31 Ekim 2025 Cuma

Süresinden Sonra veya Hiç Verilmemiş Beyannamelerde “Özel Onay” Kutucukları Nasıl Seçilir?

 

Beyanname, süresi içinde gönderilmemişse ya da hiç verilmemişse veya gönderilmiş ancak düzeltme gereği ortaya çıkmış ise sistemde doğru kutucukların seçilmesi çok önemlidir.

Yanlış seçim, pişmanlık hükümlerinin geçersiz sayılmasına ve %50 vergi ziyaı cezası uygulanmasına neden olabilir.

Aşağıdaki rehber, hangi durumda hangi kutucukların işaretleneceğini açık biçimde gösterir;

1.Beyan Hiç Verilmemiş ve Süresi Geçmişse

  • İlk kez gönderiliyorsa:


 KSS (Kanuni Süresinden Sonra)

Beyanname süresi geçmiş, ama ilk defa veriliyor.

  • Eğer mükellef pişmanlık hükümlerinden yararlanmak istiyorsa:


 KSS + PIS (Pişmanlık Talebi)

Pişmanlıkla beyan verildiğinde ceza uygulanmaz, sadece gecikme faizi ödenir.

2.Daha Önce Verilmiş, Ancak Düzeltme Gerekiyorsa

  • Eski beyan yanlışsa ve düzeltiliyorsa:


 DZT (Düzeltme Beyannamesi) seçilir.

  • Eğer bu düzeltme sonucu ek vergi/ödeme çıkıyorsa:


 DZT + PIS

Vergi ziyaı cezası olmaz, sadece gecikme faizi ödenir.

  • Eğer düzeltme sonucu ödeme çıkmıyorsa (fazla beyan düzeltiliyorsa):


 DZT + KSS

Sadece damga vergisi tahakkuk eder.


 Kısaca Hatırlayalım:

Durum

Seçilecek Kutucuk(lar)

Açıklama

Sonuç

Süresi geçmiş, ilk kez veriliyor

KSS

Süre kaçmış ama ilk beyan

Gecikme faizi

Süresi geçmiş, pişmanlıkla veriliyor

KSS + PIS

Pişmanlık hükümlerinden yararlanılıyor

Ceza yok, faiz var

Düzeltme, ek vergi var

DZT + PIS

Ek vergi doğuyor

Ceza yok, faiz var

Düzeltme, ödeme yok

DZT + KSS

Düzeltme ama vergi çıkmıyor

Sadece damga vergisi


 Unutmayın:
“PİS” kutucuğu, sadece pişmanlık hükümlerinin uygulanacağı durumlarda işaretlenmelidir.
Aksi durumda sistem, pişmanlık beyanını normal KSS beyanı gibi algılar ve ceza uygular.

30 Ekim 2025 Perşembe

TÜFE Güncellemesi, Rakamların Ötesinde Yeni Bir Dönem

 

Yeni hesaplama sistemi, hanehalkının cüzdanında nasıl bir etki yaratacak?


Özet

 TÜİK’in 30 Ekim 2025 tarihli duyurusuyla, 2026 yılı Ocak ayından itibaren yürürlüğe girecek olan yeni Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) hesaplama sistemi, yalnızca teknik bir revizyon değildir. Bu değişiklik, fiyat ölçüm mantığını “2003=100” temel yılından “2025=100” temel yılına taşıyarak hem sınıflama sistemini hem de ağırlık yapısını yenilemektedir. Avrupa Birliği uyumlu ECOICOP v2 sistemine geçilmesiyle birlikte, hanehalkı harcamalarının ölçülme biçimi değişecektir. Bu da doğal olarak asgari ücret, emekli maaşı, kira tavan artışları gibi hayatın merkezinde yer alan göstergeleri dolaylı biçimde etkileyecektir.

1.Değişikliğin Arka Planı: Rakamlar Neden Yeniden Hesaplanıyor?

TÜFE, yaşamın nabzını tutan bir ölçektir. Market rafındaki ekmekten, kira bedeline kadar uzanan geniş bir yelpazede “hayatın maliyetini” rakamlara dönüştürür.

TÜİK, bu endeksin 2003 yılından beri değişmeyen temel yapısını artık günümüz tüketim kalıplarına uygun hale getiriyor. Çünkü 2003’ün harcama sepeti ile 2025’in dijital, enerji dönüşümüne uğramış ve hizmet ağırlıklı ekonomisinin sepeti artık aynı değil.

Yeni sistem, ECOICOP v2 sınıflamasına dayanıyor. Bu, Avrupa Birliği ülkelerinde kullanılan en güncel tüketim harcaması sınıflama yapısı. TÜİK, bu yolla harcama kalemlerini yeniden gruplayacak, ağırlıkları ise “Hanehalkı Nihai Tüketim Harcamaları”na göre belirleyecek.

2. Değişikliğin Teknik Görünümü: Temel Yıl 2025, Sınıflama ECOICOP v2

Yeni sistemle birlikte TÜFE’nin temel yılı 2025=100 olacak. Bu da geçmiş dönem serilerinin yeniden oluşturulması anlamına gelmiyor; sadece tarihsel verilerin yeni sınıflama yapısına göre yeniden gruplanması demek.

Yani manşet enflasyon oranlarında dramatik bir değişiklik beklenmiyor. Ancak, bazı alt endekslerde sınıflama farkları oluşabileceğinden, örneğin “ulaştırma” veya “gıda dışı harcama” gibi kalemlerde yıllık değişim oranlarında küçük oynamalar gözlenebilir.

3. Hanehalkı Üzerindeki Olası Etkiler: TÜFE’nin Gözlüğü Değişirse Ne Görürüz?

 Yapay olarak 2026 yılı için TÜFE beklentisini %34 kabul edelim. Bu durumda:

·         a) Asgari Ücret Artışı

Asgari ücret belirlenirken TÜFE, refah payı ve büyüme oranları dikkate alınır. Yeni sistemle bazı harcama gruplarının ağırlıkları değişeceğinden, özellikle gıda ve kira harcamalarının ağırlığı artarsa, enflasyon oranı halkın gerçek harcama yapısına biraz daha yaklaşacaktır. Bu da asgari ücretin artış oranının reel olarak biraz daha yüksek belirlenmesi sonucunu doğurabilir.

·         b) Emekli Maaşları

Emekli maaşları, büyük ölçüde TÜFE oranına endekslidir. Yeni sepet, hizmet ve sağlık harcamalarını daha doğru yansıtacağı için, emekli kesimi lehine daha isabetli bir artış oranı ortaya çıkabilir. Ancak, geçmiş serilerin baz yılı değiştiğinden, geçici dönemde bazı farkların uyumlaştırma katsayılarıyla düzeltilmesi gerekecektir.

·         c) Kira Tavan Artışı

Kira artış tavanı da TÜFE’nin 12 aylık ortalamasına bağlıdır. Yeni sistemde barınma giderlerinin ağırlığı artarsa, kira artış oranlarında sınırlı da olsa yükselme eğilimi görülebilir. Bu da kiracılar için yük, mal sahipleri için ise gelirde artış anlamına gelebilir.

4. Büyük Resim: TÜFE Artık Sadece Bir İstatistik Değil

 Bu düzenleme, yalnızca sayısal bir düzeltme değil; Türkiye’nin Avrupa Birliği ile veri standardizasyonuna geçişinin de bir adımıdır. TÜFE artık sadece fiyat artışını değil, harcama davranışlarını da modern biçimde ölçen bir endekse dönüşmektedir. Bu sayede, hanehalkının gerçek yaşam maliyeti, politika yapıcıların masasında daha görünür hale gelecektir.

Sonuç: Yeni TÜFE, Yeni Gerçeklik

TÜİK’in 2026’dan itibaren uygulayacağı yeni TÜFE yapısı, geçmişten bugüne uzanan bir fiyat hikâyesini yeni kelimelerle anlatmaya hazırlanıyor. Rakamlar aynı kalabilir, ama bu kez o rakamların temsil ettiği hayatın ritmi değişecek.

Bu nedenle TÜFE güncellemesi, yalnızca istatistik dairelerinin değil, her bir hanehalkının, her bir maaş bordrosunun, her bir kira kontratının konusudur.

Ekonominin dili değişiyor; önemli olan, bu dili doğru okumak…

Kaynakça

 

• TÜİK, “TÜFE Temel Yıl Güncellemesi ve Hesaplama Sisteminde Yapılacak Değişikliklere İlişkin Kamuoyu Duyurusu”, 30.10.2025.
• Avrupa Komisyonu, “ECOICOP v2 Classification Manual”, 2025.
5510 sayılı Kanun, 4857 sayılı İş Kanunu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu.

26 Ekim 2025 Pazar

Yorgun Bir Mesleğin Sessiz Çığlığı; Bütünleşme Zamanı

Özet

Muhasebe mesleği son yıllarda dijitalleşme, mevzuat yoğunluğu ve idari taleplerin artması nedeniyle yapısal bir dönüşüm süreci yaşamaktadır. Bu süreç, meslek mensuplarının çalışma koşullarını ağırlaştırmış, sosyal statülerini zayıflatmış ve meslek örgütleriyle olan aidiyet bağlarını zedelemiştir.

E-beyan, e-defter, e-fatura gibi uygulamaların idare tarafından sık değişen düzenlemelerle yürütülmesi, meslek mensupları üzerinde idari baskı ve psikolojik yorgunluk yaratmaktadır. Bunun yanında ücret standardı eksikliği, meslek unvanları arasındaki dengesizlik (SMMM–YMM ayrımı) ve örgütsel temsildeki adaletsizlikler mesleğin bütünlüğünü zedeleyen başlıca sorunlardır. TÜRMOB genel kurulunun yeni yapıldığı ve mesleki sorunların genel kurulda dile getirildiği gibi meslek mensuplarını ne kadar çok  meslek ve meslektaşın geleceği adına kaygı ve endişeye sevk eden durumda olduğu bir kez daha görüldü. 

Bu makale, söz konusu sorunları sistematik biçimde ele alarak, bütünleşik, katılımcı ve insan merkezli bir meslek örgütlenmesinin inşası için öneriler sunmaktadır.

Anahtar Kelimeler: Muhasebe Mesleği, TÜRMOB, Meslek Örgütlenmesi, Dijital Dönüşüm, Mesleki Aidiyet, Kurumsal Bütünleşme

1. Giriş

Muhasebe mesleği, ekonomik düzenin en görünmeyen ama en hayati damarlarından biridir.

Ancak son dönemde bu damar, aşırı yüklenme ve baskı nedeniyle tıkanma tehlikesiyle karşı karşıyadır.

Artan mevzuat talepleri, sürekli değişen e-sistemler ve idarenin beklentileri, meslek mensuplarının çalışma yaşamını yalnızca teknik açıdan değil, psikolojik ve sosyal açıdan da zorlaştırmaktadır.

Bu tablo, yalnızca bireysel bir yorgunluk değil; kurumsal bir tükenmişliğe işaret etmektedir.

Meslek örgütlerinin (TÜRMOB ve odalar) bu süreçte üstlendiği rol, mesleğin geleceği açısından belirleyici niteliktedir.

2. Mesleğin Güncel Sorunları

2.1. Dijitalleşmenin Getirdiği Görünmeyen Baskı

E-beyanname, e-defter, e-fatura, e-arşiv ve e-irsaliye gibi uygulamalar, ilk bakışta modernleşmenin göstergesi olarak sunulsa da, uygulamada idari yük artışı anlamına gelmektedir.

Her değişiklik, yeni bir stres kaynağına dönüşmektedir. Vergi idaresi sürekli değişiklikler yaparak "neredeyse her ay" meslek mensubuna ek bir bilgi yükü oluşturmaktadır.

Vergi idaresinin “kolaylaştırma” iddiasına rağmen, sistemlerin eşzamanlı değişimi ve teknik aksaklıklar, meslek mensupları üzerinde kurumsal mobbing etkisi yaratmaktadır.

2.2. Ücret ve Sosyal Statü Sorunu

Meslek mensuplarının çoğu, emeğinin karşılığını alamamakta; düşük ücret rekabeti mesleğin itibarını zedelemektedir.

Ücret yalnızca ekonomik bir konu değildir; emeğe verilen toplumsal değerin göstergesidir.

Toplum nezdinde muhasebeci, çoğu zaman “beyanname dolduran kişi” olarak görülmekte, oysa gerçekte işletmenin finansal sağlığını ve vergi adaletini sağlayan bir uzmandır. Son yapay zekâ uygulaması "KURGAN" yapılanmasında ise meslek mensubuna bir finans uzmanı ve vergi danışmanı olması gerektiği vurgusu yapılmaktadır.

2.3. Meslek Unvanları Arası Dengesizlik (SMMM–YMM)

Mesleğin içinde yıllardır süregelen unvan temelli ayrım, dayanışmayı zayıflatmakta ve örgütsel bölünmeyi derinleştirmektedir.

TÜRMOB yönetiminde temsiliyet dengesizliği, tabanda aidiyet kaybına neden olmaktadır.

Üyeler, artık “benim odam” diyememekte, yönetimle arasındaki bağ giderek zayıflamaktadır. Hak kayıplarını bir tarafa bırakalım sıradan menfaatlerini savunamaz ve kendini yalnız hissederek, mesleki dayanışmadan ve meslek odasından kopmaktadır.

2.4. Aidiyet Kaybı ve Kurumsal Sessizlik

Birçok meslek mensubu, meslek örgütünü yalnızca bir zorunluluk olarak görmekte; temsil edildiğini hissetmemektedir.

Bu durum, örgütsel kimliği zayıflatmakta, birlik duygusunun yerini yabancılaşma almaktadır.

Oysa meslek örgütü, yalnızca bir yönetim yapısı değil; üyelerinin ortak vicdanı ve kendini üretim ilişkileri içerisinde nasıl gördüğünün sosyal bir aynasıdır.

3. TÜRMOB’un Rolü ve Sorumluluğu

TÜRMOB, mesleğin kurumsal çatı örgütü olarak yalnızca düzenleyici değil, savunucu bir rol üstlenmelidir. Sadece ticari hayatı düzenleyen kurullar ile sermayeye yönelik akıl veren  raporlar yazmamalı aynı zamanda meslek mensuplarının özlük haklarını dile getiren, muhataplarına anlatan bir yol izlemelidir. TÜRMOB  sadece uluslar arası muhataplarının ortaya koyduğu muhasebe ve vb. belgeleri aktarmak değil, ülkemizin özgül ekonomik, sosyal yapısına yönelik meslek mensuplarını katarak özgün çalışmalar ortaya koymalıdır.

İdare karşısında meslek mensuplarının haklarını koruyan, dijital dönüşüm süreçlerinde görüş bildiren ve mesleki dengeyi sağlayan bir yapı, kurumsal bütünleşmenin ön koşuludur. Vergi idaresinin ihtiyaçları üzerinden değil, ekonomik birimlerin ihtiyaçları ile işletme ilgililerinin ihtiyaçları üzerinden mesleki çözümler üretmelidir.

Bugün en büyük ihtiyaç, temsilin ötesine geçip katılımı kurumsallaştırmaktır. Sadece vergi idaresinden beyan sürelerinin uzatılması, meslek mensupları arasında haksız rekabeti oluşturduğu gibi sonuçta meslek mensubuna hiç bir şey de kazandırmamaktadır.

Delegeler, yalnızca seçim dönemlerinde değil; sürekli iletişim ve paylaşım içinde olmalıdır.

Bu anlayış, örgütü yukarıdan aşağıya değil, tabandan yukarıya yeniden inşa eder. Sorunların tespiti ve çözümüne paydaşları ile birlikte kalıcı katkılar sağlar

4. Çözüm Önerileri: Bütünleşik ve Katılımcı Bir Meslek Yapısı

1.     Dijital Dönüşümün İnsan Merkezli Hale Getirilmesi

·         İdare, yeni sistemleri uygulamaya koymadan önce meslek örgütlerinin teknik görüşünü almalıdır.

·         Meslek mensuplarına yeterli geçiş süresi tanınmalı, pilot uygulamalarla sistem oturtulmalıdır.

2.     SMMM–YMM Temsiliyet Dengesinin Sağlanması

·         TÜRMOB yönetiminde eşit temsiliyeti ilkesi benimsenmeli, karar organlarında orantısal adalet sağlanmalıdır.

3.     Ücret Standardı ve Emek Değeri:

·         Asgari ücret tarifesi piyasa gerçeklerine göre güncellenmeli, ücret rekabeti yerine kalite temelli, ekonomi aktörlerinin ihtiyaçlarını sağlayacak standartlar öne çıkarılmalıdır.

4.     Kurumsal Şeffaflık ve Katılım:

·         TÜRMOB ve odalar, düzenli “açık oturum” ve “meslek meclisi” toplantılarıyla üyeyi karar süreçlerine dâhil etmelidir. Gündelik sorunlardan başlayarak ekonomik eğilimleri ve teknolojik gelişmeleri de dikkate alan geleceği yeniden inşa edecek politikalar geliştirmelidir.

5.     Mesleğin Sosyal İtibarının Yeniden İnşası:

·         Toplumda muhasebe mesleğinin üretim süreçlerine, istihdama, toplumsal kalkınmaya katkısının nasıl olduğunu, sağlıklı bir ekonominin kayıtlı ekonomi olduğunu anlatmalıdır.

·         Kamuoyunda muhasebe mesleğinin danışmanlık ve denetim boyutu ön plana çıkarılmalı; medya ve eğitim yoluyla algı güçlendirilmelidir.

5. Sonuç

Muhasebe mesleği, bir dönüm noktasındadır.

Sayıların ardında görünmeyen bir emek, bir vicdan ve bir toplumsal sorumluluk yatmaktadır.

Bu meslek, yalnızca belgelerle değil, insan hikâyeleriyle ayakta durur.

Yorgunluk, tükenmişlik ve değersizleşme duygusunu aşmanın yolu, kurumsal dayanışma ve mesleki birliktir.

Gerçek bütünleşme, yönetimin çağrısıyla değil; üyelerin ortak sesiyle mümkündür.

TÜRMOB, ve odalar bu sesi duyduğu ve ona karşılık verdiği ölçüde yeniden güçlenecektir.

Çünkü bir mesleği geleceğe taşıyan şey, teknik bilgi değil, paylaşılan değer duygusudur.

Kaynakça

  • 3568 Sayılı Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanunu
  • Gelir İdaresi Başkanlığı e-Belge ve e-Defter Rehberleri
  • TÜRMOB Mevzuat ve Meslek Etiği İlkeleri

 

 

 

 

 


23 Ekim 2025 Perşembe

Beyannamede Toplama Yapilmayan Haller (GVK M.86) -2025 Yili İtibariyla Değerlendirme

 

Özet

193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 86. maddesi, gerçek kişilerin elde ettiği gelirlerin hangi durumlarda yıllık beyannameye dahil edilmeden, stopaj yoluyla nihai vergilendirilmiş sayılacağını düzenlemektedir. Bu çalışmada, 2025 yılı itibarıyla yürürlükte bulunan hükümler, istisna sınırları ve uygulamada dikkat edilmesi gereken hususlar incelenmiştir.

1. Giriş

Gelir Vergisi Kanunu, gelir unsurlarının beyan esasını genel kural olarak öngörmekle birlikte, belirli gelir türlerinde stopaj veya istisna uygulaması nedeniyle beyannameye dahil edilmeden vergilendirme yapılmasına imkân tanımaktadır. Bu düzenlemenin amacı; hem vergi idaresinin tahsil güvenliğini artırmak hem de küçük tutarlı veya nihai vergilendirilmiş gelirler bakımından mükellef üzerindeki idari yükü azaltmaktır.

2. Beyannamenin Verilmediği Durumların Yasal Dayanağı

GVK’nın 86. maddesi; beyanname verilmesini gerektirmeyen gelirleri gelir türü, istisna koşulu ve tutar sınırları itibarıyla belirlemiştir. 2025 yılı itibarıyla yürürlükteki sınırlar, GVK m.103’teki gelir dilimleri esas alınarak belirlenmiştir.

Aşağıdaki tablo 2025 yılı itibarıyla yürürlükte olan düzenlemeyi göstermektedir:

Gelir Türü

Beyanname Verilme Durumu

İstisna / Şart

Yasal Dayanak

Açıklama / Not

Gerçek usulde vergilendirilmeyen zirai kazançlar

Beyan edilmez

Gerçek usulde vergilendirilmemiş olma koşulu

GVK m.86/1-a

Stopaj yoluyla götürü usulde vergilendirilen gelirler nihai sayılır.

Menkul sermaye iratları (GVK m.75/15-16)

Beyan edilmez

İstisna haddini aşmama

GVK m.86/1-a, 6327 s.K. m.7

Tevkifat yoluyla vergilendirilen faiz ve temettüler beyan dışıdır.

Tek işverenden alınan tevkifatlı ücretler

Beyan edilmez

Yıllık toplam GVK m.103 dördüncü dilim tutarını (2025 için 3.000.000 TL) aşmamalı

GVK m.86/1-b

Tek işverenden alınan ücretler stopajla vergilendirildiğinden ayrıca beyan edilmez.

Birden fazla işverenden alınan ücretler

Beyan edilmez (belirli şartlarla)

İkinci işverenden alınan ücret toplamı GVK m.103 ikinci dilim tutarını (230.000 TL) aşmamalı

GVK m.86/1-b, 7194 s.K. m.15

Sınır aşıldığında tüm ücret gelirleri beyan edilir.

Tevkifata tabi menkul sermaye iratları (faiz, repo vb.)

Beyan edilmez

Toplam tutar 230.000 TL’yi aşmamalı

GVK m.86/1-c

Stopajla vergilendirilen menkul iratlar beyan dışıdır.

Gayrimenkul sermaye iratları (kira gelirleri)

Beyan edilmez (sınır içinde)

Stopajlı kira gelirleri toplamı 230.000 TL’yi aşmamalı

GVK m.86/1-c

İşyeri kiralarına ilişkin stopaj nihai vergilendirme sayılır.

Küçük tutarlı tevkifata tabi olmayan menkul ve gayrimenkul sermaye iratları

Beyan edilmez

Toplam 2025 yılı için 18.000 TL’yi aşmamalı

GVK m.86/1-d, 329 Seri No.lu Tebliğ

Düşük tutarlı gelirlerin beyanı mükellefiyet yükü doğurmamaktadır.

Dar mükellef gerçek kişiler (Türkiye’de elde edilen gelirler)

Beyan edilmez

Gelirin tamamı Türkiye’de tevkifata tabi tutulmuş olmalı

GVK m.86/2

Türkiye’de tevkifata tabi gelirler beyan dışıdır.

3. 2025 Yılı İçin İstisna Sınırlarının Değerlendirilmesi

2025 yılı itibarıyla GVK m.103’te yer alan gelir dilimleri dikkate alındığında; ikinci gelir dilimi 230.000 TL, dördüncü gelir dilimi ise 3.000.000 TL olarak belirlenmiştir. Bu tutarlar, özellikle birden fazla işverenden alınan ücretler ile tevkifata tabi iratlar için beyan sınırlarını doğrudan belirlemektedir.

4. Uygulamada Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar

•Beyan dışı gelirlerin tamamı tevkifat yoluyla nihai vergilendirilmiş olmalıdır.

•İstisna sınırının aşılması halinde yalnızca aşan kısım değil, tamamı beyan edilir.

•Ücret gelirlerinde işveren sayısı dikkate alınırken, aynı kurum içinde birden fazla pozisyondan elde edilen ücretler tek işveren sayılır.

• Tevkifatsız gelirlerin küçük tutarlarda da olsa 18.000 TL’yi aşması beyan yükümlülüğü doğurur.

5. Sonuç

GVK m.86, gelir vergisi sisteminde nihai vergilendirme anlayışının en önemli araçlarından biridir. 2025 yılı itibarıyla yeniden değerleme oranları dikkate alınarak belirlenen sınırlar, hem idarenin vergi tahsil güvenliğini hem de mükelleflerin idari kolaylığını sağlamaya yöneliktir. Ancak ekonomik koşulların hızla değiştiği bir ortamda, bu sınırların enflasyon oranlarıyla daha dinamik uyum içinde güncellenmesi, uygulama birliği açısından önem taşımaktadır.

Dipnotlar

1. 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu, madde 86.
2. 7194 sayılı Kanun, madde 15.
3. 6327 sayılı Kanun, madde 7.
4. 329 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliği.
5. GVK madde 103 – 2025 yılı gelir dilimleri.

Büyüme Var, Paylaşım Yok, Yoksulluk Neden Artıyor?

  Türkiye’de yoksulluk artıyor. Bu artık bir “hissetme” meselesi değil, resmî verilerle sabit bir gerçek . TÜRK-İŞ’in Ocak 2026’da açıkladı...