30 Mart 2026 Pazartesi

Şikâyetin Ötesinde, SMMM’lerin Tükenmişliğini Kırmanın Tek Yolu

Her meslek odasında, her kahve arasında, her meslektaş sohbetinde aynı cümleler dolaşır:

“Ücretler yetmiyor.”
“İş yükü bitmiyor.”
“Sistem bizi eziyor.”
“İşveren her şeyden bizi sorumlu tutuyor.”

Bu yazı, bu şikâyetleri bir kez daha sıralamak için yazılmadı.

Bu yazının vaadi şu: SMMM’lerin tükenmişliğinin kök nedenini tek bir cümleye indirgeyeceğim. Ve o cümleyi değiştirdiğinizde, mesleğinizi de değiştirmeye başlayacaksınız.

Dönen Çark

Bugün SMMM’ler bir çarkın içinde.
Çarkın dişlileri; maliye, işveren, meslek odası, teknoloji.

Çark durmadan döner. Ama çarkın içindeki insan çoğu zaman hiçbir yere varamaz. Döndükçe yorulur, döndükçe tükenir.

Çalışıyor ama kazanamıyor.
Üretiyor ama gelişemiyor.

Aslında meslek içinde en çok duyulan ama en az fark edilen slogan budur.

Çark dönüyor. Ama bu çarkta yön yok.
Hareket var, ilerleme yok.

Sorun Sadece Ücret Değil

Bir SMMM’ye sorun;
“Haftada kaç saat çalışıyorsun?”

Cevap çoğu zaman aynı:
“45–50 saat.”

Sonra şu soruyu sorun:
“Son bir ayda kaç saat mesleki gelişim yaptın?”

Cevap çoğu zaman daha kısa:
“Sıfır. Vaktim yok.”

İşte tükenmişliğin en görünür kanıtı burada saklıdır:
Çalışmak için yaşamaktan vazgeçip, çalışmaktan yaşayamamaya başlamak.

Ve burada küçük ama önemli bir gerçek var.

Sorun sadece ücret değil.

En büyük sorun, SMMM’lerin mesleğin itibarını işverene değil, sisteme karşı savunmak zorunda kalmasıdır.

İşveren, maliyenin talep ettiği her şeyden SMMM’yi sorumlu tutuyor.
SMMM ise iki ateş arasında kalıyor.

Ve çoğu zaman kimse ona şu soruyu sormuyor:
“Peki sen ne istiyorsun?”

Ayşe Hanım,

10 yıllık SMMM Ayşe Hanım’ı düşünün.

Her gün sabah 8’de büroda, akşam 8’de çıkıyor.
Beyanname dönemlerinde hafta sonu diye bir şey yok.

Çocuğunun okul toplantısına gidemiyor.
Kendine kitap alacak, mesleğini geliştirecek vakti bile çoğu zaman bulamıyor.

En yakın arkadaşı “Nasılsın?” diye sorduğunda verdiği cevap hep aynı:

“Yoruldum.”

Ayşe Hanım aslında tek bir kişi değil.

Türkiye’deki çok sayıda SMMM’nin ortak hikâyesinin adı.

Neredeyse Doğru

Şimdi gelelim meselenin en kritik noktasına.

“Neredeyse doğru” olan şu:

SMMM’lerin tükenmişliğinin sebebi ücretlerin düşük olması, iş yükünün fazla olması ve sistemin karmaşık olmasıdır.

Evet, bunların hepsi doğru.

Ama sadece neredeyse doğru.

Çünkü bu sorunların tamamı, mesleğin kendi değerini tanımlama biçiminden de kaynaklanıyor.

SMMM’ler yaptığı işin karşılığını “vergi beyanı” olarak tanımladıkça, işveren de bunu bir “maliyet” olarak görmeye devam edecek.

Ücretler düşecek.
İtibar azalacak.
Tükenmişlik artacak.

Oysa SMMM’lerin gerçek değeri yalnızca beyanname hazırlamak değildir.

Gerçek değer; işletmelere finansal istikrar kazandırmak, riskleri öngörmek ve yön gösterebilmektir.

Başka bir ifadeyle:

SMMM’ler fazla çalıştığı için değil, değerini anlatamadığı için tükeniyor.

Gerçek sorun sadece az kazanmak değil.

Sorun, kazandığınız şeyin neyin karşılığı olduğunu tanımlamayı bırakmış olmanızdır.

İşveren sizi “beyannameci” olarak gördükçe, siz de o çarkın içinde kalmaya devam edeceksiniz.

Oysa işverenin asıl ihtiyacı bir beyanname hazırlayan kişi değil, bir mali rehberdir.

Bir mali müşavirdir.

Sonuç

Bu yazıyı bir şikâyet listesi olarak okumayın.

Bu yazının amacı başka bir şey.

Sistemin değişmesini beklerken, bugün değiştirebileceğiniz bir şey var:

Mesleğinizi nasıl tanımladığınız.

İşverene kendinizi sadece beyanname hazırlayan biri olarak değil, işletmenin geleceğini okuyan bir danışman olarak anlatmaya başladığınız gün; ücretler de, itibar da, mesleki motivasyon da değişmeye başlayacaktır.

Belki de ilk adım çok basit bir soruyla başlayabilir:

“Gelecek yıl cironuzu yüzde 20 büyütmek için mali yapınızı nasıl kurmalıyız?”

Sorular değiştiğinde, meslek de değişir.

Bugün birçok SMMM aynı cümleyi kuruyor:

“Çalışıyorum ama kazanamıyorum.”

Belki artık şu cümleyi kurmanın zamanı gelmiştir:

“Değer üretiyorum ve karşılığını alıyorum.”

Bu yazı sadece bir değerlendirme değil.

Bir çağrıdır.

Ve belki de en önemlisi şudur;

SMMM’lerin sorunu sadece sistem değildir.
Sorun, sistem içindeki rolümüzü hâlâ başkalarının tanımlıyor olmasıdır.

 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Ticaret Bakanlığı İlan Verileri Maliye İçin "Kesin Delil" Mi?

Dijital Denetim Kıskacında Gayrimenkul Vergilendirmesi ve "Otomatik Matrah" Yanılgısı Giriş Gayrimenkul piyasası, fiyatların a...