İnsanlar sadece ekonomik olarak yoksullaşmıyor, siyasal olarak da yoksullaşıyorlar. İşini kaybeden, kira ve fatura yükü altında ezilen, çocuklarının eğitimine yetişmeye çalışan birey, bir yandan günlük yaşamın ağırlığıyla boğuşurken, bir yandan da kamusal karar süreçlerinden uzaklaşmanın ağır bedelini ödüyor. Bu, yalnızca bireysel bir kayıp değil, toplumun bütününün yoksullaşması demek.
Siyasi yoksulluk, hak eksikliği ile
karıştırılmamalıdır. İnsanlar hâlâ oy kullanabiliyor, sosyal medyada seslerini
duyurabiliyor, hukuk önünde hak talep edebiliyor.En azından şimdilik. Ancak
karar alma süreçlerinde gerçek bir etkileri yok. Seçim günü sandığa gidip
tercih yapmak, sadece bir ritüel hâline gelmiş bir katılım olarak kalıyor.
Kamusal alanın sesine katkı sağlama kapasitesi sınırlı, örgütlenme ve toplumsal
bağlar ise giderek zayıflıyor. İşte bu noktada, ekonomik yoksulluk ile siyasal
etkisizlik iç içe geçiyor, biri diğerini besliyor.
Günlük yaşamda bunu gözlemlemek kolaydır. İşyerinde
mobbing veya işten çıkarılma kaygısıyla yaşayan bir kişi, mahalledeki imar
planı ya da belediye hizmetleri hakkında söz söyleme cesaretini bulamaz.
Çocuğununa bir öyün yemek veremeyen, okul harçlarını ödeyemeyen aile, eğitim politikaları üzerine
düşünmekten uzaklaşır. Kentin ortasında yeni bir AVM yapılırken veya çevre
düzenlemesi planlanırken, heryıl kaldırım yenilenirken ve asfalt dökülürken, sessiz
çoğunluk sadece izler, ama sesini çıkaramaz.
Özellikle güncel tartışmalardan biri, otoyolların ve
köprülerin özelleştirilmesidir. Geçim sıkıntısı yaşayan bir aile, zamlanan akaryakıt ve geçiş ücretleriyle daha da ekonomik baskı altında kalırken, bu altyapı
yatırımlarının planlanması ve özelleştirilmesi süreçlerine katılım şansı
bulamaz. Kararlar, teknik ve finansal kavramlarla, kamusal tartışmanın uzağında
alınırken, yurttaşlar yalnızca ekonomik yükü omuzlamakla kalır, aynı zamanda
kendi yaşam alanlarını şekillendirme yetisini de yitirir. Böylece ekonomik ve
siyasal yoksulluk birbirini besleyen bir döngüye dönüşür. Bütçe hakkından da yoksun kalır.
Demokrasiler biçimsel olarak hâlâ işler görünebilir.
Seçimler yapılır, parlamento çalışır, kanunlar çıkarılır. Ancak yurttaşın yön
verme kapasitesi daralmış, karar alma süreçlerine katılımı sembolik bir gösteriye dönüşmüştür. Yaşam ve güç alanları perspektifinden baktığımızda, sessiz
çoğunluğun oluşumu, ekonomik eşitsizliklerin yarattığı zaman ve güven kaybıyla
pekişir. İnsanlar yalnızca etkisiz kalmaz, etkisiz olduklarına da inanmaya
başlarlar. İşte bu, siyasi yoksulluğun psikolojik boyutudur.
Siyasi yoksulluk, özgürlüğün yokluğu değil, etkin
yurttaşlığın zayıflaması olarak tanımlanabilir. Ekonomik yoksulluk, sadece
bireyin cüzdanını değil, sesini ve yön verme yetisini de kısıtlar. Toplumun
kolektif kapasitesi azalır, kamusal alan zayıflar, demokrasi içi diyalog ve
denetim mekanizmaları etkisizleşir. Gerçek güç, halkın kendi yaşamını ve
toplumunu şekillendirebilme kapasitesindedir. Eğer yurttaşlar yalnızca seyirci
konumundaysa, siyasi sistem biçimsel olarak çalışsa bile, toplum yoksullaşmış
demektir.
Siyasal yoksulluk yalnızca kamusal karar süreçlerinin
dışında kalmakla sınırlı değildir. Aynı zamanda toplumsal bağların çözülmesi,
örgütlenme kapasitesinin azalması ve bireylerin geleceğe dair umutsuzluğa
kapılması anlamına gelir. Günlük hayatın maddi yükleri, bireyleri politikadan
uzaklaştırır, siyasal etkisizlik ise toplumu kolektif olarak güçsüzleştirir.
O halde çözüm, yalnızca ekonomik destek paketlerinde
değil, yurttaşların etkin katılım kapasitesini artıracak demokratik
mekanizmaların güçlendirilmesinde yatmaktadır. Yerel ve merkezi düzeyde
şeffaflık, katılımcı karar alma süreçleri, örgütlenme ve toplumsal bağların
güçlendirilmesi, hem ekonomik hem siyasal yoksulluğun kırılmasına hizmet
edebilir. İnsanlar sadece geçimini sağlamakla kalmamalı, yaşadıkları kentin,
ülkenin ve hayatın şekillenmesine de gerçekten katkı verebilmelidir.
Çünkü yoksulluk yalnızca ekonomik değildir, aynı
zamanda siyasal duyarsızlık ve etkisizliktir. Ve bir toplumun sessiz çoğunluğu, ne kadar büyük
olursa olsun, etkisizleşirse, demokrasi sadece bir isimden ibaret kalır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder