11 Ağustos 2026 Salı

Tobb’un Önerileri Sanayisizleşmeyi Durdurabilir Mi?

Sanayisizleşme her zaman fabrikanın kapısına kilit vurulmasıyla başlamaz. Bazen fabrika çalışır ama yeni makine alınmaz, yatırım ertelenir, Ar-Ge bütçesi kısılır, işletme sermayesi üretim yerine borç çevirmeye gider. Asıl tehlike, bir ülkenin bugünkü üretimini sürdürürken yarının üretme yeteneğini kaybetmesidir.

TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu'nun 4 Ağustos'ta  Kahramanmaraş’ta yaptığı açıklamalar bu nedenle önemlidir. Yüksek enflasyon, faiz, daralan kredi limitleri, yüksek teminat talepleri ve finansman maliyetlerinin reel sektörü zorladığını belirten Hisarcıklıoğlu; KGF destekli kredilerin artırılmasını, TOBB Nefes Kredilerinin sürdürülmesini, ihracat reeskont kredilerinin 70 milyar dolara çıkarılmasını ve döviz dönüşüm desteğinin güçlendirilmesini istedi.

Peki, bu öneriler sanayisizleşmeyi durdurabilir mi?

Kısa vadede sanayiciye nefes aldırabilir. Ancak tek başına çözüm değildir.

Çünkü Türkiye'nin sanayi sorunu yalnızca kredi sorunu değildir.

Rakamlar ne söylüyor?

Türkiye ekonomisi 2024'te yüzde 3,2 büyürken sanayinin büyümesi yalnızca yüzde 0,5'te kaldı. İmalat sanayinin GSYH içindeki payı yüzde 16,8 olarak gerçekleşti. Daha dikkat çekici olan ise teknoloji yapısıdır. 2025'te imalat sanayi ürünleri satışlarının yalnızca yüzde 3,6'sı yüksek teknoloji ürünlerinden oluşurken, düşük ve orta-düşük teknoloji ürünlerinin toplam payı yüzde 67,5 oldu.

Yani sorun yalnızca “ne kadar üretiyoruz?” değildir.

Asıl soru, “ne üretiyoruz ve ne kadar katma değer yaratıyoruz?” sorusudur.

2026 verileri de istikrarlı bir tabloya henüz işaret etmiyor. Nisan ayında sanayi üretimi yıllık yüzde 6 artarken, Mayıs ayında yıllık değişim sıfır oldu; aylık sanayi üretimi yüzde 2,9 imalat sanayi üretimi yüzde 3,3 geriledi. Aynı dönemde imalat sanayi üretici fiyatları yıllık yüzde 30,72 arttı.

Sanayici böyle bir ortamda yalnızca üretmiyor; aynı zamanda yüksek maliyet, yüksek faiz, daralan iç pazar ve dış rekabetle mücadele ediyor.

Sanayici neden yatırım yapamıyor?

Sanayici hammaddesini bugün alıyor, işçisinin ücretini ve enerjisini bugün ödüyor; fakat sattığı malın parasını aylar sonra tahsil ediyor. Aradaki finansman açığını krediyle kapatıyor. Faiz yükseldiğinde maliyet artıyor, kredi limiti daraldığında üretim kapasitesi düşüyor.

Bir noktadan sonra sanayici yatırım yapmayı değil, ayakta kalmayı düşünüyor.

İşte sanayisizleşmenin sessiz başlangıcı budur.

Çünkü yatırım ertelenirse teknoloji eskir. Teknoloji eskirse verimlilik düşer. Verimlilik düşerse rekabet gücü zayıflar. Sonunda fabrika açık kalsa bile ülke geleceğin sanayisini kaybetmeye başlar.

Üstelik Türkiye yalnızca finansman sorunuyla karşı karşıya değildir. Çin'in ölçek ekonomisi ve kamu destekleri, Avrupa pazarındaki yavaşlama, enerji ve işçilik maliyetleri Türkiye sanayicisinin rekabet gücünü zorlamaktadır.

Buna karşı yalnızca daha fazla kredi vermek yeterli değildir.

Türkiye'nin yeni bir sanayi politikasına ihtiyacı var

KGF kredileri, reeskont kredileri ve ihracat destekleri gereklidir. Fakat bunlar yangına su taşımaktır.

Kalıcı çözüm; yüksek teknoloji yatırımlarını, Ar-Ge'yi, nitelikli işgücünü, mesleki eğitimi, yerli ara malı üretimini, enerji verimliliğini ve ihracatta yüksek katma değeri destekleyen uzun vadeli bir sanayi politikasıdır. Her şeyden önce de ülkede öngörülebilir bir hukuk düzenin var olması gerekir.

Kamu desteği yalnızca işletmenin borcunu çevirmesine değil; yatırım yapmasına, yeni istihdam yaratmasına, teknoloji geliştirmesine ve verimliliğini artırmasına bağlanmalıdır. Çevresel sürdürülebilir bir yatırım oratmı yaratması gerekir.

Çünkü devletin görevi her işletmenin zararını finanse etmek değil, üretken yatırımı finansal spekülasyondan daha cazip hale getirecek ekonomik düzeni kurmaktır.

Bir fabrikanın kapanması da yalnızca ekonomik bir olay değildir. O fabrikanın işçisi, mühendisi, tedarikçisi, servisçisi, esnafı ve yıllar içinde biriktirdiği üretim bilgisi ve çevresiyle kurduğu sosyal ve kültürel bir bağı vardır.

Fabrika kapanınca yalnızca makine susmaz; emek, bilgi ve üretim hafızası da kaybolur.

Bu nedenle sanayi politikası aynı zamanda sosyal politikadır.

TOBB'un çağrısı önemlidir. Reel sektörün bugün finansmana ihtiyacı vardır. Ancak kredi sanayinin oksijenidir; tek başına sağlıklı bir sanayi yaratmaz.

Türkiye'nin ihtiyacı yalnızca sanayiciye kredi vermek değil, sanayicinin yeniden yatırım yapabileceği bir ekonomik ortam yaratmaktır.

Öngörülebilir ekonomi politikası, hukuksal sistemi, rekabetçi enerji maliyeti, nitelikli insan gücü, yüksek teknoloji, Ar-Ge ve uzun vadeli finansman olmadan sanayisizleşme riski ortadan kalkmaz.

Çünkü bir ülkenin gerçek zenginliği yalnızca bankasındaki para değildir.

Fabrikasında ürettiği mal, mühendisinin geliştirdiği teknoloji, işçisinin alın teri ve geleceğini kendi elleriyle üretebilme gücüdür.

TOBB'un önerileri sanayiciye bugün nefes aldırabilir.

Ama Türkiye'nin asıl ihtiyacı, yarın da üretebilen bir ekonomi kurmaktır.

Çünkü fabrikalar kapanmadan da sanayisizleşme başlayabilir.

Mesele fabrikayı bugün açık tutmak değil; Türkiye'nin yarın da üretebilmesini sağlamaktır.

 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Tobb’un Önerileri Sanayisizleşmeyi Durdurabilir Mi?

Sanayisizleşme her zaman fabrikanın kapısına kilit vurulmasıyla başlamaz. Bazen fabrika çalışır ama yeni makine alınmaz, yatırım ertelenir, ...