer bir tablo var. Bir başka isim, Ekrem İmamoğlu. CHP Genel Başkanı, Özgür Özel’in deyimi ile   siyasi hırsların ve yargı tartışmalarının ortasında benzer bir sınavdan geçiyor. Farklı çağ, farklı ülke, farklı gerekçeler… am...

İkame Araç Temini, Müşteri Memnuniyeti mi, Gider Kısıtlaması mı?

  Giriş Günümüz rekabetçi piyasa koşullarında müşteri memnuniyeti, işletmelerin sürdürülebilirliği açısından stratejik bir unsur haline gelmiştir. Özellikle satış sonrası hizmetlerde sunulan kolaylıklar, müşteri sadakatini pekiştirmekte ve dolaylı olarak gelir artırıcı etki yaratmaktadır. Bu bağlamda, garanti kapsamındaki araçların servis sürecinde müşteriye ikame araç temini, işletmelerin hizmet kalitesini artıran yaygın bir uygulamadır. Ancak bu uygulamanın vergisel boyutu, özellikle araç giderlerine ilişkin kısıtlamalar nedeniyle tartışmalıdır. Isparta Defterdarlığı Gelir Müdürlüğü’nün 01.10.2025 tarihli ve E-70463696-120[2024/58] sayılı özelgesi, bu tartışmaya ışık tutacak niteliktedir. Özelge Özeti Söz konusu özelgede, motorlu kara taşıtlarının bakım ve onarım hizmetini sunan bir işletmenin, garanti sürecinde müşteri mağduriyetini önlemek amacıyla dışarıdan kiraladığı ikame araçların giderlerinin vergisel durumu değerlendirilmiştir. İşletme, bu hizmeti “garanti hizmet ...

Sermaye mi, Kazanç mı? Tasfiyede İç Kaynakların Vergisel Niteliği Üzerine Danıştay’ın Son Kararı

1. Giriş 2025 yılında Danıştay 3. Dairesi’nin 25.06.2025 tarihli, E.2023/3770, K.2025/3073 [1] sayılı kararı, tasfiye halindeki şirketlerde sermayeye ilave edilmiş iç kaynakların tasfiye sürecinde ortaklara iadesi konusunda önemli bir karar vermiştir. Uygulamada sıkça tartışılan, özellikle enflasyon düzeltme farkları, yeniden değerleme değer artış fonları, olağan yedek akçeler, 5811 sayılı Kanun kapsamında yapılan artışlar ve geçmiş yıl kârlarının tasfiye aşamasında vergilendirilip vergilendirilmeyeceği sorunu bu kararla yeniden gündeme gelmiştir. 2. Danıştay Kararının Özeti Danıştay 3. Dairesi kararında, tasfiye halindeki bir şirketin sermayeye ilave ettiği iç kaynakların (enflasyon düzeltme farkı, yeniden değerleme fonu, yedek akçeler, 5811 kapsamındaki varlık artışları, geçmiş yıl kârları) tasfiye sonucunda ortaklara iade edilmesi durumunda, bu tutarların ayrı ayrı vergilendirilmesine ilişkin açık bir yasal düzenleme bulunmadığı belirtilmiştir. Kararda, bu tür kalemlerin ser...

Binek Otomobillerde Amortisman ve Gider Kısıtlaması ; Kiralama İşletmeleri Açısından Uygulama ve Muhasebe Kayıtları

  1. Giriş Binek otomobiller, işletmelerin gerek yönetim gerek pazarlama faaliyetlerinde sıklıkla kullanılan varlıklardır. Ancak vergi mevzuatı, bu tür araçların vergisel avantajlarını sınırlamak amacıyla Amortisman ve gider kısıtlaması uygulamaktadır. 2025 yılı itibarıyla, bu kısıtlama özellikle binek otomobil alımında ve kiralama giderlerinde hem tutar hem oran bazında yeniden belirlenmiştir. Bu çalışmada, 2025 yılına ait güncel parasal sınırlar esas alınarak, araç kiralama işletmeleri için uygulama örnekleri ve muhasebe kayıtlarıyla birlikte konu incelenmiştir. 2. 2025 Yılına Ait Güncel Parasal Sınırlar Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından yayımlanan 2025 yılı parasal hadlere göre: Kalem Uygulanabilir Sınır (2025) Açıklama Amortismana tabi tutar (araç bedeli) 1.100.000 TL Bu tutarı aşan kısım Amortismana konu edilemez. ÖTV + KDV toplamı 990.000 TL Bu tutara kadar olan kısım gid...